• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > Yine Yağmur Geliyor...
Yine Yağmur Geliyor...
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Cuma, 31 Temmuz 2009 17:20

Seksenli yıllarda Eurythmics grubunun “Here Comes the Rain Again” adlı bir parçası hayli popüler olmuştu. Mealen tercümesini yazının başlığına koydum. Memlekette aşırı yağmurların etkili olduğu haberlerini işitince önce bu parça aklıma geldi. Sonra da çocukluğum… Memlekette geçen çocukluğum… Gri renkli yaz ayları… Göğe bakar dururdum, yağmur ne zaman duracak da dışarı çıkıp oynayabileceğiz diye. Gazete ve televizyonlarda ülkenin başka taraflarından günlük güneşlik görüntüler…

O zamanlar 1 Mayıs günü Bahar Bayramı adıyla resmi tatil yapılır, isteyenler de pikniğe filan giderlerdi. Bir seferinde bayramın yaklaştığı günlerde biz de birkaç aile kararlaştırdık, o gün pikniğe gideceğiz. Fakat küçük bir şart var, eğer hava güzel olursa... Yani yağmur yağmazsa... Nedense o geziye gitmeyi çok istiyordum ve günlerce televizyondan hava raporlarını takip etmiştim. Sonunda güneşli bir havada güzel bir gün geçirmiştik.

Fındık toplama zamanı gelir, ha yağdı ha yağacak diye tedirgin olursunuz. Halbuki bir an evvel toplayıp kurutmak ve sonra da depolamak zorundasınızdır. Gurbetten izinli gelmişseniz depolama şansınız da yoktur, gününüz bitmeden satıp savıp doyduğunuz yere dönmelisinizdir.

Gazetelerde, romanlarda, hikayelerde sonbahar güzellemeleri okurdum o zamanlar. Tabiat bin bir türlü renge bürünürmüş, güneş çok tatlı, hava ılık ve romantik olurmuş. Uzun ve sıcak bir yaz mevsiminden bunalan insanların duygu dünyalarının ürünleriydi bunlar ve benimle zerre kadar alakası yoktu. Evet, yaz sonlarında bizim oralarda güzel ve güneşli havalar görürdük ama hem kısa sürerdi hem de okul sezonu başlamış olurdu. Ardından başlayan soğuklar, sertleşen rüzgarlar, dökülen ve savrulan yapraklar... Dersler, basmakalıp konular, sınavlar...

İnsanoğlunun doğa olaylarına müdahale şansı bulunmuyor. Ne depremi engelleyebiliyorsunuz ne fırtınayı. Ne de yağmuru... Çok çok da önlem alabiliyorsunuz. Hele yaşadığınız coğrafyanın meteorolojik şartlarını değiştirmek gibi bir düşünce akla hayale bile gelemez. Bana kalırsa bizim yörede yaylacılık geleneğinin bu kadar yaygın ve köklü olmasının bir sebebi de iklim şartlarıdır. İnsanlar, bulutların tepelerine çöreklenip bıkıp usanmadan ağlamasını önleyemeyince o bulutların üzerine çıkmayı çözüm olarak görmüş olabilirler. Birkaç aylığına da olsa daha kuru ve sağlıklı bir ortamda yaşamak istiyorlardı besbelli. Elbette tek sebep değildi ama ben yine de çok etkili olduğunu düşünüyorum.

Birkaç gün önce Ali bey Finlandiya ile ilgili yazılarının ilkinde orada yaşayan insanların iklim ve tabiat şartlarından olumsuz etkilenmiş ruh hallerini tasvir edince ister istemez aklıma yayla geleneği geldi. Finlandiyalıların da yaylaları olsa belki ruhları o kadar kararmayacaktı. Birkaç ay dağlarda daha kuru, daha mavi ve daha özgür bir havayı teneffüs ettikten sonra aşağılardaki hayatlarının zorluklarına daha yüksek bir moral ve enerjiyle devam edebileceklerdi Allah bilir. 

Bütün bu yazdıklarımın üzerine, memleketimde uzun yağmurlardan sonra dağılmaya başlayan bulutların arasından görünen mavinin dünyanın en güzel mavisi olduğunu ilave etmezsem haksızlık etmiş olurum. Başka diyarlarda farkına bile varılmaz o güzelliğin. Oralardakiler başka şeylerle meşguldür çünkü. Hem belki de o mavi oralarda asla görülemez. Yağmur başka nerede gökyüzünü bu kadar sık temizliyor ki...

Bülent ŞİRİN
E-Posta:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar