• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > Görele Trabzon'a Bağlanacak!
Görele Trabzon'a Bağlanacak!
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Cumartesi, 10 Aralık 2011 23:30

Bir arkadaş sayesinde haberdar olduğum bir yazının başlığı bu. 9 Şubat 2011’de Görele Haber sitesinde yayınlanmış, yani bundan 10 ay önce. Yaklaşan seçim atmosferine uygun bir şekilde ele alınmış ama bu esasında yeni bir konu değil. Yazıda da geçen Görele, Eynesil, Çavuşlu ahalisinin kendilerini hemen her açıdan Trabzon’a yakın hissettikleri eskiden beri biliniyor.

15 sene kadar önce bizim işyerine müşteri olarak iki delikanlı geldi. Trabzon’un Şalpazarı ilçesinden başlayıp batıya doğru genişçe bir alanda kullanılan Çepni aksanıyla konuşuyorlardı. Nereli olduklarını sorduk gayri ihtiyari. “Trabzonluyuz” dediler. Trabzon’da bu aksanı kullanan sadece Şalpazarı ve Beşikdüzü’nün bir kısmı vardı, biz tekrar sorunca Eynesilli olduklarını söylediler. “Ula uşaklar, Eynesil Giresun’a bağlı değil mi?” deyince de “öyle ama biz Trabzon’luyuz diyoruz” diye cevap verdiler.

Geçtiğimiz aylarda OR-Gİ havaalanı gündemdeyken, Göreleli bir ağabeye fikrini sormuştum da “Bana 270 kilometre. Oraya gidene kadar Trabzon’a geçer de uçakla İstanbul’a varırım” demişti. Görele Haber’deki yazının altına ilginç yorumlar yapılmış. Bizim anlatmak istediğimiz şeye en güzel örneği de şu yorum teşkil ediyor. “Görele Sivas’ın ilçesi olabilirdi. Biz Sivaslıyız diyebilirdik. Tarihte yazılana bakılırsa Çepnilerin bir bölümü daha iç kesimlere göç etmiş, yani Sivas’a doğru gitmişler. Nereye bağlanırsa bağlansın, önemli olan Görele ve Görele halkı bundan ne kazanır ne kaybeder, buna bakmalıyız. Kaldı ki Trabzon gibi güçlü bir vilayetin ilçesi olmanın getirisine bakmak lazım. Giresun’u ne kadar tanıdığımızı da kendimize soralım.”

Açıkça görülebileceği üzere yorumcunun önceliği Görele; nereye bağlı olduğu birinci mesele değil. Giresun’la olan aidiyet ilişkisinde de ciddi sorunlar olduğu anlaşılıyor.

Bir hayli dertli olan yazar, ilerleyen satırlarda Çamoluk, Şebinkarahisar ve Alucra’nın da Giresun’dan koparılacağını iddia ediyor, eğer Görele Trabzon’a bağlanırsa en önde kendisinin gideceğini açıklıyor ve Görele’nin devletten hak ettiği yardımı ancak Trabzon’a bağlanırsa alacağına inandığını söyleyerek noktalıyor.

Halen geçerli olan idari sistem, 1923’te Cumhuriyet’le birlikte yürürlüğe konmuş ve ülke vilayetlere bölünmüş. Taksimat hangi kriterlere göre yapılmış bilmiyorum ama ortaya bir sürü sorun çıkmış. Söz konusu yazının yazılmasına sebep olan da bu sorunlardan bazıları. Giresun kimliğini önemseyen, sahip çıkan ve Giresun’un yaşadığı sorunları kendine dert edinen değerli dostlar lûtfen alınmasınlar ama o sorunların ortaya çıkış sebebi de vilayet sınırlarının yapay olmaları. Giresun’un doğuda kalan ilçeleri coğrafi ve kültürel olarak Trabzon’a yakınlık hissediyor, güneyinde kalan ilçeleri de daha çok Orta Anadolu coğrafyasına yakın, kültürleri de oralarla benzeşiyor. En azından sahil ilçelerinden hayli farklı bir yapıya sahipler. Gümüşhaneli hemşehrilerimizin de benzer konularda bazı rahatsızlıkları olduğunu biliyoruz. Bütün yatırımların Trabzon’a yapıldığı, başta yaylalar olmak üzere turistik değerlerini Trabzon ve Trabzonluların kendilerine mal ettiği gibi konular bunlar.

Haklılar ya da haksızlar diye münazaraya girecek değiliz. Trabzonluların, Giresun ve Gümüşhane’nin kötü olmasını isteyecek halleri de yok. Bunlar, mevcut sistemin tarihi, sosyal, kültürel ve coğrafi özellikler dikkate alınmadan uygulamaya konduğunu gösterir. O tarihten önce bütün bölge Trabzon’a bağlıydı. Bir başka ifadeyle bütün bölgenin adı Trabzon’du. Bugün Gümüşhane vilayeti sınırlarında kalan yaylalar, yine bugün Trabzon sınırlarında kalan ilçelerin insanlarının yüzlerce yıllık yaylaları. Senindi benimdi diye çekiştirmenin bir anlamı yok.

Bu idari bölünmüşlüklerin verdiği zararlara mikro ölçekte bir örnek vereyim, sanırım mesele daha iyi anlaşılır: Bizim köy Akçiriş, 40 hanelik küçük bir köy. Daha önce komşusu Çarlaklı köyüne bağlı bir mahalleymiş. Bir anlaşmazlık sonucu bizimkiler ayrılıp köy olmuşlar. 1970’li yılların sonunda Çarlaklı’ya elektrik geldi, bizim köy ise elektrik için iki yıl daha beklemek zorunda kaldı. Aynı köy olsalardı, aynı zamanda elektrik gelecekti. Hakeza 1980’lerin ortalarında bizim köye araba yolu yapıldı, Çarlaklı yol için birkaç yıl daha bekledi. Eğer aynı köy olsalardı, hizmetleri aynı zamanda alacaklardı.

Konu bir yazıya sığacak gibi değil, zaten bir hayli de uzattık ama yine de meramımızı tam olarak anlatamadık. Kısmetse başka yazılarda devam ederiz. Şimdilik son sözümüz: Türkiye idari bölünüşünün herhangi bir kutsallığı ya da dokunulmazlığı yoktur. Dönemin şartlarında öyle uygun görülmüş olabilir. Zamanın değişen ve gelişen şartlarına, bölgelerin ve insanların ihtiyaçlarına göre yeni düzenlemeler pekâlâ yapılabilir. Bu da hiçbir kurumu ve kimseyi hain ya da dönek yapmaz. Günümüzde geçerli olan vilayet kimlikleri yapaydır, yüz yıl önce bir çoğu zaten mevcut değildi. Yeni kimlikler hiçbirimizi daha zengin, müreffeh ya da onurlu şerefli kılmadı.

Bülent ŞİRİN
E-Posta:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (9)Add Comment
ŞALPAZARI VE BEŞİKDÜZÜ GİRESUN'A BAĞLANSIN!
Yazar h. basri karaca, Mart 16, 2012
ŞALPAZARI VE BEŞİKDÜZÜ GİRESUN’A BAĞLANSIN.
Başlığa bakıp aldanmayın, sığlık ve bayağılık yapmıyorum. Olan olmuş, böyle devam etsin ve gitsin. Esasında bir yanlışlık yapılmış.
Giresun Trabzon’dan ayrılırken Beşikdüzü ve Şalpazarı Giresun’a bağlanmalıydı. Beşikdüzü ve Şalpazarı Çepni’dir. Giresun’un tamamı, Gümüşhane’nin önemli bir kısmı (Harşit vadisi), Ordu’nun bir kısmı çepnidir.

TRABZON KÜLTÜRÜ GÖRELE ve EYNESİLE DAHA YAKIN!
Görele ve Eynesil Trabzon kültürüne daha yakın tezine ise kesinlikle katılmıyorum, aksine Trabzon kültürü Görele ve Eynesil’e daha yakın denilebilir. Şöyle ki; sokaktaki vatandaşa Trabzon kültürü nedir diye sorunca size ne cevap verir? Kemençe, Horon, yörede kullanılan ağız, Yaylacılık, deniz, hamsi,vs. diye cevap verirler. Bu arkadaş da Trabzon kültürüne yakın derken herhalde (ilk akla gelen ve belirleyici olan) Müzik, ve konuşma biçimi gibi şeyleri kastetti herhalde. Eğer öyleyse Beşikdüzü ve ağasar Trabzon gibi konuşmaz. Onlar Çepnilerdir ve Çepni ağzıyla konuşurlar. Tıpkı bizim gibi. Görele ve Eynesil Trabzon kültürü değil çepnidir. Müzikal olarak da Çepni nedir derseniz kemence ve horon derim. Trabzonun doğusu horonu da kemençeyi de sonradan öğrenmiştir. 600 Yıllık kadırga şenlikleri Çepnilerindir. Yine sis dağı şenlikleri Çepnilerindir.Sen buna kalkıp trasbzon kültürü diyemezsin, Bu Türkmen kültürüdür, Çepni kültürüdür. Harşit vadisi çepnidir 1200 yılından bu yana buradadırlar. Kültürel yakınlık kastediliyorsa ırksal benzeşmeler pas geçilemez. Eğer Trabzon kültürü derken benim anladığımı kastediyorsanız size katılmıyorum. Trabzon halkı çok çeşitli milletlerden oluşur. Değişik Türkmen boyları, Lazlar, sonradan Müslüman olan Rumlar, çepniler vd. Giresun ise 1200 lerden beri çepnidir. Osmanlı’da adı VİLAYETİ Çepnidir. Beşikdüzü ve Şalpazarı da Çepnidir. Saygılarımla.
Orta yerde
Yazar Hakan Ciran, Şubat 20, 2012
Geçen Cuma akşamı yeni nesil akademisyen kardeşimiz Oğuz KAHVECİ ve arkadaşları Karadeniz kültürü adına Beşiktaş Öğretmen evinde düzenleyecekleri etkinliğe sağolsunlar benide davet ettiler
Davete kültür dostlarımızla beraber icabet ettikBöyle bir etkinlik düzenlemenin ne kadar zor bir iş olduğunu çok iyi bilenlerdenim.Herkese yaptığınızı beğendiremessiniz.Sonuçta bir Öğretmen Evidi. Beş yildizlı hizmet almaya alışkın insanlaara beğendirmek zordur.
Bir iki kişi eksiklerden bahsedip duruyorlardı.Sonradan Sürmeneli olduğunu öğrendiğim bir kişi söze karışıp Oğuzun Şallı olduğunu kasdederek'Ne olacakancak bu kadar olur bunlar tam Trabzonlu sayılmazlar ki türünden laflar etmeye başladı.Hemen bir iki kişi taraftar bile buldu. Yanındakilerin uyarısı ile benimde Trabzonlu olmadığımı öğrenince lafı çevirdi.Daha Şalpazarlıyı. Beşikdüzlüyü Tam Trabzonlu (Her Ne Demekse)saymayan bu zihniyet Eynesilliyi Göreleliyi ne kadar ne kabul edecek
Sanki Trabzonun bütün ilçelerinin her derdi bitmiş işşiz kalmışlar da keşke Eynesili,Göreleyi imar etsek diye bekleşiyorlar mı?
Bırakalım şu kıarşılıksız Trabzonspor sevgisini. Eğer refarandum olacaksa bir de Trabzon ayağı olsun bakalım kabul ederlir mi?Edilirse de ne gözle görülür.
Liderlerin işi mevcut durumda en iyiye ulaşmak için çözüm üretmektir.Bir yerleri suclamakyada birilerinin himmetine sığınmak değil.


Ben bir şey demiyorum...
Yazar Bülent Şirin, Şubat 08, 2012
Sayın Kasap,

Benim kendi başıma hüküm yürüttüğüm yok. Tanıdığım Giresunluların sözlerinden yola çıkarak bir yazı yazdım. Yazımda ne düşmanlık var, ne kibir, ne aşağılama ne de başka kötü bir şey. Ömrüm mikro milliyetçilikle mücadeleyle geçti, kalanı da öyle geçecek.

Eski günlerim olsa size uzun uzun cevap yazardım ama hem gerek yok; ilk yazım zaten yazdıklarınıza cevap teşkil ediyor. Yazsam tekrar olacak. Hem de vaktim ve takatim yok.

Geçtiğimiz günlerde Görele Belediye Başkanı “yeterince hizmet alamıyoruz. Trabzon’a bağlı olsaydık alırdık” mealinde bir açıklama yaptı. Google’dan araştırırsanız bulursunuz.

Ben de geçen hafta İstanbul’a gelmiş olan Görele’nin halkın nabzını yakından tutan bir üst düzey kamu görevlisine durumu sordum, çok açık ve net cevap verdi: “Şu anda Görele ve Eynesil Trabzon’a bağlanmaya hazır.”

İlk yazımda örneğini verdiğim Eynesilli kardeşlerin sözleri ortada. O yazımı yazmama sebep olan yazının altında yorum yapmış olan Göreleli hemşehrimizin görüşleri de ortada.

Topal Osman-Ali Şükrü-Kahya ve hâttâ Mustafa Suphi konularının çok büyük bir tertip olduğuna en az sizin kadar inanmak istiyorum. Bölgenin dominant karakterli insanı, çok büyük bir oyunla sindirilmiş, birbirine düşman edilmiştir. (Aşağıda Tonyalı rumuzuyla yazan arkadaşın Akdeniz-Karadeniz kıyaslamasını da dikkate alınız lûtfen)

Ben hiçbir yer başka bir yere bağlansın ya da bağlanmasın demiyorum. Eğer konu ciddiye biner, karar mercileri de gerek görürse referandum yapılır, herkes de sonucuna saygı gösterir.

Selam ile.
Giresun Üstüne
Yazar Recep KASAP, Şubat 06, 2012
Sayın Şirin !
Yazınızı yeni gördüm. Maksadınızın ne olduğunu bilemem bana göre büyük bölümü incelenmeden araştırılmadan sebep ve sonuçlarına bakılmadan subjektif bir bakış açısı ile ne tarihi ne foklorik ne de demokrafik olarak irdelenmeden sığ bir düşünce çok yoka bir mantık üzerinden hareketle yazılmış bana göre talihsiz bir yazıdır
Bir yerleşim yeri hangi hava alanına yakınsa o ile mi bağlanmalı? Örneğin Ordu ilimizin Ünye -Akkuş ilçeleri Çarşamba hava alanına daha yakın diye Sansuna mı bağlanmalı
Demokrafik olarak Çepni nufusun yoğun olarak yaşadığı Ordu Giresun yöresi ile aynı özellikleri taşıyan Beşikdüzü ve Şalpazarı ilçelerinin foklorik olarak Trabzonun geri kalanı ile büyük farklılıklar gösterdiği inkar edilemez bir gerçek değil midir?
1925 yılında bu durumda belki göz önüne alınarak Çepni nufusun yoğun olduğu yerler Giresuna bırakılmış ve ortaya Trabzondan daha büyük bir il çıkıvermiştir Hiç kimse bölünüp parçalanmayı istemez bu malum bir olgudur.Trabzon halkıda mebuslarıda bu duruma şi,ddetle karşı çıktılar. Yahya Kahya ve Ali Şükrü Beyin katili olarak görülen (gösterilen)Osman ağanın (Topal) Giresunlu olması da işin tuzu biberi oldu
Herkesin bildiği gibi Kahya ile Topal Osmanın arasında kırgınlık mevcuttu bu sebeple Yahya Kahyanın kahpece katledilmesi Osman ağayı şüpheli duruma düşürmüştü. Bazı konularda sert muhalefetiyle bilinen Ali Şükrü Bey Yahya Kahya cinayetinin bir an önce çözülmesini olayın aydınlanmasını istiyorduKısa süre sonra o da ortadan kaybolunca Osman ağa üzerindeki şüpheler iyice artmıştı. Cesedin iki günde elle konulmuş! gibi bulunması üstelik mezarda kanıt bırakılması da cabası
Papazın bağı denen yerde geceden kuşatılan Osman Ağa ve adamları yarın öğleye doğru mermilerinin bitmesi üzerine 12 kayıp bir çok yaralı ile teslim olurlar.Yaralı halde yakalanan Osman ağa yargı önüne çıkarılmadan ifadesi alınmadan daha doğrusu konuşmaması için oracıkta tabur komutanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı kesilerek öldürülür.
Böylece Giresun ve giresunluya karşı yıllarca sürecek haksız mesnetsiz,insafsız suçlamalar ve karalamaların yolu açılır.Bu durum yarım yüz yıl kadar sürdü halende yer yer ortaya çıkabilmektedir. Giresunlu bütün bu suçlamalart karşısında çoğunlukla susmayı tercih etti.Bazende Moda tabirle Mahalle baskısından bunalınca memleketini söylemekten imtina ettiğide olmuştur.
Dünün kahramanları bir anda bir anda vatan haini görülmeye başlandı.Oysa Kurtuluş Şavaşına 2 Gönüllü alayla(42.47.) girerek Sakaryada en kıritik anda bizzat Atatürk ün emriyle hemde çoğunun silahı süngüsü olmadan bellerindeki kamalarla düşmana saldırarak bozulan cepheyi onlar düzeltmemişler miydi?Bütün Kurtuluş Şavaşı boyunca Atatürk ün Muhafızlığını onlar yapmamışlar mıydı?Her şey tersine dönmüş Giresun üstüne kabus gibi suçlamalar çökmüştü.Bu durum Osman ağanın başını keserek susturan Meclis Tabur komutanı İ Hakkı Tekçenin ölümünden iki yıl sonra 1977 de anıları Günaydın Gazetesinde yayınlanlanıncaya kadar devam etti O zaman anlaşıldıki Yahya Kahya yı öldürün elle Topal Osmanı öldüren el aynı eldi...Başka kimlerin oyunun içinde olduğunu bilmiyoruz ama şunu hatırlamakta fayda varAtatürk hiç bir zaman Osman Ağayı suçlu olarak görmedi O hep şüpheli diye bahsetmiştir.Zaten Ağanını mezarını daha iyi bir yere taşınmasını sağlayanda Adamlarını idamdan kurtaran da Mustafa Kaptanın Askeri Mahkemede yargılanarak hapis cezasıyla kurtulmasını sağlayanda kendisidir.
Diyebilirsiniz ki Kurtuluş Savaşında her yerden insan vardı Tabiki doğrudur orada top yekün bir millet vardı ama sadece kendi uşaklarından kurulu iki gönüllü alayla bu şavaşa katılan başkaca bir ilden baksedebilir miyiz yada bunum dünyada bir örneği daha var mıdır?
Yalnızca Sakarya Muharabalerinde 4 subay 5.635 er cepheden kaçmış,27 subay ve 8.629 askerinde ne olduğu bilinememiştir.Oysa 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alaylarından ne olduğu tespit edilemeyen veya cepheden kaçan tek bir asker var mıdır?
Bütün bunları ırkçılık olarak görmeyiniz Sayın Şirin sevincimizde öğüncümüzde öncelikle ülkemiz adınadır.
Hiç bir Giresunlu Giresunluyum demekten aciz değil aksine gururla söylüyor.Ama birleştirici olalım diye Karadenizliyim diyenlerde var. O da insanımızın Asil duruşu ile alakalı Yoksa acizlik mi zannettiniz.

ASLA
Yazar AHMET ÖZ, Şubat 03, 2012
BANA GİRESUN'LU OLMAK YETİYOR. EYNESİL'İN TRABZON'A BAĞLANMASINA KESİNLİKLE KARŞIYIM. (ESASINDA ÖYLE PROJE DE YOK YA) CUMHURİYET HÜKÜMETİNİN EN İYİ YAPTIĞI İŞLERDEN BİRİSİ DE GÖRELE VE EYNESİL'İ GİRESUN'A BAĞLAMAK OLMUŞTUR. KEŞKE BEŞİKDÜZÜ VE ŞALPAZAR'I DA GİRESUN'A BAĞLANSAYDI. BIRAKIN PALAVRAYI BEN 60 YILLIK EYNESİL'LİYİM. HİÇBİR GİRESUN'LUNUN TRABZON'LUYUM DEDİĞİNİ DUYMADIM.
yorum
Yazar Mustafa Topcu, Ocak 27, 2012
Sevgili Tonyalı arkadaşım demiş ki; görele eynesil, çavuşlu folklorik açıdan trabzona yakın, sevgili kardeşim trabzon folklorik açıdan bu ilçelere yakın desek daha iyi olur, hem bu ilçeleri idari olarak trabzona bağlasan daha iyi mi olacak, geriye kalan öbür ilçelerin başı kel mi? iyi bir idareyi örneğin, espiye, tirebolu, güce vs hak etmiyor mu? şayet bağlayacaksalar komple bağlasınlar giresunu, yoksa hiç bir karış toprağına tokunmasınlar...
Kültürel ve siyasi sinirlar
Yazar Tonyali, Ocak 16, 2012
Görele ve Eynesil cografi acidan Trabzon'a daha yakin olabilir, kültürel acidan Görele ve Eynesil Cepnidir. Trabzonun bati ilceleriyle basta Salpazari ve Besikdüzü olmak üzere, benzerlik gösterir. Ve bu benzerlik folklorik acidan ileriye gitmez.. Sonuc itibariyle Salpazari ve Besikdüzü, Görele Eynesil cepnidir ve sosyo-etniksel acidan Giresun'a Trabzon'dan daha yakindir! Folklorik acidan belirttigim gibi (kemence ve horon acisindan, yayla kültürü acisindan) Trabzona yakin olabilir ama sivesel acidan, insanlarin dünyaya bakis acisindan bu ilceler Giresun ilceleridir.. Ama sunu belirtmek zorundayimki Karadenizde cok lüzumsuz vilayet var. Bence bu sorunlarin temeli cumhuriyetten sonra atildi, Akdeniz Bölgesine bakin sahil boyu 3 vilayet mevcut (Antalya, Mersin ve Adana) bizim Karadenize bakin her köyü il yapmislar.. Bütün Gümüshane ili (Ziganadan Köse dagina kadar) 130.000 nufüsa sahip, Trabzonun Akcaabat ilcesiyle ayni ölcüde, Rize ve Giresun deseniz ayni, Artvin deseniz ayni.. Dogu Karadenizi birbirine aslinda baglayan ana nokta etnik kimlik degil folklorik degerlerimiz, gelenek ve göreneklerimizdir diye düsünüyorum.. Demiryolu konusuna gelirsek ben bi Trabzonlu olarak Demiryolunun hem Trabzon hemde Tireboludan gecmek zorunda oldugunu düsünüyorum, bölgesel kalkinma icin bu 3 vilayet icinde böyle bir proje sartdir ..
Mikro milliyetçilik ve biz...
Yazar Bülent Şirin, Ocak 05, 2012
İbrahim abi,

Kilometre hesabında Zıvalı ağabeyin yalancısıyım, “acaba dediği kadar var mı?” diye haritaya bakmamışlığım benim eksikliğimdir. Affola…

Trabzonluyum diyen Giresunlu çok gördüm, yazımda da örnekledim. Öte yandan Giresunluyum demekten imtina edip “Karadenizliyim” diyen Giresunlu da çok gördüm. Sebebi tartışılır.

Yazarlık hayatım boyunca mikro milliyetçilikle savaştım. Mücadele ettim bile demiyorum, savaştım ve savaşmaya devam edeceğim. Bu ülkenin, özellikle de Karadenizlinin en büyük düşmanı mikro milliyetçilik olmuştur, bize en büyük zararı bu mikrop vermiştir. Bunu bilir bunu söylerim.

Biliyorsun ben de Şalpazarlıyım. Bölgeye yapılacak bir başka hava limanına en çok ben sevinirim. Bir tarafa bilet bulamazsam ötekini kullanırım. Farkında olmasalar da bu bütün bölge halkı için geçerli bir durumdur.

Demir yolu meselesinde Giresun’u pas geçme düşüncesinde olanlar Trabzonluların bir kısmı, hepsi değil. Bu konuda Günebakış imtiyaz sahibi ve başyazarı Ali Öztürk bey birkaç gün evvel muhteşem bir yazı kaleme aldı. Noktasına kadar katıldığım bir yazıdır, ben bile İstanbul temsilcisi sıfatıyla teşekkür telefonları aldım yazıyla ilgili. Linki aşağıda.

http://www.gunebakis.com.tr/yazar/demiryolu-ve-fazil-hoca-565.html

Saygılar.
neden mikro milliyetçilik...
Yazar ibrahim balcıoğlu, Ocak 04, 2012
değerli şirin,
mikro milliyetçilik yapmadığınızı biliyorum ama görele ile ordu(gülyalı) arası bahsettiğiniz gibi 270 km değil 93 km'dir. eynesil ve görelelilerin trabzonsporlu olması biraz karşılıksız sevgidir ama trabzonluyum diyen hiç bir giresunluya bugüne kadar rastlamadım. yapılması düşünülen or-gi havaalanın espiye, tirebolu, görele ve eynesil için trabzonla aynı mesafede olduğu doğrudur. dileyen sahile inince sağa dileyen de sola gidecektir.

ancak trabzonlu kardeşlerimizin tirebolu demiryolu projesinde neden giresunu pas geçme istediklerini tam olarak çzöemedik. yol tireboludan geçerse sizin beşikdüzü, vakfıkebir ve akçabaat ilçeleirnden de geçecektir. trabzonun batısında yer alan ilçelreinden tirebolu demiryolunu desteklemelerini istiyoruz.

selamlar

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar