• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Hakan ŞEN > Sinsi Düşman
Sinsi Düşman
Hakan ŞEN
Yazar Hakan ŞEN   
Çarşamba, 05 Eylül 2007 19:14

Karadeniz'de Hint Kenevir'i Tehlikesi... Son zamanlarda bölgemizin en ciddi ve sinsi sorunu haline gelen bu konu maalesef çok tehlikeli bir hal almaya devam ediyor. Peki nedir bu hint kenevirinin membâ'sı? Esas sorulması gereken soru bence özellikle Karadeniz’imizin Ordu - Samsun bölgesine örümcek ağı ören bu zehir tüccarlarının Karadeniz halkını nasıl kandırdıkları?

Tek bir cevap var, PARA!

Hikâyeyi kısaca özetlemek gerekirse, zehir tacirleri ellerinde hint keneviri tohumlarıyla kendilerine göre güvenilir rençber aramaya başlıyorlar. Bu zehir tacirlerinin hemen hemen hepsi doğu kökenli lakin yakalananlar hep toprak sahibi rençberler. Emniyet ve Jandarma bir türlü membâyı bulamıyor. Güvenlik güçleri maalesef hep piyonları yakalıyor. Neyse, kendilerine göre sağlam! Köylüye bu hint kenevirlerini bedava vereceklerini ve hint keneviri yetişince kök başına belli miktarda para vereceklerini vaad ederek köylüyle anlaşıp oradan ayrılıyorlar.

Genelde bu kişiler takma ad kullanıyorlar. Aralardaki yerli aracılar dahi gerçek isimlerini bilmiyor. Eğer köylü yakalanmadan zehir kökünü yetiştirirse bu zehir tacirleri ürünün işe yarayan kısmını alıp (yani yapraklarını) köylüyle yollarını ayırıyorlar. Bu genelde dramatik bir hal alıyor. Zira zehir tacirleri mal teslimi sırasında köylüye bir miktarını verip diğerini daha sonra vereceklerini söylüyor tabii işin selahiyeti açısından paranın bir bölümünü içeride bek olarak tutma çok önemli. Lakin iş genelde bozuluyor. Vicdan sahibi diğer insanlar hint keneviri kökünü görüp ihbar ederek gençlerimizin ve geleceğimizin zehirlenmesine bir nebze engel oluyor.

Hikâye kısaca böyle. Yerel basını takip eden arkadaşlarımız görüyordur, hemen hemen her gün bir hint keneviri haberi ile karşı karşıya kalıyoruz. Karadeniz’de para için bu zehir tacirlerine alet olan köylülerimizin bilinçsizce bu işi yapmaları tam bir trajedi. Ben bu olayları bizzat bu zehiri yetiştiren ve yakalanan içeri girip çıkan bir yakın köylüyle konuştuğumda öğrendim. Kendisi uzun uzun anlattı ve bitirdiğinde ona şu soruyu sordum.

- Bunu yaparken bundan zehirlenecek insanları, parçalanacak aileleri düşünmedin mi? İleride bu zehirin pençesine düşen senin çocuğun olursa bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacaksın?

Köylünün cevabı beni daha da dehşete düşürdü.

-Yahu bana ilaç yapımında kullanacaklarını söylediler, senin dediğin gibi olduğunu nereden bileyim? Hem öyle bile olsa sokağa çıkıp da onu ben dağıtmıyorum ki vicdan azabı çekeyim. ?" dedi.

Karadeniz’in şimal rüzgârına takılmış bilinçsizlik gerçeği vurdu o an yüzüme. Köylüye göre gerçek suçlu bu zehri sokakta satan ve kendi satmadığı için de vicdanen kendisi "suçsuz" oluveriyordu. Bizler sürekli buzdağının görünen ucuyla ilgileniyoruz ve onu görüyoruz maalesef. Emniyet güçleri yerleşik hayattaki köylüleri ihbarlar sayesinde suçüstü yakalıyor, esas zehir tacirlerine bir türlü ulaşamıyor. Bu işten para kazanan bazı köylüler bir zaman sonra aynı bu zehir tacirleri gibi davranıp evlerini zehir depoları haline getiriyorlar. Bu konudan bir sürü varsayım ve komplo teorisi üretilebilir. Bir tane ben hemen üreteyim mesela;

Tohum tedarik eden esas zehir tacirlerinin doğu kökenli olmaları Terör örgütü PKK'ya kaynak sağlama amaçlı olabilir. Bunlar akla ilk gelen şeyler lakin işin trajik tarafı para uğruna bu zehiri üreten ve büyüten Karadenizli bilinçsiz köylülerin durumu. Bu yakalanan köylüler 2-3 ay içeride yatıp çıkıyorlar daha fazla yatan yok. Yani ülkemiz yasalarının bu konudaki cezai yaptırımları gayet zayıf. Membâlar bulunup kurutulmadıktan gayrı bu işin ardı arkası kesilmez.

Ünye'de yayın yapan HizmetTV'nin sitesine bakın (http://www.hizmettv.com.tr/read_news.php?nID=1290) haberlerin birçoğu bu konuyla alakalı. Habis hücre gibi sarmış her tarafımızı ama gerektiği gibi ulusal medyada yer bulamıyor. Kanser-Çernobil konusunda da olduğu gibi bizim için ciddi canımızı acıtan meselelerimiz onlar için kayda değer olmayan küçük haberler bazen gazeteye veya diğer iletişim araçlarına konulmaya değer bile değil. Bunlardan daha önemli haberler var onlar için "onun selüliti bunun g-string'i"  gibi. İstanbul’da yaşayan Karadeniz’imizin bilinçli ve duyarlı diasporasını bu konularda daha hassas olmaları konusunda tekrar uyarıyorum. Memleketimizdeki insanlar bu konuda sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş bir vaziyet halindeler. Üzerimizde oynanan oyunlar sadece Trabzonspor konusunda değil daha vahim ve sinsi mevzular gündemde.

Velhasıl kelam, adaletten umudunu yitirmiş dostlar; birbirimize dağ başlarındaki evlerimiz gibi uzak değil baharda yetişen gür otlar gibi, Temel reisin denizci düğümü gibi sımsıkı bağlanmalıyız. İçimizdeki yanlışları ilk biz fark etmeli ve biz düzeltmeliyiz. Yanlışların üzerine gidip bilinçli toplum görünümü kazanıp ileriye gitmeliyiz. Biz ne kadar birbirimizden ayrı uzak olursak bizlerin arasına bir o kadar kolay nifak ve kavga fırtınaları serilir. Umarım ciddi seviyedeki medya bu konuya en kısa zamanda bir göz atar da Hrant Dink suikastını bir kaç günde çözen devlet-ül ala'mız konunun üstüne biraz daha gitme durumunda kalır. Ne edeceksiniz dostlar bu ülkede adalet medyanın pompasıyla işliyor ne de olsa. Sesimizi çok çıkararak avazımızın çıktığı kadar duyurmalıyız. Bu konuda çalışan tüm arkadaşlara yürek dolusu teşekkürlerimi iletmek isterim. Umarım sesimiz çığlığa ulaşır ve çığlığımız dağın ardına…

Sevgiyle...

Hakan ŞEN

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar