| Karadeniz'e Demiryolu... |
| Bülent ŞİRİN |
| Cuma, 07 Ağustos 2009 21:36 |
|
Geçen yaz“Demiryolu ve Trabzon(spor)” adlı bir yazı yazdık. Televizyonda yayınlanan bir açık oturumda Doğu Karadeniz’in demiryoluyla GAP bölgesine bağlanması konusu tartışılmış, o bölgede ilerleyen yıllarda büyük artış göstermesi beklenen tarımsal üretimin Kafkasya ve Orta Asya havzasına pazarlanabilmesi için en ideal yerin Trabzon limanı olduğu vurgulanmıştı. Gerçekten çok önemli ve yararlı bir programdı ama az seyredilen bir kanal olması hasebiyle ne yazık ki geniş kitlelere ulaşamadı. Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçti ama zikredilen konuda fazla bir ilerleme kaydedilemedi zannederim. Kaydedildiyse bile biz kaçırdık, inşaallah yanılıyoruzdur. O yazımızın son kısmında şöyle bir temenni-yorumda bulunmuşuz: “Benim için hiç de GAP demiryolundan daha önemsiz olmayan İstanbul ve Ankara’dan Trabzon’a hızlı tren düşüncesine sadece şöyle bir değinilip geçildi. O değinildiği zaman da benim tahminen hesapladığım gibi, İstanbul-Trabzon arasının 6 saatlik bir sürede kat edilebileceği bilim adamlarının ağzından tescil edildi. Verilen rakamlar doğruysa (ki bana da gayet mantıklı göründüler) ve bu demiryolu projesi gerçekleştirilirse Trabzon’un ve tabiatıyla bölgenin kimyası değişir. Trabzon gerçek anlamda bir Dünya kenti olur. Yüz yıllık makûs talihi tersine döner. Hem şehrin refah düzeyinin yükselmesi ve hem de gurbetteki Trabzonsporluların şehre daha kolay ve sık gelip gidebilmesiyle kulübe maddi ve manevi destek bugünküyle kıyaslanamayacak derecede artacak, bu da Trabzonspor’un da yaşadığı açmazlardan, kısır döngülerden kurtulması anlamına gelecektir.” Bir süre önce İstanbul-Trabzon demiryolu bir vesileyle gündeme geldi. Haber özetle şöyleydi: “Yapımı devam eden Ankara-İstanbul ve Ankara-Sivas hızlı demiryolu projeleri ile bu yıl içinde yapım ihalesine çıkılması amaçlanan Sivas-Erzurum hızlı demiryolu projesinin tamamlanmasının ardından, İstanbul'dan Trabzon'a hızlı tren ile seyahat 7 saat sürecek. İstanbul'dan yola çıkacak hızlı tren, Eskişehir, Ankara, Sivas ve Erzincan üzerinden Trabzon'a ulaşacak.” GAP bölgesinin Trabzon limanına, genel anlamda da Karadeniz’e bağlanmasını elbette çok önemsiyoruz. Ancak bize göre sosyo-ekonomik açıdan İstanbul ile Trabzon’un ulaşımının daha kolay, daha hızlı ve daha ucuz olması kesinlikle daha az önemli değildir. Trabzon çok uzun bir süredir göç veren bir şehirdir. Yurdun ve dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi İstanbul’da da önemli bir Trabzon nüfusu yaşamaktadır. Hâttâ her zaman ifade etmeye çalıştığım gibi İstanbul’da bir Trabzon daha vardır. Eğer bu gurbetteki Trabzonlular, ilerleyen kuşaklarda kimliklerini kaybetme yolunda olsalardı, belki Trabzon’a ulaşım meselesi bu kadar önemli olmayabilirdi. Ne mutlu ki böyle bir şey yok, babaları bile İstanbul’da doğmuş Trabzon asıllı gençlerin çok büyük ölçüde kültür, folklor, gelenek ve göreneklerine fanatizm derecesinde sahip çıkmaya çalıştıklarını gözlemliyoruz. Trabzon kültürünün dominant özelliklere sahip olduğunu düşündüğümüzde de bunda şaşılacak bir durum yoktur. Hal böyle olunca, Trabzon’un makûs talihinin tersine dön(dürülebil)mesi için gurbetteki muazzam potansiyelin Trabzon ile daha sıkı bir irtibat içinde olması şarttır. Böylece, göç olgusunun kaçınılmaz sonuçlarından olan zihniyet kopuklukları da zaman içinde bertaraf edilebilecektir. Örneğin, memlekette yaşayanlarda, gurbete gidenlere karşı “Buraları beğenmedi, kalktı gitti. Şimdi de gelmiş bize akıl öğretiyor” şeklinde bir bilinçaltı olgusu her zaman vardır. Bu durum, köye yapılacak çeşmeden Trabzonspor yönetimine kadar her alanda kendini gösterir. Eğer gurbetle memleket daha sık görüşür, kucaklaşır, hasbıhal olursa bu sıkıntı tamamen değilse bile önemli ölçüde ortadan kalkar. O zaman da başta Trabzonspor olmak üzere bölge bugünkünden çok daha iyi bir konuma gelebilir. Konunun çok önemli bir başka boyutu daha vardır: Ordu ve Giresun. Bu iki vilayetimiz ne yazık ki Samsun ve Trabzon gibi iki önemli merkezin arasında, başta ulaşım olmak üzere bazı alanlarda bir kör nokta gibi kalmışlardır. Halbuki onların da gurbette yaşayan çok büyük bir nüfusları vardır, Trabzon için yukarıda yazdığımız gurbet-memleket problematiği onlar için de geçerlidir. Yılan hikayesine dönen bir ortak havaalanı meselesi var, ne durumdadır, ne olacaktır belli değil. Erzincan üzerinden Trabzon’a bağlanacak demiryolu projesinin de onlara fazla bir hayrı olacak gibi görünmüyor. Aslında benim aklımdan geçen böyle İstanbul-Ankara-Sivas-Erzurum hattından keyif bağışlar gibi Trabzon’a bir kılçık atılması değil, Ankara’dan Samsun’a, oradan da sahil yoluyla Batum’a uzanan bir hattın düşünülmesiydi. İstanbul nüfusunun çok önemli bir kısmını bu hattın üzerindeki şehirlerden göçmüş insanlar oluşturuyor. Hiçbir zaman yolcusuz kalmaz, kesinlikle de rantabilite sorunu olmaz. Laf dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyor. İstanbul’da bu kadar nüfusumuz var da acaba etkimiz ne kadar? Bizim sivil toplum örgütleri ve saygıdeğer yöneticileri ne iş yaparlar? Aslında bu hafta onların hal-i pürmelâli hakkında yazacaktım ama şimdilik vazgeçtim. Ona da gelecek haftalarda değineceğiz kısmetse. Kalemimizden her zaman bal damlayacak değil ya, azıcık da zülfiyâre dokunalım bakalım. Baki selamlarımla. Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 888 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|