• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Araçları

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...

Serander.Net

Anasayfa
Kemençe Üstadlarımızdan Sami GÜNAY ile Söyleşi
Yazar Meftun ŞENGÜN   
Pazartesi, 06 Ağustos 2007

Sami Günay

Kemençe üstadımız Sami GÜNAY ile Giresun-Görele’de yapmış olduğumuz bu güzel söyleşi ile hem eskilere doğru kısa bir yolculuk yaptık, hem de kendisini daha yakından tanıma fırsatını elde ettik.

Bu güzel söyleşi için bizleri misafir eden ve vaktini ayıran Sami Hocamıza teşekkür etmeyi bir borç biliriz.

Meftun Şengün: Sami Hocam öncelikle bizlere okuyucularımızın da hakkınızda bilgi sahibi olabilmesi için biraz bizlere kendinizden bahsedebilir misiniz?

Sami Günay: Efendim, 1938 yılında Giresun’un Görele ilçesine bağlı eski adı Çürük Eynesil yeni adı ile Sağlık Köyünde Selami oğlu Sami GÜNAY olarak dünyaya geldim. 1952 yılından bu yana Kemençe Sanatçılığına devam etmekteyim. Emekliliğimle birlikte halen Görele’de ikamet ediyorum.

Meftun Şengün: Hocam Kemençe ile ilk tanışmanız nasıl oldu? Kemençe çalmaya nasıl başladınız?

Sami Günay: Kemençe ile tam olarak 1952 senesinde tanıştım. O dönemlerde ilkokula’ da dördüncü sınıfa devam ediyordum. Okuldan eve geldiğimde derslerime çalışırken bir yandan da Kemençe gaydelerini ağzımla taklit edip, türküler söylerdim. Babam bu durumu bir gün fark edip “Oğlum sen ders mi çalışıyorsun, yoksa ağzınla Kemençe mi çalıyorsun” dedi. Bunun üzerine “Baba, böyle çalışınca derslerim aklıma daha iyi giriyor…” dedim. Hal böyle olunca Babam bana bu sefer şöyle bir cevap verdi; “Oğlum madem böyle diyorsun, o halde sen bu şekilde beşince sınıfa geç, bende söz veriyorum sana bir Kemençe alacağım.” Tabii bu cevap üzerine pekiyi derece ile dördüncü sınıfı bitirip beşinci sınıfa geçmeyi başardım. O zamanlar 11-12 yaşlarındayız. Yaz tatili olunca sıkça inek yaymaya giderdik. Yine inek yaymaya gittiğim bir gün eniştem bana seslendi. Tabii yanına gittim, bana “Sana bir müjdem var bana ne vereceksin?” dedi. Ben de o zaman “elimde ne var ki ne vereyim” diyerek karşılık verdim. Eniştem bana tekrar döndü ve “O halde bana bir sepet kiraz getir” dedi. O dönemlerde bizde büyük kiraz ağaçları vardı, fakat ağaçlar benim yapıma göre çok büyüktü, baktım ki ağaca çıkıp kiraz toplayamayacağım, “ Enişte sen kiraz istiyorsun ama ben sana nasıl kiraz toplayayım?” dedim. Eniştem olmaz deyip müjdeden önce kiraz isteğini yineleyince bende aynı şeyi tekrar söyleyip, sonrasında bu müjdenin ne olduğunu sordum. Eniştem anladı ki ben kiraz toplayamayacağım o zaman bana dönüp “Baban sana bir Kemençe almış!” diyerek müjdeyi verdi. Hemen babamın nerede olduğunu sordum, evde olduğunu öğrenir öğrenmez yaydığım ineklerin sırtına birer çubuk vurup soluğu evde aldım. Eve gelince bir baktım ki babam elinde Kemençe ve yanından aldığı bir makara tel ile beni bekliyor. Kemençeyi elime alır almaz bir an önce çalmayı öğreneyim diyerek başladım yayı Kemençeye sürtmeye. O aralar neredeyse bütün köylüye Kemençeden nefretlik getirtmişimdir. Artık öyle bir hale geldim ki gece, gündüz ha bire yayı sürtüyor duruyorum. Ben tel koparttıkça rahmetli babam tel değiştirip duruyordu. İşte böyle böyle uğraşarak Kemençe çalmayı öğrendim diyebilirim.

