“...Çocuklar babalarını analarını sordular, Uygur beyleri çocukları huş ve fındık (kosık) ağaçlarının yanına götürdüler. Çocuklar ağaçlara iyi evlatların ana babalarına gösterdikleri saygıyı gösterdiler.
Ağaçların dikildikleri yerleri mukaddes yerler saydılar, ağaçlar dile gelerek ana babalarına saygı gösteren bu çocuklara hayır dualar ettiler.”
(Uygur Yağmur Taşı Efsanesinden)
Fındığın Ana Vatanı
Fındık, eski çağlardan beri bilinen bir yemiştir. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügat-it- Türk adlı eserinde Orta Asya Türkleri’nin fındığa “kosık” veya “kosuk” fındıklığa “kosıklık” dediklerini söylemektedir. Kuman Türklerinde “Çatlavuk”, Çağatay Türkleri’nde “Çatlağuç” kelimeleri fındık karşılığı olarak kullanılmaktadır. Fındığın bu günkü söylenişi ile Türkçe’ye girişi ise muhtemelen Oğuz Türkleri’nin Anadolu’ya yerleşmelerinden sonra gerçekleşmiştir. Fındığın anavatanı konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşlere göre;.kimi araştırmacılar, fındığın ana yurdunun Çin olduğunu ileri sürmektedirler.Buna göre fındık batıya yapılan akınlarla Çin’den İran’a oradan da Karadeniz kıyılarına getirilip yetiştirilmiştir.
Bazı araştırmacılara göre ise fındığın vatanı Anadolu’dur. Roma devri bilginlerinden Pliny’e göre fındık Yunanistan’a Doğu Karadeniz kıyılarından gitmiştir. Sivas vilayet mektupçusu Ferhat oğlu M. Fahrettin Ordu Külliyatı adlı eserinde fındığın ana vatanı ile ilgili olarak Kafkas dağlarının Anapa ve Suhum havalisi olduğunu belirterek ,1541 yılından itibaren de Karadeniz kıyılarına getirildiğini belirtmektedir.Nebatat araştırmacılarının ağırlıklı görüşü ise fındığın ana vatanının Orta Asya ve Hindistan olduğu yönündedir. Fındığın ekonomik bir değer kazandığına ve ilk ihracatına yönelik bilgileri ihtiva eden belgelere göre; Osmanlı döneminde ilk kabuklu fındığın, 1732’de Rusya’ya, 1792’de Romanya’ya, 1851’de İngiltere’ye, 1871’de Belçika’ya ihraç edildiğini öğrenmekteyiz. Fındık ihracına yönelik ilk istatistik ise 1878’de tutulmaya başlanmış ve bu yıl 5468 ton fındık ihraç edilmiştir.
Ordu Yöresinde İlk Fındık Dikimleri ve Üretim Miktarları
Ordu İlinde ziraat amaçlı fındık dikimleri, 1810-1815 yıllarında dönemin Ordu Kazası kaymakamı İbrahim Bey’in Giresun dan getirttiği fındık fidanlarının Ebulhayır, Mustafalı, Ayrılık, Ambarcı köylerinde dikilmesiyle başlamıştır. Bu köylerde oluşturulan bahçelerden olumlu sonuçlar alınması üzerine fındık dikimleri sahil köyleri boyunca devam etmiştir. 1858’li yıllardan itibaren Perşembe ve Bolaman’ın sahil köylerinde de fındık bahçeleri oluşturulmaya başlanmıştır. Ordu yöresinde fındık üretim alanları ve buralardan elde edilen fındık miktarları konusunda elde ettiğimiz bilgiler göre; 1296 (1879) yılında; Ordu merkezde 266 fındıklıktan 18900 kıyye(24.230 kg), Perşembe nahiyesinde 571 kıyye (732 kg), Bolaman nahiyesinde 100 kıyye( 128 kg) fındık üretilmiştir. Ordu yöresinde fındık dikimin bu yıllarda devlet tarafından da teşvik edildiğini görmekteyiz Trabzon valisi (Kadri Bey) tarafından Yaver-i Ekrem Derviş Paşa’ya gönderilen 5 Zilhicce 1311 (9 Haziran 1894) tarihli yazıda pirinç ekimin yasaklanarak yerine daha faydalı ürün olan fındık fidanlarının dikilmesinin Şura-yı Devletçe de (Danıştay) uygun görüldüğü belirtilmektedir.Fındık ziraatini teşvik etmenin en önemli sebebi Ordu kasabasında Akyazı, Şahincili ve Eskipazar mevkilerinde çeltik ekilmesidir. Bu çeltik tarlalarından dolayı oluşan sivrisinekler sıtma hastalığına sebep olmaktaydı. Ayrıca çeltik tarlalarından yayılan pis kokular da kasabanın havasını bozmaktadır. Halkın ve hükümet görevlilerinin bu durumdan kurtulmak amacıyla yazları Çambaşı Yaylasına göçmek zorunda kaldığını yine bu belgeden öğrenmekteyiz. Pirinç ekiminin yasaklanarak, yerine fındık dilmesine dair belgenin günümüz alfabesine çevirilmiş hali şu şekildedir;
Devletlü Efendim Hazretleri,
Ordu kasabası civarında ve yalnız bir iki köyde ihdas edilmiş olan çeltiklerden mevsim-i sayfda tesaüd eden ebhire-i redie ciyadet-i havayı ifsad ederek enva-i ilel ve eskâmın hudusuna sebeb olmakta ve binaenaleyh her senenin mevsim-i sayfında heyet-i hükümet ve ahali merkez-i kazayı terk ile on iki saat mesafede bulunan Çambaşı yaylağına gitmekte ve bu yüzden bir çok mesarif ve metayib ihtiyar etmeye mecbur olagelmekte bulunduğundan ve merkez-i kazanın aylarca memurin-i hükümetten hali kalması emr-i inzibatça da mahzurdan salim olmadığından pirinç ziraatinin men’iyle mezkur çeltiklerin doldurulması ve yerine fındık fidanlarının garsıyla ahali için daha faydalı mahsulat yetiştirilmesi bais-i muhassenat olacağına dair Ordu Kazası Kaymakamlığı’ndan vuku bulan iş’ar Meclis-i İdare-i Vilayetce muvafık-ı maslahat görülerek ol babda Dahiliye Nezaret-i Celilesi’nden sebk eden arz ve inha üzerine Şura-yı Devlet Riyaset-i Vekalet-i Celilesi’nden alınan tahrirat-ı aliyyede bu suretinin Şura-yı Devletçe de tasvib olunduğu beyan buyurulmuş ve pirinç ekilen mahallerin doldurulmasıyla yerine daha faydalı mahsulat ve be-tahsis fındık fidanları yetiştirilmesi zımnında ahalinin teşvik edilmesi kaymakamlığa tebliğ ve tavsiye olunarak icabı icra kılınmış olduğunun arz ve beyana ibtidar ve irsal buyurulan mahzar-ı irade-i celile-i müşir-i ekremileri vechile yine leffen takdim ve tesyar olundu. Ol babda emr ü ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir.
5 Zilhicce 1311 Trabzon Valisi (Kadri Bey)
(Ordu kasabasında, fındık dikiminin teşvikine dair belgenin orijinal hali)
1315 (1898) yılında sahil köylerinin bir çoğunda fındık bahçeleri oluşturulmuştur. Ulubey, Perşembe, Bolaman ve Oskara denilen havalideki köylerde fındık dikmek hususunda büyük gayret gösteriliyordu. Bu tarihe kadar yetiştirilen bahçelerden alınan ürün miktarı: 70 bin kantar (4480000) kilo civarındadır.1319 (1902) yılında, Ordu iskelesinden, 930.000 kuruş tutarında 380.000 kıyye (487.160 kg) kabuklu fındık ve 3.511.000 kuruş tutarında 630.000 kıyye (807.660 kg) iç fındık.ihraç edilmiştir. 1321 (1904) yılında ise Ordu iskelesinden ihraç edilen fındık miktarları ve elde edilen gelir şu şekildedir; 980.000 kuruş tutarında 500.000 kıyye (641.000kg) kabuklu fındık ve 3.300.000 kuruş tutarında 500.000 kıyye (641.000kg) iç fındık ihraç edilmiştir.
1911 yılında Ordu İlinde fındık dikili alanlar ve miktarları şu şekildedir;
Bahçe miktarı: 8400 adet Ocak miktarı: 9.240.000 adet Dal miktarı: 66.680.000 adet Ürün miktarı: 6900 ton
1913 yılı tarım sayımlarına göre Ordu yöresinde 108.500 dönümlük bir alanı kaplayan fındık bahçelerinden 5.416 ton fındık üretildiği görülmektedir. Bu yıl fındığın ortalama fiyatı 4 kuruş 25 santimdir. 1914 yılında savaşın etkisiyle fiyatlar 1 kuruşa kadar inmiştir. I.Dünya Harbi ve Milli Mücadele yıllarında fındık ihracatının durma noktasına gelmesiyle birlikte fındık dikimlerinde de bir yavaşlama olmuştur. Ancak 1924 yılından itibaren dış pazarlarla bağlantıların kurulmasıyla fındık dikimleri yeniden hız kazanmış, harap olan bahçeler bakıma alınmış iç bölgelerde de hızlı bir şekilde fındık dikimlerine başlanmıştır. 1934 yılında sadece Ordu Merkez kazasında fındık dikimi yapılan köy sayısı 125’e ulaşmıştır. 1934 yılı Ordu merkez kazada fındık dikili köyler ve bu köylerin azami üretim kapasiteleri şu şekildedir; (Rakamlar kilo olarak verilmiştir.)
Ordu ili, bugün ülkemizin fındık üretiminin yaklaşık yüzde 33’ünü dünya üretimin ise yaklaşık yüzde 23.43’ ünü karşılamaktadır. Bu haliyle dünyanın ve ülkemizin en fazla üretim yapılan alanıdır.
Fındık dikim alanlarını düzenleyen 2001 tarihli ve 2844 sayılı kanunun 2. ve 5. maddeleri gereği 3267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla tespit edilen dikim alanlarında Ordu İlinin bütün ilçeleri dikim alanı olarak tespit edilmiştir. Ordu ili, ülkemizdeki dikim alanlarının yaklaşık yüzde 32’sine sahiptir. Bu haliyle de ülkemizin ve dünyanın en fazla dikim alanına sahip ilidir.
Fındıkla İlgili Ticari Faaliyetler
Ordu ilinde fındıkla ilgili ticari faaliyetler 1880’li yıllarda başlamıştır. Bu yıllarda üretici tarafından pazara indirilen fındıklar tüccarlar tarafından alınmaktaydı. İktisadi Uyanış Dergisinde 1949 yılında yayınlanan ve 1880’ li yıllardaki Ordunun anlatıldığı mülakatta fındığın pazara indirilmesi ile ilgili şunlar anlatılmaktadır. “Bizim pazara fındık ancak1300 (1882) senesinde gelmeğe başladı. O zamanlar ne bugünkü fabrikalar ne de bu geniş teşkilatlı fındık ticareti vardı. Ticaretimiz mısır, fasülye, ceviz, yumurta, ve bilhassa melet havzasında yetiştirilen pirinç üzerine kurulmuştu.” 1880’li yılların başlarında fındık alım işiyle uğraşan iki tür tüccar vardı. Bunlardan birincisi tamamen yabancılardan oluşan Avrupa tüccarları diğeri ise çoğunluğunu Türk tüccarların oluşturduğu Hayriye tüccarlarıdır. Avrupa tüccarları buralardan aldıkları fındıkları ihraç ederlerdi. Hayriye tüccarları ise daha ziyade aracılık işiyle uğraşırlardı. Daha sonraki yıllarda Türk tüccarlar ittifak şirketleri kurarak fındık ihracatı yapmaya başlamışlardır. Yabancı alıcıların başında, bugün de varlığını sürdüren Pisani ve Rikertsen adlı firma gelmektedir. Pisani firması ,1898 yılında Almanya’ya giderek yerleşen Giresun Rumlarından Homer Pisani tarafından 1905 yılında kurulmuştur. Merkezi Hamburg’da bulunan firma kısa zamanda dünya kuru meyve kralı ünvanını almıştır.
1920’li yıllarda Pisani firması Ordu’da bir kırma fabrikası da kurmuştur. Firma daha sonra Rikhertsen adlı firmayla birleşmiştir. Günümüzde dahi fındık politikalarının hiç fındık üretmeyen bir ülkenin şehri olan Hamburg da belirlenmesinde bu firmanın büyük rolü vardır. Ordu’da fındık ticaretinin temelleri ve politikalarının oluşturulduğu bu yıllardan sonra fındık ticareti ve fıyatları konusunda sancılı bir döneme de girilmiş oluyordu. Fındık fiyatlarının belirlenmesinde ortaya konulan kıstaslar kesin değildir. Yukarıda değinildiği üzere fiyatların belirlenmesinde en önemli etken aslında olmayan ama bir borsa işlevi gören Hamburg merkezli alıcılar ve alivreci olarak adlandırılan bağlantılarıdır. Avrupalı alıcı bir yıl öncesinden belirlediği fiyat üzerinden yerli alıcılarla anlaşır ve kaparo verir. Örneğin; kentali(100kg) 300 dolardan anlaşılır. Bu işleme alivre denir. Alivreciler için fiyatlardaki artış oranı, kar oranlarının azalmasıdır. Bu yüzden fiyatların alivreciler dışındaki oluşumlarca yükseltilmesi durumunda yıllardır örneklerini yaşadığımız fiyat karmaşaları ortaya çıkmakta ve bu süreç genelde üreticinin, dolayısıyla Türk Fındığının aleyhine gelişmektedir. Diğer bir etken ürün miktarıdır. Fındık üretim miktarlarında yıllara göre değişen bir istikrarsızlık söz konusudur. Bazı yıllar ürün miktarı 30 yıl öncesinin rakamlarıyla aynı olabilmektedir. 2004 yılında üretilen 67.000 ton ürün miktarı 1973 yılında üretilmiş olan 80.000 ton üründen daha azdır. Sıkça yaşanılan üretimdeki istikrarsızlık fiyatlarda da anormal değişikliklere sebep olmaktadır. Savaşlar ve benzeri sebeplerden kaynaklanan ekonomik buhranlar da fındık fiyatlarında beklenmeyen değişikliklere yol açabilmektedir. 1913 yılında 4 kuruş olan fındık fiyatları, 1914 yılında savaş dolayısıyla 1 kuruşa kadar düşmüştür. 1929 yılında bütün dünyayı doğrudan etkileyen ekonomik buhranın en büyük zararı çiftçi sınıfına olmuştur. Bu olumsuz durum fındık fiyatlarında ise tam tersine bir tesir yapmış, fiyatlar buhranın ilk iki yılında artış eğilimi göstermiştir. Fındık fiyatlarında görülen artış eğiliminde 1929 yılındaki rekoltenin düşük oluşunun yanında fındık lehinde devlet desteği ile yapılan propaganda etkili olmuştur. 1928’e kadar ortalama 20 kuruş civarında seyreden fındığın kilosu 1929 yılında bir ara 42 kuruşa kadar yükselmiştir. Bu dönemde, Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti ile onun yayın organı İktisat ve Tasarruf Mecmuasında fındığın reklamı için söylenen şu dörtlük dilden dile dolaşmıştır.
“Fındık, fındık, çıtır, çıtır Hem kan yapar hem ısıtır Kanın yoksa fındık ye sen Karadeniz olsun hep şen”
Yine bu mecmuada, çocuklara fındık yedirmenin faydalarından bahsedilmiş ve fındık yiyen çocuk resimleri yayınlanmıştır. Buhran yıllarında fındığın kantarı (yaklaşık 56 kg), 40-50 liraya kadar çıkmıştır. Bu yıllarda bu miktar küçük dereceli bir memurun eline geçenden daha fazlaydı.
Yıllara Göre Ortalama Fındık Fiyatları
Fındık fiyatlarında fındığın türü ve gerekli şartları taşıması gibi etkenler dolayısıyla farklılıklar olabilmektedir. Ordu fındığı bu haliyle her zaman iyi tercih edilen ürün olmayı başarmıştır. Bu konuda 1947 yılında, Giresun’da Fındık İhracaatçıları Birliği’nde görev yapan Kemal Peker (Bekaroğlu) şunları söylemektedir. “...Ordu fındıkları öteden beri levant tip fındıklar sınıfına dahil bulunmakta ise de, son yıllarda kalite düzgünlüğünün temini ve evsaf yüksekliği ile temayüz etmesi bakımından dış pazar taleplerini ve bilhassa Amerika siparişlerini kendi tarafına çekmeğe muvaffak olmuştur. Bu Ordu için başlı başına bir kazançtır… Ordu müstahsili ve ihracatçısı bu imkanı, fındıklarını tam kemale erdirmesi ve ve mahsülü kuru değirmenlik haline konulduktan sonra satışa arz etmesi ile sağlamıştır.”
Ordu fındığı, I.Dünya Savaşı’ndan önce ihracat yolu ile dünya pazarlarındaki yerini almıştır. Başlangıçta kabuklu olarak ihraç edilen fındık daha sonra iç olarakta ihraç edilmiştir. Ordu limanından 1926 yılından 1948 yılına kadar ihraç edilen kabuklu ve iç fındık miktarları ile getirisi şu şekildedir.
Tablodan da anlaşılacağı üzere Ordu’dan dışarıya kabuklu fındıktan daha çok iç fındık ihraç edilmiş, ve bu rakam II. Dünya savaşı’nın ilk iki yılı(1939-1940) dışında sürekli artmıştır. Buna karşılık 2. Dünya Savaşının ilk yıllarında (1939-1942) kabuklu fındık ihracında belirgin bir artış olmuştur. 1941 den itibaren elde edilen gelirde bir azalma görülmektedir. Bunda 1942 den 1948 Şubat ayına kadar Ordu Limanlarından Avrupa’ya doğrudan ihracat yapılamamasının etkisi vardır. II. Dünya Savaşından sonra diğer Karadeniz limanlarından olduğu gibi Ordu limanından da iç fındık ihracatı yapılamıyordu. Ticaret ve Sanayi Odası 1949’da Denizyolları Genel Müdürlüğü ile bağlantı kurarak, 15 günde bir Akdeniz Seferi yapan Türk gemileriyle İstanbul aktarmalı olarak Trieste ve Marsilya’ya iç fındık gönderiliyordu. Ayrıca 1940 yılından itibaren devletin beyanname usulünü kaldırmasından dolayı yapılan sevkiyatlarda kıymet gösterilmemiş olmasının da gelirlerin az görülmesinde önemli bir etkisi vardır. 1923-1931 yılları arasında Ordu’dan yapılan fındık ihracatının % 28’i Trieste üzerinden, çeşitli Avrupa ülkelerine, % 23’ü Hamburg limanlarından Almanya’ya, %18’i Fransa’ya, %8’i Londra üzerinden İngiltere’ye gönderilmekteydi. 1931’ den itibaren II. Dünya Savaşına kadar Ordu’dan ihracı yapılan fındığın %65’i Almanya’ya yapılmıştır.1943 yılında Almanya ile ticari ilişkilerin kesilmesi ihracatımızı zora sokmuştur.Bu konuda dönemin Başbakanı Hasan Saka’ya 04.07.1948 tarihinde bir grup fındık üreticisi ve ihracatçısı tarafından gönderilen yazıda şunlar anlatılmaktadır. “...Fındığmızın kadim müşterisi ve halen talibi bulunan Almanya’ya satışının temini ve ayrıca da tüccarın satış yapmadan Avrupa’ya ihracatta bulunmasına ve mükabilinde ya para veyahut mütenevvi eşya getirmesine müsaade buyurulmasını bilhassa rica eder, derin saygılarımızı sunarız.” Ticaret Bakanlığınca verilen cevapta ise;
“...Fındıklarımız , anlaşmamız bulunmayan ve anlaşması müsait olan memleketlere, mevzuata göre takaslada ihraç edilmektedir .Fransa ,Belçika, İsveç gibi memleketlere gelince, Fransa anlaşmasında mevcut limite yaklaşılmış olması dolayısıyla bu memleket serbest döviz ödememek için ithalatını kontrol altında tutmaktadır. İsveç anlaşması da aynı karakterde olduğundan, bu memleket dahi Türkiye’den yapacağı ithalatı kontrol altında tutmaktadır. Belçika anlaşması ise dolar esasına istinad etmektedir. Esasen bu memleket Türkiye’den 1947/1948 kampanyasında 2.500 ton iç fındık almıştır. Diğer anlaşmalı memleketler ise anlaşma çerçeveleri dahilinde fındık alacak durumdadırlar. Fındık mahsülümüzün ihracına teşvik maksadıyla tüccarımıza verilen bu kadar geniş imkanlara rağmen elde bir miktar fındık kalmış olması, Türkiye fındık ihraç fiyatlarının rakip memleket fındık ve badem fiyatlarına kıyasen yüksek bulunmasından ileri gelmektedir.” 1951 yılı Aralık ayında Ordu’da kabuklu fındık fiyatı kilo başına 100-110 kuruştur. İhraç fiyatı ise 198 kuruştur. Ülkemiz piyasasını her zaman yakından takip eden İspanya hükümeti ise aynı yıl 250 kuruş’un altında fındık ihracını engelmek amacıyla bu fiyatın altında ihracat yapacak ihracatcılarına lisans vermemiştir. Fındık ihracatında son yıllardaki durum ise şu şekildedir. 1945 ve 1946 yılarında 28 ülkeye ihraç edilen fındığımız, 1992 yılında 33 ülkeye ihraç edilmiştir.. Bu rakam 2005 yılında 87 ülkeye çıkmıştır. 2005 yılında en fazla fındık ihracatı, yine bir fındık ülkesi olan İtalya’ya gerçekleştirilmiş, bu ülkeyi sırasıyla Almanya, Fransa ve Belçika, izlemiştir. 2007 yılında ise fındık ihraç edilen ülke sayısı 91’e çıkmıştır.Bu yılki sıralama ise Almanya, İtalya, Fransa ve Belçika olarak devam etmektedir. 2007 yılında en az ihracat 10 kg fındıkla Afganistan’a gerçekleştirilmiştir. Ordu ili fındık ihracatında ilk sırada gelmektedir. 2006 yılında en fazla fındık ihracatı gerçekleştiren firmalar arasında Ordu’dan 6 firma bulunmaktadır. Bunlardan ikisi ayrıca ilk 5 firma arasında yer almaktadır.
Fındığın Hasadı ve İşlenmesi
Ordu ilinde fındığın hasat zamanı rakıma bağlı olarak değişmektedir. Sahile yakın yerlerde Ağustos'un ilk haftasında başlanılan hasat , yüksek bölümlerde Eylül ayını bulabilmektedir. Hasatla ilgili faaliyetlerden en önemlisi işçi (amele) teminidir. 1980'li yıllara kadar yöreden ve civar illerden temin edilen işçiler son yıllarda çoğunlukla güneydoğu vilayetlerinden temin edilmektedir. Fındık hasadının başlamasıyla her bir tanesi insan eli değerek toplanan fındıklar bahçelerde çuvallara doldurulur. Hasadın en zor bölümünü, bu çuvalların harmanlara taşınması oluşturmaktadır. Çünkü Karadeniz'in sarp arazisi bir çok yere yol götürülmesine izin vermemiştir. Bu yüzden fındık çuvalları ya insan sırtında, ya katırlarla Karadeniz’in gelmesine izin verdiği kadarıyla açılan yollara taşınmaktadır. Bazen bu taşıma işi yakınına yol getirilebilen bahçelerden çuvalların yollara yuvarlanması ile gerçekleştirilerek, buralardan arabalarla harmanlara taşınmaktadır. Bu şekilde taşıma işinin sonunda fındıktan başka bir ürünün sağlam kalabilmesi imkansızdır. Bu toprakların fındığa bağımlılığının sebeplerinden bir tanesi de bu durumdur. Harmanlara taşınan fındıklar kurutulduktan sonra en dış kabuğundan (kavsul) ayrılır. Bu ayırma işlemi 1970’li yıllara kadar tırmıklarla dövülerek ve ilkel küçük motorlu makinalarla gerçekleştirilmekteydi. Bu yıllardan sonra fındığın en dış kabuğundan ayırma işlemi patozlarla gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Dış kabuklarından ayrılan fındıklar içlerinin kuruması ve kalitesiz olanlarının seçilmesi amacıyla tekrar harmana serilir. Kurutma ve seçme işlemi tamamlanan fındıklar pazara indirilirek alıcılarla buluşturulur.
Fındığın bundan sonraki süreci fabrikalarda işlenmesidir. İç olarak değerlendirilecek olan fındıklar fabrikalarda iç kabuklarından ayırma işlemine tabi tutulur. Bu işlem 1900’lü yılların başlarına kadar tokmaklarla kırılarak elle gerçekleştirilirdi. Daha sonra elle çevrilen değirmenlerle gerçekleştirilen ayırma işlemi, 1920’li yıllardan itibaren gazla çalışan motorlara sahip fabrikalarda gerçekleştirilmiştir. 1930’lu yıllardan itibaren fabrikalar elektrikle çalışan motorlarla bu işlemleri gerçekleştirmeye başlamışlardır. Bu fabrikaların sahip olduğu makinalara örnek olması bakımından 1923 yılında bir fabrika şu bölümlerden oluşmaktaydı. Gazla hareket eden motor ve bu motora bağlı olarak , fındığı alt kattan imalathane dairesine çıkaran elavator makinası ve teferruatı, kırılmamış fındığı kısımlara ayıran elek makinası, fındık kırmaya mahsus değirmen, kırılmamış fındığı kabuğundan ayırmak ve sınıflandırmak için altı gözlü ayırma makinasından oluşmaktadır. İçlerinden ayrılan kabuklar yakacak olarak kullanılmaktadır. Fındığın kabuğunun ilk defa yakacak maddesi olarak kullanılması 1890’lı yıllarda gerçekleşmiştir. Kemal Peker Fındık (1947) adlı eserinde fındık kabuğunun yakılmasını şu şekilde anlatmaktadır.
“...O tarihlerde (1890’lı yıllar), Giresun’da Ahıshalı Yemerici Bekir Usta adında fakir birisi vardı. Bu adam,fırtınalı havaların deniz kenarına attığı ağaç ve kereste parçalarını , yakmak için toplayıp evine nakladerdi. Yine böyle bir günde Kaptan Yorgi’nin (Giresun Belediye Reisi 1306-1322) iç hanesinde kırılan fındıkların kabuklarının deniz kenarına döküldüğünü görmüş, yakmak üzere evine götürmüştür. Fındık kabuğunun yakılması bu suretle öğrenilmiş ve ogünden sonra yakılması artmıştır. Fındık kabuğu yakmak amacıyla geliştirilen sobalardan sonra her evde yakacak maddesi olarak kulanılmıştır.” Fındık kabuğu halen yakacak maddesi olarak kullanılmaktadır. Özellikle mangal yakacağı olarak ayrı bir yere sahiptir. Ayrıca son yıllarda mobilya ve parke sanayinde de fındık kabuğu kullanılmaya başlanmıştır.
Ordu ili’nde ilk kurulan fındık fabrikalarını sahipleri ve kuruluş tarihleri;
Fabrikanın Sahibi ve Kuruluş Tarihi
Furtunzade Tahsin, 1918 Osmanağazade Mahmut, 1921 Hacı İbrahimzade Biraderler, 1922 Topalzade Hayri ve Bursalızade Hayri Bey,1922 Hacı Alizade Mahmut ve Topalzade Mahmut, 1922 Cordanzade İsa, 1923 Kumzade İhsan, 1925 Hacı Mehmetzade Ahmet Cemal, 1925 Gözükanlızade Salim, 1925 Antresyan Dikran, 1925 Osmanağazade Hüseyin Cemal, 1926 Çolzade Mahmut Ali, 1926 Memişzade Mehmet, 1926 Hekimzade Mustafa, 1927 Kargızade Hızır, 1927 Gözükanlızade Kazım, 1927
Fındıkla İlgili Oluşumlar
Ordu Ticaret ve Sanayi Odası
Ordu Ticaret ve Sanayi Odası 1322 (1906) yılında kurulmuştur. Milli Mücadele döneminde odanın faaliyeti askıya alınmış, 1923 yılında ise dönemin iç ve dış piyasalarla iyi ilişkiler kurmuş deneyimli tüccarları tarafından yeniden açılmıştır. 1923 yılında odanın ilk meclisi aşağıdaki isimlerden oluşmaktaydı. Birinci Reis İsa Cordan, İkinci Reis , Mehmet Furtun Mithatoğlu, birinci muavin Osman Ağazade Cemal ve yedi azadan oluşuyordu. Odaya kayıtlı tüccarlar on meslek grubunda faaaliyet göstermekteydi. Bu gruplar içerisinde en önemli yeri fındık ticareti tutmaktadır. Fındık ticaretinin ıslahı ve düzenlenmesi konusunda çalışmalar yapan oda, 1927 sensinden 1934 senesine kadar eksperler vasıtasıyla ihraç edilecek fındıkların evsaflara uyup uymadığını kontrol etmek ve pazara indirilen fındıkların temiz ve karışıksız satışını temin etmek konusunda devamlı çalışmalarda bulunmuşlardır. Bu çalışmaların sonucu olarak pazara indirilen fındık kalite bakımından diğer vilayetlerin ürününden daha kaliteliydi. Ordu’da yaş fındık pazara indirilmezdi. Kemal Peker 1948 yılında bu durumu şöyle anlatmaktaydı; “Ordu bölgesinde yaş fındık üzerine satışlar olmaz.(bura müstahsili fındığını kuruttuktan sonra pazara indirdiğinden) vaziyet ıslah edilmiş ve ileriye götürülmüştür.” Ordu fındığı odanın çalışmaları sonucunda uluslar arası piyasalarda da tercih edilen ürün olmuştur.
Ordu Ticaret ve Zahire Borsası
Ordu Ticaret ve Zahire Borsası ,Ordu Ticaret ve Sanayi Odasının gayretleri sonucunda 15 Ağustos 1936 tarihinde açılmış ve 02 Ocak 1938 tarihinde ilk meclisini oluşturmuştur. İlk meclis şu isimlerden oluşmaktadır; Birinci Reis Baha Tekin, İkinci Reis Ömer Akyazı, azalar; Mustafa Hekim, Dursun Gürsoy, Ziver Akın, Ahmet Cemal Maden, Borsa Komiser vekili Halis Mutlu, Borsa Başkatibi Nazım Kurtuluş Borsa kurulduktan sonra fındık,fasülye, ceviz, ve soya gibi Ordu’nun belli başlı ihraç maddelerinin fiyatlarında nazım rolü oynamış bu ürünlerin temiz ve kaliteli ihraçlarının temini konusunda bir çok etkili karar almıştır. Borsa aynı zamanda alıcı ve satıcı arasında bir akit icra yapmakla , her hangi bir anlaşmazlıkta borsa kayıtlarından hakim hükmünü vermiştir.
