• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Araçları

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...

Serander.Net

Anasayfa arrow Diğer Makaleler arrow Maçkalı Hasan Tunç
Maçkalı Hasan Tunç
Yazar Özhan ÖZTÜRK   
Pazar, 06 Ocak 2008

Binlerce adam konuşmuştur onunla. çok daha fazlası dinlemiştir türkülerini “onun” ama “onun” farkına varmamıştır nedense... Dostları, akrabaları, iş arkadaşları, köylüleri onunla gün be gün yüz yüze gelmişlerdir de rastlantılarını bir kağıt parçasına dökmeye zahmet etmemişlerdir.

Kalan müzik’in çabası sonucu, ardılları tarafından yağmalana yağmalana bitirilemeyen 16 beste ve derlemesini 2001’de CD olarak müzik piyasasına sürülünce, yeni kuşak Karadenizliler bu sert kabuklu Trabzonlu’nun, Ziğana Dağı’nın sert rüzgârlarından yüreğimize usulca sokulan yumuşak sevgi sözleri yaratan dehasını keşfetme fırsatı bulabildik. CD kapağında bir de sepya fotoğrafı var: elinde kemençesi, kırklarında, hüzünle neşe arasında ama belli ki çocuk gibi iyi yürekli, yoksul ve sağlam bir adam gibi görünüyor Hasan Tunç...

Maçka’nın Mağura köyündendir Hasan Tunç, öyle sonradan gelinme bir yer değildir Mağura… Halkı yerlisidir Maçka’nın. Bu yüzden Anadolu kültürünü kesintisiz kuşaktan kuşağa nakledebilen ender kültür merkezlerinden de birisidir. Karadeniz Ansiklopedisi’nde Maçka Mağura, Vakfıkebir Mağula, Rize Mağloz köy adlarının eski Yunanca bir pirinç cinsine verilen isimle alakalı olduğunu iddia etmiştim. Tunç’un yaşadığı dönemde köyünde pirinç ekildiğini sanmıyorum ama gurbetçiliğin kader olduğu bir coğrafya da sonradan tekini kaybedeceği gözlerini henüz bizim adlarını bile unuttuğumuz çeşit çeşit bitkilerin, doğal ortamında yaşatılan geleneklerin var olduğu başka bir dünyada açtığını biliyorum.

Yoksul bir ailenin yedi uşağından birisiydi, hartama damlı dolma gözlü küçük bir köy evinde doğmuştu; okula gidemedi, kimse tarafından eğitilmedi, gönlü zengindi de “hovarda” diyordu anası ona... Her Trabezanlı gibi daha çocukken kendi hayat planını bizzat kendisi yapacaktı. Dokuz yaşında bir gözünü kaybeden bu tutkulu uşağın hayat planları bu felaketin ateşiyle çıra gibi tutuşmuştu belki, kim bilir? Herhalde bu yüzden Maçkalı Hasan’ın yüreğindeki tutku gözlerine yansımadan sönecek, ruhundaki patlamalar söze dönüşmeden dudaklarında dağılacak, huzursuz hatta insansız bir yalnızlığı türkülerinde onu duyacak kulaklara nesiller sonrasına ulaştırmayı deneyecekti.

Daha bacak kadar çocukken ekmek parası için Maçka civarından çıkardığı kömürleri eşeğine yükleyip Trabzon’a dek yaya gider üç beş kuruşa satarak ailesinin geçimine katkıda bulunurdu. 15’inde İstanbul’a gurbetçilik yapan babasının yanına giderek, dükkânında çalışmaya başladı. Maçkalı ne iş yapar? Tabii ki yorgancılık... Bu dönem tanıştığı Hamiyet Yüceses ve keman sanatçısı Cevdet Çağla sayesinde yeteneği keşfedilince soluğu İstanbul Radyosu’nda almıştı. Bu arada yorgancılığı bırakıp hastabakıcılığa başlamıştı. Radyo’da 1968’e dek program yapan Hasan Tunç burada başta Cemile Cevher olmak üzere pek çok Karadenizli türkücü ile tanışma ve çalışma imkanı buldu ve beste ve derlemelerini diğer sanatçıların da yorumlamasını sağladı.

Mağuralı Tunç’u türkülerin dinleyip anlamak lazım aslında:

“Bu dünyadan fayda yok öteki da şüpheli” diyen birisinin üzerine huzurun serin gölgesinin düştüğünü kim iddia edebilir?

“Ben seni sevdiğumi dünyalara bildirdum, indirdun kaşlaruni babani mi öldürdum” diye soran birinin tüm yüreğiyle sevmediğine kim inanabilir?

“Ötmesin bensiz kuşlar, Hamsiköy yaylası’nda” diyerek memleket hasreti içinde yanmadığını kim bilebilir?

“Erzurum dağlari, Yedin Maçkalilari” sözleriyle 1. Dünya savaşı’na gönüllü katılana ama Sarıkamış’ta donarak ölen hemşerilerine duyguyu hasreti anlatan bir kişinin vatan sevgisinden kim şüphe edebilir?

Aslında tüm tragedyalarda olduğu gibi Mağuralı Hasan’ın hayat hikâyesinde de sahne düzeni hep aynıdır:

Uzakta kalmış çocuklukta bırakılmış bir zamanda Karadeniz’in köpüklü dalgalarıyla dövülen kentin dumanlı dağlarından kaynağını alan bir yürek coşkunluğunun yalnız, yeşilsiz, çiçeksiz, ahenksiz, hayvansız, insansız bir başka kentte sürdürülen merhemi bulunmaz sevdasıdır onun ki...

“Vay seni Karadeniz, doldu da taşamayi, etmeyelum sevdaluk, edenler yaşamayi” Sözlerini sessizce seslere emanet eden... Karalahana Radyoda Mağuralı Hasan "Kırandan Aşan Aydur" türküsünü okuyor... Mağuralı’nın kemençecinse Meryem Ana deresi akıyor sesinde Zigana Dağı'ndan sert bir Parhar rüzgârı esiyor...

İşitmiyor musunuz?

Özhan ÖZTÜRK

E-Posta: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 


Görüntüleme sayısı: 2220

  Yorumlar (5)
RSS yorumları
 1 SELAM OLSUN,GÖNÜLDEN KATILANLARA
Yazan SALİH ZEKİ FETTAHOĞLU, 29-04-2008 11:55
Paramparça oldu yüreğim,Sayın Volkan KAYA. Bu güzel sözcüklerle beni onure ettiğiniz için yürek dolusu saygılar ve sevgiler sunuyorum. Bu yorumu yaparken, kendi eksenimin dışına taşmak istemedim. Görevim gereği Karadeniz Bölgesinde ayak basmadığım yer kalmamıştı. Bu anlamda aynı sözcüğü çok değişik seslendiren ağızlar var. Ne var ki; ben kendi seslendirdiğim sözcükleri tanıtmak ve onların geleceğe taşınması yürek eğlencem olsun istedim. Gittikce büyürse ne mutlu bana. Ahmet Adnan Saygun, 1964 yılında isimlerini ezberlediğim dünya klasiklerinden biriydi. Müzik dersinden geçebilmek için hiç teklemeden hala ezberimde olan bu dünya klasikleri ölene kadar beynimden çıkmayacak sanırım. Önerilerinizi en içten duygularımla gözden geçireceğime söz veriyor tüm mutlulukların sizinle kardeşcesine yaşamasını diliyorum. MSN adresinizden yararlanmam için yardımcı olursanız sevinirim. Görüşelim isterim. Saygı ve sevgilerimle.
 2 karadeniz gibisi de yok sanırım..
Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 13-04-2008 20:20
Gerçekten çok güzel bir site...Bu siteyi bize matemetik öğretmenimiz SALİH ZEKİ FETTAHOĞLU önerdi. Ona içtenlikle teşekkürlerimi sunuyorum.Kendisi çok başarılı bir öğretmen...Kendisini tebrik ediyorum.
 3 Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 09-02-2008 03:40
Salih Zeki Bey çok güzel düşünmüşsünüz. Ancak Karadeniz'in ses yapısını standart Türkçede kullandığımız 29 harfle tam manasıyla ifade edebilmek çok zor. Bunun için daha kapsamlı bir sembol sistemine ihtiyaç var. Bu konuda Ahmet Adnan Saygun'un, Yedi Karadeniz Türküsü ve Bir Horon adlı eserinde kullandığı sembollerden faydalanabilirsiniz sanıyorum. Ayrıca sadece seslerin değil, vurgunun da gösterilmesi önemlidir. Vurgu özellikleri yöreden yöreye, ağızdan ağıza değişebilmektedir. Bu da belirtilirse gelecek nesillere, artık yavaş yavaş kaybolan yöresel ağız özelliklerinin bir zamanlar nasıl oldukları hakkında bir fikir edinebilecekleri kaynakları eksiksiz sunmuş oluruz. Ayrıca bu tarz çalışmalar dilbilimcilere de yardımcı olabilir.  
Ancak halk müziği icracıları için bu tarz fonetik yazımının çok da gerekli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insan, türküyü orijinal ses kaydından yeterli miktarda dinlerse aynısını taklit edebilir düşüncesindeyim. Zaten Karadenizliyse de bunlara ihtiyaç duymadan ağız özelliklerini yansıtabilecektir. Dolayısıyla halk müziği icrası açısından bakarsak ses kaydına daha ağırlık vermeliyiz diye düşünüyorum. Ancak fonetik çalışma yapılırsa Türkçenin geçmişi, ağız özellikleri gibi bazı konularda dilbilimcilere ışık tutabilir. 
Saygılar.
 4 Yazan şimal, 07-01-2008 09:15
Salih Zeki ağabey verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler..Bu arada ben Volkan KONAK'a da teşekkür etmek isterim..Yeni nesile Hasan TUNÇ'u sevdirmiştir..
 5 KARADENİZ TÜRKÜLERİNDE FONETİK MAYA
Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , 06-01-2008 04:52
SELAM OLSUN KARADENİZİN MANGAL YÜREKLERİNE... 
 
Doku uyumu başta olmak üzere; Herkesin kendine has kutsal bir mesleği vardır. Kutsallıktan amaç, çok sevdiği bir mesleğin gereğini yerine getirirken topluma yararlı olmasıdır. Bir insanın duygularını toplumsal yapı içinde paylaşması da kutsal bir davranıştır. Görselliği ön planda olan bu sayfalarda toplumla paylaşımı yorumlayan herkese saygılar ve sevgiler sunuyorum. Ne anlamda olursa olsun,bu sayfalara yazılarak toplumu bilgilendiren her harfin de kutsal bir değeri vardır. Asla ve asla, şu şöyle olsaydı daha güzel olurdu yorumunu yapmadan benim de söylemek istediğim yorumsal düşüncelerim var. Yöresel ağız seslendirilirken elde edilen verilerle yazılan verilerin arasındaki çok farklılığı en güzel biçimde yorumlamak gerektiğine inanan inatcı biriyim. Fonetik sözcüğünün sözlük anlamı ses bilimi diye tanımlanmıştır. Tiyatro geleneğinde ya da türkülerimizin çok güzel duygularını aktarırken ana sözcükler kayıt altına alınmalıdır. Ben buna sözcüklerin akort edilişi diyorum. Sözcükler akort edildiğinde Karadeniz Müziğinin en gerçekçi yapısı korunmuş olur. Ama; böyle değilde nasıl olursa olsun biçiminde yazılan türkü sözleri gelecek kuşaklara miras bırakıldığında kesinlikle o güzel ve haz dolu sesler yok olup gidecektir. Karadeniz kırsalında ya da içinde yaşayan canlarımızın en çok haz duyduğu türkülerimizin her alanda değişik seslendirilmesi az çok birbirine yakın olsa da farklılıkları vardır. Aynı köy ortamında bile iki ayrı mahallede seslendirilen sözcükler vardır. Örneğin; ben Trabzon'un dağ köyü olan mağarası ile de tanınan Çal Köyündenim. Orada doğdum,12 yaşıma kadar da orada büyüdüm. Yaşadığım ortamda duyduklarımla konuştuğum sözcüklerime hasretliği olan biri olarak kendi ağız yapımdan asla ve asla hiç ödün vermedim. Bu yazdıklarıma yardımcı olan Öz Türkçe dilimden de ödün vermem mümkün değil. Demem o ki;ben Orta Mahalede yaşarken, Resılli Mahallesinde kullanılan sözcüklerden biri olan sığır sözcüğü, Orta Mahallede siır, Resılli Mahallesinde siur biçiminde seslendirme yapılırdı. Bugün de aynı biçimde seslendirilen bu sözcükle türkü yazılsa aynı sözcük iki biçimde seslendirilmiş olur. İşte bu kadar hassas olan bu güzel mayanın yok olmaması için bu işe gönül vermek isteyen kişilerin gözetiminde, bu Bilgisayar Çağında bu güzel duygular korunmalıdır. Ben bu konuya asla ve asla kendi öz varlığımız olan Türkçeden ödün verme biçiminde yorum getirmedim. Ben işin yalnızca Tiyatro yönünü ya da doğal olan yapısına yorum getirmek istedim. Ben Türkiye Cumhuriyetinin varlığını koruma adına kendime has olan bir sözümle kendimi anlatabilirsem çok mutlu olurum. Islak ayakkabısı ile toprağıma ayak basıp toprağımı çalmak isteyen düşmanın ayağından toprağımı dilimle yalayarak alacak kadar da vatan severim. Benim anlatmak istediğim Hasan Tunç ya da onun kadar bu işe gönül vererek aramızdan ayrılan gönül insanlarımızı gelecek kuşaklarımıza en güzel biçimde miras bırakalım demektir. Bu anlamda gönlünü bu mesleğe veren tüm sanat sever insanlarımıza bu anlamda sahip çıkalım. İki sözcükle seslendirme yaparak gösteri yapanlara değil gerçek biçimde gönül verenleri de onurlu biçimde yaşatmaya çalışalım. Emeklerinin kaymağını başkaları yemesin. Bu konuda Devlet görevini yerine getirmelidir. Kişilerin kutsal hakları Devlet tarafından korunmalıdır. Ben, Trabzon Lisesinden 1968 yılında mezun olan , Karadeniz Teknik Üniversitesinden de 1977 yılında ilk kez mezun veren Türkiyenin İlk Matematik Mühendislerinden biriyim. 4 yıl Matematik Lisans, 2 yıl da Bilgisayar içerikli öğrenim görerek Matematik Mühendisi olan biri olarak ya da DSİ de 25 yıl görev yaparak devletteki hizmeti biten biri olarak Karadeniz Türkülerinin seslendirilmesinden oluşan sözcükleri koruma adına verilecek olan kutsal görevi destekleyen yüreğimle hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. Öz geçmişimde her yönüyle boş zaman bırakmadan hem çalışarak hem okuyarak kendine hizmet veren biri olarak çok uzun yıllardır Matematik Öğretmenliğime de en kutsal biçimde yer verdim. Hatta 1970-1971 yıllarında Ankara'da İnşaat Mühendisliği 2.sınıf öğrencisi iken 12 mart muhtırasından nasibini alanlardan biri olarak bu çok yönlü oluşumu Rahmetli Bobaçuum Ahmet Çavuşa borç bilerek onu rahmetle anıyorum. Köy ortamında bile olsa beni topluma kazandırmak için elinden gelenin fazlasını verdiği için gurur doluyum. Rahmetli Hasan Tunç dinlenildiğinde ses verdiği türkülerinden ikisinde FONETİK MAYA ile yeniden düzenleme yaptığım iki türküsü herkese yeniden armağan olsun. 
 
ha buradan ogari 
bineim doradıma 
eil ebeim seni 
ereim muradıma 
 
ya da 
 
ha buradan ogari 
bineim doradımi 
eil ebeim seni 
alaim muradımi 
 
ah gör hasan gör hasan 
gör gözuo gaynasam 
bi derım alsam seni 
bi da derım almasam 
 
baırıi siırlar 
siırların anasi 
benım ufag yavrimun ( sevdamun ) 
var bi gara danasi 
 
bu maşgali hasanın 
yogdur mali melali 
geinıb da guşansa 
olu daa belali 
 
HASAN TUNÇ ( Kaynak Kişi ) 
 
 
 
ben seni sevduumi 
dünyalara bildırdım 
endırdın gaşlaruu 
bobaumi eldirdım 
 
en dereye dereye 
al dereden daşlari 
geşdi bizden sevduum 
al çobumden saşlari 
 
gız evuun eune 
sereçoum gilimi 
oldi hayli zamandır 
görmedım sevduumi 
 
yaz geldi baar geldi 
aşdi yeşil yabraglar 
ben saa doyamadım 
doysun gara dobraglar 
 
HASAN TUNÇ ( Kaynak Kişi ) 
 
Son olarak aklıma gelen Trabzon ve Rize'ye has yapımıyla lezzet veren kuymağına değinmek isteyerek yazıma son vermek istedim. 
Bilindiği gibi kuymağı yapılan peynir çok özel olarak köylerimizde yapılmaktadır. Kuymak; peynirden olur diyerek kuymağın ana yapısından sapmış oluruz. Örneğin; beyaz peynirden kuymak olmadığı gibi her Türkçe sözcükle de Karadeniz Türküsü olmaz. Anlatmak istediğim farklılığı iyi algılayan tüm insanlara selam olsun.  
 
Salih Zeki FETTAHOĞLU 
Matematik Öğretmeni & Matematik Mühendisi

Yorum yaz
  • Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
  • Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
  • Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
  • Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
  • Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

 
< Önceki   Sonraki >
Karadeniz TarihiRöportaj ve SöyleşilerVideolarSerander ForumKaradeniz YemekleriKaradeniz Yol Yapım HikayeleriEski Karadeniz Fotoğrafları
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... - Maçkalı Hasan Tunç