| Doğu Karadeniz Bölgesinde Yöresel Ürünlerin Pazarlanması-1 |
| Birol BAHADIR |
| Yazar Birol BAHADIR |
| Salı, 14 Kasım 2006 20:35 |
|
Doğu Karadeniz Bölgesi hepimizin bildiği üzere; üretim alanlarının ve iş sahalarının olmamasından dolayı sürekli dışarıya göç veren,ekonomik olarak bir türlü belini doğrultamayan bir bölgedir. Halkımız bölgeye sanayi kurumlarının kurulmamasından şikayet ederken, karşı taraf yani devlet ve yatırımcılar ise; bölgenin arazi yapısının sanayi tesisi kurulmasına uygun olmadığından dem vurur dururlar. Ben bildim bileli bu böyledir. Ne halk ortaya yeni bir söylem atar ne de yatırımcı ve devlet yeni bir anti-tez ortaya koyar.Bu kısır döngünün nereye kadar gideceği hakkında herhangi bir fikrim yok. Ancak bana göre bu durumlara düşmemizin asıl sebebi yöresel ve kültürel ürünleri pazarlayamamış olmamızdır. Bu yazımda ağırlıklı olarak yöresel ürün pazarlamasından bahsedeceğim. Bu makaleyi okumaya başlayanların “yöresel ürün pazarlaması nedir?” diye içlerinden soru sorduklarını tahmin edebiliyorum. Doğu Karadeniz Bölgesi kendi içerisinde sadece yöreye has birçok ürün üretmektedir. Gerek çay olsun gerek fındık olsun bu ürünlerin arasında sayabileceğimiz şeyler. Ama ben bunlardan bahsetmek yerine alışılagelmişin dışında başka ürünleri pazarlamanın yollarını irdeleyeceğim. Bunların başında ait olduğum ilçede üretilen ekmek yani Trabzon Vakfıkebir Ekmeği geliyor. Trabzon Vakfıkebir Ekmeğini biz neden yurtdışına satamıyoruz? “Ekmek de yurtdışına mı satılır?” diyenler olacaktır. Evet satılır... Bunu Fransızlar uyguluyor. Fransızların Poilane Ekmeği, Fransada Poilane Fırınında pişer ve günlük olarak Amerika, Japonya, İngiltere, Almanya ve Birleşik Arap Emirliklerine ihraç edilir. Ayrıca ekmekler internet üzerinden dünyanın herhangi bir bölgesinden online olarak sipariş edilmektedir. Bizim Vakfıkebir Ekmeği bırakın yurtdışına satılmayı, Vakfıkebir’den İstanbul’a bile satılamamaktadır. Hele ki bu ekmeği tanıtan geniş kapsamlı bir site bile yoktur. Vakfıkebir’deki bir fırıncının açtığı bir tane dar kapsamlı web sitesi var ama onun da maalesef ingilizce veya diğer dillere çevrilmiş yayını yoktur. Peki Vakfıkebir belediyesinin bu yöndeki tanıtım çalışmaları ne durumdadır? Her sene ağustos ayında yöreyle ve yörenin ait olduğu kültürle alakasız, karadenizin yerel motifleriyle yakından veya uzaktan ilişiği dahi olmayan şarkıları söyleyen şarkıcılara bir gece için astronomik rakamlarla anılan paralar ödeyip 2 gün 3 gece süren bir ekmek festivalinden başka hiçbir çalışma yoktur. Bu ekmek festivalini hem kültürel boyutta yapmalıyız hem de yurtdışına da festivalle ilgili güncel ve sürekli bilgiler geçmeliyiz. Vakfıkebir Ekmeğini yurtdışına online sipariş ile birlikte satmaya çalışmalıyız. Biz de Poilane Ekmek fırının uyguladığı yöntemleri uygulamalıyız. Bu şekilde ciddi kazançlar elde etmemiz mümkün. Ekmeğimizi ihraç etmeye çalışıp hem ülkemize hem de yöremize döviz girdisi sağlamalıyız. Ekmekten başka pazarlayabileceğimiz başka ürünlerimizde bulunmaktadır. Mesela; işlenmiş