| Kültürel Değerlerin Korunması Demek Teknolojiye Hayır Demek mi? |
| Birol BAHADIR |
| Yazar Birol BAHADIR |
| Pazar, 16 Ağustos 2009 21:54 |
|
Bizim için yazın sonuna doğru yaklaşmak demek Karadeniz şenliklerinin sonuna da yaklaşmak demek aynı zamanda… Her sene olduğu gibi bu sene de bizim gibi çeşitli sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı Karadeniz’den uzaklaşmış insanların kısa bir süre de olsa bölgeye akın ettiği bir yaz oldu diyebiliriz. Bunu yazmak çok üzücü ama artık bize “ Karadenizli tatilciler “ denmeye başlandı bile. Bu senede memleketimize gittik iznimizi kullandık ve geri döndük. Her sene bir önceki seneyi aratmaya başladı artık memlekette. Kısa kısa birkaç konuya değinmeden geçemeyeceğim. Sitemizde de yayınlanan ve Ali Bilir’in ele aldığı Sis Dağı “ Otomobil Göçü “ Yayla Şenlikleri isimli makaleyi pür dikkat okudum. Aslında benzer bir yazı yazmayı ben de düşünüyordum. Şenliklere ben de gittim. Kendisinin de dediği gibi şenlikte en dikkat çeken şey düzensizlik, organizyon eksikliği ve disiplinsizlikti.
![]() (Sis Dağı-Fotoğraf: Birol Bahadır) Bu sene Sis Dağı şenliklerinde katılımcı sayısı diğer senelerle eşdeğerdi fakat araç sayısı çok fazlaydı. 190.’ıncı şenliğe ev sahipliği yapan Sis Dağına aracınızla ulaşmak nerdeyse mümkün değil. İstanbul trafiğini aratmayacak sıkışıklıklar yaşandı. Aracınızı park edebilecek önceden planlanmış hiçbir yer yok! Trafiği düzenlemeye çalışan hiçbir görevli yok. Daha doğrusu 190.’ıncısı yapılan Sis Dağı şenliklerinin Pazar alanına gidebileceğiniz doğru düzgün bir yolu bile yok! Peki suçlu kim? Suçlu hepimiziz. Zamanında yaylalara gidiş gelişli asfalt yol yapılmasına hepimiz (bende dahil) karşı çıktık. Neden? Güya doğaya ve tarihi dokuya zarar gelecekti. Kültürel değerlerin korunması demek biz farkında olmasak ta bizim için teknolojiye hayır demekti aslında. Şimdi bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu çok iyi anlıyoruz. Zararın neresinden dönülürse kârdır demiş atalarımız. Sürekli yatırım yatırım diye bas bas bağırıyoruz ama sahil yoluna (kötü de olsa bir yatırım) karşı çıktık. Tamam, daha iyi yapılabilirdi belki ama bu ülkede çok iyi yapılan bir şey gösterebilir misiniz bana? Beklide kötüye razı olmak zorundayız. Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler, bizim bölgemiz içinde yatırım iyisi kötüsü olmaz. İstanbul boğazına iki tane köprü yapıldı tarihi doku ve doğa zedelenmedi(!) ama Karadeniz yaylalarına asfalt dökülünce doğa yok edildi (?). Zaten bizim de böyle düşünmemizi istiyorlardı ve bizde bir süre böyle düşündük. Marmara bölgesinde ilçeleri hatta en ufak beldeleri bile birbirine bağlamak için viyadükler yapılacak ama benim bölgeme sıra gelince birden herkes greenpeace’ci olacak!
![]() (Sis Dağı Şenlikleri-Fotoğraf: Birol Bahadır) Sis Dağına gidişli gelişli geniş asfalt bir yol yapılsa fena mı olur? Ya da bazı kesimleri tırmanmamak için viyadükler yapılsa iyi olmaz mı? Yatırım diyoruz işte bize yatırım. Sitemiz yazarlarından Bülen Şirin’le bir sohbetimizde bunları dile getirdiğimde kendisi de aynı yönde düşündüğü hatta Şalpazarı’nda (yer olarak aklımda değil) bir yerde viyadük yapılmasını bile eskiden düşündüğünü dile getirmişti. Evet, biz bu yüzyılda neden dağlara tırmanmakla uğraşıyoruz ki? Batıdaki insanın böyle bir derdi yok. Yolu var, köprüsü var, viyadüğü var, otobanı var. Doğaya zarar verecek denilen bu tür yatırımlar aksine bulunduğu yere her zaman değer katmıştır. Örnek olarak boğaz köprülerine bakınız. İstanbul boğazı ya da manzara denilince akla bu köprüler gelmiyor mu? Bütün boğaz fotoğraflarında bu köprüler ön planda değil mi? Tabii ki evet… Peki bu köprüler neye zarar verdi? Doğaya mı İstanbul’a mı? Aksine yarar getirdi. Bizde bir an önce şu tarihi doku ve doğa laflarını bırakıp yatırıma evet demeliyiz… Birol BAHADIR Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1103 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|