• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > Godot Geldi (mi?)
Godot Geldi (mi?)
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Pazartesi, 07 Aralık 2009 16:34

4. Şenol devri; sisli, puslu, bunaltıcı havalarla başlayan öncekilerin aksine bu sefer günlük güneşlik bir havada başladı. Şüphesiz, bunda gol atmaya, puan almaya niyeti olmayan Ankaragücü’nün de payını inkâr etmemek gerekiyor. Trabzonspor’un dünkü vasat oyunu karşısında dişli bir takım olsaydı işler farklı olabilir, dün gazete köşelerini süsleyen “Güneş”li yazılar kim bilir nasıl yazılırdı. Bunun da Şenol Güneş’in makûs talihinin dönüşü olmasını umut ve temenni edelim.

Geçen ki yazımızda Trabzonspor’da hiçbir zaman, hiçbir konuda % 100 ittifak sağlanamayacağını, % 80’in bile nadir görüldüğünü vurgulamıştık. Şenol Güneş’in görkemli imza töreninden beri tatlı tatlı bahar rüzgarları esiyor, ancak Sadri Şener’in Broos için söylediği “aramız gayet iyi, ilk mağlubiyete kadar” ironisinin Şenol Güneş için geçerli olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Kadro dışı bırakılanların affını müteakiben Song’un kaptanlığa getirilişi homurtuları çok erken başlattı. Ayrıca 3. dönemde bazı yanlış transferlerin Şenol hoca inisiyatifiyle gerçekleşmiş olduğu inancı da çekince olarak dile getiriliyor.

Şimdi sormak lazımdır: Acaba başta Alex Ferguson olmak üzere çok başarılı bulunan teknik adamlar böyle hatalar yapmamışlar mıdır? Halen yapmamakta mıdırlar? Şenol Güneş o zaman görevden ayrılacağına son dört yılı takımın başında geçirseydi, acaba takım daha mı başarısız olurdu? Yapıldığı iddia edilen o hataların gelecek günlerde telafisi mümkün değil miydi? Değilse bunun bütün günah ve vebali Şenol hocanın mıydı?

Aslında Şenol Güneş’e mesafeli duranların esas materyali, kendisinin final sınıfına konabilecek maçları sürekli kaybediyor olduğu inancıdır. Yoksa iki yanlış transfer, bir maçta yanlış oyuncu değişikliği yüzünden bir teknik adamın üzerine kırmızı çizgi çekmek için suyu kirleten deli olmak lazımdır. (Yöresel bir tabirdir, biraz farklı söylenir ama anlayan anlamıştır)

Geçen yıl G. Kore’de görev yaparken kendisiyle yapılan bir röportajda, “Yine şampiyon olamadınız, finalde kaybettiniz” mealindeki bir soruya “Orada şampiyonluk diye bir şey yok. İlk altıya girince başarılı sayılıyorsunuz” şeklinde bir cevap vermişti. Kimsenin dikkat etmediği bu ayrım, bence bizim toplumun önemli bir rahatsızlığını açığa çıkarmaktadır. Sahi, neden başarılı sayılmak (ve tabiî mutlu olmak) için mutlaka şampiyon olmak gerekiyor? Sezon başında Almanya’dan “B. Dortmund kulübü, kombine satışlarını aşırı ilgiden dolayı 50 binden sonra durdurdu” diye bir haber geldi. O taraftarlar şampiyon olamayacaklarını bilmiyorlar mı? E o zaman enayi mi bu insanlar? Ne diye kendilerini şampiyon yapamayacak (!) bir yönetime destek oluyorlar?

Şampiyonluk elbette en önemli hedeflerden biridir, ancak tek hedef değildir. Trabzonspor’un şampiyonluk için sadece iç şartları düzeltmesi de yetmemekte, dış şartların da “elverişli” olması gerekmektedir. O dış şartları legalite sınırlarını aşmadan düzeltebiliyorsak ne âlâ, yoksa Trabzonspor yurt içinde elinden geleni yaparak Avrupa’ya açılmalı, oralarda başarı aramalıdır. Daha dün 90’lı yılların başlarındaki başarılı dönemimizde Trabzonsporlu olduğunu söyleyen biriyle karşılaştım.

Dünya tarihine altın harflerle yazılmış büyük liderlerin hayat hikayelerine bakıldığı zaman, akıl almaz başarısızlıklar, büyük talihsizlikler görürsünüz. Abraham Lincoln’den Benjamin Disraeli’ye varıncaya kadar. Fakat o hikayeler aynı zamanda en büyük başarı hikayeleridir de. Şenol Güneş’in de futbolculuk döneminden beri başına gelmeyen kalmadı. O da inanılmaz talihsizlikler yaşadı. Büyük başarılara imza atmasına rağmen bir türlü gerektiği kadar hüsnü kabul görmedi. Fakat bugün Türk futbol kamuoyunun Trabzonspor dışında kalan kesimlerinde bile belirgin bir Şenol Güneş heyecanı gözlemliyoruz. Kendisine gerekli ve yeterli zaman vermeli, saha içi ve saha dışı tasarruflarını tenkit etmek yerine bir süre futbolu unutmalıyız. Herhalde en zor kısmı da burası olacak, yani çok iyi bildiğimiz bir şeyi bilmiyormuş gibi yapmak. (!)...

Bülent ŞİRİN

E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar