| Tekerlek Kırıldıktan Sonra... |
| Bülent ŞİRİN |
| Yazar Bülent ŞİRİN |
| Salı, 10 Şubat 2009 16:36 |
|
Geçen haftaki yazımıza olumlu olumsuz bir çok tepki geldi. Bunları bekliyordum, çünkü böyle bir konunun bir yazıyla açıklanabilmesi mümkün değil, benim haddim de değil. Bu öyle bir konu ki, beni bırakın, Eflatun mezarından kalkıp gelse bir yazı ya da konuşmayla açıklayamaz. Trabzon'un aslında bugünkünden çok daha geniş bir anlam ve kültür coğrafyasına sahip olduğunu, uygulanmakta olan idari sistemle parçalara ayrıldığını, merkezinin de çok dar bir araziye hapsedildiğini; bunun görünen ve görünmeyen bir takım önemli sorunlara sebebiyet verdiğini, 61 sembolüne bu kadar sarılmanın da bu esaretin hüsnü kabulü olduğunu iddia ediyorum. Özellikle 61. dakika kutlamalarını kalemime dolamadığımı, esas problemin bundan çok öte ve büyük olduğunu tekrarlıyorum.Araya konuyla birebir alâkalı yaşanmış bir hikaye sıkıştırayım. Lûtfen dikkatle okuyunuz: Biliyorsunuz Eynesil idari olarak Giresun'a bağlıdır ve Trabzon'un ilçeleri olan Beşikdüzü ve Şalpazarı'na sınırdır. Bizim de aile olarak Eynesil'le hısım akrabalık bağlarımız vardır. Tıpkı başka pek çok aile gibi. Eynesil'e gittiğim zaman kendimi yabancı bir yerde hissetmem. Beşikdüzü ve Şalpazarı'nda nasıl rahat ediyorsam orada da aynı rahatlığı yaşarım. Doksanlı yılların başlarında bir ağustos ayında Eynesil'de bir sahil kahvesinde hoşça vakit geçiriyoruz. Şimdilerde vazgeçilmiş olan TSYD Kupası devam ediyor ve televizyonda iki İstanbul takımının maçı var. Bizim umursadığımız yok, oyunumuza bakıyoruz ama orada kalabalık bir kitle maçı seyrediyor. Derken bir gol oluyor ve kitlenin yarısı "goool!" diye ayağa kalkıyor. Şaşkınlıkla yanımdakilere "ne oluyor?" diye soruyorum. Cevaben bana oranın Giresun olduğunu hatırlatıyorlar. Kendimi bu kadar yakın hissettiğim bir yerde, Beşikdüzü ve Şalpazarı'nda asla görmeyeceğim bir olay cereyan ediyor. İmdi... Birkaç kilometre ötede yüzde yüze yakın olan Trabzonsporluluk oranının, birbirine her açıdan çok benzeyen ve hâttâ neredeyse aynı olan bir başka ilçede keskin bir düşüş göstermesi nasıl açıklanabilir? Eynesil Trabzon'un ilçesi olsa orada da Trabzonsporlu oranı tıpkı Beşikdüzü ve Şalpazarı'ndaki gibi olacaktı. Tabiî tam tersi de geçerli; Beşikdüzü ve Şalpazarı Giresun'da kalsaydı oralarda da ibre tersine dönecekti. Gözlem yapma imkanım olmadı ama Trabzon-Rize sınırında da sanırım durum bundan farklı değildir. İyidere ve Kalkandere'deki Trabzonsporlu oranı Of'tan çok farklı değilse, buna en çok ben sevinirim. Trabzon kimliği elbette çok önemlidir. Zaten biz de her fırsatta bu öneme atıfta bulunuyoruz. Trabzonluların bunun farkında olması ve bütün gücüyle sahip çıkması da son derece güzel bir şey, benim bundan rahatsızlık duyacak halim yok. Geçmişte gündemden uzaklaşmak adına da olsa sık sık üzerine yazı yazdık. Bu kimlik aslında daha geniş bir coğrafyanın kimliğidir ama ne yazık ki daracık bir alana hapsedilmiştir. Trabzonspor özelinde bakarsak, gurbette yaşayanlar da dahil olmak üzere bütün komşu vilayetlerin ahalisi Trabzonsporlu olsaydı, bugün her şey daha farklı olurdu. İtirazı olan varsa beri gelsin, endamını görelim... Uzun yıllardır başarı, sevinç ve coşkuya susamış bir kitlenin keyfine turp sıkmak gibi algılanacağından, birilerinin kalkıp 61. dakika kutlamalarına karşı çıkması kolay bir şey değildir ve çatlak ses çıkmıyor oluşu herkesin memnun olduğu anlamına gelmez. Bizim de her zaman takdir edilmek, alkışlanmak gibi bir kaygımız bulunmamaktadır. Tekerlek kırıldıktan sonra düzgün yolu göstermenin kimseye bir faydası olmaz. Geçmişi yorumlamak kolay, bugünü değerlendirmek zor, geleceği okumaya çalışmak da büyük bir risktir. Konu çok daha detaylandırılabilir ama biz şimdilik kısa keselim. Zamanında bir idari taksimat yapılmıştır ve bu Trabzon'un zararına olmuştur. Bizim bu sistemi değiştirecek durumumuz yoktur. O halde ne yapmalıyız? Komşu vilayetlerle başta kültürel, sosyal, sportif olmak üzere her açıdan ilişkilerimizi geliştirmeli, en üst düzeye çıkarmaya çalışmalıyız. Bunun kimseye bir zararı olmaz, en büyük yararı da Trabzonspor görür. Bülent ŞİRİN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 775 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|