süt ürünlerine farklı bir marka adı vererek, yüzyıllardır olan bir malı markalaştırarak üreticiye farklı ya da yeni bir mal gibi göstererek yurtdışına ve yurtiçine satabiliriz. Bu ürünlere tereyağı, çökelek ve yöremizde değişik şekillerde üretilen peynir çeşitlerini örnek verebilirim. Tereyağını saklama koşullarına uygun olarak hem yurtiçine hem de yurtdışına satmamız gerekli. Bu yönde kurulacak bir fabrika yöremize çok büyük istihdam olanağı yaratacaktır. Sanayinin zaten yöremize yerleşmesi bu şekilde olacaktır. Süt ve süt ürünlerinden yararlanmamız gerekmektedir. Bugün hangi ülkede olursanız olun Hollanda ineğinin süt ürünlerini ve İsviçre çikolatasını bulup yiyebilirsiniz. İşte biz de bu şekilde markalaşma yoluna gitmeliyiz. Hollanda ve İsviçre çikolata yapmak için fındığı nereden alıyor? Türkiye’den... Sonra onu kendi yöresel ürünleriyle kaynaştırıp tekrar bize çikolatanın içinde geri satıyorlar, hem de üzerine fazladan bir kar marjı koyarak. Bu durum aklı başında bir insan için hem çok ürperticidir hem de üzerinde uzun uzun oturulup konuşulması gereken bir durumdur. Bizden fındığı alıp işliyorlar daha sonra aynı fındığı tekrar bize daha pahalı bir şekilde geri satıyorlar; ismini de "Hollanda -İsviçre çikolatası" koyuyorlar... Anlayacağınız durumumuz çok vahim... Fındık zaten bizim yöremizde üretiliyor, çiftçiyi de destekleyerek süt üretimini kontrollü bir şekilde arttırarak biz de Karadeniz’e ait bir çikolata markası yaratabiliriz. Bu markayı daha sonra yurtdışındaki fuarlarda ve kongrelerde çeşitli şekillerde tanıtıp ihracat firmalarıyla anlaşıp yurtdışına satabiliriz. Aynı zamanda bizim tarihi İpekyolu üzerinde bulunan bir de limanımız var. İran’ın, Rusya’nın, Arap Ülkelerinin ve Ortadoğu’nun Avrupa’ya açıldığı kapı: Trabzon Limanı.... Üretim yapmamız halinde Trabzon Limanından taşıma maliyetlerini en aza indirerek ihracat yapabiliriz. En kısa zamanda ürünlerimizi ilk başta markalaştırmalıyız daha sonra patentini almalıyız. Markalaştırdığımız bir ürün tüketicinin kafasında sanki farklı ya da özel bir ürünmüş gibi canlanacaktır. Ama aslında bu ürünler yöremizde yüzyıllardan beri üretilmektedir. İlgili sağlık kurumlarıyla temasa geçerek üretilen bu ürünlerin sağlığa ne gibi faydaları olduğunu ülke genelindeki gazetelerde duyurmaya çalışmalıyız. İşte bunları gerçekleştirmeye başladıktan sonra "yöre arazisi bakımından sanayi tesisi kurmaya uygun değildir" anti-tezini yıkmış olacağız. Şunu da hatırlattıktan sonra yazıma son vermek istiyorum: İsviçre’nin arazisi sanayi tesisi kurmaya çok mu uygun yoksa Doğu Karadeniz’e benziyor mu? Bu bilgiyi bir araştırın, sonra anti-tez öne sürenlerin haklı ya da haksız olduğunu anlarsınız. Daha sonra da bu anti-tezcilerin Yavuz SALTIK beyin tabiriyle "o kafa " dan olduğunu çok daha iyi idrak etmiş olursunuz. Doğu Karadeniz’de Pazarlama sorununu ele alan bu yazımın devamını da ileriki günlerde okuyabileceksiniz... Birol BAHADIR Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 3440 Geri dönüş(0)
Yorum (1)
![]() Yorum
|