29 Numaralı Ordu Fındık Tarım Satış Kooperatifi
Kooperatif 2834 numaralı kanuna göre İktisat Bakanlığının emirleriyle 25.06.1938 tarih ve 27072 sayılı tel emirleriyle verilen yetkiye dayanılarak açılmış ve 802 numara ile ticaret siciline kaydedilmiştir. Yaklaşık iki ay sonra 13.08.1938 yılından itibaren ,Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin çatısı altında faaliyetlerini sürdürmüştür.Ordu Tarım Satış Kooperatifi Fiskobirlik’in kurucu beş kooperatifinden birisidir. Kooperatif 670 ortak ve bu ortakların toplam 719.600 kilo fındık taahhütleri ile kurulmuş ve ilk yönetim kurulu oluşturulmuştur… İlk yönetim kurulu aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur. Başkan ve müdür vekili: Hüsnü Akyol,üyeler, Mustafa Katırcı, Arif Hikmet Onat, Süleyman Haznedardır. Kooperatifin kuruluş gayesi üreticiyi uluslar arası tezgahlanan fındık politikalarının uygulamalarını gerçekleştiren muraabacıların elinden kurtarmak, ona kredi sağlamak, ürününü piyasanın en üstün fiyatı ile satmak, üreticinin ihtiyaç maddelerini mümkün olduğu kadar ucuza temin etmek gibi faaliyetleri gerçekleştirmektir. Bu şekilde oluşmuş bulunan ve müraabacıların korkulu rüyasının gerçekleşmesi olan Ordu Fındık Tarım Satış Kooperatifi, aynı yıl içerisinde faaliyete geçmiş ve pazara indirme sezonunun başlamasıyla kafileler halinde akın akın gelen ortaklarına ambarlarını açmıştır. Ambar meydanları kendi alın terini kendi eliyle silmenin coşkusunu yaşayan ortaklar tarafından davul zurnalarla bir bayram yerine dönüştürülmüştür. Bu yıllarda kooperatif, üreticinin mahsüllerini Ordu merkezinde kiraladığı depolarda satın almaktaydı. Ayrıca mahsül toplama zamanında mahsülün yoğun bulunduğu yerlerde tali ambarlar kiralanmakta ve daha sonra merkezdeki depolara nakledilmekteydi. 670 kurucu ortakla kurulmuş olan kooperatifin, kuruluş yılı olan 1938 yılı sonunda ortak sayısı 5710’a , ortaklarınının ürün taahhüdü ise 4.784.200 kiloya ulaşmıştır.Bu rakam bölge üreticisinin %29,8 ‘ini rekoltenin ise%37 sini oluşturmaktaydı. 1938 yılında ürün bedeli 16 kuruş olarak tesbit edilmiş ve ortaklarına tahhütlerinin %75İ avans olarak verilmiştir. Kooperatifin kuruluşunun birinci yılında 1 Eylül 1939 yılında II. Dünya Savaşı’nın başlaması fiyatların birden bire düşmesine sebep olmuştur. Kooperatifin piyasalara en önemli müdahaleside bu zaman gerçekleşmiştir.Piyasada 3-5 kuruşa kadar düşen fiyatlar karşısında kooperatif 13-15 kuruş arasında alım yapmış ve fiyatlar bir ara 25-30 kuruşa kadar yükselmiştir. Kooperatif, harp yılları içerisinde sıkıntısı çekilen giyecek ve yiyecek maddelerini en ucuz fiyatlarla ortaklarına temin ederek bu sıkıntılı günlerin daha kolay atlatılmasına yardımcı olmuştur. 1949 yılında İktisadi Uyanış Dergisi’nin yayınladığı Ordu Özel Sayısı’nda II.Dünya Savaşı yıllarında Kooperatifin yaptığı yardımlar şu şekilde anlatılmaktadır. “...Kooperatif harp seneleri içinde mısır, buğday unu, zeytinyağı, sabun ,Sümerbank’tan pamuklu mensucat ve diğer giyecek maddelerinin yanında çuval kanaviçe ve gübre gibi ortağın en mübrem ihtiyaçlarını temin etmiştir. Bilhassa ekmek buhranının had devresi olan 1939- 1940 yıllarında hariçten temin ettiği ekmeklik mısırı hem ucuz fiyatla hemde kredi ile ortaklarına tevzi etmesi ortakları çok memnun ve minnettar bırakmıştır.” Ordu Fındık Satış Kooperatifi 21.06.1945 yılında seferberlikte kapanması halkı zor durumda bırakabilecek kurumlar arasına alınmıştır.
Bu gün Ordu İli’ndeki Fındık Tarım Satış Kooperatifleri ve üye sayıları şu şekildedir:
Fiskobirlik (Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği)
Cumhuriyetin ilanından sonra tarım politikalarının oluşturulması yönündeki atılımlardan bir tanesi de tarım ürünleriyle ilgili birliklerin kurulmasıdır. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün “Belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır.”talimatlarının gereği olarak bu dönemde tarım ürünleriyle ilgili şuralar düzenlenmiş, bu şuralarda kooperatifleşme ve birliklerin kurulması yönünde kararlar alınmıştır. 1936 yılında kooperatif birliklerinin dayanağını oluşturmak üzere Tarım Satış Kooperatifleri Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanundan iki yıl sonra İktisat Vekaleti Teftiş Heyeti’nden Nabi Ataç, Orhan Dümer ve Ziraat Bankası Umum Müdür Muavini Şükrü Ulay’ın iştirakiyle 1938 yılında iki ay içerisinde ,Trabzon, Ordu, Giresun, Keşap, Bulancak’ta beş satış kooperatifi kurdurulmuştur. Bu kooperatiflerin idari mekanizmalarını elinde bulundurmak üzere 28.07.1938 tarihinde Fiskobirlik’in kuruluş işlemleri tamamlanmış ve 13.08.1938 yılında ise fiilen işe başlamıştır. Koparatif’in kurucu yönetim kurulu ise şu isimlerden oluşmaktaydı;
Ali Arif Larçın (Giresun), Hasan Akalın (Giresun), Halil Kami (Trabzon), Yahya Subaşı (Trabzon), Hüsnü Akyol (Ordu), Arif Hikmet Onat (Ordu), Rıza Kurt (Bulancak), Avni Özden (Bulancak), Hasan Kasapoğlu (Keşap), Hüsnü Özkan (Keşap) dır. Fiskobirlik ilk faaliyet yılında , 800.000 kilo fındık alımı gerçekleştirerek piyasaya girmiş ve yurtdışı piyasalarda kendini tanıtmayı başarmıştır.Ancak kurulduğu yılın hemen sonrasında II. Dünya savaşı’nın çıkması dolayısıyla , hükümet tarafından ilk müdahale ile karşılaşmış ve ortak harici üreticileri korumak amacıyla müdahale alımları gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Bunun sonucu olarak 1940 yılı rekoltesinin %35’ini stok etmek ve işlemek mecburiyetinde kalmıştır. Harp yıllarındaki bir gereklilik sonucu olan bu müdahaleler özellikle kooperatif üyesi olmayan üretici için olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Ancak harbin sona ermesiyle açılan serbest pazarlar karşısında hükümetin fiyat belirleme teşebbüsleri ve kooperatif üzerindeki vesayeti elden bırakmaması bazı dönemlerde Fiskobirlik’i zor durumda bırakmıştır. Bu konuda aynı zamanda Fiskobirlik’in kurucu üyesi de olan Hüsnü Akyol şunları söylemektedir. “...Hükümetin barem teşebbüsü ve satışlardaki müdahale ve vesayeti elden bırakmaması, kooperatiflerin ve Birliğin çok kıymetli idarecilerini frenlemiş ve geçen sene kooperatiflerin elinde bulunan yüksek baremli 10 milyon kiloluk bir fındık stokunun vakit ve zamanında satılamamasına sebebiyet vermiştir. Bu zihniyet yüzünden kooperatifler 4 milyon lira gibi menfi bir fiyat farkıyla karşılaşmışlar ve bir çıkmaza girmişlerdir. Ortakları endişeye düşüren ve kooperatiflerin geleceğini tehdit eden bu durum hükümetçe ehemmiyetle ele alınmış ve bu büyük fiyat farkının ortaklara yansımaması hususunda tedbirler alınmışsa da buna rağmen ortakların teşkilata itimatlarının sarsılması önlenememiştir”, 12.11.1947 yılında Ticaret Bakanlığınca Başbakanlığa sunulan raporda ise müdahale alımları konusu şekilde anlatılmaktadır.
“Kooperatiflere ortak olma imkanı her müstahsil için açıktır. Bu imkandan istifade etmeyerek sıkıştıkları anda kooperatiflerden medet ummak bu teşekküllerin idame masraflarını çeken sadık kooperatif ortakları aleyhine ve zararına bir menfaat talep edilmesi demektir. Bu vaziyet kooperatiflerin dağılması ve kapanması neticesini doğurabilir. Bu itibarla kooperatifler tarafından ortak olmayan ve tüccarlar menfaatine mahsül fiyatının suni olarak tutulması kooperatifçilik davası ile kabili telif değildir. Ortak olmayan müstahsil bakımından bir müdahale yapılıp yapılmaması hususuna gelince , Kooperatiflerin fiatlarını dahi satış imkan ve şartlarına göre yüksek bulduğumuz bir sırada fiatların suni olarak bir zarar bahasına da olsa muayyen bir seviyede tutulması iktisaden kabili müdafaa bir tez olmadığı gibi fiat seyirleri de müstahsil için böyle bir müdahaleyi icap ettirir mahiyette addedilmemiştir.” Kurulduğu yılın dönümünü II. Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuzluklarla karşılayan Fiskobirlik, bu yıllardan sonra da dönem dönem bir çok olumsuzluklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu olumsuzlukların başında yukarıda da belirtildiği üzere hükümetlerin müdahaleleri gelmektedir.Bu müdahaleler fındık üreticileri bakımından bazen olumlu sonuçlar vermekle birlikte genelde birliğin asıl kuruluş gayesi olan Türk Fındığının uluslar arası tezgahlanan politikalar karşısında koruma görevini yerine getirememesine sebep olabilmiştir. Bu gibi zamanlarda dışarıdan bazı kurumların devreye sokulmasıyla üreticiler ve Türk Fındığı açısından oksijen çadırları oluşturulmaya çalışılmıştır. Ancak uzun vadede bu gibi tedbirlerin gerek ülkemizin tarım politikaları gerekse bölge açısından telafisi zor olan olumsuzlukları beraberinde getireceği de aşikardır.Bu yüzden Milli bir hüviyet kazanmış olan fındığımızın politikalarının yine bölgenin Milli kuruluşu olan Fiskobirlikçe yerine getirilmesi kanatimizce en uygun olanıdır. Bu faaliyetlerin yerine getirilmesininin temininde ise en önemli etken üreticilerin Fiskobirliğe her şartta sahip çıkmalarıdır. Fiskobirlik’in sekizinci faaliyet yılı olan 1946-1947 yılına kadar Birlik çatısı altında faaliyet gösteren kooperatif sayısı 16’ya ulaşmıştır. Bu gün ise Fiskobirliğe bağlı kooperatif sayısı 55’i bulmuştur. Toplam ortak adedi ise 233.820dir.
Fındık Şuraları
Yukarıda belirtilen oluşumların yanında fındıkla ilgili politikaların tartışıldığı şuralar organize edilmiştir.Bu şuralarda alınan kararlar doğrultusunda fındık konusunda bir çok önemli adımın atılması sağlanmıştır.Ordu ilimiz’in fındıkla ilgili oluşumları bu şuralarda her zaman aktif bir rol oynamıştır.Bugüne kadar düzenlenen şuralar ve tarihleri şu şekildedir:
I. Fındık Şurası: 10 Ekim 1935 II. Fındık Şurası: 7 Kasım 1957 III. Fındık Şurası: 10-14 Ekim 2004 yılında gerçekleştirilmiştir.
Ulusal Fındık Konseyi (UFK)
5488 sayılı Tarım Kanununda belirtilen ulusal tarım politikaları çerçevesinde fındık konusunda çalışmalar yapmak üzere, 5 Nisan 2007 tarih ve 26484 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmelikle Uusal Fındık Konseyinin kuruluşu gerçekleştirilmiştir. Konsey ilk genel kurulunu 12 Ocak 2008 tarihinde gerçekleştirerek yönetim kurulunu şu şekilde oluşturmuştur. Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Arslantürk, Ordu Üretici Temsilcisi Onur Şahin , Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Dursun Oğuz Gürsoy, Poyraz Karlıbel Fındık Entegre Sanayi ve Tic. A.Ş'nin sahibi Mustafa Poyraz, Düzce Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Karslıoğlu, Fiskobirlik Genel Müdür Vekili Mehmet Sargın, Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı,Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası Genel Başkanı Nejdet Buzbaş.
Fındığın Ortaya Çıkardığı Sosyal Olaylar
Fındığın Ordu topraklarıyla buluşmasından itibaren, Ordulu için fındığın dalına tutunmak hayata tutunmakla eşdeğer olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Ordu İli’nin sosyal hayatında ortaya çıkan olaylarda fındıkla ilgili gelişmeler öncelikli belirleyici konumunda olmuştur. Özellikle 1970’li yıllarda yaşanılan olaylarda Ordu İlinin öne çıkmasında fındığın oluşturduğu zeminin çok büyük payı vardır. İlin sosyal hayatında bu güne kadar fındığın ortaya çıkardığı, gerek ülke gerek yerel bazda derin izler bırakan olayların başında tefecilik ve fındık mitingleri gelmektedir.
Tefecilik
Tefecilik Ordu ilinde fındıkla birlikte anılan bir faaliyettir. Aynı zamanda diğer sosyal olaylarında tetikleyicisi konumundadır. Bu faaliyet şu şekilde gerçekleştirilmektedir. Asıl amacı fındık ticaretinden öte faiz üzerinden para kazanmayı amaçlayan tefecilere, fındık fiyat politikalarını ülkemiz aleyhine belirlemekten yana olan merkezlerden pompalanan paralar, üreticiye yüksek faizlerle dağıtılmaktadır. Bu işlem gerçekleştirilirken aynı zamanda üreticinin ürününü başka bir yere satmaması da taahhüt edilmektedir. Bu durumda üretici fındığını bu kişilere piyasa fiyatının altında bir fiyatla satmakta ve çoğu zaman aldığı paranın faizini ancak ödeyebilmektedir. Bu durum sonucunda bir çok üretici elindeki tüm mal varlığını kaybedilmektedir. Tefecilik Ordu İlinde uzun yıllardan bu güne kadar kanayan bir yara olarak devam etmektedir. Bu durumla Cumhuriyetin ilk yılarında Ordulu bir çok aydının mücadeleleri olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar ve siyasetçi Yekta Karamustafa’dır. Onun tefecilikle mücadele amaçlı yazdığı bir manzum diyalog 1930’lu yıllarda köy bayramlarında öğrencilere okutturulmuştur. Bu diyalog bir dilencinin kendi ağzından bu durumlara nasıl düştüğünü anlatmaktadır. Bazı bölümlerinden alıntılar yaptığımız diyalog şöyledir;
“…Benim de herkes gibi şence bir obam vardı Halılarım, kilimim, kocuğum, abam vardı Atamdan miras kalan verimli tarlalarım Yazın göç etmek için dumanlı yaylalarım Koyun, keçi , at, manda, hepsi kapımızdaydı Köyün belki yarısı bizim tapumuzdaydı ... ... Bir yıldır gökyüzünden düşmedi bir damla su Çiçeklerin kalmadı ne rengi kokusu Tarlalar yangın yeri, yamaçlar yanardağı Elimiz böğrümüzde kesemiz boşalmıştı Ayakta durmak için ancak bir yol kalmıştı O yol da tefeciden faizle para almak … ... Düştüm şehrin yoluna yanık, kızgın bir gündü Vardım kan ter içerisinde kasaba çarşısına , Oturdum süklüm büklüm faizci karşısına Off! O karanlık demleri düşünmek bile ölüm Şu anda çocuklarım kan ağlıyor ah gönlüm … ... Boyun eğmek ne kötü, eğilmek ne ızdırap Çekilir mi Allah’ım bu işkence bu azap? Birkaç kuruş uğruna böyle küçülmek niye? Bu eğilmeyen başlar layık mı işkenceye? … ... -Dedim efendi dayı geldim hacet için Bu yıl kurak gitti ya, yandı bizim fındıklar Parasız pulsuz kaldık açıkça derdim budur. Elbet böyle gitmez ya, gelecek yıl mutludur. … ... Tapuları istedi şöyle dikkatle baktı Olmadı alnındaki altın gözlüğü taktı … ... Tapularım atamın armağanı tapular İçinde yaşadığım o sevimli yapılar Böyle bir gün uçup gitti ellere … ... O yılki üç yüz lira oldu altı yüz heman Ah! O faiz ne yaman ah o faiz ne yaman … ... Tefecinin defteri gayyadır düşmeye gör Tefeci denenlerle sakın tanışmaya gör Adı batsın onların sönsün hep ocakları Yıkılsın yuvaları köşe ve bucakları….”
Şartların getirdiği olumsuzluklardan dolayı çaresiz kalarak tefeci eline düşen üreticilerimizin yanında, tefecinin verdiği garantiden dolayı kaygısızca yaşanılan bir hayat tarzı da bazı üreticileri tefeci eline düşürmektedir. Bu durumu Sami Öngör 1930’lu yıllara ait anılarında şu şekilde anlatmaktadır. “…Yanlış hatırlamıyorsam, fındığın kantarı 40-50 liraya kadar çıkmıştı. Bu o yıllar için büyük paraydı. Bu durum Kasabanın (Ordu) yaşantısında görülmemiş bazı değişikliklere yol açtı. Geçen yüzyılda Amerika da altın keşfedilen bölgelerde yada Batı’nın nüfuslanılıp yerleşilmesi sırasında görülenlere benzer biçimde gece kulüpleri , kumarhaneler, içkili, sazlı lokantalar açıldı. Her akşam dönemin ünlü havaları olan Çarliston, Fokstrol müziği eşliğinde dans edilen, sabahlara kadar eğlenilen bu barlarda artist ve konsomatris olarak çalışan kadınlar yüzünden kavgalar eksik olmazdı. Birer batakhaneden başka bir şey olmayan bu barlarda, yeni yetişen toy, görgüsüz gençler bu kadınlarla daha sıkı ilişki kurma yarışına girdiler. Bu yüzden yaptıkları yersiz ve dayanılmaz para savurganlığı, bir çok ailelerin başına onarılmaz dertler açtılar. Ne gariptir ki, bu gece kulüplerine ve öteki sazlı, içkili gazinolara yalnız kasabanın az çok varlıklı ailelerinin şımarık gençleri değil, fındık satışından ellerine görmedikleri kadar para geçen bazı köy ağaları ve delikanlıları da devam ediyordu.” Ordu İlinde tefecilik, bugüne kadar uygulanan fındık politikalarının bir sonucudur. Bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması en başta üreticilerimizin bilinçli davranmasıyla gerçekleşecektir. Ayrıca gerçekte fındığın ticaretiyle uğraşan ve bu konuda yerel politikalara destek olan tüccarlarımızın sayısının gün geçtikçe artması ve üreticiye uygun şartlarda kredi sağlayan yapılanmaların oluşturulmasıyla bu durum en kısa zamanda ortadan kalkabilecektir.
1970 yılı Fındık Mitingi
Ordu ilinde, fındık konusu bireysel varoluş mücadelesinin yanında aynı zamanda milli bir konu olarak algılanmaktadır. Bu yüzden fındıkla ilgili olumsuz gelişmelerde, sabırla beklenilen çözümlerin ilgililerce ortaya konmaması durumunda, mitingler bir çözüm yolu olarak görülmüştür., Bu amaçla değişik zamanlarda makül taleplerin seslendirildiği mitingler düzenlenmiştir. Ancak bu mitiginglerde istenmeyen bazı olaylar meydana gelmişse de.Ordu’ların sağduyusu genelde hakim olmuştur. Çözüm taleplerinin dillendirildiği mitinglerden ilki 1970 yılında gerçekleştirilmiştir. 1970 yılında fındık taban fiyatlarının 15 Haziran tarihine kadar ilan edilmesi hükümetten istenmesine rağmen ilan edilmemiştir. Bu tarihten sonra tespit edilecek fiyatların beklenenin çok altında kalacağının anlaşılması üzerine Ordu ili Muhtarlar Cemiyetince oluşturulan komite tarafından 8 Temmuz Çarşamba günü bir miting tertip edilmiştir. Saat 10’da başlayan mitingin saat 12’ de sona ermesi planlanmıştır. Miting planlanlandığı şekilde sonuçlanmamış miting komitesinin kontrolü dışında gelişmelere sahne olmuş, Samsun-Trabzon yolu 6 saat süreyle trafiğe kapatılmıştır. Şehir merkezinde tefecilere ait olduğu söylenilen bir çok iş yerine saldırılmıştır. İşyerine saldırılan bir tüccar tarafından bir kişinin vurularak öldürüldüğü miting gece saat 12 civarında sona erdirilmiştir.
2006 Yılı Fındık Mitingi
1970 yılı fındık mitinginden sonra ikinci büyük miting 30 Temmuz 2006 yılında gerçekleşmiştir. Fiskobirliğin finansman temininde yaşadığı güçlüklerden dolayı ürün bedellerini ödeyememesi, serbest piyasada fındık fiyatlarının beklenmeyen seviyelere inmesine sebep olmuştur. Bu gibi durumlarda yapılması gerekli müdahalelerin ilgililerce gerçekleştirilmemesi,üreticinin sahipsizlik hissine kapılmasına vesile olmuştur. Fındığa sahip çıkmanın aynı zamanda ülke çıkarlarına sahip çıkmak olduğu bilinciyle hareket eden fındık üreticileri , Ziraat odaları ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı bir miting organize etmişlerdir. Miting saat 11’de Cumhuriyet meydanında başlamıştır. “Efendiydik köle olduk”,” Biz ağlarken gülenlerden hesap soracağız.”,” Öldük ama kefenimiz yok” “Fiskobirlik oldu fiyaskobirlik “ gibi sloganların yazıldığı pankartların açıldğı miting renkli görüntülere sahne olmuştur. Ancak mitingin bitiminden sonra Samsun –Trabzon karayolunun 9 saat süreyle trafiğe kapatılması sonucu, bazı istenmeyen olaylar ortaya çıkmıştır.
Ordu İli Kültüründe Fındığın Yeri
Ordu ili, Türk kültürünün zenginliğinin yaşatıldığı illerimizdendir. Binlerce yıllık zamanın süzgecinden geçerek bugünlere ulaşan kültür değerlerine bazı dönemlerde yenileri katılabilmektedir. Bu dönemlerden bir tanesi de fındığın Ordu ili topraklarıyla buluşmasıdır. Fındığın ekonomik bir değer olması yanında yörenin kültürel hayatına bir çok etkilerinin olduğu görülmektedir. Bu konu başlı başlına bir araştırma konusudur. Amacımız,bu etkileşimin ipuçlarını burada örneklendirmek suretiyle konunun bütününe dair bir fikir oluşturabilmektir.
Ordu Türkülerinde Fındık
Ordu iline ait bir çok türküde fındık teması vardır. Bu türkülerde fındık sevgiliden ayrı söylenmemiştir. Türkülerde fındık bahçesi bazen sevgiliyle buluşulacak yer olmuş ve sevgili bahçeye şu şekilde çağırılmıştır.
Bahçeye gel bahçeye Kuru fındık bulursun Alacaksan al beni Sonra pişman olursun ... ... Fındık dalda tekleme Kız saçların ekleme Ben gidiyom Ordu’dan Gelir diye bekleme
Bazen fındık toplarken sevgili hayal edilmiştir.
Çıktım fındık dalına Baktım yarin yoluna Ela gözlü sevdiğim Gel salına salına
Gel güzelim yandım aman güzelim Çayır çimen gezelim
Fındık dalı büyüyecek Asıldım eğilecek Dün gece düşte gördüm Benim yarim gelecek
Bazen sevgiliyle fındık toplanmaktadır. Fındık toplayan kızlar Fındık dalda kalmasın İyi toplayın kızlar Başakçılar çalmasın
Fındık dallarının yeşermesi hatırlatılarak baharın gelişinin fındık dallarında sevgiyi coşturması vardır. Yine yeşerdi fındık dalları Acep ne olacak yarin halleri Dalgalanıyor pembe şalvarı
Kız allan pullan gel Gel yanıma O beyaz kolların Dola boynuma
Manilerde Fındık
Ordu ili mani kültürü bakımından son derece zengindir. Yörede mani, atma türkü , imece türküsü, eski türkü, dömbelekçi türküsü isimleriyle bilinmektedir. Yöre konusunda bir çok saha araştırması yapan Prof. Dr. Necati Demir, yöreye ait manileri derlemiştir. Bu manilerin bir çoğunda da fındık sevgiliyle birlikte konu edinilmiştir. Bunlara birkaç örnek verecek olursak;
Fındığımı iç ettim Yaylalardan göç ettim A kız senin yolunda Bu canımı hiç ettim
Fındığın kurusuna Çıkamam yarısına Baba beni çoban ver Kızların sürüsüne
Fındık daldan asılsın İki gözüm nasılsın İkimizin sevdası Gazeteye yazılsın
Fındığın dalımısın Ordu’nun balımısın Acaba benim kadar Sende sevdalımısın
Fındık fıstık olurmu Basma yastık olurmu El kızı koynundayken Uykuya doyulurmu
Fındıkların altında Gavil gaver bağladık Ayrılıpta giderken İkimizde ağladık İnanışlarda fındık
Yöreye ait bazı inanışlarda da fındık konusuna rastlanmaktadır. Bunlardan bir tanesi çocuk hastalıkları konusundadır. Bazı çoçukların baş ve gövdelerinde oluşan çıbanların giderilmesi için , çocuk yıkanırken , suyuna yedi çift, bir tek, yıllanmış (bir önceki yıla ait) fındık atılır ve bu fındıklı suyu çocuğun başından dökerler. Sonra bu fındığı dört yol ağzına bırakırlar .Bu fındıkları kim alır yerse çocuğun hastalığı ona geçermiş. Başka bir inanışta ise ikiz fındıkları yastığının altına koyup uyuyanlar gece rüyasında sevgilisini görürmüş şeklindedir.
Fındıkla İlgili Kavramlar
Bahçeleme: Fındık ışkınlarının kesilerek fındık bahçelerinin temizlenmesi Çeç: Yeşil kabuğu çıkarılmış fındık Işkın: Küçük fındık fidanları Fındık Ocağı:Fındıkların belli aralıklarla dikilmesi sonucu, 5-6 fındık dalının bir arada bulunduğu kümeler. Fındık sırası:Fındık ocaklarının belli aralıklarla aynı hizadaki sıralanmış hali Goruk: Fındık kurdu tarafından delinerek içi yenmiş içi boş fındık Fındık kurdu: Fındıkların kabuğunu delerek içini yiyen, fındık zararlısı böcek Fındık tirmiti: Fındık bahçelerinde büyüyen mantar Gıdık: Fındık toplamak için küçük sepet Şelek: Fındık toplamak için büyük sepet Harman: Fındıkların serilerek kurutulduğu yer Kavsul: Fındığın yeşil dış kabuğunun kurumuş hali Kavsuk: Taze fındığın iç zarı Kara yanık: Fındığın hastalanarak dalda siyahlaşmış hali Sayvan: Fındık harmanlarındaki bekçi kulubesi Potak: Birden fazla fındığın bir arada bulunduğu salkım Tekleme: Potak olmayan tek fındık Püs: Fındık çiçeği Pürçek:Fındığın meyveye durmadan önceki hali Yesük: İçini dolduramamış fındık
Bazı kavramlar ise fındıktan sonra farklı anlamlar kazanmıştır. Bunlardan bir tanesi Eylül ayıdır. Bu ay’ın Ordu’ daki diğer adı “erkek ayı”dır. Fındığın hasadının tamamlanarak pazara indirme sürecinin başladığı bu ay bütün hesapların görüleceği aydır. Düğün, nişan ve yıl boyu elde edilmenin hayalinin kurulduğu her şey Eylül ayına bırakılır. Bu yüzden aile reislerinin vaadlerini gerçekleştireceği ay olmasından dolayı bu ay halk arasında erkek ayı olarak adlandırılmıştır. Sonuç olarak ,ikiyüz yıla yaklaşan bir süre içerisinde fındık ve Ordu ili birbirinden farklı düşünülemez bir hale gelmiştir. Ülkemizde ve dünyada fındıkla ilgili bütün alanlarda Ordu ili lider ve merkez konumundadır. Özellikle son yıllarda fındıkla ilgili politikaların yerel merkezlerden oluşturulması zorunluluğu kaçınılmaz bir hal almıştır. Bizler inanıyoruz ki bu durum en kısa zamanda gerçekleştirilecek ve Ordu ilimiz fındığımızla ilgili politikaların oluşturulduğu merkez olacaktır.
Kaynaklar:
Kemal Peker, a.g.e, s.106 29 No.lu Fındık Tarım Satış Kooperatifi, İktisadi Uyanış (Ordu özel sayısı, c.1, sayı, 1,6 Şubat 1949, s.74 Kemal Peker, a.g.e, s.166 Hüsnü Akyol, “ Fındık Kooperatifleri ve Devlet Müdahalesi “, İktisadi Uyanış (Ordu özel sayısı, c.1, sayı, 1,6 Şubat 1949, s.30 BCA,030.10.167.162.8 BCA, 030.01.84.531.6 BCA, 030.84.531.6 Kemal Peker, Fındık, Giresun 1947-1948, s.11 Kemal Peker, Fındık, Giresun 1947-1948, s.184 Ayhan Yüksel, “Fındık ve Tirebolu”, Giresun Tarihi Yazıları, İstanbul 2002, s.229 Ayhan Yüksel, “Ordu Kasabasında Fındık Ziraatının Teşviki (1894)”, Güzel Ordu Gazetesi, Mart 2003 Ferhat oğlu M. Fahrettin, Ordu Külliyatı, Sivas 1934, s.28 Yüksel Ayhan, a.g.m, mart 2003 Vilayet-i Salname-i Trabzon , 1296, s.157 Ferhat oğlu M. Fahrettin, Ordu Külliyatı, Sivas 1934, s.36 Vilayet-i Salname-i Trabzon,1322,s.423 Vilayet-i Salname-i Trabzon.1321, s.465 Ferhatoğlu M. Fahrettin, a.g.e, s.36 Ferhatoğlu M. Fahrettin, a.g.e, s.38 Semiz Yaşar, “ 1923-1950 Döneminde İktisadi Bakımdan Ordu Vilayeti” Dünden Bugüne Ordu İli, Konya 2001, s.148 Ordu İlinde Birinci Köy Bayramı, Ordu 1938, s.17-18 Yaşar Semiz, a.g.m, s.153 Necati Demir, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları IX, TTK Yayınları, Ankara 2006 Sıtkı Can, Ordu İlinde Çocuk ve İlgili İnanmalar, Ordu 1945, s.60 fiskobirlik.org.tr/istatis.htm
Adnan YILDIZ Osmanlı Arşivleri Uzmanı E-Posta:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Her hakkı saklıdır. Bu çalışma Serander.Net'te yazarının izni ile yayınlanmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Görüntüleme sayısı: 1620
Yorumlar (4)
Yorum yaz
Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.