Röportajlar
Halkbilimci Hayrettin GÜNAY ile Söyleşi | Halkbilimci Hayrettin GÜNAY ile Söyleşi |
| Yazar Meftun ŞENGÜN | ||||||||
| Salı, 10 Haziran 2008 | ||||||||
|
Kendisini özellikle Kemençe ve bölgenin en ünlü Kemençecilerinin hakkında kaleme aldığı yazılar ile tanıdık. Halkbilimci Hayrettin GÜNAY ile Giresun’un Görele ilçesinde yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz…
Meftun Şengün: Hocam, öncelikle biyografik anlamda bizlere kendinizi tanıtmanızı rica etsem? Bununla birlikte kültürel anlamdaki çalışmalarınıza ilk başladığınız dönemlerden de bahsedebilir misiniz? Hayrettin Günay: 1954 Senesinde Giresun’un Görele ilçesine bağlı Sağlık köyünde dünyaya geldim. İlköğretimimi Sağlık Köyü ilkokulunda tamamladıktan sonra ortaöğrenimimi Görele Lisesinde tamamladım. Sonrasında K.T.Ü. Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldum. O yıllarda Enstitüler üç yıl olduğu için sonrasında bir yıl daha ek bir öğrenim görerek Lisans eğitimimi tamamladım. İlkokul yıllarımdan bu yana kitaplarla yüz yüze kalan birisiyim. Okuma merakım o yıllarda başlar. Üçüncü sınıftan beşinci sınıfa kadar olan iki senelik zaman içinde genellikle masal, halk hikâyeleri ve dini hikâyeler okudum. Beşinci sınıftan sonra roman, öykü gibi gerçeğe daha yakın eserlere yönelerek okuma alışkanlığımı pekiştirmiş oldum. Orta öğretim ve Üniversite yıllarım müthiş bir okuma genişliği ile tamamlandı. Lisans eğitimimi tamamladıktan sonra Türkçe Öğretmenliği hayatım da başlamış oldu. İlk olarak iki sene süre ile Kars’ın Posof ilçesinde Posof Lisesinde görev yaptım. 1979’da bir sene süre ile Eynesil Lisesinde görev yaptım. Daha sonra özellikle de memleketimde hizmetlerime devam edebilmek için Görele’ye dönüş yaptım. Görele’de birkaç yıl Görele Ortaokulunda sonrasında Alucra ilçesi Aktepe Ortaokulunda bir buçuk yıl kadar görev yaptıktan sonra Görele Lisesinde öğretmenlik hayatıma devam ettim. Tabii, Görele Lisesinde öğretmenlik yaparken aynı zamanda sosyal ve kültürel çalışmalarda da bulundum. Özellikle halk oyunları ekipleri yetiştirdim. Halk oyunlarında Giresun birinciliği elde etmenin dışında yetiştirdiğim ekipler ile Ordu’da, Trabzon’da, Ankara’da ve Kastamonu’da yarışmalara katıldık. Belirli bir müddet sonra halk oyunları yetiştiriciliğini bırakarak seminerlere katıldım. Halk oyunları yarışmalarında jüri olarak görev yaptım. Halen daha halk oyunlarında jüri olarak görev alıyorum. Bunun dışında yine Görele’de özel bir eğitim kurumunda Öğretmenlik hayatıma devam ediyorum. ![]() Meftun Şengün: Hocam, biz sizleri esasen Giresun yöresi kültür hayatına yönelik kaleme aldığınız makaleler ve özellikle de yöre sazımız Kemençe konusunda ortaya koyduğunuz çalışmalarla tanıdık. Bu alanda yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz? Çalışmalarınıza nasıl başladığınızı da bir giriş olarak anlatabilir misiniz? Hayrettin Günay: Yazma sanatı bir yerde yetenek işi olsa da bir yerden sonrası için birikime ihtiyaç duyarsınız. Genelde çok okuma alışkanlığı olan insanlar belirli bir yerden sonra bir testi’nin dolması gibi birikimlerini dışa vurmaya başlarlar ve bu birikimlerini insanlarla paylaşmak isterler. Bende de bu durumun yansıması daha çok ortaokul, lise yıllarında şiir, manzume tarzında ölçülü, uyaklı yazdığım yazılar