Bir yıllık bir özlem sona eriyordu. Rize’deydim. İlk işim burnumdan kokusu hiç gitmeyen Liman Lokantası meşhur kavurması ile buluşmak oldu. Lokantaya gidene kadar en az 5-6 tanıdık yüzle karşılaştım. “Merhaba” diyorlar, hatırımı soruyorlar, ve hasret gideriyorduk. Asık süratli insanların şehri olma yolunda hız alan İstanbul’a inat bu güzelliğin tadını çıkartıyordum....
“Aşk ile bakarım sana Kale’den Senin hasretindir beni del'eden Sevgini örmüşsün yüreğimize Hayatın, sevdanın adısın Rize”
(Rize Belediye Parkı’na İş adamı Hasan Emiroğlu Tarafından konan Rizeli maketleri çocukların eğlence kaynağı oldu...)
Çay var mı ? Çay..
Ah Rize hasretimin, özlemlerimin şehri sensiz bir yıl sanki bir asır gibi gelmişti. Rize gündemini yakından takıp eden Belediye Parkı’ndaki Karakan Büfe’yi işleten Gazete Bayii Yüksel Fener’in yanına gittim. Uy anam “yok o sendika, yok bu sendika, yok Ergenekon, yok Gülben Ergenekon. Durun dedim... Çay var mı ? Çay… Hemen geldi Hoca’nin yerinden çaylar.
Yüreğimin en güzel yerine gömdüğüm babamın mezarına gittim. Yokluğunda varlığını daha iyi anladım babam. Yıllar geçtikçe hasretin depreşiyor... Bana büyük servet bırakan (Ardından hep hoş sözler söylenmesi) babam…
“Yoldaşını iyi seç derdin bana Yanlışa takılma, geç derdin bana En büyük acıyı sen verdin bana Yıkılmış sarayım, yıkılmış obam Nerde mutlu günler nerdesin babam?”
(Ketenli Köyü adeta karamiş cennetine dönmüştü. Hafta da iki kez yağmur yağan (Birinci yağmur üç, ikinci yağmur dört gün sürer) Rize’ de şansıma otuz beş gün boyunca sadece dört gün yağmur yağmıştı. Bende fırsatı değerlendirdim ve bol bol karamiş yedim...)
(Gazeteci arkadaşım Ömer Şan’ın Salarha’da bahçesindeki dutler adeta ye beni diyor...)
Likapa suyu mu ? Yoksa Cola mi ?
Ketenli Köyü’ne çıkıp da dalından likapa toplamadan yapılır mı? Dikenler arasında topladığım likapaları ezerek ve süzgeçten geçirerek suyundan yaptığım şira; Metropol şehrinde cola ve boyalı içeceklerle doldurduğum midem için en büyük armağan olmuştu. Ketenli Köyündeki günlerim aklıma geldi… Likapa bir çok şiirime konu olmuş, memlekete özlemimi dile getirmeme kolaylık sağlamıştı.
“Ah nerde likapa nerde şirası Yandı bu Fatih’in şimdi çirasi Gelmeyin uşaklar berbat burasi Ziraat’e bakın belki ordayım Yok yok gönlüm orda ben buradayım”
Köyümüze yarım asırdan fazla hizmet eden okulumuz çürümeye terk edilmiş viran vaziyette zor ayakta duruyor. Taşımalı eğitim dolayısı ile Veliköy İlkokulu’na taşınan okulumuzun belgelerinin üzerinden fotoğraflar çektim. 1950 yılından beri mezun olan herkesin fotoğraflarını. Geçmişe getirdi beni o fotoğraflar.
“Ketenli dağlarını tek başıma aşardım O günler geri gelse daha mutlu yaşardım“
Amcaoğlu Nuri’nin düğününde horon kırla gitti. Yeğenim Engin Düğünün yıldızı idi. Özleme nisbet Ağlamışler’e tepeden baktım. Çay telaşı içinde insanlar, şakalaşmalar.
Dalında erik yemek
Gazeteci arkadaşım Ömer Şan’in Salarha’da evinin bahçesinden dalından erik yemek, Evvel Zaman’ın balkonunda sohbet etmek, Rize Kale’sinden gün batımını seyretmek, Trabzon Meydan Parkı’nda Zinos ve eşimle çay içmek, Hopa’da özledim güzel yürekli insan Meliha Civelek ve Gazeteci Tan Mörgül, Cemil Aksu ile geçen zaman, Şenol Mörgül’un şiir tadındaki sunumu tatilime renk kattı.
İzin sürecinde iki çalışmam hayata geçti. Yıllardır yazdığım şiirlerden oluşan bir seçki “Likapanın moruna Rize’nin yeşiline” ismi, “Sentez Ajans” etiketi ile Kitap haline geldi. Araştırmalarımız sırasında gördük ki Rize, pek çok şairle gönül bağı kurmuş, bu sevda en samimi şekilde dizelere dökülmüş. Rize için yazılmış en güzel şiirlerden bir güldeste yaparak "Yeşile yakılmış dizeler – Rize Şehirleri" ismi ile bir kitap haline getirdik. Kitap Rize Belediye Kültür Yayını olarak 23-24 Ağustos 2008 Dünya Rizeliler Günü’nde çıkacak.
Rize’de ekonominin bel kemiğini oluşturan çayın 60 yıllık serüveninin siyah beyaz karelerle aşama aşama anlatıldığı, daha önce yayınlanmamış fotoğraf ve belgelerle zenginleştirilmiş ‘Yeşil Çayın Siyah Beyaz Serüveni’ isimli fotoğraf sergim 24 Ağustos 2008 tarihinde Dünya Rizeliler Günü’nde Rizelilerle buluşacak. Rize Valisi Kasım Esen’in desteği ile gerçekleştirilen sergi Rizeliler’in hayatına 1930’lu yılların sonunda giren çayın serüvenini gözler önüne serecek.
Fatih Sultan KAR
E-Posta:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Fotoğraflar: Fatih Sultan KAR
Görüntüleme sayısı: 2337
Yorumlar (1)
Yorum yaz
Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.