| Cumhuriyetin Ruhu |
| Adnan YILDIZ |
| Yazar Adnan YILDIZ |
| Cuma, 29 Ekim 2010 14:29 |
|
Yıl 29 Teşrinievvel 1339 (29 Ekim 1923) Meclisin 43. Toplantısı. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının bir önceki akşam son şeklini verdikleri, Teşkilatı Esasiye Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine yönelik taslak, saat 20.30’da oylamaya sunulmuştu. Oylamaya sunulan bu taslak gereği, Cumhuriyet alenen ilan edilecek ayrıca devletin dininin İslam, dilinin Türkçe olduğu, Meclisin çalışma esasları ve en önemlisi ilan edilecek Cumhuriyetin başının Cumhurbaşkanı olduğu hükümleri yasalaşacaktı. İlk olarak birinci madde değişikliği oylanmıştı. Daha önceki hali,‘‘Hakimiyet, bilakaydüşart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatı bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir’’ şeklinde olan maddeye ‘‘Türkiye Devletinin şekli Hükümeti Cumhuriyettir’’ fıkrası eklenmişti. Böylece Milli Mücadelenin başından itibaren malum olan bir husus ilan ediliyordu. Kanunun bu hali, hiç itiraz edilmeden kabul edilmiş ve meclis ‘‘Yaşasın Cumhuriyet’’ tezahüratlarıyla inlemişti. Sıra diğer maddelerdeydi. Bu maddeler de sırasıyla kabul edilmiş hemen arkasından Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçilmiş ve tarihi bir konuşma yapmıştı. Bu arada milletvekilleri de görüşmeler esnasında coşkulu konuşmalar yapmışlardı. Bu güne kadar meclis tutanaklarında kalmış olan bu konuşmalardan bir tanesi de Karahisarı Şarki mebusu Mehmed Emin Bey’in konuşmasıdır. Aslında bu konuşmalar, Milli Mücadelenin içinde yer alan bu insanlar için yeni kurulan Türk Devletinin ve Cumhuriyetin ne anlama geldiğini anlatmaya yeterlidir. Bu amaçlarla, Mehmed Emin Bey’in konuşmasını Meclis zabıtlarına geçmiş haliyle sizlerle paylaşıyoruz. Mehmed Emin Bey, konuşmasında önce dünya tarihini kısaca özetliyor ve şöyle devam ediyordu. ‘‘…Esir yaratmayan Allah hırs ve gururu tedibettirmek (terbiye etmek) için bir elinde kılıç bir elinde asa olduğu halde dünyaya inkılap yapacak bir büyük Peygamberin gönderilmesine ihtiyaç gördü ve gönderdi. O, kılıcı ile zalim hükümdarları tedibetttiği gibi (terbiye ettiği gibi), asası ile de kanlı tahtları kanlı saltanatları yerin dibine geçirtti. Adsıza şeref, esire hürriyet, zayıfa hak, sefile saadet verdirecek bir Allah’ın hükümetini kurdu ve bunun adı Cumhuriyetti. (Alkışlar) Ondört asır sonradır ki, ey arkadaşlar! Allah yine böyle bir ilahi hükümet kurdurmak, ikinci bir mucizesini yaptırmak için en müntehap (seçkin) en büyük bir milleti intihabetmiştir (seçmiştir), bu millet Türk Milletidir. Ondört asır evvel Peygamber Muhammed’in Mekke duvarlarında kurduğu Hükümeti, bugünde Türk Milleti Ankara’ya kurmuştur. Şu aziz saatte ben, bu ihtiyar arkadaşınız, Allah’ımdan bu Hükümeti takdis ederim. Bu Hükümetin (Devletin) temellerinin arzın (yeryüzünün) temelleri kadar sağlam olmasını isterim. Ben bu ihtiyar arkadaşınız, bu Hükümetin hak ve adalet güneşinin büyük ve küçük bütün caniplere (her tarafa) bütün alınlara mütesaviyen (eşit olarak) nurunu saçmasını isterim. (Amin sesleri.) Ve bu duamın kanatları altında, Cumhuriyetin ruhu önünde tazimen (saygıyla) kıyam ederek üç kere ‘‘Yaşasın Cumhuriyet’’ diye Hükümetimizi taziz etmelerini (sevgiyle anmalarını) muheterem arkadaşlardan temenni eylerim. (Yaşasın Cumhuriyet! Diye üç kere bağırıldı.) Mehmed Emin Bey konuşmasını böyle tamamlamıştı. Bizler de 87 yıl sonra bugün bir kez daha onları saygıyla anıyor ve sonsuza kadar, YAŞASIN CUMHURİYET diyoruz. Adnan YILDIZ Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 636 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|