ile başlamıştır. Bu yazılarımı kendimce şöyle önemsiyorum, benim ilk yayınlanan yazılarım şiir, manzume tarzı yazılarım olmuştur. Bunlardan beş ya da altı tanesi 1969 yılında Giresun-Görele ile hiç alakası olmayan bir kent olan Kırklareli’nde yayınlanan Hürses gazetesinde yayınlandı. O yıllarda fazlaca bu tarz yazılar okuduğum için belirli bir zamandan sonra kendimce daha fazla ilerleyemeyeceğimi anlayınca bu alandan uzaklaşmış oldum. Yüksek Okul bitirme tezim Görele Sağlık Köyü Manileri idi. Aşağı yukarı 100 sayfalık bir kitaptı. Bu bitirme tezi olarak hazırladığım çalışma benim için yöreye yönelik olarak yapacak olduğum çalışmalarımın başlangıcı niteliğinde oldu. Şimdi rahmetli olanlardan o dönemlerde Yeni Türk Edebiyatı hocam olan Baki AKGÜL ile Bölüm Başkanımız olan Rasim ŞİMŞEK beni yazı yazma konusunda cesaretlendiren ve destekleyen isimler oldu. Öğretmenlik yıllarımda gittiğim her yerde o bölgeye ait derlemeler ve alan çalışmaları yaptım. Görele’de hemen hemen bütün köyleri tarayarak alan çalışmalarına devam ettim. Bu çalışmaların içinde masallar, hikâyeler, türküler, maniler gibi birçok Halkbilim konusu yer alır. Kemençe konusuna gelecek olursak, öncelikle Kemençe konusunu çok ciddi anlamda önemsediğimi belirtmek istiyorum. Bu alanda yazmam hem Halkbilimi öğesi olması hem de son yıllarda özellikle Türkiye ve bulunduğumuz bölge olarak kültürümüze yabancıların sahip çıkmaları ve bir diğer husus olan Yunanlıların Kemençe’ye sahip çıkmalarına bir cevap olması niteliği taşıması için olmuştur. Bir diğer etken de özellikle Görele’nin üzerinde çalışılmamış bir bölge olmasıdır. Görele günümüze kadar iki ya da üç defa taranmış bir bölgedir. Yerel sözcüklerin ve atasözlerinin dışında bir çalışmaya rastlanmamaktadır. Görele’nin kendi memleketim olması dışında, yapılan çalışmalarda yer almayan birçok konuda da bazı bilgileri ortaya çıkarmak için bu çalışmalara girdim diyebilirim. Meftun Şengün: Görele’de var olan Kemençe kültürünün genel anlamda Karadeniz bölgesi üzerindeki yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Hayrettin Günay: Görele özellikle Kemençe konusunda Karadeniz’de merkez kabul edilir. Bu konuyla ilgili olarak sadece Giresun ve Görele kaynaklı araştırmacılar değil diğer yörelerden de bu konu üzerinde çalışma yapan birçok araştırmacı Görele’nin Kemençe olarak bölgedeki merkeziyetçi duruşunu kabul eder. İlerleyen zamanlarda Kemençe Kültürü üzerine bir çalışma yayınlama niyetindeyim. Bu çalışma sizin de sorduğunuz soru ile ilgili olarak özellikle de yöre dışından birçok araştırmacıya da genel bir cevap niteliği taşıyacaktır. Karadeniz bölgesinde yapılan tüm araştırmalardan yörenin ilk Kemençecisinin Tuzcuoğlu olduğu bilinmektedir. Ardılından Karaman Ağa (Halil Kodalak), Piçoğlu Osman (Osman Gökçe) ve Durkaya (Kemal İpşir) gibi isimler gelmektedir. Hatta Tuzcuoğlu’ndan sonra gelen Karaman hakkında da yazan ilk araştırmacı benim. Yine Karaman gibi Durkaya hakkında da ilk bilgileri kaleme alan benim. Tabii bunlar çok yeterli olmasa bile gelişecek olan çalışmalardır. Kemençe konusuna gelecek olursak, Kemençe kesinlikle bir Türk çalgısıdır. Bu artık kanıtlanmış bir durumdur. Sadece Türk araştırmacılarının ve tanıklarının dışında bu durum Batılı Müzikologlar ve araştırmacılar tarafından dahi doğrulanmaktadır. Bu durum için bir örnek verecek olursak Yunanistan’da 19 yy. a kadar Kemençe’nin varlığını göremezsiniz. 19 yy.’dan sonra mübadele döneminde Türkiye’den Yunanistan’a giden Rumlar yaşadıkları kültürün bir parçası olan Kemençeyi de yanlarında götürmüşlerdir. Bu nedenle Rumlar’ın çalgı olarak Kemençe’ye sahip çıkmaları yersiz bir durumdur. Meftun Şengün: Hocam, bölgede ilk Kemençeci olarak bilinen isim Tuzcuoğlu’dur. Bazı kaynaklarda Tuzcuoğlu döneminde bir de Kuyucuoğlu isimli bir Kemençecinin varlığından söz ediliyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Hayrettin Günay: Kuyucuoğlu ismine bende rastladım. Fakat Kuyucuoğlu adı esasen Tuzcuoğlu adı ile değil daha çok Karaman Ağa adı ile anılmaktadır. Karaman’ın Kemençeyi Kuyucuoğlu’ndan öğrendiğine dair söylemler var. Bu konuyu gündeme getirmek istemeye çalıştım fakat çok şiddetli itirazlar ile karşılaştım. Karaman’ın hayatta olan torunlarından Kemençeci Ahmet Ala ile bu konu üzerine yaptığım konuşmalarda kendisi de Kuyucuoğlu adına itiraz edenlerden birisi olmuştur. Kuyucuoğlu adı ile ilgili bir belge ya da kayıt olmadığı için bu konuda herhangi bir şey söyleyemiyoruz. ![]() Meftun Şengün: Kemençe’nin ağırlıklı olarak kullanıldığı coğrafi bölgeler Giresun ve Trabzon dışında Rize’de de kullanılıyor, batı’ya doğu’ya geldikçe o ses sanki biraz zayıflıyor? Kemençe’nin ses açısından ve kullanıldığı bölgeler açısından neler söyleyebilirsiniz? Hayrettin Günay: Görele’yi merkez kabul edersek bugün en duygulu, en lirik ve en kıvrak Kemençe sesini Görele’de duyarsınız. Her ne kadar Trabzon ve Rize’den de iyi Kemençe sanatçıları çıkmışsa da o üstatlar dahi Karaman, Durkaya, Piçoğlu gibi isimlere hayranlık duyarlar. Görele Kemençesi’nin diğer yörelerdeki Kemençelerden tını açısından da ayrı bir özelliği vardır. Kemençe’den aldığınız seste farklı bir tını mevcuttur. Görele’den doğu’ya yani Trabzon’a, Rize’ye doğru ilerledikçe o kıvrak, lirik ses, lirik yapısını bir nebze korusa da daha bir kalınlaşmaya, pesleşmeye başlar. Rize’nin doğusundan sonra da Tulum ve Artvin ile birlikte Akordion’un etkisini hissetmeye başlarsınız. Batı’ya doğru ilerledikçe özellikle Giresun’un Tirebolu ve Espiye ilçelerinden sonra ses zayıflamaya başlar. Giresun merkez ile birlikte batı’da daha bir bağlama kültürü yaygındır. Ordu’ya geldiğinizde yine Kemençe sesini duyabilirsiniz ama burada da ses daha bir zayıflaşır ve yerini bağlamaya bırakır. Meftun Şengün: Bugün içinde bulunduğumuz zaman diliminde Giresun’un kültürel hayatına yönelik olarak yapılan çalışmaların ortaya çıkarılması açısından neler söyleyebilirsiniz? Hayrettin Günay: Giresun bölgesi kültürel çalışma anlamında, yazı yazma, araştırma yapma ve yapılan çalışmaların basılı yayına aktarılması noktasında maalesef zayıflığın söz konusu olduğu bir bölgedir. Bu noktada özellikle Trabzon’lu arkadaşlarımı daha şanslı görüyorum. Trabzon’da neredeyse her ay 3-4 kitap yayınlanabiliyor. Dolayısı ile Trabzon’da sivil toplum örgütleri, iş adamları ve resmi kurumların araştırmacılara verdikleri desteği Giresun’da bulamıyorsunuz. Geçmişte Giresun Belediyesinin yaptığı çalışmalar dışında herhangi bir çalışma ortaya konulamadı. Bu anlamda Giresun’da kurum ve kuruluşların araştırmacılarımıza destek vermeleri gerekmektedir. Meftun Şengün: Hocam, bugüne kadar yaptığınız çalışmaların yer aldığı basın yayın organlarından bahsedebilir misiniz? Hayrettin Günay: Esasen kaleme aldığım birçok yazım ülke genelinde 30-35’e yakın gazete ve dergi ile birlikte bölgede yapılan Sempozyum ve kitap çalışmalarında yer almıştır. Bunlardan birkaç örnek verecek olursam; 10 seneden fazla bir süredir Yeşil Giresun Gazetesinde makalelerim yayınlanmaktadır. Burada yaklaşık olarak 700’e yakın makalem yayınlandı. Fakat bu makalelerin tamamı Halkbilim ile ilgili değildir, bir kısmı deneme tarzı, tanıtım ve eleştiri tarzı yazılardır. Yine bir mizah dergisi olan Akbaba’da 1974 ya da 1975 yıllarında bir taşlamam yer almıştır. 10,11 sene bir süre ile Görele Lisesi tarafından çıkarılan dergi’de birçok çalışmam yer aldı. Bir iki çalışmam da yine bölgenin önemli dergilerinden Trabzon’da çıkan Kıyı dergisinde yer almıştır. Kıyı dergisinde Ahmet Kaçar ile ilgili önemli bir yazım yer almıştır. Ayrıca İstanbul ve Ankara’da da bazı dergilerde yazılarım yer almaktadır. Meftun Şengün: Söyleşimizin sonuna gelirken son olarak sizden Halkbilim alanına ilgi duyan insanlara tavsiyelerinizi alabilir miyiz? Hayrettin Günay: Bu alanda çalışma yapacak arkadaşlara öncelikle önerim şudur; bu işe öncelikle kendi ailelerinin geçmişlerini, yaşadıkları köy ve kasabaları ile bulundukları vilayeti çok iyi tanımaları gerekiyor. Halkbilim araştırmaları iğne ile kuyu kazmak değiminde olduğundan daha da zor bir çalışma alanıdır. Bu işi ben çok iyi biliyorum demek yanlış olacaktır. Özellikle alan taramalarında kaynak kişi olarak yaşlılarımızın seçilmesi gerekiyor. Bunun dışında biraz evvel’de söylediğim gibi “Ben biliyorum” sözünün dışında kendilerini bu alanda bir öğrenci gibi görmeleri gerekir. Ben de bu alanda çalışma yaparken her zaman kendimi bir öğrenci gibi kabul ederim. Sizin gibi genç arkadaşlarımızı bu alanda çalışmalar yapmaya davet ediyorum. Meftun Şengün: Hocam, bizlere ayırdığınız vakit için teşekkür ediyorum… Hayrettin Günay: Ben teşekkür ederim, senin gibi değerli gençlerimizi tanımaktan mutluluk duyuyorum. Bu bir bayrak yarışı gibidir. Bizler sizlere, sizler de sizden sonra gelecek olanlara bu bayrağı teslim edeceğiz… Röportaj ve Fotoğraflar: Meftun ŞENGÜN (Nisan 2008, Giresun-Görele) Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın yayınlanamaz. Bilgi için: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Görüntüleme sayısı: 453
|
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 08, 2008, 14:45:52 ÖS Şifremi Unuttum |
| Fındık Yine 6 YTL Ol... |
| pes walla pes nedir ... |
| Devamı... |
| Yazar... hüseyin karahasan |
| Adnan YILDIZ'ın Kale... |
| çanbaşı ordunun en b... |
| Devamı... |
| Yazar... Hüseyin KARAHASAN |
| M.Naci KESKİN Yöneti... |
| herkeze selamlar sam... |
| Devamı... |
| Yazar... oktay yayla |
| Kemençe Üstâdlarımız... |
| karadenizdeparmakla ... |
| Devamı... |
| Yazar... salih güçlü |
| Karadeniz Yemek Tari... |
| sizi tebrik ederim c... |
| Devamı... |
| Yazar... HAYKIRIS |
| Tulum |
| Tulum kemençe horon... |
| Devamı... |
| Yazar... lazuri |
| Özgür SELÇUK "Mektup... |
| ÖZGÜR SENİ YÜREKTEN ... |
| Devamı... |
| Yazar... muzaffer CUMUR |
| Bugün: | 627 |
| Dün: | 2290 |
| Aylık: | 17136 |
| Toplam: | 553439 |