| Kayınpederim… Arkadaşım… |
| Bülent ŞİRİN |
| Çarşamba, 12 Mayıs 2010 23:35 |
|
Kayınpeder, eşinizin babasıdır. Bir çok insan için sadece o kadardır. Önceleri yarım ağızla söylediğiniz “baba” sıfatına zamanla alışırsınız, çok sevmeseniz bile saygı ve hürmette kusur etmezsiniz. Bayramda, seyranda, düğünde, cenazede elini öper hatırını sorarsınız, hayır duasını alırsınız. Aile ilişkilerinin sağlıklı yürümesi için bu kadarı yeterlidir. Sayıları fazla olmayan bazı kayınpederler ise farklıdır. Kişilik yapıları itibariyle istese(niz) bile yukarıda tasvir ettiğim gibi bir kayınpeder olamazlar. Arkadaşınızdır o sizin. Beraber geçirdiğiniz vakitler sizin için resmi ziyaret saatleri değildir. Bir an önce çıkıp gitmek ve giderken “bugünkü görevimizi de böylece yerine getirmiş olduk” demek istemezsiniz. Bazen adıyla hitap edecek olur, son anda durumu farkedip vazgeçersiniz. Söylemeye bile gerek yok, birkaç kez yeltenseniz bile elini öpmeye muvaffak olamazsınız. Gün gelir, arkadaşınızın ağır hasta olduğunu haber alırsınız. Üzerinize dayanması zor bir yük biner. Gayrı ihtiyari sağa sola bakarsınız. Belki rüyadır, değilse de ötede beride işe yarayacak bir şey vardır belki. İnsanoğlunun en çaresiz olduğu zamanlardır o zamanlar. “Geç kalınmış”sa, zamanı geri döndürüp yapılması gerekeni vaktinde yapmak istersiniz ama nafile. Zaman kadar hoşgörüsüz, tavizsiz ve zalim bir kavram belki de bir daha yoktur. Doktor nedir bilmez(di) arkadaşınız. Çok sağlıklı bir insan olduğundan değil. Biraz ihmal, biraz korku. Hâttâ bolca ihmal, bolca korku... "Daha erken bir aşamada yakalansa tedavi edilebilirdi" demiş doktor. Öyle tanıdıklarınız olduğunu ve bugün sağlıklı bir şekilde hayatlarını devam ettirdiklerini hatırlıyor, iç geçiriyorsunuz. İçinizi dışınıza çıkarsanız da artık faydası yok. Olan olmuş, siz ise bunu ancak iş işten geçtikten sonra anlayabilmişsiniz. Zaman karşısında bu kadar çaresiz olunca, kendinizi kandırmaya başlarsınız. Başka bir doktor, başka bir tedavi, biraz daha zaman, biraz daha, biraz daha… Allah’tan ümit kesilmez... Filanca için de böyle demişlerdi ama… Siz zihninizde böyle öteleyip durduğunuz için acı gün erken gelir size. Yine de hazırlıksızsınızdır yani. Ayrılık vakti gelmiştir. Bütün süreç zordur da, en zoru burasıdır. Arkadaşınız gider, hatırası kalır. Ne mutlu ki çok hoş, çok sevilen ve saygı duyulan bir hatıradır bu. Annesinin başında ağıt yakarken söylediği gibi karıncayı incitmeyen bir insandır ve bu tabir arkadaşınız için söylenmiştir dense yeridir. Hatırasını seven ve sayanların yapması gereken, ardından bol bol hayır dua etmeleridir artık. İnançlı insanlar, ölümün bir son değil bir başlangıç olduğunu iyi bilirler. Fani alemden beka alemine göçmektir. Koca Mevlana şeb-i arus (düğün gecesi) dememiş midir ölümü için? Biz de bir müddet arkadaşımızdan ayrı kalacağız. Ne kadar olduğunu bilemeyeceğimiz bir süre. Katlanması çok kolay olmasa da, ölüm, hastalık, ayrılık gibi dünyevî kavramların bulunmadığı sonsuz bir hayatta birlikte olmanın esas olduğunu bilmek ve bunun için gayret sarfetmek gerektiğini biliyor olmak bizleri rahatlatıyor, acımızı hafifletiyor. Aynı zamanda bize Dünya işlerine kendimizi kaptırmadan, esas yapmamız gereken şeylerin ne olduğunu hatırlatıyor. Yani arkadaşımız giderken de bize iyilik yapıyor. Allah (c.c.) ondan razı olsun. Kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin. Günahlarını affetsin. Yarın hepimizi Kevser Havuzu'nun etrafında Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'le birlikte buluşmayı nasibi müesser eylesin inşaallah... Amin Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1296 Geri dönüş(0)
Yorum (2)
![]() Yorum
|