• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Hakan ŞEN > Bulutlarla Kardeşçe!
Bulutlarla Kardeşçe!
Hakan ŞEN
Yazar Hakan ŞEN   
Salı, 11 Kasım 2008 19:10

Yöremin en önemli yöresel-geçici göçleri (Yaylacılık) ve onun başrol oyuncusu olan “Yayla Göçerleri” nin bir yudum sıcak çay tadında kısacık öyküsü bu…

Başrol

Tabiki başrolde Karadeniz’de herşeyde olduğu gibi yine kadınlarımız var. Hayatı tırnaklarıyla termalayan cevval kadınlarımız ve bunların en büyüğü olan Hanım Ayşa ve Mehri Gızı.

Hanım Ayşa ve Mehri Gızı’nı tatlı bir telaş bürümüş olur sıkıntılı Mayıs’ta. Tatlı telaş bu.  Bütün kış hemen hemen dinlenilerek geçirilen bir dönemden sonra hayatın renklerine uzun ve ‘gasevetli’ bir yolculuk. O yüzden Mayıs uzundur ve geçmek bilmez. Sanırım bu iki koca çınar için organizasyonu çok zor bir o kadar da heyecanla bekledikleri bir şenlik yoktur.

1,5 ay kalınacak geçici istirahatgâhın köydeki koşuşturmalı çalışmalarından sonra öküzlerle, çocuklarla, atlarla yayan yürüme yaklaşık atmış – yetmiş kilometrelik bir yol yayla yolu. Yükler ve çocuklar öküz arabalarına sarılı, atların eğerinde beyler, kendileri sırtlarında yükle yaya giderledi bu uzun yola.

Kimi zaman yük sadece sırtlarında değil “karınlarında” olurdu. Bir yolculukta Mehri Gızı kızlarından birini yolda doğurmak zorunda kalmış, çocuğu ömrü boyunca doğduğu yer olan “mengen” in adı ile anılmak zorunda kalmıştır; ‘Mengen bibi’

Yayla ile Kucaklaşma

Yaylaya varıldığında ise yolun ve yorgunluğun verdiği bütün meşakkat unutulur ortalık şenlik yerine dönerdi. Yaylada gelen kafileyi çoban olan Naci’nin alabaş’ı karşılar dedem sanki kırk yıllık ahbabını görmüş gibi alabaşın kulaklarını tutarak merhabalaşırdı.

Erkekler güllük biçer çadırın altına, üstüne çullar, çulların üstüne uzun kış gelinlerin yaptığı oya işlemeli yataklar örtülür, gençlerin ormandan getirdiği meşe çarpılarıyla çadır muazzam derecede güzel bir gelin edasında kurulurdu. Hayvanlara çit ve de uzağa tuvalet kurulurdu. Doğu karadenizde insanlar bu kültürde kendilerine temelli olarak yayla evleri kurarak bir nev’i bu zahmetlerden kurtulmuşlardır.

Yaylada Sabah

Sabahın ilk dumanı çökmüştür göçerlerin üstüne. Büyük kadınlar birbirleri ile konuşmadan telapati ile kimse duymadan usulcana aynı zamanda uyanır çiğ düşmüş çimene beraber basarak giderler hayvanlarının yanına. Bu insanların birbirlerine bu kadar yakın ve destekvâri yaşamlarının sırrı sanırım hayatın ‘çetin’liği idi. Kadın için çalışma köyde de aynı yaylada da. Sadece yayladaki güzellikler unuttuyordu bütün zahmeti.

Yine sabah hayvanlar beslenip sağalacak, hızan doyurulacak ama burada bunlar “ninni” geliyordu. En güzeli öğle ile akşam vakti idi. Hemen hemen her gün yemek için kuzu kesilir, o işin başında da beyler oturur kadınlara yemek düşerdi. Akşam ise eğlenceli, cümbüşlü geçerdi. Kimi zaman bu cümbüşe sonradan gelen alamancı’lar da dahil olur onlar da ayrı bir renk olarak dururdu. Renk olurlardı çünkü her tuvalete gittiklerinde gelişleri akşama yetecek kadar gülmece çıkarırdı göçerlere. Zira bunların ‘gıçı’da alamancı olduğundan yayla ile ikisi pek ahenksiz dururlardı.

Dumanın en çok akşam çökeni hoşuma giderdi. Uçurumun önünde uzaklara bakarken bizi bütün dertlerimizden uzak tutan ve ana sıcaklığında kucaklayan bulutlar dertlerimize derman olur hayatımıza şahitlik ederlerdi. Sabahın ve  akşamın dumanı başımızdan hiç eksik olmaz bulutlarla kardeşçe yaşardık.

Şimdilerde günlük gezilerle “yâd” edilen o günler masal gibi özlemle duruyor önümüzde. 

Sevgiyle…

Hakan ŞEN

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar