Röportajlar
Folklor Eğitimicisi Aclan Sezer GENÇ Hocamız ile Söyleşi | Folklor Eğitimicisi Aclan Sezer GENÇ Hocamız ile Söyleşi |
| Yazar Meftun ŞENGÜN | |||||||||||||||||||||||
| Pazar, 20 Ocak 2008 | |||||||||||||||||||||||
|
Geride bıraktığımız Aralık ayı içersinde folklor eğitimcisi Aclan Sezer GENÇ Hocamız ile hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizde Folklor Hocamız Aclan Sezer GENÇ ile bakın neler konuştuk. Meftun Şengün: Aclan Hocam, söyleşiye başlarken öncelikle kendinizden bizlere biraz bahsedebilir misiniz? Aclan Genç: Tabii ki, memnuniyetle… 1956 Yılında İstanbul’un Tarabya semtinde doğdum. Babam Maçka’nın Sevinç köyünden Ali GENÇ’tir. Meftun Şengün: Ben hemen şunu sormak istiyorum, babanız Ali GENÇ aslında bizim plaklarından tanımış olduğumuz Kemençeci Ali GENÇ değil mi? ![]() Aclan Genç: Evet. Kendisi Kemençe çalardı. Çıkarmış olduğu plakları var. Aslında onun solistliği, türküleri yorumlaması Kemençeciliğinin daha önündedir. Bir müddet Tarabya’da kaldıktan sonra 1965 yılında Fatih semtine yerleştik. Fatih’te babamın o dönemlerde bir Yorgancı dükkânı vardı. Aynı dönemlerde Taksim-Sarıyer hattında çalışan bir de minibüsümüz vardı. O dönemlerden Kültür dostlarımızdan ismini rahmetle andığım bir “Oflu Naci” amcamız vardı, kendisi de Taksim-Sarıyer hattında Kahyâlık yapardı ve diyebilirim ki Sarıyer’in hemen hemen her şeyiydi. Babam ve Naci amcamız bütün Karadenizlileri toplar o zamanın Şifa Suyu denilen mevkiinde kendi evinde ne kadar memleketinden göçüp gelmiş Kemençeci var ise onları da çağırır ve Kemençeli muhabbetler düzenlerlerdi. İnsanların köylerine duydukları özlemi ve sevgiyi bulundukları yerde yaşatmaya çalışırlardı. Babamın o dönemlere kadar kardeşleri Hasan GENÇ, Nihat GENÇ, Kemal GENÇ, Sabri GENÇ ve Saffet GENÇ’in ağabeyi Habeşli Kemal GENÇ ile birlikte bir gösteri ekipleri mevcuttu. Bu ekip zamanın tek Karadeniz Ekibiydi diyebiliriz. İstanbul’daki Giresunlular, Trabzonlular ve Rizelilerin bütün gecelerine bu ekip katılırdı. Zamanla bu ekip bir dağılma sürecine girdi. Ben ve kardeşlerim (Faruk GENÇ, Taylan GENÇ, Özer GENÇ) babamla birlikte ayrı bir ekip oluşturduk. Kardeşlerimden Faruk GENÇ bu ekibe sonradan katılmıştı, öncesinde kardeşlerimin haricinde ekibimizde Osman GENÇ’de yerini almıştı. Babamın kardeşleri de hakeza bu şekilde ayrı bir ekip kurmuş oldular. O dönemde kurmuş olduğumuz bu ekibin adı “Karadeniz Kartalları” olarak isimlendirildi. ![]() Kendi ekibimiz ile günün en iyi sanatçılarıyla konserler olsun farklı geceler olsun birçok etkinliğe katıldık ve gösterilerimizi sergiledik. İlerleyen zamanlarda Folklor Kurumunun kurmuş olduğu ve Cavit ŞENTÜRK’ün de içinde yer aldığı bir ekip daha oluşturuldu. Babamın solistliğinin eşliğinde çok uzun yıllar bu ekibimiz ile birlikte çalıştık. Halen daha bizim devamımız olan ekip ile birlikte Maçka Sevinç (Soldoy) Köyleri Derneği çatısı altında profesyonel anlamda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Meftun Şengün: Ben, sizlerin Kurslarınızdan da bahsetmek istiyorum. Uzun yıllardır Folklor Kurslarınız ile birlikte birçok insan Horon ile tanıştı, bu konuda da neler söylemek istersiniz? Aclan Genç: Kursun oluşması şöyle gerçekleşti; bizleri tanıyan kendi çevremizden bazı dostlarımız belirli bir süre sonra yine bizlerden kendilerine Horon eğitimi vermemizi istediler. Esasen o zamanlara kadar her ne kadar Profesyonel anlamda bir ekip olsak da bu işe meraklı olan insanımıza bir eğitim verme durumumuz olmamıştı. Bu durum bizim için bir ilk oldu ve yakın çevremizden bizleri tanıyan dostlarımıza eğitim vermeye başladık. Topkapı’da derneğimizin iki katlı güzel bir mekânını da bu çalışmalar için kullanmaya başladık. Yer, bir sorun teşkil ediyordu. Dernek çatısı altında toplanmamızla beraber yine bizleri sürekli motive eden, hiçbir zaman yalnız bırakmayan “Havacı” grubumuzun da manevi desteği bizlerin bugünlere kadar gelmemizi sağladı. Onlar eğitim amaçlı gelmiş olsalar dahi bu işte eğer karşınızda oynayacak birileri yok ise sizden bir şeyleri öğrenmek isteyenleri bulamadığınız zaman çalışmaları sürdürmek gerçekten zordur. İnsanımız aslında bu işe sadece bir “Oyun” gözü ile bakıyordu. Halbuki oyunlarımız Kültürümüzün en önemli parçalarından birisi. Horon muhteşem bir danstır. Bugün insanlarımız İstanbul’da, Ankara’da veya İzmir’de bütün Üniversitelerde Tango’ya, Salsa’ya ya da Çaça’ya evrensel kabul edilen danslara rağbet gösteriyorlar. Biz Horonlarımıza baktığımızda bu danslardan aşağı kalır bir yanı olmadığını hatta çok daha üstün olduğunu dahi söyleyebiliriz. Horon’u layıklıyla ve doğru öğrenmemiz şarttır. ![]() Yermek açısından söylemiyorum fakat herkes Karadeniz’de yetişmediği için Büyükşehirlerde bu özlemlerini gidermek için Horon oynayana toplulukları gördüklerinde aralarına girerek bu oyunu öğrenmeye kalktılar. Hal böyle olunca da yerleri döven, kafaları sallayan, ayaklar yere vurularak ve sadece ileri geri gidip gelerek oynanan bir oyun olarak gördüler. Esasen Horon’un bir temeli vardır, o da müziğe uyumdur. Kendi ruhunuzu, aşkınızı, içinizden gelen sevgiyi, rahatlığı, agresifliği katmanız gereken bir ruh yapısıdır aslında. Oyun oynarken işte bu coşkuyu yaşamalısınız. Şu an kurslarımız had safhada iyi gidiyor. Şu anki gidişattan son derece memnunuz diyebilirim. Meftun Şengün: Geçmişte yörede oynanan oyunlar ile sizlerin oynadığı oyunlar arasında farklar var mıydı? Aclan Genç: Tabii ki bazı farklar oluyordu. Bugün bizleri en iyi oynayanlar diye adlandırsalar dahi yörede oynayanlar o yörenin tavrını, otantikliğini, sadeliğini çok güzel yansıtıyorlardı. Ama size şunu söyleyebilirim ki artık yörede oynayanlar ile bizlerin oynadıkları oyunların arasındaki farkları gösterecek insanlarda yok. Artık bizler de elli’li yaşlara geldik. Bundan on beş, yirmi sene evvelinden bahsedersek onlar ile bizler arasındaki farklardan çok daha farklı bahsedebilirdik. Bu durum bana göre böyle, ama genele baktığımda da düşüncelerimde pek yanılmadığımı gözlemliyorum. Meftun Şengün: Şu an genel olarak oyunlarımızda bir bozulma söz konusu, büyük bir çoğunluk sanki belirli bir kural, kaide yokmuş gibi oyunlarımızı basitçe oynamaktadırlar. Bu anlamda tavsiyeleriniz nelerdir? Aclan Genç: Şu an içeride senin de