• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > Otçu Şenlikleri ve Büyük Usta’ya Vefa(sızlık) Gecesi
Otçu Şenlikleri ve Büyük Usta’ya Vefa(sızlık) Gecesi
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Pazar, 20 Haziran 2010 14:40

Geçen hafta sonu sivil toplum faaliyetleri açısından yine hareketli geçti. Bizim katılabildiklerimiz arasında özellikle iki tanesi ön plana çıktı. Biri kemençe sanatçısı Yusuf Cemal Keskin’in 50. Sanat Yılı Gecesi, ikincisi de Şalpazarı Dernekler Federasyonu’nun 14. kez düzenlediği Otçu Şenlikleri.

Yusuf Cemal Keskin’in gecesi hakkında iki satır kelam edeceğiz, ancak önce iyi haberden başlayalım. Otçu Şenlikleri aslında yüzlerce yıldır Temmuz ayının 3. cumasında Kadırga’da yapılır. İstanbul’da (ve Trabzonluların yoğun olarak yaşadıkları başka bazı bölgelerde) yapılanlar esasının bir temsili ya da şubesi olarak değerlendirilebilir. Yoksa 2 bin küsûr rakımda yapılan şenlikle İstanbul’un biraz dışında yapılan şenlik bir olmaz tabiî. Öyle olduğu gösteri esnasında horon ekibinden bir kızın aşırı sıcaktan düşüp fenalaşmasından bellidir. Kadırga’da, Sis Dağı’nda, Honefter’de ya da bir başka yayla şenliğinde asla böyle bir şey olmaz; çünkü hava ne kadar sıcak, güneş ne kadar yakıcı olursa olsun kimse terlemez, fenalaşmaz. İnsanların yaylaya çıkmalarının sebeplerinden biri de zaten budur.

Zaman zaman ŞALFED yöneticileri kendi aralarında konuşurlarken bu etkinlik için “acaba katlandığımız zahmete değiyor mu?” diye sorguladıklarına şahit oldum. Kesinlikle değiyor ve kesinlikle devam etmeli bu etkinlikler. Büyük şehir hayatında insanların eş dost, hemşehrileriyle bir araya gelmeleri, görüşmeleri gün be gün zorlaşıyor. İşte bu gün ve geceler, buluşmak, iki satır hasbıhal etmek için birer vesile oluyor. İnsanların bağı kopmamış oluyor. Sonra nice gençler böyle etkinliklerde horona hevesleniyor, öğreniyorlar. O kadar ki, kıyıda köşede bilen birinden horon öğrenmeye çalışanlar oluyor. Bir an önce öğrenip binlerce kişiyle aynı coşkuyu paylaşacak çünkü… O gün olmasa bile bir sonraki etkinlikte mutlaka horon öğrenmiş olarak geliyor. Sonra şenlik alanında Türk bayrağının yanında koca bir Trabzonspor bayrağı dalgalanıyor. Büyük folklor hocası Cavit Şentürk, konuşmasında “bu yayla şenlikleri Türklerin Karadeniz dağlarına vurduğu bir damgadır” diyor. Aynı şekilde İstanbul ve sair büyük şehirlerde yapılan bu şenlikler de Trabzonluların büyük şehirlere vurdukları bir damga yerine geçiyor. Babaları bile İstanbul’da doğmuş gençler, o sıcakta horon ekibi kıyafetleriyle gösteri yapıyorlarsa, çeyrek asırdan fazla zamandır şampiyon olamayan Trabzonspor’u ölümüne tutuyorlarsa işte bu etkinlikler sayesinde böyle oluyor. Üstelik Otçu Şenliği her geçen sene daha fazla katılımla gerçekleşiyor, git gide kurumsallaşıyor. Yapmamak, vazgeçmek kimsenin aklına gelmemeli…

Gelelim Yusuf Cemal Keskin’in gecesine… Hep tatlı yeyip tatlı konuşamayız. Büyük ustanın ismi geçince ve bizi de özellikle çağırınca kalkıp İstinye’ye Karadeniz Vakfı’na gittik. Birkaçı dışında Karadenizli ünlü sanatçıların çoğu ortalarda yoktu. Hele son albümünde kendisine eşlik eden, playback’te de sesi duyulan Hülya Polat nerelerdeydi, anlaşılır gibi değil. Herhalde mazereti dolayısıyla gelemedi, öyleyse lafımız yok ama gelse de birlikte albümde olduğu gibi canlı canlı düet yapsalar fena mı olurdu? Gelenlerin de hepsi playback’ten iki-üç türkü söylediler ve geçip gittiler. Sonra salonun neredeyse yarısı boştu, iyimserlik oyunu oynamanın faydası yok. Bilet fiyatları “üst tabaka”ya hitap ediyordu, ediyordu ama o üst tabakanın içinden o salonu dolduracak kadar adam pekâlâ çıkardı. Geçen sene Ağustos ayında TİAB’da (Trabzonlu İş adamları ve Bürokratları Derneği) tertip edilen gecede Volkan Konak sahne almış ve bilet fiyatı aynı olmasına rağmen izdihamdan ünlü simalar ayakta kalmıştı.

Erkan Ocaklı için yapılan gecenin ihtişamı hâlâ hatırımızda. Öyle olması için insanın günlerinin sayılı mı olması gerekiyor? Zaten hepimizin günleri sayılı, ölümcül hastalığa yakalanmış olmak gerekmiyor ki. Sadece biz bilmiyoruz sayımızı, o kadar.

Sorumluluğu kime aittir bilmiyoruz ama bu gece olmadı. Artık münasip bir zamanda tekrar ve başka bir formatta mı yapılır, ne edilir bilmiyorum. Yusuf Cemal Keskin gibi kaç tane değerimiz var? Onlara hepimizin sahip çıkması lazım. Onlar gibi insanların sayesinde büyük şehirde doğup büyüyen Trabzonlu nesiller horon ekibi kıyafetiyle aşırı sıcakta gösteri yapıyor, saatlerce horon tepiyor, Trabzonspor’dan başka takım tutmayı akıllarından bile geçirmiyorlar. Elimizdeki miras tükenmeden vefa mevhumunun önemini kavramamız gerekiyor.

Bülent ŞİRİN
E-Posta:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar