| Karadeniz ve "Birlik Beraberlik"... |
| Bülent ŞİRİN |
| Yazar Bülent ŞİRİN |
| Salı, 03 Nisan 2007 15:57 |
|
“Birlik-beraberlik” lafzı sadece Karadenizliler arasında değil, toplum genelinin her katmanında haddinden fazla kullanılır. Anti parantez, bir kavram böylesine fazla dillendiriliyorsa büyük ihtimalle suistimal ediliyor demektir. Örneğin ülkede aykırı bir ses yükseldiğinde itirazlar başlar. “Necip milletimizin birlik ve beraberliğe her zamandan fazla ihtiyacı olduğu bir dönemde…” klişesi hemen devreye girer, aykırı ses marjinalize edilir, söyleyen söylediğine söyleyeceğine pişman olur. Laf aramızda bizim birlik beraberliğe ihtiyacımız da hiçbir zaman bitmez, o her zamandan fazla ihtiyacımız olduğu dönem aslında hiç bitmez.Neyse şimdi konumuz o değil, biz Karadeniz’deki ahval ve şeraiti konuşalım. Karadenizliler arasında gerçekten birlik beraberliğin esamisi okunmaz. Üstelik tesisi de başka bölgelerin insanına göre çok daha zordur. Bunun etnik, coğrafi, tarihi, sosyal, siyasal vs. bir sürü sebebi mevcuttur ama Karadeniz’de birlik ve beraberliği tesis etme yolunda acizane de olsa adımlar atmak için bu sebepleri ortadan kaldırmaya ne gücümüz, ne de zamanımız vardır. O halde ne yapacağız? Daha iyi Karadeniz ve daha iyi Karadenizli için birbirini tanımayı, anlamayı; birbirine tahammül etmeyi öğrenmek durumundayız. Başka çıkar yolumuz yoktur, tabii böyle bir derdimiz varsa… “Böyle bir derdimiz” olmak zorundadır, çünkü biz birbirimizi ne kadar tanımasak da, yek diğerini Karadenizli yerine koymasak da hakim düzen hepimizi kendi nazarında “Karadeniz ve Karadenizli” diye bir kafese doldurmuş, ayırdetmeden hepimize aynı muameleyi yaptı, yapmaya devam ediyor. Elbette anlamak, tanımak, tahammül etmek de akşamdan sabaha olacak iş değildir. Bu bir süreçtir ve bu süreç zaman, sabır ve gayret ister. Süreci tamamlamadan, olgunlaştırmadan bir takım ciddi organizasyonlara, faaliyetlere girişmeye kalkışırsanız, eskisinden de beter hale gelirsiniz, büyük hayal kırıklıkları yaşar ve yaşatırsınız. Bir daha benzer girişimlere takat bulmakta zorlanırsınız, isteğiniz afiyetiniz kalmaz. Kalsa bile etrafınızda adam bulamazsınız. Zaman, sabır ve gayret unsurlarının miktarı hakkında bir şey söylemek de mümkün değildir. Süreci ilmek ilmek işlemeniz gerekir. Etrafınıza sürekli pozitif enerji yaymak, son derece geniş yürekli olmak, kan kustuğunuzda kızılcık şerbeti içmiş olduğunuza herkesi ikna etmek, kırılan kolunuzu yeninizin içinde saklamak, insanlara birbirlerinin farklılıklarını değil ortak yanlarını görme alışkanlığını behemehal kazandırmak zorundasınızdır. Başka türlü imkanı yok başaramazsınız. Her şeyden önce, meydana ortak bir “Karadenizlilik bilinci”nin çıkarılması, sağlıklı bir zeminin inşa edilmesi gerekmektedir. İnsanların hassas oldukları noktalar ve alışkanlıklar nelerdir, bireysel ya da toplumsal anlamda zayıf ve güçlü yanları nelerdir, bugüne kadar hangi yanlışları ve doğruları öğrenmişlerdir… Bütün bu faktörlerin ortak bilincin inşasına pozitif ve negatif etkileri ne olacaktır, nasıl olacaktır? Pozitif olanlar nasıl geliştirilebilir, negatif olanlar nasıl bertaraf edilebilir? Karadenizli dediğiniz insanlar siyasi, kültürel ve etnik açıdan fazlasıyla çeşitlilik gösterir. Önce kendiniz bu çeşitliliği kabul ve hazmetmek, sonra etrafınıza toplamaya çalıştığınız diğerlerine de kabul ve hazmettirmek zorundasınızdır. En zoru da şudur ki, ne yazık ki telafisi mümkün olmayan bir eksikliktir: Birlik beraberlik gibi bir amaçla yola çıkmadan önceki dönemlerde, kimseyi incitmemiş, kırmamış, gücendirmemiş olmanız gerekmektedir. Yok eğer tam tersini yapmışsanız, geçmiş dönemlerde fütursuz ve kaygısızca çalmış söylemişseniz, insanların başını ağrıtmış, canını yakmışsanız… Sonra da birden bire “Tamam, geçmişi bir yana bırakalım. Ciddiye almayın, şaka yapmıştım. Şimdi birlik beraberlik oyunu oynayalım” derseniz, insanlar geçmiştekileri değil, bundan sonraki tavırlarınızı ciddiye almazlar. Dost acı söyler… Saygılar, selamlar. Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1335 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|