| Hoptek mi? Kolbastı mı? |
| Bülent ŞİRİN |
| Yazar Bülent ŞİRİN |
| Pazartesi, 05 Ocak 2009 16:32 |
|
Nifak çıkarmak ne kadar kolay, değil mi? Hele azıcık altyapısı varsa işten bile sayılmaz. Altyapısı yoksa bile kısa sürede hazırlarsınız, gerisi nasıl olsa kendiliğinden gelir. Hoptek ismine ayrı bir köken uydurur, onu bir kesime maledersiniz. Kolbastıya da hakeza... Ondan sonra çekil köşeye, kıs kıs gülerek kavga seyret. Kavga edenler de bir şey yaptıklarını sansın. Geçenlerde ekonomik krizin Dünya ve Türkiye'ye etkilerininin konuşulduğu bir bir panelde, çeşitli bankaların üst düzey yetkililerinden oluşan panelistler, krizin gelişinin aslında çok önceden belli olduğu görüşünde birleştiler. Bir dinleyici "madem biliniyordu da ne diye önlem alınmadı? Ya da gidişe müdahalede bulunulmadı?" diye sorunca panelistlerden biri çok ilginç bir cevap verdi: "İnsanoğlu irrasyonel bir varlıktır. Bakın, bir hiç yüzünden cinayetler, savaşlar çıkar. Bu da öyle bir durumdur."Söz konusu oyun hakkında son zamanlarda Trabzon ile Giresun arasında çıkan polemiğin de özünde yazının başlığında yer alan soru kadar ancak önemi vardır. Bir kere Trabzon neresi, Giresun neresidir? Cumhuriyet'e kadar ikisi zaten aynı vilayetti. Eğer başka türlü bir idari sistem uygulansa belki yine aynı vilayet olacaklardı. Örneğin bizim Şalpazarı. Kültürel yakınlık göz önünde tutulup da sınır bir dere öteden çizilse Giresun'a bağlı olacak, fakat o zaman da kültürü bugünkü Trabzon'a daha yakın olan bazı köyler Giresun tarafında kalacaktı. Bu örnekten çok iyi anlaşılacağı üzere, bugünkü Trabzon ile bugünkü Giresun'u hiçbir açıdan birbirinden tamamen ayrı iki varlık olarak görmek mümkün değildir. Tıpkı diğer komşu vilayetler gibi. Bölgede zengin ve çeşitli bir kültürel yapı olduğu doğrudur, ancak bu çeşitlilik birbirinden keskin sınırlarla ayrılmaz. Horonlar ilçeden ilçeye yumuşak geçişler gösterir, figürler farklı olmakla birlikte birbirini andırır. (Elbette konunun uzmanı değiliz, acizane gözlemlerimizi ifade etmeye çalışıyoruz) Seyfullah Çiçek bey aslında bir önceki yazısında meseleyi gayet güzel açıklamış: "Aralarında, devletin çizmiş olduğu idari bir sınırdan başka ayrılık-gayrılık olmayan 'aynı tavanın balığı' iki kardeş ve komşu il arasında suni 'senin-benim kavgasına' da bence hiç gerek yok. Nasıl ki, Doğu Karadeniz'in ortak oyunu 'horon', oynandığı illere veya ilçelere göre 'Akçaabat Horonu', 'Sürmene Sallaması', 'Görele Tuzcuoğlu Horonu'... gibi özel adlarla anılıyor ise... Kolbastı da; 'Trabzon Kolbastısı', 'Giresun Kolbastısı' gibi adlarla anılır, olur biter." Biz de bu kolbastı tartışmasının zamanla Sayın Çiçek'in dediği zemine oturacağını tahmin ve temenni ediyoruz. En başta ifade etmeye çalıştığımız gibi; nifak çıkarmak da, nifak mağduru olmak da çok kolaydır. Aynı derecede de tehlikelidir tabiî. Bölgenin kültürel zenginliğini büyük bir avantaja çevirebiliriz. Bunun yollarını arayıp bulmak ve sonra sefasını sürmek varken basit ve kısır tartışmalarla zaman ve enerjimizi heba etmememiz gerekiyor. Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 966 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|