Sami Günay ve Meftun Şengün

Meftun Şengün: Hocam, peki bu süreç içerisinde ders ya da ara ara yardım aldığınız Kemençeciler oldu mu?

Sami Günay: Ders aldığım bir Kemençeci olmadı, ama ara ara yardım aldığım isimler oldu. Bunlardan birisi bize yakın olan Haydarlı Köyünden Kemençeci Haceli (Hacı Ali ÖZDEMİR) idi. Düğünlere gittiği zamanlar haydi deyip beni de yanına alıp götürürdü. Bunun yanında Karaman Usta’dan da (Karaman Ağa lakaplı Kemençeci Halil KODALAK) yardımlar gördüm. O zamanlarda Şalaklı, Karadere, Cimide ve Kaynarpazar gibi yerlerden gelenler bizim köyün yolunu kullanırlardı. Karaman’ da Pazartesi günleri öğle gibi gelip giderken bizim köye uğrar ve bir ayran içmeden gitmezdi. Köylülerden kimde o zamanlar ayran varsa gelenlere ikram ederlerdi. Karaman’ın yaşlarında Ali GÜNAY isminde bir amcam vardı. Günün birinde Ali amcam Karaman’a şöyle seslendi, “Karaman; gelip geçerken buranın bir ayranını içmeden gitmiyorsun, öyleyse bu adama bir şeyler öğretmen lazım.” Bu lafın üzerine Karaman’ da benim için “Kemençeyi o zaten iyi çalıyor” dedi. Amcam bu lafın üzerine biraz kızarak bana dönüp “evden git Kemençeyi al gel” dedi. Kemençeyi alıp geldikten sonra amcam benden Tuzcuoğlu havasını çalmamı istedi. Ben çaldıktan sonra amcam Karaman’a dönüp nasıl çaldığımı sordu, o da beğendiğini söyleyince bu sefer amcam Kemençeyi Karaman’a vermemi istedi. Karaman Tuzcuoğlu’nu çalmaya başladığı andan itibaren dikkatimi ona vermiştim. Karaman Kemençe çalarken bambaşka bir tavra girerdi, o bir gaydeyi çalarken onu yaşardı, gayde sesi ile birlikte kendisi de bir o yana bir bu yana gider gelirdi. Demem o ki Haceli’den olsun Karaman’dan olsun yardımlar almışımdır. Karaman, Haceli gibi isimlerden çok etkilenmişimdir, bir de Rahmetli Kemal ağabeyimiz (Kemal CABA) vardı, onun da tavrını beğenirdim, özellikle de Kemal ağabeyimiz oturak havalarını çok güzel çalardı.

Meftun Şengün: Hocam, özellikle sizin döneminizde isim yapmış Kemençeciler kimlerdi?

Sami Günay: Biraz önce de söylediğim Karaman (Halil KODALAK), Haceli (Hacı Ali ÖZDEMİR) gibi isimlerin dışında Durkaya (Kemal İPŞİR), Piçoğlu OSMAN (Osman GÖKÇE) gibi isimleri sayabilirim. Bunların yanında yaşıtım olanlardan Şenel (Şenel DANDİN), Katip ŞADİ gibi isimleri de ekleyebiliriz. Bizim buralardan yakın köylerden soyadlarını hatırlayamadığım birkaç isim daha var. Bunlar, Ramiz ve Beşikçi Kemal olarak anılan Kemençecilerdir.

Meftun Şengün: Kemençe bilindiği üzere bugün en yoğun şekilde Giresun, Trabzon ve Rize’nin bir bölümünde kullanılmaktadır. Size göre Kemençe’nin çıkış noktası neresidir?

Sami Günay: Karadeniz’de Kemençenin çıkış noktası olarak ziyadesiyle diğer yörelere göre Görele dersek daha doğru olur. Neden derseniz, bu bölgede tarihsel olarak geriye gittikçe en meşhur Kemençecilerin buradan çıktığını görüyoruz. Bu da bir iki yüz yıl geriye gittiğinizde karşınıza çıkan üstatlar Görelelidir. Kemençe, Trabzon’da ve Rize’ de de kullanılıyor olmasına rağmen kullanım yoğunluğunun Görele’de olduğu bilinmektedir. Bir de şöyle bir görüş var, Rumlar’ da Kemençenin kendilerinden kaldığını ifade ederler. Fakat biraz önce de söylediğim üzere geçmişten günümüze yapılan araştırmalar Kemençenin yoğunluk olarak Görele’de kullanıldığı üzerinde yoğunlaşır. Ayrıca bir Türk çalgısı olduğu da bilinmektedir. Tarihsel süreç üzerine çok da detaylı bilgilere sahip olamadığım için şimdilik bunları söyleyebilirim. Bu noktada kaynak olarak esas alınması gereken isimlerin başında Hayrettin GÜNAY gelir. Hayrettin Hoca bu konuda çokça araştırma yapmış bir isimdir.

Sami Günay

Meftun Şengün: Hocam bize biraz da Görele Havaları hakkında bilgi verebilir misiniz? Görele çıkışlı hangi havalar vardır?

Sami Günay: Görele’ye has birçok horon havası bulunmaktadır. Dut Dibi, Beyoğlu, Kıtirik, Hasbal, Hamza Baş, Şırıp havaları gibi birçok horon havası vardır, bununla beraber yine birçok kız horon havaları da mevcuttur. Görele’nin İçinde İkiliyim İkili, Çavuşlu Diye Diye ve Oğul Mehmed gibi de birçok türkü havası bulunmaktadır.

Meftun Şengün: Bugün kadar kendinize ait beste çalışmalarınız oldu mu?

Sami Günay: Herhangi bir beste çalışmam olmadı, fakat son zamanlarda Göreleli şairlerimizden Ahmet KAÇAR birkaç türkü sözü yazmış, bunların besteleri için birlikte çalışmalarımız olacak. Yine bugüne kadar yaptığımız birkaç kaset çalışması olmuştur.

Meftun Şengün: Yöreye has horon havaları ve horonlar hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz?

Sami Günay: Biraz önce söylediğim gibi Tuzcuoğlu, Hasbal, Hamzabaş Kıtirik, Beyoğlu, Dut Dibi gibi yine bunun yanında sözlü horon havaları yani türkü havaları vardır.  Bu havalara oyun oynayan insanlarımız vardı, fakat günümüzde artık bu havalara oyun oynayacak kimse de kalmadı. Şimdilerde herkes oynama açısından kolay olan bir üç ayak oyunu tutturmuş gidiyor. Bizim eski havalarımıza oyun oynarken horon ile Kemençe arasında bir uyum vardı. Oyunlarımızı aslına uygun oynayacak kimseler kalmadı. Bugün bir aşağı alma figürünü oyun esnasında herkes yapamıyor, rahatsız da olsak artık bu duruma geldik. Kimseler bu işlerle ilgilenmiyor, ne horondan anlayan kaldı, ne de Kemençeden… Şimdilerde Kemençenin sesi çıksın da gerisi mühim değil…

Meftun Şengün: Hocam, Görele havalarının diğer yörelerimize göre farklılıkları var mıdır?

Sami Günay: Tabii kendine has bir yapısı var. Eskilerde Rize’ den bu yana pek Kemençe sesi duyulmazdı. Görele bu anlamda Karadeniz’ de bir merkez idi. Kemençe buralarda daha kıvrak ve canlı bir biçimde çalınır. Kendine has bir tadı vardır Görele havalarının… Fakat son yıllarda bu durum biraz değişti. Bu taraf bir suskunluğa girdi, doğu tarafı Kemençeye biraz daha ağırlık verdi.

Bizim yöremizde özellikle Giresun olarak söylüyorum, maalesef bir vurdumduymazlık var. Kimseler kültürü sahiplenmiyor. Ne Kemençeye ne horona değer verenler kaldı. Türküler sahipsiz kaldı. Son zamanlarda Trabzon’ da çok konuşulan Kolbastı dahi bizim havalarımızdan esinlenerek sahiplenilmiştir. Hani herkes bilir “Oy Bulancak Bulancak” diye bir türkümüz vardı. İşte bu türkü şimdi Kolbastı oldu… Maalesef yöremiz kültürüne gerekli önem verilmiyor.

Mehmet Gündoğdu, Sami Günay ve Meftun Şengün

Meftun Şengün: Sanat yaşamınız boyunca elbette unutmadığınız anlar vardır? Bize bir iki hatıranızı anlatabilir misiniz?

Sami Günay: Yıllarca yörede Kemençe çalarken elbette başımızdan geçen ilginç anlar oldu, hatırlar oldu… Bunlardan ilginç olanlarından birisini aktarayım. Tirebolu’ da Harşıt kenarında bir köye düğüne gittik. Eskiden kızı evi ne derse o olurdu. Kız evi hangi Kemençeciyi isterse erkek tarafı onu muhakkak getirirdi. Yanımda da Cemil isminde bir Kemençeci daha vardı. Cemil o düğünde kadınlara Kemençe çalıyor, ben de erkeklere Kemençe çalıyorum. O arada Kemal isimli bir delikanlı yanıma geldi. Kulağıma eğilip “ Seni Kemençe çalarken ortaya çekip dövecekler, dikkatli ol. Ama biz seni dövdürecek değiliz, seni koruyacağız haberin olsun” dedi. Niye diyerek cevap verdim, delikanlı bana tekrar dönüp “ben de bilmiyorum” dedi. Tabii program devam ederken davul zurna’dan sonra sıra tekrar Kemençeye geldi. Ben tam Kemençe çalmaya başlayacağım ki o an da misafirler “biz seni istemiyoruz, senin yerine Cemil Kemençe çalsın” dediler. Tabii benim gücüme gitti bu durum. Cemil hem çalıp hem söylemeye başladı ki, bu sefer Cemil’ e başka türkü söyle demelerine kalmadı. Cemil’i başladılar dövmeye… Bir baktım ki bu sefer Cemil’i kaçırıyorlar ama arkadan da mermi sesleri geliyor… Bu anı hiç unutamam...

Meftun Şengün: Söyleşinin sonuna doğru gelirken eklemek istediğiniz ya da buradan vermek istediğiniz mesajlar var mı?

Sami Günay: Öncelikle şunu söylemek istiyorum, Kemençeye merakı olup da ileride Kemençe sanatçısı olmak isteyen gençlerimiz alçak gönüllü ve ahlak sahibi olsunlar. Kendilerini her yönden geliştirmeye çalışsınlar. Hiçbir zaman ben iyi bir Kemençeciyim demesinler, onları önce halk takdir etsin. Saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde hareket ederek ayrıca toplum içerisinde örnek kişiler olmaya gayret etsinler, gerisini Allah insanın kalbine göre zaten verir…

Meftun Şengün: Hocam, bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyoruz.

Sami Günay: Asıl ben teşekkür ederim, kapım sizlere her zaman açıktır. Sağ olun, var olun…

Röportaj ve Fotoğraflar: Meftun ŞENGÜN (Temmuz 2007) Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın kullanılamaz. Bilgi için: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 


Görüntüleme sayısı: 4325

  Yorumlar (6)
RSS yorumları
 1 slm
Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 30-09-2007 16:18
öncelikle yapılan röpartaj için teşekkürler bizde karaman halilin torunları akrabaları olarak cok gurur duyduk benim bir isteğim olacak mümkünse bizde kodalak tarihi adlı araştırma yapıyoruz görelede bulunan kodalakların desteğini bekleriz
 2 Yazan birol bahadır, 16-09-2007 16:35
sami günay gibi geri planda kalmayı tercih etmiş ve pek fazla tanınmayan bir kemençeciyi bize tanıttığın için teşşekkür ederiz. 
 
Karaman ve Haceli gibi büyük istadlardan ders almış bir kemençeciyle tapılan röportaj mutlaka gelecekte çok daha fazla değer kazanacaktır. 
Sami günay röportajında okuduğumda aslında şunu da daha iyi anlamış oldum: karadeniz kemençe kültürü hakkında bilinmeyen birçok olay ve aydınlanmamış birçok mesele vardır. 
 
Mehmet gündoğduya da katıkılarından dolayı teşekkür ederim. 
 
Birol Bahadır
 3 AYNI DERENİN BALIKLARI
Yazan MEHMET YAZICIOĞLU website, 08-08-2007 13:46
Öncelikle bu güzel röportajı yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum . 
 
kol bastı üzerine bir iki sözde ben etmek istiyorum aslında bu konular forum köşelerinde tartışılacak konulardır asıl yerleri orasıdır diye düşünüyorum tabii bu benim fikrim . 
 
kolbastıda dereboyu kavaklarda kemencede horonda hepimizin unutmayın biz aynı derenin balıklarıyız suyumuza sahip çıkalım o hava senin bu kemenceyi biz daha iyi çalarız gibi laflardan sıkıldım artık herkez bu güzelim kültüre sahip çıkmalıdır aksi halde çacuklarımızın geleceğini hiç iyi görmüyorum tekrar söylüyorum trabzonda giresunda samsunda rizede orduda vs.... hepsi karadenizdedir ve hepimiz karadenizliyiz bırakın bizi kendi içimizde bölmeye çalışmayın zaman birlik olma zamanıdır iyi düşünün . 
 
saygılarımla...
 4 Yazan igzas, 08-08-2007 07:51
röportaj çok güzel olmuş ellerinize sağlık. 
 
bi iki yere atışta bulunmadan geçemicem özellikle şurası: 
 
''S.G: 
Bizim yöremizde özellikle Giresun olarak söylüyorum, maalesef bir vurdumduymazlık var. Kimseler kültürü sahiplenmiyor. Ne Kemençeye ne horona değer verenler kaldı. Türküler sahipsiz kaldı. Son zamanlarda Trabzon da çok konuşulan Kolbastı dahi bizim havalarımızdan esinlenerek sahiplenilmiştir. Hani herkes bilir [B]Oy Bulancak Bulancak diye bir türkümüz vardı. İşte bu türkü şimdi Kolbastı oldu& Maalesef yöremiz kültürüne gerekli önem verilmiyor.''[/B] 
 
diğer bir köşe yazarı arkadaşımız trabzon kolbastısı adlı yazısında şunu belirtmiş: 
 
''Eğer birilerine göre vardır deyip, Giresun yöresine ait anonim olan Dere boyu Kavaklar ezgisini söylemeye kalkışırsanız olmaz. Çünkü bizim kolbastı ile onun arasında gerek söz ve gerekse melodi olarak hiçbir mezrunda (müzikte ölçü) bir benzerlik yoktur. Kulaktan dolma duyumla Kolbastı mızın asıl orijinalini bilmeyen genç müzisyen kardeşlerimiz Giresun yöresine ait olan bu ezgiyle kaynaştırıp, Trabzon kolbastısı olarak lanse etmektedirler.'' 
 
şimdi gelelim spekülasyona yazar kolbastıyı sadece trabzon tekelinde olarak görüyor ama kemençe ustalarımız bile aslında trabzon kolbastısı olarak bilinen ezgiyi giresuna ait bir türküden kendilerine uyarladıklarnı söylüyor.galiba şöyle görünüyor ki biz kendi kültürümüzü başkısına kaptırmaktan kendimzi alamıyoruz tıpki kemençe gibi şimdide kolbastı oldu. 
 
saygılarımla
 5 Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 07-08-2007 20:01
röportaj için teşekkürler meftun abi bir kişi daha tanımış oldum.ayrıca mehmet abimin yazısını da okudum mehmet abım ne diyosa doğrudur yolundayım abi görüşmek üzere
 6 SON YEDİ USTADAN BİRİ
Yazan ÇEPNİ MEHMET GÜNDOĞDU, 07-08-2007 13:17
Öncelikle Meftun Şengün'e Karadenizliler adına emeğinden dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Görele halkının bile ismini fazla bilmediği ama kemençe virtiözü olan bu büyük ustayı burada bizlere tanıtması ve bizlerin onu tanıması bence çok büyük olay.Kendisini kasetinden ve birebir dinleyen biri olarak bunu rahatlıkla söylüyorum.Karaman Ağadan,Haceliden esinlenmiş ve onları bizzat görmüş biri olarakda çaldığı havaların orjinalitesi ve ayrı bir önemi vardır.Karamanın havalarını çok ustaca çalan bir üstaddır.Bana göre kalan son yedi kemençeciden biridir.Kıymetlerini Karadeniz halkı olarak bilmemiz gerekiyor çünkü bunlar o kuşağın en son noktaları ve ne acıdır ki arkalarından yetişen onları örnek alan yok.Bu röportajın önemi de bu.Genç kemençecilerin ve diğer insanların bu altın değerindeki kemençe ustalarını tanıma fırsatı yakalamalarıdır.İnşallah diğer altısı ile de bu şekilde bir söyleşi yapma fırsatını yakalarız.Herkese selamlar saygılar.

Yorum yaz
  • Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
  • Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
  • Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
  • Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
  • Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

 
< Önceki   Sonraki >
Karadeniz TarihiRöportaj ve SöyleşilerVideolarSerander ForumKaradeniz YemekleriKaradeniz Yol Yapım HikayeleriEski Karadeniz Fotoğrafları
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... - Kemençe Üstadlarımızdan Sami GÜNAY ile Söyleşi