• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 3. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > "Çorap Kokusu"nun Tarihçesi
"Çorap Kokusu"nun Tarihçesi
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Salı, 30 Haziran 2009 19:17

Volkan Konak çıkışlı tartışma küllenmeye yüz tuttu ama mesele bir sanatçının ara sıra sarfettiği bir takım sözlerin tartışmaya sebebiyet vermesinden ibaret değil. Dolayısıyla hararetini kaybetmiş olsa bile üzerinde bir miktar kafa yormakta fayda var.

Volkan Konak bilinçli mi kullandı, kimi ya da kimleri kastetti bilmiyorum ama çorap kokusu tabirinin hayli eskilere uzanan, Doğu ve Batı dünyalarının birbirlerine bakışları hakkında ipuçları veren sembolik anlamları mevcuttur.

Kafa yormaya parfüm ve topuklu ayakkabının icadından başlamamız yerinde bir girizgah olacaktır. Tarihi kaynaklardan öğrendiğimize göre eski zamanlarda batı ülkelerinde yıkanmak bilinmiyordu. Tuvalet diye bir yer de yoktu. Gidip görmedim ama Fransızların medarı iftiharı Versailles sarayında tuvalet olmadığı söylenir. Parfüm icat edilerek vücuttan sadır olan nahoş kokular bertaraf edilmeye çalışılmış, topuklu ayakkabı icat edilerek sağda solda biriken dışkı adacıklarının arasından sağ salim geçebilmenin yolu bulunmuştur. Ryszard Kapuscinsky, İran Devrimi’ni anlattığı “Şah in Şah” adlı kitabında, “Doğu ile Batı iki farklı dünyadır. Hiçbir zaman birbirlerini tam olarak anlayamazlar, hiçbir zaman birbirlerinin değer yargılarını tam olarak benimseyemezler.” diye iddialı bir tespitte bulunur. Batılılar da, Doğu karşısında üstünlüğü ele geçirmeye başladıkları dönemlerde Müslümanların ev ve camilerde ayakkabılarını çıkarmaları karşısında, muhtemelen kendi alışkanlıklarının etkisiyle mekana kokudan girilmeyeceğine hükmetmiş, daha sonra da bunu bir küçümseme unsuru haline getirmiş olacaklardır. (Günümüzde de hangi evlerde ayakkabıların çıkarılıp hangilerinde çıkarılmadığına dikkat ediniz)

Tanzimatla birlikte yüzünü Batı’ya çeviren bizimkiler oralara eğitim amacıyla gençleri göndermeye başladıktan ve onlar da oraların havasını doya doya ciğerlerine çekip geriye döndükten sonra dünyaya Batı’nın gözüyle bakmaya başlamışlar ve kendi toplumlarını küçümser olmuşlar. İnsanların olduğu gibi toplumların da hafızaları vardır. Volkan Konak’ın daha önceki sivri çıkışlarında karşılaşmadığı tepkiye bu sefer maruz kalması bu yüzdendir. Çorap kokusu ifadesi, toplumun hafızasında yer edinmiş olan küçümseme hadisesine gitmiş dokunmuştur.

Volkan Konak ne demiş, nasıl demiş olursa olsun gövdelerini kendisine yöneltilen eleştirilere siper eden bir kesim var. Büyük ölçüde ideolojik kaygılarla bu tavrı takınıyorlar. Bu sefer de Volkan Konak’ın kendi toplumunun insanlarını değil, komşu bir ülkenin liderini kastettiğini savundular. Değerli sanatçı çorap kokusu ve benzeri ifadeleri bilinçli kullanıyorsa yanlış, bilinçsiz kullanıyorsa cehalettir. Kimse kusura bakmasın. Haydi komşu ülkeyi ve gelmiş geçmiş liderlerini şamar oğlanı yapmak vakayi adiyeden sayılsın, kendi insanını aşağılamak olarak algılanacak lafları etmeden önce insan azıcık düşünmez mi? “Hepimiz Ermeniyiz” sloganının sahipleri de benzer bir hataya düşmüşler, Hrant Dink’i kastetmeye çalışırken, bu ülkede 100 yıldır insanların bütün eğitim hayatlarında nasıl ve neyle doldurulduklarını unutmuşlardı.

Prensip olarak sanatçının politik duruş sergilemesinde bir yanlışlık yoktur. Ancak ülkemizde politika asla bulaşılmaması gereken, sahtekâr adamların cirit attığı, malı götürdüğü bir alan olarak topluma dayatıldığı için insanlar varsa bile politik eğilimlerini fazla belli etmezler. Bir dönem uç bir partide politikaya giren ve bir sonraki seçimler yaklaştığı zaman televizyondaki konuşmalarında buna pişman olduğu yüzünden okunan Arif Sağ şöyle demişti: “Sanatçı bütün toplumu kucaklamak durumunda olan insandır. Politikaya girdiğiniz zaman taraf oluyor ve ister istemez farklı düşünenleri dışlamış oluyorsunuz.

Evet, ne yazık ki bizim toplumun gerçeği bu.

Bülent ŞİRİN
E-Posta:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...