• Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Site Araçları

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...

Serander.Net

Anasayfa arrow Bize Ulaşın
Sanatçı Olabilmenin Önemi ve Vefasızlığı
Yazar Işık ATAKAN   
Pazar, 25 Mayıs 2008

Sizin bu konudaki düşünceniz ne olur bilmiyorum ama bana soracak olursanız günümüzde kimler sanatçı, kimler şarkıcıdır sorusuna, şarkıcıdan çok herkesin sanatçı olarak medyada dolaştığını söyleyebilirim…

Benin için sanatçı; Toplumsal sorumluluk içinde güzel sanatların her hangi bir dalını ilke edinmiş duyarlılıkta, emekten ve üretimden yana katkı sağlayan ve de örnek bir duruş sergileyendir. Bizim toplumuzda bu ifadede olanların sayısı ne kadardır bilmiyorum ama bu konuda bildiğim ikinci bir husus daha var ki o’da, doğrusuna, düzgününe bakıldığında zeka, düşünce ve hayal gücü yönünde nice güzelliklerde mevcut olanlarını seçmek mümkündür.

Sanat duygusu bütün güzelliklerle herkeste bulunmadığı gerçeğini düşünüp, Tanrı tarafından kullar yaratılırken bu konuda oldukça cimri davranıp, istisnalarına özel verdiği bir durum diye de, değerlendirilebilinir. Bu nedenle Sanat’a ve sanatçı’ ya bilimsel, kültürel, ekonomik anlamda sahip çıkmak, onları gelecek nesillere aktarmak ve tanıtmak toplumsal bir görevdir.

Hiç şüphesiz ki sanat’ın her dalında ayrı ayrı mihenk taşı kabul edilen birbirinden çok değerler bulunmaktadır. Edebiyat’tan resim’e, tiyatrodan musiki’ye, mimariden heykeltıraş’a birçok dallarıyla sayabiliriz. Müzik bendenizde gönül işi olunca ister istemez bu alandaki duygu birikimlerim daha çok ağırlık basarak ifade etmeye çalışıyorum…

Günümüzde form itibariyle yapılan sözlü müzik çalışmalarına (istisnalar hariç) değil beste, eser dahi söylemeye dilim varmıyor. Bir iki yapımla medyada isimlerinin peynir ekmek gibi dönüp dönüp tanıtılmaları “Müzik Sanatı” adına utanç verici bir tablo haline gelmektedir. Bu durum, içinde bulundukları konuma yani sanat’a ve de gerçek sanatçılara kavram (sanat) anlayışında büyük bir tezat oluşturup, olumsuz yönde bir vefasızlık, bir talihsizlik duygusu yaşatmaktadır. Üstelik ülke insanı olarak müzik sanatını artık eğlence olarak görmeye başladığımız bu son yıllarda hepten bir acıya doğru yerini bırakmaktadır…

En canlı örneklerden son ilkini geçtiğimiz haftalarda özel bir televizyon kanalında yetmiş milyondan biri olarak bir “pop star” yarışmasında izledim. Türk Müziği alanında birbirinden değerli besteleriyle seksen yaşını aşmış, TRT İstanbul Radyosu ses ve saz sanatçılardan Semahat Özdenses ekranlarda göründü. Rahatsızlığından dolayı, bitkin ve yorgun bir halde istirahat ettiği huzur evinden tekerlekli sandalye ile alınarak gecenin bir vaktinde sahneye çıkarılması hoş bir görüntü değildi. Özdenses’in konum itibariyle içinde bulunduğu durumdan habersiz programdaki jüri görevlisi bir şarkıcının;  “Semahat hanımı hiç tanımıyordum. Bu durumuna çok üzüldüm. Elimden gelen bütün yardımı kendilerine göstereceğim…” diyerek bir cümle sarf etmesi orada olmaması gereken ikinci bir hoşnutsuzluğa neden oldu.   

Burada “müzik sanatı” adına söylemek istediğim şudur ki;

Televizyonları başında izleyenlerin sanat anlayışında gördükleri örnek bir olumsuzluktur. Popüler hayatın kültürü olmuş sözde bir Müzik Sanatı programında bir sanatçının düşkün olmuş durumda çıkarılması ve oradaki yardımın kimden, kime oluştuğunun düşündürücü olmasıdır. Semahat Özdenses TRT’den emekli olmuş, bir devlet kurumunun ses ve saz sanatçısıdır. Yıllarca şarkılarını ve sesini bu kurumdan dinleyerek gönlümüzde yer etmişti. “Her mevsim içimden gelir geçersin”, “Akşam oldu hüzünlendim ben yine”, “Dün gece Mehtaba dalıp hep seni andım” gibi şarkıların mimarı olup, hala tazeliği kulaklarımızda çınlamaktadır.

Çok değil, daha geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz bir başka TRT İstanbul Radyosu sanatçısı da besteci ve söz yazarı kemani Cavit Deringöl’dü. Birçok bestelerinin yanı sıra,“Kim derdi ki ayrılacağız” ve “ Çok üzgünsün arkadaş, bir derdin mi var” adlı fantezi formunda klasikleşmiş çalışmalarla içimizi fethetmişti. Emekli olduktan sonra uzun süre tedavi gördüğü rahatsızlığından dolayı vefat etti. Üstelik evinin elektrik-su gibi fatura bedellerini ödeyemeden…

Birkaç gün evvel’de sevgili arkadaşım TRT İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği Ses Sanatçılarından Ahmet Turan Şan’la görüşmemiz oldu. Bu kez TRT İstanbul Radyosu çatısı altında yıllarca Halk Musikisine hizmet sunmuş çok değerli ağabeyleri sanatçı büyüğüm Ömer ŞAN ağabey’in rahatsız olduğunu söyledi. Apar topar kalkıp ziyaret için evine gittim. Uzun süre görmediğim Ömer Ağabeyi karşımda bu defa farklı ama neşesinden hiçbir şey kaybetmemiş gürdüm ve mutlu oldum. Bir kez de buradan sevgilerimi ve acil şifa dileklerimi iletiyorum.

Özet olarak; 

Hayattayken tanıtılmayan ve değerleri bilinmeyen gerçek sanatçılar, unutulmaya yüz tutmuş yaklaşımıyla son günlerinde bulunup ortaya çıkarmak ve de yaşamlarını güç koşullar altında muhtaç sürdürtmek, toplumsal bir vefasızlık, bir ayıp olsa gerek diyorum. 

“Güzel Sanatların her dalı için TBMM’nin göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir. (Atatürk)”

Işık ATAKAN

E-Posta: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 


Görüntüleme sayısı: 8849

  Yorumlar (1)
RSS yorumları
 1 zaman kolay zamanı....
Yazan EvrimK, 26-05-2008 17:03
Ünlü bir düşünür demiş ki bir gün herkez 15 dakikalığına ünlü olacak... hah işte olay burda kopuyor her tvye çıkanı her şarkı söyleyeni sanatçı sanıyoruz.. sanatçı olabilmek de sanat üretebilmektir zor iştir.... 
 
Şuna benziyor Zeki Mürenler duruken ben sanatçıyım, Uğur Mumcular dururken ben gazeteciyim demeye.....Ama artık önemli mi çağımızda herkes şair herkes yazar herkes sanatçı herkes müzisyen, olmayanı tvler de dövüyorlar... :) zaman kolaylıklar zamanı kolay iş, kolay para, kolay çevre kazanma ve tabiki de kolay sanatçı olmak zamanı... emek mi üretmek mi? katkı da bulunmak mı? onlar da ne?:) kimbilir bu yazı bitmeden ben bile sanatçı olabilirim:))))))))))

Yorum yaz
  • Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
  • Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
  • Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
  • Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
  • Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
  • Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

 
< Önceki   Sonraki >
Karadeniz TarihiRöportaj ve SöyleşilerVideolarSerander ForumKaradeniz YemekleriKaradeniz Yol Yapım HikayeleriEski Karadeniz Fotoğrafları
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... Serander.Net © | Karadeniz Kültürü... - Sanatçı Olabilmenin Önemi ve Vefasızlığı