| Bahar'a Merhaba |
| Hakan ŞEN |
| Yazar Hakan ŞEN |
| Cumartesi, 11 Nisan 2009 18:41 |
|
Yola çıkınca her sabah Komşumuz collik ana’nın ekmek kokuları karışıyor erguvanlara, bir yanımda da orak armudundan ziyafet çeken saka’ların sabah cümbüşü resitali geçiyor. Çıtdak halamın pinneği’nin yanından geçerken yeni gülk olmuş tavukları yola koyuyor beni ufak ufak. Ayılmamışsam Osman dayının hırçın köpeği nihayetinde gözlerimi açıyor. O peşimde ben önde demirci yamasında ralli yapıyoruz. Hain köpek her sabah aynı adama bu eziyet çektirilir mi. Daha bir kez tanışamadan göçtü gitti, daha sonra duydum bir araba ezmiş yazık oldu. Bahçenin fıraktusundan geçerken akşam o kadar zahmet ettiğim pabuçlarıma çamur bulaşıyor yine de gitmiyor yüzümdeki tebessüm. Fındıklıktaki yola girdiğimde defterlerimi yüzümün önüne tutuyorum. Örümceklere selam edasında yürüyorum. Ne zahmetle örmüşlerdi o ağları. Hepsi defterimin eskimiş arka yüzünde. Yine bin bir renkli çiçekler selamlıyor beni, menekşeler, papatyalar, nergisler. Her birinden niyaz almak istesem de nafile. Bahçeden çıkıyorum ana yola giriyorum. Aşağıdaki mahalleye yaklaştıkça keskin tezek kokuları burnumu yakmaya başlıyor. Ne garip onu bile özlüyorum şimdileri. Gürcülerin Ali’si ve Mehmediyle karışıyorum. Okul’a ve hayata yetişmek gerek, bir katar olup hızlı adımlarla alıyoruz yolun geri kalanını. Sahil yoluna yaklaştıkça tuzlu, ağır ve yosun kokan bir hava selamlıyor bizleri. “Hey yavrum be”, köyün delisinin meşhur sözleri bunlar. Bizi her gördüğünde böyle karşılardı bizi. Hep düşünürdüm bu adam hiç mi uyumazdı. Sabahın yedisiydi daha. Okul olmasa ben çoktan yatıyor olacaktım. O da kaçırmıştı bir şeyleri belki onları arıyordu. Güzel Ünye’m… Çamlıktan kıvrılıp, aynikola’dan teğet geçip, çömlekçiden yalıya düşüveriyoruz. Her köşesi tarih, her bir yanı memleket Ünye’m. Okulda en çok Merkez orta okulu’nun karşısındaki yaşlı köfteciyi özlüyorum. Gazozla çeyrek ekmek köfteyi güzelleme yapardık ne güzel olurdu. Şimdi o mayhoş tadı hiçbir şeyde bulamıyorum. Sıkıcı ve korku dolu edebiyat dersiydi en çok belimi büken. Kadir Efil (eğer öldüyse mekanı cennet olsun) elinde meşe odunuyla sınıfta geziyordu gel de korkma. Yinede okuldu bizi hayata bağlayan. Oradaki bir simidin paylaşımı ve sımsıkı dostluklar. Hep yasak olmasına karşın voleybol topuna tekme vurmalar ve nihayetinde bile bile yenilen şamarlar.Tokat sesi patladığında sanırısın bedenci cipban çalıyor. En çok da İnkılâpçı Turan hoca etkiledi beni okul hayatımda. Hem ortaokulda hem lisede hocamız olması şanstı benim için. Okuldan ipini koparmış deli danalar gibi çıkardık. Öğlen Murat Diril kardeşimin amcasının teknesini dört gözle beklerdik. Midyeler pişmiş, ekmek arasına çoktan girmiş bizi beklerdi. O tanıştırdı beni denizle kulakları çınlasın. Yemekten sonra otobüsün saatine kadar denizde yüzer akrobatik dalışlar yapardık. Sevgiyle. Hakan ŞEN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 658 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|