Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ocak 10, 2009, 02:10:43 ÖÖ
13721
Mesaj
1139
Konu Gönderen:
664
Üye
Son üye:
mustafaperiloglu
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Giriş Yap
Kayıt
Serander.Net © | Karadeniz Forum Platformu
|
Güncel Konular
|
Türkiye ve Dünyada Neler Oluyor ?
|
Ergenekon Davası
« önceki
sonraki »
Sayfa:
1
[
2
]
Yazdır
Gönderen
Konu: Ergenekon Davası (Okunma Sayısı 1682 defa)
birol_61
Global Moderator
Hero Member
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 886
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #15 :
Temmuz 19, 2008, 12:24:32 ÖS »
Birikim dergisinde konu ile ilgili iki çok önemli tespit mevcut.Sizlere de sunmak istedim :
" tüm bu soru işaretlerini, tahminleri, öngörüleri bir tarafta tutup eldeki mevcut resme bakacak olursak. birkaç not çıkarmak mümkün.
1-akp hükümeti, tüm gücünü kendisine yönelik bir komployu ortaya çıkarmaya hasretmiştir. soruşturmanın daha derinlere inmesini beklememek gerekir. daha derinlere derken şunu kastediyoruz: kabaca 1980’lerin başlarından bu yana bilhassa güneydoğu’da işlenen fail-i meçhul cinayetlerin başını çektiği devletin kirli işlerinin ortaya çıkarıldığı, sorumlularının yargı önüne çıkarılıp hesap verebildiği bir soruşturma.
bunu yapmaya akp’nin çeşitli sebeplerle gücü yoktur. akp’nin buna niyeti de yoktur. akp kadrolarının böyle bir meselesi yoktur. akp tabanının böyle bir derdi yoktur
. şemdinli vakası bunun en iyi örneğidir.
mevcut komuta kademesi bu olayda akp hükümeti’nin gideceği sınırı çizmiş, hükümet de bu sınırı şevkle benimsemiştir. dolayısıyla soruşturmanın gideceği yer, herhalde şu “hükümet aleyhinde komplo” ile sınırlı kalacak gibi görünüyor
. ki bu konuda bile çok da rahat olmamak lazım. daha önce de dikkat çektiğimiz gibi, zayıf bir iddianame sonucunda şu tutuklanan kadroların büyük bir tantana içinde serbest kalması, hükümet’i hiç hesaplamadığı derecede zor durumda bırakabilir. devletin kirli işleri bahsinde ise şu son operasyonla gözaltına alınan ve tutuklanan eski itirafçı osman gürbüz’ün ne şekilde, ne ciddiyette sorgulanacağı bir tür emare olacaktır.
2-ordunun daha 2004 yılında tasfiye ettiği, eski model darbelere bel bağlamış komutanların devre dışı bırakılma ihtimali bile, toplumu psikolojik olarak “darbe gelebilir” ihtimaline hazırlıyorsa eğer (ve tabii medya da bu havayı körüklüyorsa eğer) şu bahsedilen kadrolar tasfiye edilse dahi, toplumda, bilhassa da laik tabanda ve establishment denilen kesimde “iktidarı seçilmiş bir hükümete bırakma” konusunda hâlâ bir direnç olduğu, olacağı görülüyor. bu eğilim, türkiye’de azınlıkta değildir. bu eğilimde olmasa da,
serbest seçimlere inanan muhafazakar kesimde dahi “orduyu çok kızdırmamak lazım” zihniyeti hâlâ geçerliliğini korumakta.
son dalgada bunun emareleri de görüldü. yani
tsk ve laik/otoriter cephe, hiç böyle bir planları olmasa dahi, mevcut atmosferi kendi lehlerinde kullanabilecek durumdadırlar aslında.
şimdilik şunu söylemek mümkün: otoritelerin meydan savaşı sürüyor, akp’ye hangi şekilde darbe “yapılmayacağı” ortaya çıktı,
ancak bir yandan da darbe tehdidi uzaklaştıkça, belki de yakınlaşıyor..
"
Tesbitler bence çok güzel. AKP nin böyle bir derdi yoktur.Bence ergenekon ergenekon diye diye alttan başka şeyler kaçırılıyor.
Toplumun bunu anlayacak kapasitesi maalesef yoktur.
İster inanalım ister inanmayalım şu bir gerçek ki Türkiye geri kalmış bir ülke.
halen daha askeri darbelerden,rejim değişikliklerinden,rejim korkularındna bahsediyorsak ne kadar geri kalmış bir ülke olduğumuzu anlamışsınızdır.
Asker darbe düşünüyor muydu orası bilinmez ama rahatsız oldukları belliydi.
Türkiyede eskisi gibi askeri darbelerin yapılması artık sanıldığı gibi kolay değil.Çünkü aşırı derecede dışa bağımlıyız.Kullandığımız telefonlardan tutun tekstil ürünlerine,elektrik ve ısınma ürünlerinden tutun bütün enerji kaynaklarımıza kadar dışa bağımlıyız.
En önemlisi ise " askeri yönden " hala ABD ye son derecede muhtacız.
Ordumuz sanıldığı daha doğrusu propagandası yapıldığı gibi öyle dünyanın en güçlü ordularından falan değil.Eğitim konusuna hiç girmeyeyim.
Kısacası bu kadar dışa bağımlı bir ülkede yapılacak askeri darbe kısa sürede sona erecektir.Çünkü belirli tüketim alışkanlıklarımız mevcut.Toplumun bunlardan vazgeçmesi "mümkün değildir ".
Haa bu son yapılan AKP darbesi değil midir ? evet AKP darbesidir orası ayrı tabi...
«
Son Düzenleme: Temmuz 19, 2008, 12:26:58 ÖS Gönderen: birol_61
»
Logged
Karadeniz müziği denilince, yöre insanının kendine has şivesiyle tulum ve kemençe eşliğinde söylediği saf, temiz ve doğal duygularla süslenmiş, çoğu yaşanmış öykülerden oluşan halk ezgileri akla gelmeli.....
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #16 :
Temmuz 21, 2008, 03:26:15 ÖÖ »
kuddusi okkir niye öldü? rahmetli hastalaniyor cünkü bu iftiiraya dag dayanmaz. adam öldü, iddialar fos cikti. ergenekon'un üstüne gidilsin ama hatalar yapiliyor.
-
-
Gündüz Akgül
HAZIRLIK SORUŞTURMASININ GİZLİLİĞİ!...
Bir suç işlendiğinin öğrenilmesi veya ihbarı üzerine başlatılan soruşturmaya, hukuk dilinde
“Hazırlık Soruşturması”
denilir. Hazırlık soruşturmasının gizli yapılacağı Ceza Muhakemesi Yasasının (CMY) 157 maddesinde “
Soruşturmanın Gizliliği
” başlığı altında açıklanmıştır.
Soruşturmanın gizliliği
MADDE 157.
- (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.
Bu kurala uymayanlar hakkında ise, Türk Ceza Yasasının (TCY), İkinci bölümünde
“Adliyeye karşı suçlar”
başlığı altında düzenlene maddelerden, 285. maddede “
Gizliliğin İhlali
” başlığı altında yaptırıma bağlanmıştır.
Gizliliğin ihlâli
MADDE 285
. - (
1
) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3
) Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
(
4
) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanması hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Maddenin incelenmesinden de görüleceği gibi, 1.fıkrası, verilecek ceza miktarını, 3.fıkrası bu suçların yayın yolu ile işlenmesi halinde cezanın yarı oranda arttırılacağını, 4. fıkrasında ise, (Anayasanın 38/4 maddesine göre “
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”
genel ilkesine aykırı olarak) soruşturma ve kovuşturma aşamasında kişileri suçlu olarak damgalayıp görüntülerini yayınlayanlara verilecek cezayı belirlemiştir.
Ergenekon
adı altında başlatılan ve 13 aydır devam edip henüz iddianamesi yazılmayan ve 58 tutuklusu bulunan davada, Cumhuriyet Savcıları ve Emniyet tarafından alınan ifadeler,
her gün birileri tarafından bu davada adeta kendilerini taraf sayan ve her tutuklama sonunda zafer naraları atan, sanıklar hakkında hüküm verilmiş ve mahkûm olmuş gibi yargısız infazda bulunan, iktidar yanlısı sağ basına servis yapılmaktadır.
Uzun zamandan beri devam eden bu durum, defalarca basında dile getirilmesine karşın, bu güne kadar servisi yapan kimliği belirsiz kişiler hakkında TCY’nın 285. maddesi gereğince herhangi soruşturma açıldığı konusunda ne yazık ki bir bilgi yayınlanmamıştır.
Bu durum yargının yıpranmasına, eleştirilmesine, daha acısı soruşturmada birilerinden alındığı emirle hareket edildiğine ve yargının siyasallaştığına, dair söylentilere neden olmaktadır.
Yıllarca yargıda görev yapan ve yargıya zerre kadar leke sürülmesine meydan vermeyen biri olarak, Cumhuriyet Savcısı meslektaşlarımdan acilen, bu köstebeklerin bulunmasını, haklarında gereken işlemlerin yapılmasını, mesleğin onurunun ve saygınlığının korunması adına zorunlu olduğunu hatırlatmak istiyorum.
9.7.2008
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
gunduzakgul@hotmail.com
Logged
Onur Kurutçu
Newbie
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #17 :
Temmuz 25, 2008, 11:27:24 ÖÖ »
Öncelikle tekrar selamlar,
şunu belirtmeden edemiyeceğim konunun ismi
"uyduruk örgüt ergenekon"
hiç yakışıklı değil. Bu örgütü
uyduruk
görmek T.C. bir saygısızlık olarak görüyorum elimde olmadan...
Davayı en başından Ümraniye'de ki el bombalarından beri takip ediyorum. Bu davayı tarafsız olarak anlatan TRT dışında bir yayın kuruluşu olduğuna inanmadığımdan ötürü hem ERGENEKON'u bitirmeye çalışanların yayın organları, hem de ERGENEKON'un avukatlığına savunanların yayın organlarından takip ediyorum. İki görüşü de inceledikten sonra bu konudaki yorumları bir başkasından dinlemek de bana saçma geliyor.
ERGENEKON'un önemini belki de şöyle anlatabiliriz.
Susurluk ERGENEKON'un bir alt koluydu...
Logged
Sungur
Administrator
Sr. Member
Offline
Mesaj Sayısı: 1226
Ergenekon davası kabul edildi!..
«
Yanıtla #18 :
Temmuz 25, 2008, 15:39:13 ÖS »
13 ayı aşkın bir süredir devam eden Ergenekon soruşturmasında İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi iddianame hakkındaki kararını açıkladı. Şüpheliler hakkında ''terör'' suçlarından kamu davası açıldı.
İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi Ergenekon soruşturması iddianamesini kabul etti. Mahkeme dava için tarih belirleyecek.
48'i tutuklu 38'i tutuksuz 86 şüpheliyi kapsayan iddianamede bazı şüpheliler, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırıları azmettirmekle suçlanıyor.
Nokta dergisinde yayımlanan ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen "darbe günlükleri" ise 2 bin 455 sayfalık iddianamede yer almıyor.
haber7
*************
Doğrusu aksi bir sonuç beklemiyordum. Bir süreç başladı ve devam ediyor. Hayırlısı olsun...
Logged
Onur Kurutçu
Newbie
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #19 :
Temmuz 26, 2008, 03:19:53 ÖÖ »
Davanın başlamasına sevindim açıkçası. Fakat 2500 sayfalık bir iddianameyi inceleyip bir karara bağlamak zor iş. Allah kolaylık versin yetkililere.
Birbaşka nokta ise ERGENEKON'un avukatları da iddianameyi çürütmek için ne yapacaklar(!)...
Logged
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #20 :
Temmuz 28, 2008, 02:53:43 ÖÖ »
Alıntı
Ergenekon iddianamesinde 86 sanığa yöneltilen suçlamalar şöyle sıralandı:
Askerleri itaatsizliğe teşvik etme.
Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama.
Açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme.
Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satın alma, taşıma veya bulundurma.
Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma.
Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme.
Görevi kötüye kullanma.
Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme.
Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme.
Kasten yangın çıkarma.
Yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürme.
Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma.
Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, mala zarar verme.
Bulundurma veya taşıma ruhsatsız ateşli silahlarla, mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma.
Savaşta devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip ve amacı dışında kullanma.
Hile ile alma, çalma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması, taşınması, bulundurulması.
Silahlı terör örgütlerine silah sağlama
Silahlı terör örgütüne üye olma, suç üstlenme.
Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma.
Eyleminde pişmanlık bildirmeme.
Tasarlayarak öldürme.
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etme.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme.
Çeşitli tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alma
Örgüte bilerek isteyerek yardım etme.
İzinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma.
İzinsiz olarak bıçak veya diğer aletleri ülkeye sokma, imal etme veya nakletme.
http://www.belgenet.com/dava/gulendava_01.html
fetullah gülen hakkinda da iddianeme hazirlanmisti. maalesef herkes hocaefendi gibi sansli degil. adam bir lokma ifade vermeden, adamin dosyalari örtbas edildi. yalan mi? iddianamede neler yoktu ki. neden ifade vermedi hocaefendi? nerdeydi? ben söyleyim AMERIKA’da. eski vekil cömez de aynisini yaparsa? neden kötü adam oluyor cömez?
konyada birileri tutuklaniyor. yahu, bir insan mahkeme kararini bekler kesin konusmak icin.
tutuklanan o kisiler hakkinda mahkemenin verecegi karari beklemeden o kisileri sabah’tan aksama kadar damgalayip durdu zaman.
hanki yüzle bu haberi veryorlar damgayi unutarak?
Konya'da gözaltına alınan 19 zanlı, serbest
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=719025&title=konyada-gozaltina-alinan-19-zanli-serbest
hukuk islemiyor eger isleseydi zaman’a coktan dava aciliyordu.
Gündüz AKGÜL’ün verdigi madde bilgisini okuyun. yoksa ben mi yanlis anliyorum?
bunun adi, adi üstünde iddianamedir. ben mahkeme‘nin verecegi karari bekliyorum. sucluyu övecek halim yok. baslik konusuna gelince sonuna bu
(?)
isareti ekledim.
Logged
Onur Kurutçu
Newbie
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 13
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #21 :
Temmuz 28, 2008, 20:52:30 ÖS »
Konu Ergenekon iken bir başkasına atlamakla (Kim olduğu farketmez) bir yere varılacağını sanmam.
Konya'da ki gözaltılar konusunda hem fikiriz. O kadar kişiyi suçlayarak zan altında bıraktılar. Demekki suçları yokmuş. Fakat Konya'daki bu kişililerle Ergenekon davasında yargılanan 10'a yakın kişiyi bir tutmak "Pollyanna" cılıktan başka bir şey olamaz. 10'a yakın dememin sebebi ise, yargılananlar arasında suçu olmadığına inandığım insanlar var...
Umarım Türkiye için en iyi şekilde sonuçlanır dava.
Muhabbetle
Logged
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #22 :
Temmuz 29, 2008, 13:20:58 ÖS »
ergenekon davasinda zaman gibi gazeteler, samanyolu gibi medya’ya güvenmiyorum. mahkemenin
verecegi karari beklemeden her tutuklanan kisileri alcakca suclu gösteriyorlar, damgaliyorar. Dogan medya’yi zaten bos verin.
medya, mahkeme kararini beklemeyip insanlari sucluyorsa, acaba NESLİHAN ACU dogru lari mi yazdi ? insanlari baska arayislara sokuyor medya.
-
NESLİHAN ACU
İki gündür oku babam oku, İddianame'den yaprakları ve saygıdeğer medyamızdaki yansımalarını okuyorum.
Aklıma yığınla soru takılıyor. Adeta çapari oltalarına takılan balıklar misali…
En başta şu soru:
Sayın iktidar sempatizanı, gönüldaşı, fan'ı medya yazarları iki bin beş yüz sayfalık iddianameyi hangi arada derede okudular da, bu kadar çabuk klavyelere sarıldılar?
Ve ikinci soru:
Bu bir İddianame. Adı üstünde. Mahkemede, öne sürülen bu savların doğru olup olmadığı araştırılacak, karara bağlanacak...
E, şu anda sadece "
iddianame
"de yer alan bir sürü iddia, sanki yüzde yüz gerçekmiş gibi neden ortaya sürülüyor? Vayy şunu da yapmışlar, bunu da yapmışlar çığlıklarıyla….
Bu karmaşada ve kargaşada, İddianame'de gerçekten önemli olan konuların (Veli Küçük, Danıştay saldırısıyla ilgili bağlantılar) gümbürtüye gitme tehlikesi yok mu?
Ama ne karmaşa! Şarkıcı Emel bile İddianame'ye girmiş, şaşakaldım yani. Veli Küçük'ten müstakbel damadı için torpil istemiş bu sanatçı (
telefonda
). Asker bir tanıdığı için torpil istemeyen var mı bu ülkede? Veli Küçük'ten istemiş olması, şarkıcı Emel'i hangi bağlamda Ergenekon'a dahil ediyor? Etmiyorsa bu görüşme kaydı İddianame'de ne arıyor? Laf olsun torba dolsun diye mi?
İddianame bu türden kayıtlarla dolu bir sürü sayfayla kabartılacağına, gerçekten önemli noktalar vurgulansaydı da bu kadar kargaşa olmasaydı daha iyi değil miydi?
Sonuçta 2500 sayfalık bir iddianameyi okumak her yiğidin harcı değil.
Düşünün ki bu ülke 20 satırı aşan köşe yazılarını bile okumaktan sıkılan insanlarla dolu. (
Acı ama gerçek bir tespit!
)
Bir de Ergenekon'un medyayı ele geçirme planlarının faş edildiği sayfalara çok takıldım.
"Medyanın ele geçirilmesi ve kontrolü"
başlıklı bölümde çok enteresan bilgiler var. Veli Küçük, kendisini çeteyle ilişkilendiren gazete manşetlerine sinirlenince "
Doğu Perinçek gitsin Aydın Doğan'la görüşsün"
buyuruyor. Gizli tanık DENİZ, Aydın Doğan'ın
"Veli Paşa'ya söyleyin haber yapmamaya gayret edeceğiz. Milliyet ve Radikal gazetelerinde bu haberleri durdururum ama Hürriyet Gazetesi benim değil, Koç'un. Hürriyet için söz veremem"
dediği şeklinde ifade veriyor.
Aynı bölümde ayrıca, Doğu Perinçek'in, Gülay Göktürk, Nuri Çolakoğlu, Faik Bulut, Cengiz Çandar gibi şahısları gazetecilikte yetiştirdiği belirtiliyor. Tuncay Özkan'ın Doğu Perinçek in adamı olduğu ve Doğu Perinçek tarafından yönlendirildiği söyleniyor.
Bunlar çok enteresan bilgiler. İnsanın, meğer bu Doğu Perinçek ne kadar ağırlığı olan biriymiş diyesi geliyor.
Ele geçirdikleri medya ise, KanalTürk, Ulusal Kanal, Avrasya falan şeklinde sıralanıyor.
İlginç.
Çünkü bunlar hiçbir zaman öyle fazla iddialı olmayan, büyük kitlelerce seyredilmeyen kanallar. Bu örgüt bu kadar güçlüyse neden en büyük kanallara kol bacak atmamışlar acaba diye sorası geliyor insanın.
Bir de şu soru takılıyor beynimin ağlarına: Birilerinin kendi fikirlerini küçük bir kanaldan pompalaması "
çetecilik
" olayına dahil oluyorsa, başka birilerinin "uyarına getirip" etli butlu televizyon kanalları ve gazeteler satın alması neden "
gazetecilik
" oluyor? Bakınız: ATV-Sabah olayı.
Bir çelişki var burada ama nerede? Bulun bakalım.
Bir de bu
"gizli tanıklar"
meselesi var. Biliyorsunuz bu bizim hukuk sistemimizde yeni bir durum. Son icat. AB uyum yasaları çerçevesinde kanunlara girdi "
gizli tanıklar
". "Çete"leri çökertmek için gizli tanık kullanılabilecek artık. Ne güzel!
Ama yine münafıklık etmeden duramayacağım….Bildiğiniz gibi biz AB yolunda bir ülke değiliz, AB bizi hiçbir zaman bünyesine kabul etmiyor…Bu durumda uyum yasaları bizi neye uyduruyor? Biliyorsunuz bir gelişmiş ülke demokrasisi ile gelişmiş olmayan ülke demokrasisi hiçbir zaman aynı şey değildir. Sormak istediğim, bu kadar çok katakullinin ve ayak oyununun döndüğü bir ülkede, bu gizli tanıkların sağlam bilgiler verdiğinin sağlaması nasıl yapılacak?
Bir de 1 numara olayı var… Bir numaranın eşgali Zihni Çakır'ın "
Kod Adı Darbe"
kitabında "
sarı saçlı, sert mizaçlı"
olarak geçiyormuş.
Bu bana fazlasıyla casus romanı tadında geldi. Bilemeyeceğim artık…
"Çok güçlü, çok dehşetengiz"
olarak adlandırılan bu çetenin TSK'ya, MİT'e falan sızamamış olması "
gücü
" konusunda beni biraz şüpheye düşürdü, o da işin başka bir boyutu. Ya liderlerinden biri olduğu iddia edilen İlhan Selçuk'un 500 bin dolarlık iş notunu yazıp ortalarda bırakmasına ne diyorsunuz? Biraz acemi galiba bu örgütçüler…
Şaka bir yana….
"İşte temiz eller!", "işte sonunda derin devlet çökertiliyor!"
şeklinde sevinç çığlıkları atmadan önce serinkanlı bir şekilde düşünmekte fayda yok mu?
Ben "
dokunulmazlıkları
" kaldırılmamış siyasetçilerle dolu bir ülkede "
temiz eller"
olayına kati surette inanmıyorum. Ülkeyi sarsan bir cinayette, emniyet soruşturma dışı bırakılıyorsa, siz inanır mısınız temiz ellere?
Kafama takılan son şey ise Taraf Gazetesinin bu operasyonla ilgili attığı başlık:
"1923'de kuruldu, 2008'de arınıyor
" buyurmuşlar.
Bu ne demek, ulu manitu adına?
Türkiye Cumhuriyetinin kurulması da Ergenekon icadı demek istiyorlar herhalde.
Vay ki vay sayın seyirciler!
Cumhuriyet mevta olacak diye zil takıp oynayacaklar neredeyse. Ben bu çıldırık neşenin sebebini anlamış değilim.
Ne sosyal, ne duygusal, ne matematiksel zekam yetmiyor buna.
Ve son söz niyetine…Bu ülkede yıllardır bir sürü karanlık şeyler oldu. 70'lerin o kanlı günleri, suikastlar, gazeteci cinayetleri….
Bunlar aydınlansın istiyoruz.
Ama heyhat, yüzlerce sayfalık kıytırık telefon görüşmesi kayıtlarıyla mı aydınlanacak tüm bunlar?
Yok Emel Veli Küçük'ten torpil istemiş, yok 1 numara sarı saçlıymış…
1 numara küçükken karga da kovalamış mı acaba? Durup dururken merak ettim.
«
Son Düzenleme: Temmuz 29, 2008, 13:46:10 ÖS Gönderen: 61Ready
»
Logged
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #23 :
Eylül 06, 2008, 03:47:18 ÖÖ »
degerli arkadaslar, lütfen okuyun. okunmasi deger olan yaziyi size iletiyorum.
Eğitimbilimci Gözüyle Ergenekon İddianamesi-MAHiYE MORGÜL
Bu iddianame ile toplumsal-tarihsel belleğimizde kaos yaratılmaktadı r. İddianamenin bizzat kendisi bir tür zihinsel kaos yaratma silahıdır. Sadece tutuklananlar değil, toplum olarak hepimiz aynı zihinsel saldırı altındayız. İnsan beyni olaylar arasında mantıklı matematiksel denklemler kurarak, eşleştirme yaparak zihinsel faaliyet yapar. Bu iddianamede ise, bütünsel olan hiç bir şey yok, paragraflar arasında bile bağlantı yoktur, parçalar orda burda uçuşuyor!
Sürekli asimetrik durumlarla insan beyni aptala döner, burada bunun amaçlandığını açıkça görüyorum. Dikkat ediniz, sayfanın başı ile sonu arasında bağ yoktur, bölümler arasında bağ yoktur, ne ile suçlandığınızın bile mantıklı bir tarifi yoktur, iddia edilenler arasında bağ yoktur, dosyanın başı ile sonu arasında bağ yoktur! Bu kadar bağlantısızlık beyinde kaos yaratır, AKIL denilen zihinsel faaliyet bağcıklarını kırar!
İddianamedeki tutarsızlıklara düzgün bir mantıkla cevap vermek mümkün değildir. Parçaları asla diğerleriyle yan yana gelemeyecek bir pazıl konulmuştur önümüze ve acaba düzeltmeyi başarır mıyım diye oynadıkça zihinde yaptığı tahribat derinleşecektir.
Bence, bu bozuk pazıl aylarca sürdürülerek en zihni açık insanların bile bundan zarar görmesi, bu iddianamenin arkasındaki güçlerin istediğidir. Hedefleri, ne olup bittiğini anlamakta zorlanan bir toplum yaratmak, algılama seviyesini altının altına çekmektir.
Yani pazılın bozuk olduğunu bilirsen, üzerinde hiç kafa yormazsın ve böylece beynini de tehlikeden korumuş olursun. Bununla mevzi kazanan beyin(insan) , özgüveni yüksek bir şekilde, açık zihinle asıl yapmak istediği zihinsel faaliyetleri yapabilir.
Özetle: Bu iddianame aracılığıyla, toplumsal-tarihsel belleğimizi dağıtma ve zihin çökertme tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Bu gerekçeyle iddianameyi reddetme ve üzerinde konuşmama yolunu öneriyorum.
Bir şey daha yapılabilir; İddianameyi 'Yanlışları bul' oyununa çevirmek, birbiriyle zıt olan, tarihleri örtüşmeyen, yazımsal kuralsızlıklar gibi cümle bozuklukları gibi denge bozukluklarını bulmak. İşte o zaman bu bir zeka geliştirici oyuna dönüşür, zihnimize saldıran tarafı bozguna uğratır! 'İddianamedeki Yanlışları Bul' oyununda en fazla yanlış bulan ve bize gönderenleri gazetede yayınlayarak ödüllendirmek de hoş olur. 27.7.2008
Eğitimbilimci Gözüyle Ergenekon İddianamesi
Zihinsel kaos/ 'Parçalanmış Zeka' yaratmanın yerli ustası Talim ve Terbiye Kurulunun eski başkanlarından Ziya Selçuk'un beyin yıkama konferansları serisinde 2004 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Konser Salonunda akademisyenlere hitaben yaptığı konuşmada sarf ettiği şu sözler, bu iddianamenin ne amaçla hazırlandığını izah etmeye yeter:
'Bugün küreselleşmenin önündeki en büyük engel ulusal direnç noktalarıdır.. Üniversitelerimiz küresel bayrağın dalgalandığı kaleler olacaktır.'
Aynı günlerde Karen hanım açığa çıkan e-postalarında 'Tarihleriyle baş edemiyoruz' diyordu ve aslında tarihimizle başa edebilecekleri bir silaha ihtiyaçları olduğunu söylüyordu.
Yani, bir talep vardı, liberal ekonomi anlayışına göre bu talebi karşılayacak buluşlara iyi para verilecekti! Sonra gördük ki, Pentagon'a ve Nato'ya bağlı enstitülerde çalışan fizik bilimcilerin yazdığı 'Fraktel Yapılar, YENİDEN KAOS', ' Kosmozdan kaosa, kaostan kozmoza', 'Spin camları altında bunalım ve kaos' (Prof.Nihat Berker), 'Evrende her şey tekildir', 'Multiple Intelligence/ Zeka çok parçalıdır'(Gardner) , 'Çatışma Teorisi', 'Çocuk bireydir' gibi makaleler üniversitelerimize akmaya başladı.
Ve Nato'nun fizikçileri keşfettiler ki insan beynine görsel ve işitsel yoldan tahrip kalıpları göndermek mümkündür:
-PARÇALARI ASLA BİRLEŞEMEYECEK ASİMETRİK OBJELERİ VEYA ÇAĞRIŞIMLARI BEYNE GÖNDERİRSEN BEYNİN ZEMİNİ PARÇALANIR!
-ASİMETRİ BEYNİN DÜŞMANIDIR, BEYNE UYUMSUZLUK GÖNDERİRSEN MATEMATİKSEL DENGELER KIRILIR!
-NEGATİF ÇAĞRIŞIMLI SÖZCÜK, BELLEKTEKİ İLGİLİ POZİTİF KAVRAMI SİLER.
-İNSAN BEYNİ IŞIKLA ÇALIŞAN BİR MEKANİZMADIR, BU IŞIĞI KARARTAN KARANLIK RENK VE SİMGELER BEYNE GÖNDERİLİRSE BEYNİN IŞIĞI KARARTILABİLİR.
-EVRENDE VAR OLAN IŞIK İÇERİSİNDE İNSANDA OLAN HER ŞEY VARDIR, IŞIK ZARARLI TİTREŞİMLERİN TAŞIYICISI OLARAK KULLANILABİLİR!
-İnsanların birbirine negatif enerji gönderecekleri SÜREKLİ ÇATIŞMA ortamı oluşturun; AKADEMİK ADI 'ÇATIŞMA STRATEJİSİ', MEDYADAKİ KARŞILIĞI. 'DEDİKODU PROGRAMLARI' .
Kullanılan taktikler:
-Bilgiyi o kadar ufak parçalara ayır ki parçalar birbiri ile buluşamasın! Bozuk Boz-Yap oyunları kullan!
-Tarih kavramını boz, hem dikey hem yatay olarak asimetriler yarat ki tarihsel süreç algılanamasın! Değişik tarihlerde yaşanmış olayları aynı ünite içerisinde anlat ki zaman mefhumu kalmasın. (Zamanda sınırsızlık beyni dağıtır.)
-Dil; beynin zihinsel faaliyet aracıdır, dili boz-parçala-kı r.
-Yazı; beynin bütünü algılama özelliğine aykırı hale getirilsin, cümleler, kelimeler ve heceler harflerine kadar farklı renk-punto-karakter lerle parçalara ayrılsın!
-Eğitim; onu yıkmaya herkesin zihinsel olarak hazırlanması gerekir, bunun için Türk sosyal müfredat programının aleyhinde kampanya başlat, genel kabul görecek simge sözcük seç, yıkılacak olan bu imiş gibi imaj yarat. (Seçilen sözcük: Ezberci Eğitim!)
-Beyni karartacak renkler, algılanması güç ve akıl dışı şiddet görüntü ve sesler, beyinleri ardı ardına gelen depremler gibi sarsmalı.
-Hayali düşmanların karşısında çaresiz kalan insan öyküleri uydur. Çünkü, korku ve şiddet beynin en büyük düşmanıdır, beyin kendini korumakta aciz kalır, kişi çaresizlik duygusu yaşar, teslim olma sonucuna götürür.
-Beyne sürekli negatif enerji yükleyen sözcükler gönder, pozitif enerjiyi körelt, olumlu/pozitif sözcükleri bozarak anlamsızlaştır, bu yolla zihinsel faaliyeti yok et! Negatif çağrışımlı sözcükleri bu amaçla silah olarak kullan! Ders kitapları bu amaçla yazılmaya geçilmeliydi, YÖK Dünya Bankası dairesi açıldı, 1995-2005 arasında 'Çoklu Zekâ' adıyla beyin çökertme yöntemleri itibarlı tez konusu olarak üniversitelerimize ve MEB içerisine yerleştirildi.
-Dengesizliği yazı ve resimlerle topluma bombardıman et.(1.Sınıf Türkçe kitabının ilk sayfasında DENGESİZ duruştaki bir çocuk karikatürü yerden çöp topluyor!?)Türk insanının beynindeki doğru tarih bilgilerini paramparça etmek üzere geliştirilmiş bir psikolojik bombayı nihayet üretebilmişlerdi: Bu bombayla parçalara ayrılan zihinde bellek kayıtlar otomatik olarak dağılacaktı! Sonrası, domino taşı gibi yıkılmaya devam ederdi.
-Bilinen toplumsal kavramların çağrışımını değiştir.
-Bir toplumsal deprem dalgası, kaos yarat, bu kaosta içeriği değiştirilmiş kavramlar kullan, akılları sars, doğru düşünmeyi yok et.
Şimdi: Birbiriyle ilgisiz şeyleri bir dosyada toplayıp dava diye toplumun önüne koydular. Yanıltma sözcüğü olarak seçilen başlık 'Ergenekon'!
İDDİANAMEDEKİ ASİMETRİK/ÇAPRAZ İDDİALAR; ZİHİN ÇÖKERTME SİLAHI.
1. 'Her yıl güncellenen terör örgütü listesinde yer almayan…. Ergenekon terör örgütüne ulaşılmıştır.' s.32/ 2 p.
Her yıl güncellenen listede olmayan şey, sanal demektir! Asimetri: Geçmiş askeri yönetimler zamanında bile böyle bir dava açılmamış!
2- 'Ergenekon adı savcılığın koyduğu ad değildir' s..32/3 p.
Nasıl örgütse, sanıklardan hiç biri böyle bir adın tanıtımını/ reklamını yapmadı.
3- Ergenekon-Lobi deyimi birlikte sıkça geçiyor. Bu sözcüğün sık tekrarı ve büyük harflerle yazılmasıyla zihinde yapılan işlem şudur:
Negatif imajıyla zihinlere yer etmiş olan Ermeni ve Yahudi Lobilerinin yerine yeni bir negatif çağrışımlı 'lobi' kavramı yerleştiriliyor.
4- s.50/2.p Müsteşarlığa 3.7.2002 tarihli isimsiz gönderilmiş 2 sayfalık mektup.
Hayali kişi ile gerçek kişi/sanık karşı karşıya geliyor, asimetrinin, korku yaratmanın dik alası! Korku durumu, beyni karartır, bu iddianamenin bir korku silahı olarak kullanıldığını gösterir.
5- 50.sayfada, hayali kurumlarla gerçek kişileri karşı karşıya getirme taktiği:
'Bazı Sivil Toplum Örgütleri, Siyasi parti ve medya kuruluşları…' 'Asker orijinli bir kadro…' kim oldukları belirsiz! Yine bir düşsel oyun.
6- s.51 / 1.p, tanık sıfatıyla dinlenen bir HAYALİ kişinin ifadesi.
Hayali düşman; bilinmezlik beynin en büyük düşmanıdır, korku yaratır. Korku, sindirme amaçlı şiddetin adıdır.
7- s.56 Tuncay Güney'den elde edilen belge…
Hayali kişilik Tuncay Güney, adı var kendisi ortada yok. Basında onunla ilgili ne çok şey yazılıyor, ABD'de onca yıl ne için barındırılmış, orada ona ne eğitimi verilmiş belli değil. ABD, kimseyi babasının hayrına beslemez, o ömür boyu kullanılacak bir malzemedir artık. Hahamlığı da şüpheli, Yahudilik doğuştan getirilir, bence bu adam hala kullanılıyor.
8- s.64-68 arasında 'Terör ve şiddet' tanımı, 4 sayfa boyunca anlatılıyor!
Bir iddianamede terörü bu kadar uzun açıklamaya neden gerek duyulmuş olabilir, ki, hukukçuların yargılandığı bir davadır bu. Burada gördüğüm, psikolojik savaşın parçasıdır, zihinsel şiddet taktiğidir. 4 sayfa boyunca defalarca yinelenen terör ve şiddet sözcükleriyle psikolojik şiddet fiilen iddianamede kullanılıyor! Çünkü terör ve şiddet sözcüğünün her tekrarında, beyne defalarca şiddet mesajı gönderilir. Çok enteresan bir benzerlik, geçtiğimiz aylarda, çok sayıda şiddet konulu panel düzenlendi ve buralarda katılımcıların beynine zihinsel saldırı gerçekleştirildi. Çağrışımı ürkütücü olan bir sözcüğü bu kadar tekrarlamak beyne sürekli negatif enerji yüklemek demektir. Bu durum, yaratıcı düşüncenin ihtiyacı olan, yani zihinsel faaliyet için gereken pozitif enerjiyi yok etmek tir.. (Eksi artıyı yok etme özelliğindedir, bu doğal fiziksel olayı silah olarak kullanmaktadı rlar.) Korku yayan, negatif enerji yükleyen sözcüklerin başında 'şiddet' sözcüğü gelir. Örneğin, bir afişte şiddet resimleri varsa, bu ,görsel yolla zihinsel taciz yapılıyor demektir. Son birkaç yıldır ülkemizde bolca bu afişlerden yapılmış, İsrail Büyükelçiliğinin sponsorluk yaptığı SCA Müzik Vakfı bile bir çocuk korosuna 'yatak odanıza asın' diyerek şiddet afişleri dağıtmıştır! Çocukları bu afişlerin negatif etkisinden kurtarmak için güzel bir metin yazıp onlara dağıtmıştım. Şiddet ve Sanat başlıklı bir paneli de aynı nedenle protesto etmiştim, negatif etkisini silmek için afişi yırtmıştım ve nedenini anlatarak hakkında yazı yazmıştım.
9- s.71/1.p. 'Yaşar Büyükanıt'a Perinçek'in suikast yapmayı düşünmüş olabileceği gibi korkunç ve canice bir plan akla gelmektedir' ifadesindeki asimetri :
Kamuoyunda Büyükanıt'a en fazla destek verdiği bilinen bir parti başkanı için tam tersi bir imaj veriliyor. Bu sırada kullanılan 'korkunç ve canice' sözcükleriyle ise beyinlere verilen mesaj tam bir psikolojik harptir! Bu, psikolojide dışa vurumdur, savcının kendi düşüncesinin tezahürüdür. Olmamış bir şeyi olacakmış gibi gösterme gafletiyle kalmayıp sanığı toplumun gözünde aşağılamak niyetidir. Bu ifadesiyle savcı bir kez daha kaybetmiştir. Eğitimbilim açısından 'korkunç ve canice': NEGATİF ENERJİ dozu oldukça yüksek sözcüklerdir. Belleklerde önceden yer etmiş olan Perinçek'in Büyükanıt'a karşı pozitif tutumunu silmek üzere seçilebilecek bu en negatif sözcüklerle yüksek dozda eksi elektrik yüklemesi yapılıyor.
10. s.85 'Mafya yapılandırması' ifadesi.
Burada, vatanseverliği ile bilinen sanıkları negatif çağrışımlı zararlı örgütlerle bir arada dillendirerek zihinsel eşleştirme yapılmaktadır.
