• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Bülent ŞİRİN > Fındığın Dramı
Fındığın Dramı
Bülent ŞİRİN
Yazar Bülent ŞİRİN   
Pazartesi, 01 Eylül 2008 16:23

Başlığı aslında "Fındığın hazin sonu" diye koymayı düşünmüştüm ama elim varmadı. Belki de kaldıramayacağım kadar acı geldiği içindir. Gerçi fındığa bir şey olmaz, nasılsa dikili alanı boyuna genişliyor, olan asıl fındıktan başka hiçbir şeyin tarımını yapamayan, yapmayı da nedense aklından bile geçirmeyen Doğu Karadenizliye oluyor.

Ben bu yazıyı yazmaya ta köyde fındık bahçesinde belimin ağrısının geçmesini beklerken karar vermiştim. Aradan geçen zamanda fındığın fiyatı da açıklandı ama benim görüşlerim zerre miktarı değişmedi. Çünkü hükümet eski politikacıların yaptığı gibi büyük bir hovardalıkla fındığa göz kamaştırıcı bir fiyat verse ne olacak, görünen köy kılavuz istemiyor.

Neresidir o görünen köy? O köy gitmesek de kalmasak da bizim köyümüzdür; amma ve lakin zaman da çok acımasızdır. Eskiden Türkiye'nin % 60-70'i köylerde yaşıyordu ve bu % 60-70 tarım için hazır ve nazır iş gücüydü. O insanların bugün olduğu gibi şehirdeki işlerinden izin alıp, on-on beş günlüğüne köye gelip fındık toplamaları söz konusu değildi, fındığın ekstra bir zaman maliyeti yoktu. Sadece zamanın değil başka şeylerin de maliyeti düşüktü. Meyve sebze bağ bahçeden; süt, yoğurt peynir inekten, yumurta tavuktan, tavuk yumurtadan gelmekteydi.

Torul'dan, Kürtün'den, Doğu-Güneydoğu bölgelerinden, hatta Gürcistan'dan getirilen işçilerden anlıyoruz ki o günler artık mazide kalmıştır. Bence son derece normal ve haklı olarak herkes fındık hasadından kaçmaktadır. Benim gibi kasabada doğup büyümüş, tatillerde filan da geldiği köyde eli sıcak sudan soğuk suya sokturulmamış, fındık bahçesine ancak 20'li yaşlarda girmiş birinin 40 yaşından sonra fındık toplarken iflahının kesilmesi normaldir de, bu sene doğdu bitti fındığın ve köy işlerinin içinde olan amca oğullarının bile zorlandığını bizzat gözümle görmüşlüğüm hiç de hayra alamet değildir. Doğdu bitti dediysem köyde yaşamıyorlar, epey zaman önce şehre yerleşip orada iş tutup evlendiler, barklandılar.

Yaş 40 oldu dedik ya, köyde fındık toplayan bizden alt nesiller de vardı tabii. İnleye inleye sepet ve çuval taşıyorlardı, büyüklerinden biri onlara "tamam bırakın, toplamayın" deyiverse arkalarına bakmadan kaçacaklardı anlaşılan. Hadi bunlar böyle, bir sonraki kuşak hiç fındık altına girmeyecek bu gidişle. Eskiler, o fındıkları dikerken çektikleri zahmetlerin hatırına gelenekle yoğrulmuş bir güdüyle hala o zahmete katlanıyorlar. Bizim kuşak da işte öyle, oflaya puflaya…

Bunca zahmeti çektikten sonra cebinize hatırı sayılır bir para girse yine sesinizi çıkarmazsınız. Halbuki ne bugün böyle bir şey söz konusu ne de gelecekte söz konusu olacak gibi görünüyor. Kaç para fiyat verilecek fındığa? 10 lira?, 15, 20?.. Olacak iş mi? Alan kaç paraya alacak da yiyecek bu nimeti? Ekmek değil, su değil… Yemeyiverirler. Ben onca parayı verip pastırma yiyor muyum?          

Bizde eskiden beri bir Çin teranesi sürer gider.

"Efendim hedefimiz her Çinliye bir portakal yedirmek…"

"Her Çinliye bir fındık yedirirsek hiçbir problem kalmıyor…"

Çinliye ne portakal yedirebildik, ne fındık ne de başka bir şey. Derken gün geldi Çinliler bizim ekonomiye ayvayı yedirdi. Onu bunu bırakın da biz dua edelim Çinliler fındığı hiç tanımasın. Tanır da bir üretimini yapmaya başlarlarsa o zaman birkaç seneye kalmaz fındığın fiyatını konuşmamıza hiç gerek kalmaz.

Bülent ŞİRİN
E-Posta:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar