| Trabzon Aslında Bütün Doğu Karadeniz'dir... |
| Bülent ŞİRİN |
| Yazar Bülent ŞİRİN |
| Cuma, 01 Ağustos 2008 16:20 |
|
Türkiye idari olarak vilayet sistemine geçmeden önceki dönemlerde 61 sayısının Trabzon için özel bir anlamı yoktu. Ondan sonra Trabzonluların bir kısmı için önce il trafik kodu oldu, daha sonraları ve özellikle günümüzde Trabzon kimliğinin en önemli dışa vurumlarından biri… Bu ilginç, bir o kadar da üzücü bir durumdur. Çünkü Trabzon dediğiniz şey, plaka numarasıyla kimlik sahibi olmaya muhtaç bozkırın orta yerindeki izbe bir kasaba değil, devasa bir tarihi, kültürel, sosyal mirasa sahip imparatorluk merkezidir.Yukarıdaki “Trabzonluların bir kısmı” ibaresi sanırım gözünüzden kaçmamıştır. Trabzon o zaman çok daha geniş bir coğrafyanın adıydı. Yani bugün Doğu Karadeniz diye bildiğimiz bölgenin… Tarihten bugüne Trabzon adına üretilen ve günümüze miras kalmış sosyal ve kültürel birikim sadece günümüz Trabzon’unun değil, bütün bölgenin ortak ürünüdür. Kısaca Trabzon aslında bütün Doğu Karadeniz’dir. Türkiye yeni bir idari sisteme geçip de bölge vilayetlere bölününce ister istemez ortaya bir kimlik problemi de çıkmıştır. Kadırga yaylası Trabzon ile Gümüşhane arasında problemlere sebep olur. Trabzonlular yüzlerce yıldır aynı adla anılan şenliği kendilerinin düzenlediğini, dolayısıyla Trabzon’a ait olduğunu söyler, Gümüşhane tarafı ise Kadırga’nın kendi topraklarında olmasını ileri sürerek hak iddia eder. Bir başka gün Trabzon ekmeğini Vakfıkebir ile Çavuşlu’nun paylaşamadığına şahit olabilirsiniz. Örnekler istemediğimiz kadar çoğaltılabilir, bunlar belki en önemlileri değil ama ilk anda aklıma gelenler... Trabzonspor ilk kez şampiyon olduktan sonra futbolun popülaritesinden dolayı bu kimlik meselesi iyice kendini belli etmiş, özellikle Rizelilerle Trabzonlular arasında ciddi problemlerin çıkmasına sebebiyet vermiştir. Bu da ne yazık ki son derece normal ve kaçınılmaz bir durumdur, çünkü bugünkü Trabzon ile her anlamda en fazla benzeyen vilayet Rize’dir. Kemençeyse kemençe, horonsa horon, şiveyse şive, giyimse giyim, kuşamsa kuşam… Eskiden doğal olarak bu değerlerin hepsi (dediğimiz gibi bugünkü Rize’yi de kapsayan) Trabzon’a aitti ve vilayet bölünmesi olunca toplumun zihninde Trabzon isminin yaptığı çağrışımdan dolayı sadece bugünkü Trabzon’a ait olarak algılanmaya başladılar ister istemez. Yani bir anlamda bu sosyal ve kültürel değerler sanki Rize’nin elinden alınmış gibi oldu. Trabzonspor şampiyon olunca Rizeliler ikilemde kaldı. Evet, şampiyon takım komşunun takımıydı ama artık Rize farklı bir vilayetti. Üstelik devlet kararıyla altındaki sosyo-kültürel zemin de çekilip alınmış gibiydi ve Trabzonluların o değerleri kendileriyle eskiden olduğu gibi paylaşmaya pek de hevesli oldukları söylenemezdi. Hele söz konusu yepyeni bir değer olan Trabzonspor olunca işler iyice karıştı. Kemençe, horon, şive vs. konularında şakayla karışık itiş kakış, didişme derken çok önemli bir mesele çıkmıyordu ama Trabzonspor’un sadece bugünkü Trabzon’a ait bir değer olduğu zannı galip olunca Rizeliler gurur meselesi yaptı. Rizeliler eski ve köklü sosyo-kültürel değerlerde rahatlıkla hak iddia edebilirlerdi ama nevzuhur Trabzonspor kimlik bunalımını iyice derinleştirdi. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen yine de Rizelilerin önemli bir kısmı Trabzonsporlu olmaktan hiç rahatsızlık duymadılar ve en az Trabzonlular kadar Trabzonspor’u benimsediler. Bir başka önemli kitle de yukarıda analiz etmeye çalıştığımız faktörlerin etkisiyle eski takımlarını, yani İstanbul takımlarını tutmaya devam ettiler. Bu mesele çözümsüzlüğe kilitlenmiş görünürken geçen sezon birdenbire Trabzonspor ve Rizespor taraftarları arasında bahar havası esmeye başladı. Meselenin hallolması için çok fazla zaman ve enerji sarfedilmesini gerektiğini düşünüp, bu zaman ve enerjiyi nereden bulacaklarını bilememenin sıkıntısıyla kıvrananlar elbette bu “kendiliğinden” gelen barışa çok sevindiler. Ancak bu noktada bizim ikazımız, böyle kronik rahatsızlıkların o kadar kolay iyileşmeyeceği, bu durumun sadece bir başlangıç olduğu ve behemehal rehabilitasyon çalışmalarının devam ettirilmesi yönünde olacaktır. Bu da esas itibariyle 61 ve 53 sayılarının bölgeyi tanımlamaya yetmeyecek kadar suni ve uydurma etiketler olduğunun vurgulanmasıyla yapılabilir. Konu çok derin ve etraflı. Kısmet olursa başka yazılarda, başka açılardan incelemeye devam ederiz. Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 504 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|