11.. s.93. 'Büyük strateji' gibi sunulan bir başlığın altı tamamen 'dedikodu' ile dolu.
Buradaki asimetri konu başlığı ile içeriği arasındadır. Telefon dinlemenin bu kadar çok yer aldığı bir metindeki mesaj, 'Biz her şeye hakimiz, bizden korkun' mesajıdır. Bu taktik, görünmeyen bir sanal düşman yaratarak insanları aciz konumuna çekme silahıdır.
12- s.94- '3. Üniversite yapılanması ve siyasal faaliyetler' başlığı altında asimetrik eşleştirme oyunları:
-Bir mitingde kimin taşıdığı belirsiz 'Ordu Göreve' yazılı pankartı Kemal Alemdaroğlu ile eşleştirmek. Üniversite öğrencisi olduğu bile belli olmayan bir sanal kişiyle Alemdaroğlu arasında çatışma yaratmak, asimetri-uyumsuzluk yaratmak. Bu taktik 'akıl bağlarını zorlayarak kopartma, zihinsel kaos yaratma' taktiğidir. Pankartı bizzat taşıyan kişi burada sanık değildir, onun adına da Alemdaroğlu sanıktır; bu dengesizlik zihinde matematiksel düşünmeyi, algılama koordinatları nı tahrip eder. 5. Paragrafta, Paragrafın başı ile sonu arasında uyum olmayan bir örnek 'Şüpheli Kemal Alemdaroğlu Trabzon doğumludur.…. Devam eden ihaleye fesat karıştırmak davalarının olduğu telefon konuşmalarından anlaşılmaktadır. Savcının bu dava dosyalarını eline bile almadığı, özel telefon sohbetlerinden öğrendiği, ciddiyetsizlik örneğidir. Ciddi bir suçlama ile ciddiyetsiz tavır arasındaki asimetri vardır. Söz ile eylem arasındaki uyumsuzluk bir diğer asimetridir. Bu paragrafı okuyan kişinin aklı zorlanır, akıl bağları kırılır. Burada zihinsel faaliyet durdurulmuştur! Bundan sonra gelecek olan cümleler normal olsa bile, insanda okuma isteği kaçar. Çünkü, iki kere toslatılan bir insan artık yürümekten korkar, korkunun hakimiyetine girer ve zihinsel teslimiyete zorlanır!
7.paragrafta ORDU GÖREVE sözcükleri yinelenmektedir; Pekiştireç kullanarak suç varmış gibi beyinlere mesaj verilmektedir. Üstelik bu kez asistanlarıyla birlikte suça bulaşmış gösteriliyor, yine pankartı taşıyandan haber yoktur! Bir pankartla tüm asistanlar zan altında bırakılmıştır! Bu paragrafta söz konusu pankart, 'LAR' ekiyle çoğullaştırılarak suçu büyütme yoluna gidilmiş, ama yine taşıyıcılar ortada yoktur! Hayali suçlularla Alemdaroğlu çatıştırılmaktadır! (Bunlar, Çatışma Stratejileri uzmanı TTK eski başkanı İrfan Erdoğan'nın İ.Ü. Eğitim Fakültesinde çalıştığı yıllarda yaşanmış görünüyor. Tanık olarak mahkemeye davet edilmelidir. Alemdaroğlu ile İ.Erdoğan arasında akademik çatışma yaşandığı bilinmektedir, bu konu gizli tanık meselesinde önemlidir. Akademik hasımları onun aleyhinde uyduruk ihbar yapabilir diye düşünülmelidir.
96.sayfada son paragraf: 'Hakkı ve hukuku sadece kendisinde zanneden Alemdaroğlu görevden alınmasını hazmedemeyerek…' ifadesi, savcının kişisel kin içerisinde bu iddianameyi yazdığının kanıtıdır! Bir hukukçunun tarafsız olmasına gereği ile bu cümle arasında asimetri vardır; toplumda güven duygusunu kırma sonucu getirir.
s.98, 'Örgütün köprüsü' başlığında telefon dedikoduları ile köprü kurulmuş! X konuşmacı gibi belirsiz sanal kahramanlar polisiye-kurgu- korku dizisi gibi, 'Biri sürekli aleyhinizde işler yapıyor' mesajlı psikolojik yıldırma senaryosudur.Örgüt şeması diye çizilen şemaların hiç birinde görev diye adı verilen işlerin sorumluları yanlarında yazılı değildir. Yani, kocaman bir örgüt izlenimi veriliyor ama ortada bu kadar insan ortada yoktur, adları yoktur. Böyle başlıkları zihinsel olarak alt başlıklara böldüğünüzde yüzlerce insan etmesi lazım gelir, düşsel olarak sınırsızlık duygusu verir. Sınırsızlık beyni dağıtır!
Bu taktiği savcı, zaman kavramı üzerinde de kullanmaktadı r, '20.yüzyılın sonlarına doğru…' '600 yıllık örgüt' cümlelerinde olduğu gibi.
s.108. Gizli tanık 17 ifadesine göre: 'Meclisi ele geçirip darbe yapmak amacıyla 10 bin adet kalpak ve bere sipariş verildiği. Asimetri: Kalpak ve bere ile darbe yapılabilirmiş gibi.
s.120 MASAL ama ne masal, tam postmodern anlatım! Kurtlar Vadisi, Agarta … dipsiz, sınırsız, zaman mefhumu uçurulmuş, tuhaf çağrışımlı paragraflar. Adana'da bedava dağıtılan, Kabala reklamı yapan Bahai çağrışımlı 'BH Sanat' dergileri gibi…
Dikkatinize; Ergenekon İddianamesinde
1- Agarta yapımı kitaplar satıyor; kafa ütüleme kitapları, 'Ortodoks İslâmı' deyimi üretilmiş, bir diğer yazıda İslamiyetle Hristiyanlık buluşturuluyor! Orada, Yahudi Katolik İslam buluşmasının savunucuları 'Güneşin Çocukları' olarak adlandırılıyor, ki böylece Türk tarihinden kopartılmış bir 'Ergenekon/ Güneşin çocukları' karşımıza çıkıyor!
İddianamede kullanılan Agarta sözcüğünün de kendi tarihsel anlamı olan 'şehitler şehri' zemininden kopartıldığını görüyoruz. Bu bölümdeki yazılar kendi ürettikleri bir Agarta Mantığı inşa ediyor. Simgeleri anlatılıyor; örneğin Ortodoks İslamcılardan 'İnşallah' sözcüğünü alır diyor.
2- Eğitim ve Danışmanlık başlığı altında AB Projelerini tanıtıyor
3- Bilişim hizmetleri veriyor.
4- Ana sayfadaki başlıklar açıldıkça, açılan makalelerde Yeniden Kaoscu ve sadece tartış bir senteze varma diyen Kuantum fiziğinden alıntılar var. Bu yazılarda, Pentagon'a ve Nato'ya bağlı enstitülerde çalışan fizik bilimcilerin yazdığı 'Fraktel Yapılar, YENİDEN KAOS', ' Kosmozdan kaosa, kaostan kozmoza', 'Spin camları altında bunalım ve kaos' (Prof.Nihat Berker), 'Evrende her şey tekildir', 'Multiple Intelligence/ Zeka çok parçalıdır'(Gardner) , 'Çatışma Teorisi', 'Çocuk bireydir' gibi makalelerin ana teması karşımıza gelmektedir.
Bütün bunlar Kabalacıların Agarta Yapısı içinde onların faaliyeti olarak gösterilmektedir.
Bu bir tuzak: Dava boyunca ekrana sık sık getirileceği anlaşılan Tuncay Güney'e ait Yahudi simgeli fotoğrafın işlevini, bahsedilen sitede yazılanların ışığında düşündüğümde şunu görüyorum; o bir 'gülümse' işaretidir, internetteki alaya alma, dalga geçme işaretidir. Halen daha kullanılmakta olduğunun ipucu buradadır.
Onun Yahudi simgeli fotoğrafı, asimetri oluşturmak için kullanılmaktadı r; zihin kırmak için üretilen son 'çapraz ateş silahı' örneğine uygun bir görüntü vermektedir!
Bir tuzak daha: İddianameyi tartıştıkça Kabalacıların diliyle konuşmaya, toplumumuza bu tezgahı kuranların dünyasına girmeye başlayacağız.
Bu da bir ZİHİNSEL KUŞATMA'dır. Akli salimler bu tuzaklarla baş edebilir, bu tuzakları açığa çıkartmak üzere onları daha önce araştırmış olan herkesin elbirliğiyle bu tuzağı parçalayabiliriz.
Bu anlamda Yaşar Nuri Öztürk hocamızdan öğreneceklerimizin olduğunu düşünüyorum.
Agartacı Haçlıların İddianamesinde Neden Bolca Küfür ve Hakaret var?
Bir zihin çökertme silahı olarak hazırlanmış olduğunu saptadığım iddianamenin içerisine bolca küfür ve aşağılama sözcükleri yerleştirilmiş. Patlayıcının tesirini artırmak üzere bombanın içine konulmuş negatif enerji yüklü ayna kırıkları gibi.
Tıpkı halkımıza izlettirilen TV dizilerinde ve kuşak programlarında kullanılan hakaret ve küfürlü sözcükler gibi. Bunlar sadece kitlenin seviyesini geriye çekmek için yapılmıyor; bu yolla kitleler zihinsel taciz ateşi altında tutuluyor.
Zihnin doğasını inceleyenler bilirler ki, insanı aşağılayan sözcükler, zihnimize çalışma şevki veren estetik güzellikleri kaçırtır. Bu pedagojik bilgiyi bir silaha dönüştürmenin yolunu buldular ve kitle iletişim araçlarını elinde bulunduran güç, insanların beynini işitsel ve görsel yoldan sürekli küfür bombardımanı altında tutuyor.
İddianamenin belli kanal ve gazetelerde manşetten ve süreklilik arzeder şekilde gösterilmesi, metnin içindeki zihin çökertme sözcüklerinin görsel ve işitsel yoldan toplumun beynine bombardıman edilmesi olarak düşünülmelidir.
İddianamede inceleyebilme fırsatı bulduğum 1-400 sayfaları arasında belirlediğim bu tür parça tesirli sözcüklerin hepsi de telefon dinlemelerle toplanmış sözcüklerdir.
Savcının kendi kişisel yorumu olan 'korkunç ve canice' gibi şiddet çağrışımlı sözcükleri bunlara eklediğimizde, iddianamenin zihinsel tecavüz şiddetinin artırılması istendiği anlaşılmaktadır.
Yani bu iddianame, yazanları eliyle parça tesiri artırılmış bir zihin çökertme silahı olarak tasarlanmış görünmektedir.
Emin Gürses'in telefon konuşmalarında kullandığı iddia edilen küfürlü sözcükler özellikle seçilmiş ve bu bölümler sansürsüz olarak, (…) bile kullanılmadan, aynen yazılmıştır. Bu sözcüklerin sansürsüz defalarca tekrarlanması psikolojik silahın tesirini artırmak amaçlı görünmektedir. Küfürlü sözcükleri cımbızla seçip iddianameye koyan mantık, suçlanan kişinin toplumdaki saygın profesör imajını vurmayı da hedeflemiş görünmektedir. Buradaki 'saygın biliyordunuz ama bakın küfürlü konuşur' mesajı bir asimetridir. Topluma, 'onun gibi insanlara güvenmeyin' mesajı veren, güven kırıcı başka bir psikolojik silah olarak kullanılmıştır.
Sayın Kemal Alemdaroğlu'nun telefon konuşmalarından alındığı iddia edilen hakaret sözcüklerinde de benzer durumu görmekteyiz. Genel Kurmay Başkanlığı tarafından 31.7.2008 günü yapılan açıklamadan öğrendiğimize göre, iddianame kitap olarak da basılmış, henüz iddia aşamasında olan şeyler satışa çıkartılmıştır ve maalesef bunu önleyecek bir güç de yoktur.
Bu iddianamenin kitap olarak basılıp satılması, onun bizzat bir psikolojik zihin çökertme silahı olarak nasıl kullanıldığının boyutlarını göstermektedir. Bu noktada, piyasanın ulusötesi tanrısı, malûm mali güç merkezi diyor ki; güç bende! Bütün psikolojik harp taktiklerini birlikte tasarlamış bir HAÇLI SALDIRISI ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.
SOBE dediğimiz bir saklambaç oyunu vardır. Beni sobelemek isteyeni görmüşsem artık o beni sobeleyemez! Buradaki taktiği kullanalım. O zaman, zihin çökertme silahı onu kullanana döner, kullananı bozguna uğratır. Biz ne haçlı yağmacılar gördük. Bakın binlerce yıldır hep bu topraklarda yaşıyoruz. Bunu o haçlı yağmacılara hatırlatmak bile morallerini bozmaya yetecektir!
Şimdi dönelim Agartacıların iddianamesine. İlk bölümde çokça kafa karıştırıcı anlamsız gibi duran cümleler, hakaret ve aşağılama sözcükleri bulunmaktadır. Bu bölümde akılda kalması istenen sözcükler bunlar olsun istenmektedir ki, bundan sonra okuyucu bu sözcüklere dikkatini vermiş olacak, bu sözcüklerle kişileri eşleştirmiş olarak iddiaları okuyacaktır. İddianameyi okuyan, ki herkes okusun diye kitaplaştırıldı, bir çok asimetri bombardımanına tabi tutulmuş olacaktır. İstenen de zaten budur, okudukça zokayı yutturmaktır.
İşte bu nedenlerle, emperyalizmin son keşfettiği zihin çökertme tuzaklarını herkesin bilmesi gerekir; bu silahı ters teptirmenin tek yolu bu silahı tanımaktır!
Akıl sağlığınızı korumanız dileğiyle.
MAHiYE MORGÜL
2.8.2008
Logged
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Ynt: uyduruk örgüt ergenekon?
«
Yanıtla #24 :
Eylül 06, 2008, 18:33:24 ÖS »
http://www.zaman.com.tr/import.do?ergenekon-delilleri
bu sitede iddianameyi bilgisayariniza yükleyip okuyabilirsiniz.1-400‘ya kadar okudum. 130 sayfasina kadar güya suclari „buymus“ diye salliyorlar.ama ispat yok,delil yok, suc üstü yakalamak yok sadece sacma sapan telefon kagitlari var.gizli taniklarin verdigi ifadeler cok komik.“duydum,isittim“gibi dedikodu gibi ezberci hikayeler gibi.bu is, ezberci devsirme taniklarla cözülmez.bu savci, iddianame’ye laf olsun diye herkesi koydu.masallah bu konuda zaman gibi gazeteler her tutuklanan kisiyi suclu gösteriyor,damgaliyor.bu iddianame almanyada hazirlansa,alman mahkemesi bu sullandirilmis iddianame’yi hemen ret eder.fatih yürek bile laf olsun diye iddianame‘ye girmis.delil ise sacma sapan telefon kagitlari.akrabamla telefonda görüssem ve birilerine küfür etsem,bu özel görüsmede yaptigim küfürlerden dolayi laf olsun diye beni bile iddianame koyar bu savci. ertesi günde zaman gazeteleri aynen böyle bir baslik atar „almanyadan genc bir ergenekon’un kasasi daha tutuklandi, SOK SOK SOK“
adam akillica ifade veren bir tane gizli tanik gösterebilir misiniz bana?
acemi savci bu isi cözemeyecek.gereksiz, luzümsüz konulari koydular iddianame’ye.bu iddianame benim icin ciddiyeti kayip etmistir.
Logged
61Ready
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 75
Zihin Çökertme Tuzakları !..
«
Yanıtla #25 :
Eylül 07, 2008, 23:59:33 ÖS »
Baykal'da Ergenekoncu çıktı!
Zaten bu raporun ortaya çıkmasıyla başlayan tartışmalardan sonra yeniden siyasete dönme sinyali vermişti. Nitekim istediği oldu. 30 Eylül 2000’deki olağanüstü kongre ile genel başkanlık koltuğuna oturdu.
Raporun Deniz Baykal ile doğrudan ilişkisi olup olmadığı bilinmez;
Alıntı
Baykal'da Ergenekoncu çıktı
basliga bakin.yüzde yüz „eminim“ basligi.
baslikla narkoz vurma isini dogan ve gülen medyasi bu taktigi hep yapiyor.
haberi devam okuyalim.
Alıntı
. Raporun Deniz Baykal ile
doğrudan ilişkisi olup olmadığı bilinmez;
dogrudan iliskisi bilinmezmis.
Eh,o zaman o baslik ne sayiliyor?
yahu,bu medya ve basinda utanmayi birak, allah korkusu bile yok.hepsi rantci,cikarci,tarafli ve hepsi bir yare hizmet ediyor.
size bir yazi iletiyorum.okumak icin tavsiye ediyorum bu yaziyi.
Zihin Çökertme Tuzakları !.. - Mahiye MORGÜL
Emperyalistlerin
son icadı zihin çökertme silahıdır.
Bu silahı, ders kitaplarından, televizyondan, iddianamelerden, internetten, afişlerden, sinemadan, aklınıza gelebilecek her yoldan üzerimize doğrultuyorlar. Görsel yanıltma yoluyla zihin çökertme silahına bir örnek daha gördüm, e-postayla geldi bana. Aşağıda göreceğiniz bu yanıltma oyununda, sizden istenen sadece F harflerini saymanız gibi basit kurgulanmış bir oyundur.
F harflerinden 3 tanesi satır başına ve sözcük başına konularak gözlerimizin önce bunları seçmesi sağlanıyor.
Çünkü gözümüz satır başını/ ilk harfi öncelikle seçerek bunu “tamam anladım” olarak kaydeder ve satır sonuna atlar, arasını hızla kendisi doldurur, böylece aradaki heceleri üstün körü geçer. Böylece, metindeki OF sözcükleri dikkatten uzak bir noktada kalacağı için siz OF hecesindeki F harfini atlayacaksınız. 6 tane F sayamadığınız için kendinizi bu testten başarısız çıkmış hissedeceksiniz. Başka tuzakları da var, anlatacağım.
Tuzak metni aynen buraya alıyorum:
ALZHEİMER GÖZ TESTİ
AŞAĞIDAKİ METİNDEKİ BÜTÜN ' F ' HARFLERİNİ SAYINIZ:
FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS...
- ŞİMDİ, KAÇ TANE ' F ' SAYDINIZ ? 3 mü ? Oysa 6 F var.
6 F göremediniz, “
zekânız şu
” diye başlıyor test(!) sonuçlarını anlatmaya !..
Böylece siz zekânızın ölçümüyle ilgilenmeye başlıyorsunuz, çünkü kendinize vah vah demeniz isteniyor. Şimdi test dediği şeyin adına bakınız; Alzheimer Göz testi ? Ne alaka değil mi ? Başlıkla içerik arasında asimetri yaratarak bir daha algıyı parçalama tuzağı kuruyor ! Peki, başlık anlamlı mı ? Alzheimer ile göz arasında ne ilişki var ? Bir daha asimetri. Böylece, defalarca asimetri yapılarak insanın beyni çapraz ateşe maruz bırakılıyor ! “
Alzheimer Göz Testi
” başlıklı mektup gibi, insanı kendi kendine başarısız hissettiren sözde testler şu anda internette dolaştırılmaktadır.
F harfini seçmeye şartlandıran yukarıdaki tuzağın bir benzeri 1.Sınıf Türkçe Ders Kitabında yapılmaktadır. Orada, harf yerine SARI RENK şartlandırması tuzağına çekiliyor çocuk.
Adı geçen kitabın sonundaki sarı renkli beş sayfada, çocuğun gözü önce sarı renge alıştırılıyor, son sayfadaki dünya haritasında da sarı renkli İskit Saha Yakut Cumhuriyeti diye bir yer bulunuyor. Burası, sayfanın başına gelecek şekilde ayarlanmış! Yani çocuğun dünya haritasında seçeceği yer burası olsun isteniyor, ki burası Türkiye imiş gibi algılanacaktır, çünkü haritaya Türk Dünyası Haritası diye başlık atılmıştır !
Şimdi dönelim Agartacıların iddianamesine. İlk bölümde çokça kafa karıştırıcı anlamsız gibi duran cümleler, hakaret ve aşağılama sözcükleri bulunmaktadır. Bu bölümde akılda kalması istenen sözcükler bunlar olsun istenmektedir ki, bundan sonra okuyucu bu sözcüklere dikkatini vermiş olacak, bu sözcüklerle kişileri eşleştirmiş olarak iddiaları okuyacaktır. İddianameyi okuyan, ki herkes okusun diye kitaplaştırıldı, bir çok asimetri bombardımanına tabi tutulmuş olacaktır. İstenen de zaten budur, okudukça zokayı yutturmaktır.
İşte bu nedenlerle, emperyalizmin son keşfettiği zihin çökertme tuzaklarını herkesin bilmesi gerekir;
Bu silahı ters teptirmenin tek yolu bu silahı tanımaktır ! ..
Akıl sağlığınızı korumanız dileğiyle.
Logged
cadı
Jr. Member
Offline
Mesaj Sayısı: 444
Ynt: Ergenekon Davası
«
Yanıtla #26 :
Aralık 26, 2008, 01:34:20 ÖÖ »
hahahahah
)
haberi okurken çok güldüm
olay şudur efendime söylim:
MİT, 1 NUMARAYI VERMEDİ: ERGENEKON ŞEMASI DEVLET SIRRIDIR, AÇIKLANAMAZ!
Mahkeme heyeti 1 numaranın da isminin bulunduğu Ergenekon şemasını istedi. Bu isteğe yanıt veren MİT "Ergenekon şeması devlet sırrıdır. Açıklanamaz" dedi ve şema mahkemeye gönderilmedi.
ayrıntılar
http://turktime.com/default.asp?page=haber&id=42002
Logged
carpe diem
http://ilkyazkalayci.blogcu.com/
Sayfa:
1
[
2
]
Yazdır
Serander.Net © | Karadeniz Forum Platformu
|
Güncel Konular
|
Türkiye ve Dünyada Neler Oluyor ?
|
Ergenekon Davası
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Karadeniz Bölümü
-----------------------------
=> Karadeniz Güncel
=> Karadeniz Bölgesi Tarihi
=> Karadeniz Bölgesi Halkbilim (Folklor)
=> Karadeniz Halk Oyunları
=> Karadeniz Müziği
=> Karadeniz'de Turizm,Tarihi ve Doğal Güzellikler
=> Karadeniz Yöresi Çalgıları
-----------------------------
Güncel Konular
-----------------------------
=> Türkiye ve Dünyada Neler Oluyor ?
=> Kültür, Sanat ve Kitap Dünyası
=> Spor ve Taraftar
=> Hobi, Keyif ve Mizah
=> Sinema, Radyo,TV ve Müzik
=> Sağlık ve Çevre
=> Bilişim Dünyası ve Teknoloji
=> Fotoğrafçılık
=> Sizden Gelenler
=> İslam ve İnsan
-----------------------------
Serander.Net Karadeniz Forum Sayfaları Hakkında
-----------------------------
=> Duyurular - Yönetim - Dilek, Temenni ve Şikayetler
=> Yeni Üyelerimiz, Üyelerimiz ve Aktiviteleri
Powered by SMF 1.1.7
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Yükleniyor...