|
Efendim,18-20 temmuz tarihleri arasında Görele’de yapılan “Kemençe ve Horon Günleri”bu sayımızdaki yazımızın konusu.. Hoş,sevgili kardeşim Nihat Öztürk de “Yeşilgiresun”daki (8 Ağustos 2008) köşesinde “Konser arası festival” başlıklı yazısıyla festivallere değinmiş ya…
Değerli kardeşimin çoğu görüşlerine katılıyorum. Evet,birinci gün olmasa da ikinci gününden itibaren dahil olduk, “Görele Horon ve Kemençe Günleri”ne. Festival süresince … Kemençeler çalındı,horonlar tepildi,karşılamalar oynandı… Kültür Bakanlığı ve TRT sanatçılarının şarkılarıyla,türküleriyle coşuldu. Dertler,kederler üç günlüğüne de olsa buz dolabına kaldırıldı. Görelemiz adına bunlar olumlu bir etkinlik olmakla beraber… Daha sonra tekrar gerçek dünyamıza döndük. Yaz mevsimi bir bakıma “festival mevsimi” demek oluyor, anladığımız kadarıyla. İl,ilçe,belde ve hatta köy bazında festivali olmayan bir yerleşim birimi yok, neredeyse. Tarihi ve kültürel nitelik taşıyanlarından,sebze ve meyvelere,havansal ürünlere kadar… Sevgili Nihat’ın verdiği örnekleri şöyle bir sıralayalım: Et festivali,ekmek festivali,yağ festivali,pestil festivali,fındık festivali,dut festivali,kiraz festivali,taflan festivali,böğürtlen festivali,kuşburnu festivali,keşan festivali,peştamal festivali,yaşmak festivali,ağaç kaşığı festivali,maden suyu festivali,çay festivali,pancar festivali… Bazıları da daha havalı olsun diye başlarına “Uluslar arası” ifadesini koyuyor ya… Tam festivallik! Yine Nihat kardeşimin değindiği gibi,adına festival düzenlenen asıl öge göstermelik kalıyor,yapılanlar bir halk konserinden ileri gitmiyor. Değerli Milletvekilimiz Hüseyin Besli’nin isim babalığını yaptığı bizim “Kemençe ve Horon Günleri”nin,-konferans,sergi,tanıtım…gibi yan ögelere ağırlık verilmese de- hiç olmazsa diğerlerine nazaran “yöresel” bir ağırlığı var. Yukarıda Nihat kardeşimin sıraladığı festivallerin isimlerine bakıp… Şöyle bir düşünündüm de… Festivali yapılmadık bir tek “hıyar” kalıyor geriye,galiba! Bakarsınız salatalıklarıyla meşhur bir yurt köşesinde de “Hıyar Festivali” düzenleyen birileri çıkar ortaya. Festivaller ağasız olamayacağına göre…. Şöyle gönlü ve cebi zengin bir de “Hıyar Ağası” seçtiniz mi,gel keyfim gel! E, “Ağanın eli tutulmaz” derler ya… Helalinden gelecek yılı da kurtarmış olursunuz,böylece! Bizden hatırlatması. Olmaz olmaz demeyin, “olmaz olmaz”! PEKİN 2008 OLİMPİYATLARI “Pekin 2008 Olimpiyatları”nı da geride bıraktık. Olimpiyatların teknik analizlerini,istatistiklerini,perde arkasını,önünü ulusal medya bol bol sütunlarına,manşetlerine taşıdı. O bakımdan ayrıntıya girmeyecek… Birkaç satırla fikrimizi,yorumumuzu dile getireceğiz. Amacı, “Cıtıus,altıus,fortıus”… Yani… “Daha hızlı,daha yükseğe,daha güçlü” olmak şeklinde sloganlaştırılan Pekin 2008’e… Bugüne kadarki en kalabalık “turist kafilemiz (!)”le (sporcu demeye dilim varmıyor) katılmışız. Onbeş gün devam eden oyunlar süresince… Haritada yerini dahi bilmediğimiz ülkeler bile madalyalara ambargo koyarken… Bizim kısmetimize de… Bir zamanlar “nal ve kısrak sesleri” ile korku saldığımız diyarlardan… Bol bol nal toplamak düştü! Kazandığımız madalyalar sadece 1 altın,4 gümüş ve üç bronzdan ibaret. Hele 1 altın (Güreşte Çeçen asıllı Ramazan Şahin) ve 2 gümüşü ( Atletizmde Etyopyalı Elvan ) devşirme sporcularımızın getirdiklerini söyleyelim de,anlayın gerisini. El oğlu işi öyle ciddiye alıyor ki… Sadece bir sporcu için bile antrenörü,kondisyoneri,doktoru,masorü,aşçısı…koca bir ekip seferber ediyor. Oysa bizde ne plan ,ne program ,ne sistem,ne de doğru dürüst tesis var. “Saldım çayıra,Mevla kayıra”! Yani anlıyacağınız… “Daha yavaş (Elvan hariç),daha aşağıda,daha güçsüz” olarak tamamladık,Pekin 2008’i. Ünlü bir gazetecinin köşesinde değindiği gibi… Halterleri,gülleleri,çekiçleri ayaklarına düşürmeden… Okları,ciritleri birbirlerinin böğrüne saplamadan… Boksör ve güreşçilerimiz de kaşları,gözleri yarılmadan,kaburgaları kırılmadan… Sağ salim döndüler ya… Buna da şükür! Gücüyle,fiziğiyle,zekasıyla dünyaya şan salan ecdadımızdan bizlere miras gururumuzu okşayan şu güzelim sözleri, yineleyelim de… Hiç olmazsa züğürt tesellisi olsun: “Türk gibi kuvvetli”! Ve de… “Bir Türk dünyaya bedeldir”! HAFTANIN İNCİLERİ: HEDİYELİK MEZAR! İstanbul Büyükşehir Belediyesi,Dünya Şampiyonu güreşçilerimiz Müzahir Sille (77) ile Yaşar Yılmaz (75) ve Dünya İkincisi Dursun Ali Erbaş’a (75) Başıbüyük mezarlığından adları yazılı olan taşlarıyla birlikte birer mezar hediye etmiş. E,ülkesine hizmet etmiş kişileri yaşarken ödüllendirmek diye buna derler! Oldu olacak tabutlarını da şimdiden hediye etselerdi de… Ahir ömürlerini… Yatak odalarının bir köşesine koyacakları “İmamın Kayığı”na her bakışta derinden bir ah çekip; “Kimseye etmem şikayet,ağlarım ben halime; Titrerim mücrim gibi,baktıkça istikbalime” Ya da… “Bir zamanlar maziye bak,ne kadar şendik” şarkılarını mırıldanarak geçirseler daha anlamlı olmaz mıydı?! SANATÇI-SANATKAR FARKI Manken Asuman Krause, “Sanatçı olmak için eğitim şart değil” demiş. “Şecaat arz ederken merd-i Kıpti sirkatin söyler” misali… Adeta kendini tarif etmiş. Biraz et-but,biraz alım-çalım,biraz skandal,çok sayıda da düzeyli ilişki… Al sana sanatçı! Saadettin Kaynaklar,M.Nurettin Selçuklar,Zeki Mürenler,Müzeyyen Senarlar,Behiye Aksoylar,Emel Sayınlar…ise “sanatkar”dı,çünkü… “Eğitimleri” vardı! FINDIK Fındığın;Karadenizli’nin ekmeği,aşı,havası,suyu,yaşam kaynağı,umudu…olduğunu söylememe gerek var mı,bilmiyorum. Peki,bu yıl fındık üreticisinin hal-i pür- melali nicedir? Onu da;kendisi de “fındıkzede”olan bu satırların yazarı,tüm üreticilerin hislerine tercüman olur düşüncesiyle iki mısrayla özetledi: Aşımız,ekmeğimiz,umudumuzdun fındık; Neler hayal ederken,çıralar gibi yandık! ONLARSIZ OLMAZ Yaz mevsiminin geldiğini nerden anlarsınız? -Havaların ısınmasından. -Hayır! -Karpuz kabuğunun denize düşmesinden. -I-ıh!değil. -Kenelerin arz-ı endam etmesinden. -Cık! O da değil. -Su kaynaklarının kuruması? -O hiç değil. -Leyleğin havada görünmesinden. -Hiçbiri değil… Eda Taşpınar ve Süreyya Yalçın nam hatunların “Bodrum usulü piliç çevirme” seanslarına başlamalarından! “MİNDERDEN KALKAMADIK” Pekin 2008 Olimpiyatlarına katılan güreşçilerimizden bahisle bir gazetemiz; “Minderden kalkamadık” diye bir başlık atmış. Çinliler konukseverliklerini… Bizimkilerin altına çift minder atarak göstermiş olmalılar! “BİR DÜNYA,BİR RÜYA” Efendim,bir haftadır bütün hızıyla devam eden Pekin Olimpiyatları’nın sloganı: “Bir dünya,bir rüya” imiş. Bize gelince… “Yedi Uyurlar” gibi… Yıllar önce olimpiyat rüyasına bir daldık,pir daldık… Ne zaman uyanacağımızı da ancak Allah bilir! KEY Efendim,yıllardır yılan hikayesine dönen KEY (Konut Edindirme Yardımı)ödemeleri nihayet Ağustos ayında gerçekleştirildi. Ancak ödemelerle ilgili şikayetlerin,itirazların ardı arkası kesilmiyor. Bazıları umduklarını bulurken,bazılarının da umutları suya düştü. Bir başka tabirle… Paralarını tam alanlar oKEY… Alamayanlar da yoKEY oldu! SÖZÜN ÖZÜ “Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur.”Peter F.Drucker HAFTANIN DÖRTLÜĞÜ: Ahmet KAÇAR’dan… Sanat güzel her şeyin toplamıdır arife; Bestelerse esası duygu ve güzel sestir. Şimdiki şarkılarsa bir içkili tarife; Söz ve müzik olarak en güzel yeri es’tir! Seyfullah ÇİÇEK Görüntüleme sayısı: 1865
|
- Yorumunuz okumus oldugunuz konu ile alakali olmalidir.
- Yazmis oldugunuz yorum kisisel hakaret, asagilayici, karsi tarafi küçük düsürücü ya da rencide edici vs. gibi kelimeler içermemelidir.
- Okumus oldugunuz konuya iliskin yapacak oldugunuz yorumlar eger sizin fikir ve düsüncenize uygun degilse konu yazarinin ya da haber sahibinin yapmis oldugu çalismayi basit gösterecek ya da degersiz sayacak ifadeler içermemelidir.
- Reklâm amaçli hiçbir kelime ya da cümle yorumunuzda yer almamalidir.
- Yazacak oldugunuz yorumlar genel ahlâk kurallari ve yasalara uygun olmalidir.
- Yazmis oldugunuz yorum içeriginden Serander.Net hiçbir sekilde sorumlu tutulmayacaktir.
- Yorumunuza gerçek isim ve e-posta bilgilerinizi eklemediginiz takdirde sayet yorumunuz yayinlanmazsa -Yorumum neden yayinlanmadi?- bilgisi tarafiniza ulasmayacaktir.
| |