görmüş olduğun gibi gençlerimiz çalışmaktadırlar. Bu ekip ile yaklaşık iki senedir Maçka Koreografilerini çalışıyoruz. Fakat bu arkadaşlarımıza bizler neredeyse bir buçuk sene sadece Horon’un ne olduğunu anlatmaya ve göstermeye çalıştık. İsteseydik altı ay gibi bir sürede de bir ekip oluşturabilirdik. Üç beş figür ile bu işe tamam der işin içinden çıkabilirdik. Bizim esas olarak titiz davrandığımız nokta bu. Her şeyi layıkı ile aktarmak ve öğretmek. Önemli olan Horon’u titreyerek, kendisine has tavrı ve ahengi ile oynayabilmektir. Bunun için uzun bir zaman gerekmektedir. Ben şu an içeride eğitim verdiğim kardeşlerimize yeni figürleri ancak bir buçuk, iki sene sonunda öğretmeye başladım. İşin temelini almadıktan sonra yaptığınız hiçbir şey doğru kabul edilemez. Bozulma eğitim anlamında vardır, doğrular gösterilmediği sürece de bu bozulma devam edecektir. Bir de şu noktaya değinmek istiyorum, Horon’un tek merkezli kabul edilmemesi gerekir. Bir Maçka’da, bir Tonya’da ya da bir Görele’de oynanan Horon’a yanlış diyebilir misiniz? Bugün Büyükşehirlere baktığınızda ise genel anlamda herkes sanki tek tip oyun oynamak için gayret ediyor. Bu durum insanların birbirinden bakarak düğünlerde, şenliklerde araya girerek öğrenme çabalarından kaynaklanıyor. Horon adımı olmadan sadece yerinde titreyerek horon oynayamazsınız. Bu konuda titiz davrandığımız sürece bozulmaların önüne geçebiliriz. Meftun Şengün: Sizlerin çok güzel bir şekilde sergilemiş olduğunuz meşhur Bıçak Oyununuz hakkında okuyucularımıza bilgi verebilir misiniz? Bu oyun tam olarak nasıl çıkmıştır? Aclan Genç: Bıçak oyunu bir nispet, bir kavgadır. Düğünlerde olsun, şenliklerde olsun bir kavganın sahneye yansıtılmış halidir. Babamın, babasından aktarıldığı kadarı ile de bu oyunun bir kesme oyunu olduğu söylenmektedir. Tabii eskiden fakirlik ve yokluk döneminin yaşandığı bir zamanda insanlar bulundukları yerden pek hareket etme imkânı bulmazlarmış. Araba yok, yol yok. İnsanlar gitmekte oldukları pek çok yere yürüyerek ulaşıyorlarmış. Onun için Bıçak oyununun diğer yörelerimizde nasıl oynandığını pek görme şansları olmamış. Hakeza başka yörelerdeki insanlarımızın da bu oyunun Maçka’da nasıl oynandığını görme şansları pek olmamış. Maçka’da köyler arasında birbirlerini kesme, bir kavgayı Horon’la birlikte davul ve zurna ile oynanan bir oyundur. Çeviklik, zekâ ve çok büyük cengâverlik gerektiren bir oyundur. Şu an Soldoy’da bu oyunu içimizde en iyi oynayabilenlerden birisi de Nihat GENÇ’tir. Kendisi de bizlerin Bıçak oyununu fena oynamadığımızı söyler. Ama onun kadar iyi miyiz, değil miyiz tabii bilemiyorum. Meftun Şengün: Horon’un Karadeniz bölgesinde oynanan bölgelerinin coğrafi anlamda sınırları var mı? Aclan Genç: Şöyle söyleyebilirim, batı’dan başlarsak Giresun’da özellikle Görele’den itibaren doğu’ya doğru Trabzon ve Rize’de horonlarımız oynanmaktadır. Ordu’da ve Samsun’da oynayanlar var mı dersek, açıkçası Horon oynayanları ben pek görmedim diyebilirim ama Ordu’da oynayan insanlarımız olabilir. Meftun Şengün: Sizin gözünüzle Karadeniz’de oynadıkları oyunlar ile ön plana çıkan yörelerimiz hangileridir? Aclan Genç: Bunu şöyle ifade edersek daha doğru olacaktır. Mesela bir Akçaabat oyununun içinde Tonya figürleri de vardır, başka yörelerimize ait figürler de vardır. Bunu şöyle söylemek lazım, her yöre insanı horonu güzel oynar. Bu kültür hepimizin… Figürler açısından Sürmene’de Ağasar’da, Tonya’da, Maçka, Görele’de kısacası yörelere göre farklılıklar vardır. Bu farklılıklar da ayrı birer güzelliktir. ![]() Meftun Şengün: Hocam, bugüne kadar sergilemiş olduğunuz oyunların içerisinde yaşayıp da unutamadığınız anılarınızdan birisini bizlerle paylaşabilir misiniz? Aclan Genç: Osman GENÇ ile bir gösteri esnasında bıçak’la elimi yaralamıştım, Haydarpaşa numune hastanesinde elime bir müdahalede bulunuldu, o müdahalenin izi hala elimdedir… Bunun yanında yine hiç unutamayacağım anlardan birisi de şimdiki Beşiktaş iskelesinin üst katında Bıçak Oyunu oynarken gözümden yaralanmam olmuştur. Olayı fark eder etmez oyunu bıraktık, gözümün gördüğünü anlayınca çok şükrettim. Bıçak bir milimetre daha ileriye doğru girmiş olsa belki de gözümden olacaktım. Tabii bunu da Allah’ın bana bir lütfu olarak değerlendiriyorum. Meftun Şengün: Söyleşinin sonuna gelirken son olarak neler söylemek istersiniz? Aclan Genç: Bu kültür hepimizin, onun için sahip çıkmamız gerekiyor. Bakın bugün Yunanistan’da yaşayan Pontoslular buradan kültür olarak ne götürmüşlerse ona sahip çıkıyorlar. Kısacası derslerine iyi çalışıyorlar diyebiliriz. Aynı şekilde daha fazlası ile bizlerin kendi kültürümüzü sahiplenmemiz gerekir. Onlar ne yapıyorsa bizler daha fazlasını yapmalıyız. Hiçbir zaman vurdumduymaz hareket etmemeliyiz. Bu kültür gitti mi bir daha geri getiremezsiniz. Gençlerimiz bu işin üzerinde durmalıdır. Kültürlerini öğrenmelidirler. Sizler gibi çalışmalar internet sitelerini takip etmeliler. Sizlerin yaptığı çalışmalar çok önemli, kimse bunu benimle yapılmış bir söyleşi adına söylediğimi zannetmesin. Çünkü özellikle genç nesil bu gibi çalışmaları takip ediyor. Araştırmalar yapmak, öğrendiğimiz doğruları insanımızla paylaşmak durumundayız. Şimdilik bunları söyleyebilirim… Meftun Şengün: Hocam, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum, bundan sonrası için de hep birlikte çalışmalar yapmak adına sizleri rahatsız edeceğiz. Aclan Genç: Ne demek, seve seve bu kültür için hepimiz elimizden geleni yapacağız. Ben de sizlere çok teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Röportaj ve Fotoğraflar: Meftun ŞENGÜN (İstanbul-2007) Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın kullanılamaz. Bilgi için: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Görüntüleme sayısı: 3094
|
|||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın. Kasım 21, 2008, 11:36:42 ÖÖ Şifremi Unuttum |
| Karadeniz Yemek Tarifleri... |
| Nasip Efuli....:) |
| Devamı... |
| Erkan OCAKLI Son Yolculuğ... |
| Nurlar içinde uyu Erkan a... |
| Devamı... |
| Görele Kemençesi ve Kemen... |
| yazılanlara katılmamak im... |
| Devamı... |
| Karadeniz'in Aşık Veysel'... |
| SENİ UNUTMICAZ ERKAN BABA |
| Devamı... |
| Trabzon Kolbastı Oyunu |
| Kolbastı yı türkiye ye ta... |
| Devamı... |