| Bir Sene Memlekete Gitmesek? |
| Bülent ŞİRİN |
| Yazar Bülent ŞİRİN |
| Pazar, 30 Mayıs 2010 11:49 |
|
İstanbul’da faaliyet gösteren Karadenizli sivil toplum örgütleri öyle ya da böyle yollarına devam ediyorlar. Kimi tabela derneği, kimi sadece oyun oynanan kahvehane görüntülü, kimi de memleketleri ve hemşehrileri için güçleri yettiğince bir şeyler yapmaya çalışan örgütler. Daha önceki bir yazımızda, sadece oyun oynanan yerlerin bile ehven-i şer kabul edilmesi gerektiğini, derneklerden oyunu kaldırdığınız zaman gençlerin daha zararlı mecralara yönelme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını bir dernek başkanının ifadelerinden naklen yazmıştık. Bu elbette kat edilmesi gereken bir süreçtir. Yaklaşık 2 ay kadar önce haberini yaptığımız bir derneğin başkanı, uzun süre Avrupa’da yaşadığını, orada sivil toplum kavramının ne kadar güçlü olduğunu yakından gördüğünü, hâttâ hiçbir devlet ya da siyaset kurumunun onların karşı çıktığı bir işi yapma şansına sahip olmadığını anlatmıştı. Bizde de sivil toplum örgütleri günün birinde bu kadar güçlü hale gelir mi? Toplumsal yapıların farklı olmasından dolayı bana hayli zor gibi geliyor. Ancak biz kanaatkâr insanlarız, dolayısıyla çok daha azına da razı oluruz. Köyümüzün yolunu beton yaptırabilmek, gurbetteki hemşehrilerimize iş, aş ve eğitim konularında yardımcı olmak bizi Dünya’nın en mutlu insanları yapmaya yeter de artar bile. Sanırım sivil toplum örgütlerimiz bu kadarını yapabilme aşamasına geldiler ya da çok yaklaştılar. Geçen hafta sonu Şalpazarı Dernekler Federasyonu’nun 3. kez düzenlediği Danışma Kurulu istişare toplantısındaydık. Şalpazarlıların horon ve eğlenceye olan düşkünlükleri ve bu konulardaki temsil güçleri herkesin malûmu. Fakat ayırt edici özellikleri olan bu unsurları terk etmeden, artık memleket ve gurbetteki eksikliklerini giderme yollarını arama zamanının gelip geçmekte olduğunu fark etmiş durumdalar. Federasyon başkanı Muzaffer Bayraktar, özellikle burs konusu üzerinde duruyor ve kendi bünyelerinde bursu bir an önce başlatıp kurumsallaştırmayı hedefliyor. Konuya pek de aşina olmayan Şalpazarlılar için bunu benimsemek ve özümsemek pek kolay değil. Üstelik tek engel konuya aşina olmamak da değil: Toplantıda bir ara Doğancı Dernek Başkanı Orhan Alışkan ile sohbete daldık. Orhan başkan, “Gene yaz ayları geldi. Şimdi bizimkiler yine memleket yollarına düşecek, yaklaşık 500 milyarı yollara döküp geri gelecek. Demek ki bir sene köye gitmesek onun parasıyla neler neler yapılır. Biz de burada dernek gecelerinde 3 kuruş para toplayalım diye dilenci durumuna düşüyoruz” mealinde sözler sarfetti. Sonra devam etti. “Yetişmiş insan gücünün ne kadar önemli olduğunu söylemeye bile gerek yok. Ne zaman başımız sıkışsa şu, şu, şu hemşehrilerimizi gidip buluyoruz. Halbuki onlar kendi çabalarıyla o noktalara geldiler, biz Şalpazarlıların bir katkısı olmadı. Yolda izde harcadığımız bu paraları eğitime harcasak daha fazla insan yetiştirir, problemlerimizi de daha kolay çözümleriz” Başkan çok haklıydı. Elbette bunca insanın hür iradesine topluca müdahale edilerek, memlekete bir yıllığına da olsa gitmemelerini sağlayarak, harcanmayan paraları bir havuzda toplamak mümkün değildi. Ancak yine de bu hesap çok şey ifade ediyor ve bilinç düzeyinin yükselmesi durumunda nelerin mümkün olabileceğini pek güzel gözler önüne seriyordu. İnsanların aidiyet duygusu besledikleri memleketlerine koşa koşa gitmeleri çok güzel bir şey. Zaten “Hiç gitmeyin, memleketi unutun. Oradan bir şey olmaz” diyenlerin de bizim nazarımızda bir kıymeti yok ve biz de öyle bir şeyden bahsetmiyoruz. Mecburi sebeplerden ötürü 5 yıl gidemeyince ne hale geldiğimi bu köşede daha önce sizlerle paylaşmıştım. Belki hiçbir zaman Orhan başkanın düşüncesi gerçek olmayacak. Ancak hesap da ortada ve gün geçtikçe zorlaşan hayat bir tercihler bütünü. Eğitim vs. gibi problemlerimize tahsis edeceğimiz kaynaklar yeterli olsa hiç önemli değil. Gurbetten gidenler memleket ekonomisine katkıda bulunuyorlar diye sevinebiliriz bile o zaman. Katkıda bulunuyoruz bulunmasına ama bir ya da birkaç seferliğine de olsa bundan feragat etsek, daha sonra çok daha fazla katkıda bulunma şansına sahip olabileceğiz. Ne dersiniz? Ütopyalar güzeldir… Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 506 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|