• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Hakan ŞEN > 1993 Yaz'ı...
1993 Yaz'ı...
Hakan ŞEN
Yazar Hakan ŞEN   
Salı, 23 Ocak 2007 19:26

Aklıma her geldiğinde hala güldüğüm bir anım var a dostlar! 93 yazının tam ortasındaydık. Hemen hemen herkes fındığa hazırlanıyordu ve benimde o sene köyde geçirdiğim son yaz'ımdı.

Gündüzleri genelde fındığın dibini tırpanlamaya gidilir, gençlere de köy aktiviteleri için geceler kalırdı.Bu aktivitelerin başında erken olan tarlalardan mısır aşırıp gece közde yapmak ve löküsle balık tutmak gelirdi.

Bunlardan bir gece evleri dere kenarında olan komşularımızdan Seyfi, Hasan ve Hüseyin bizden daha yukarıda olan Cılar köyünden kahveden geliyorlarmış. Cılar ile aralarında malumunuz fındık bahçesinden geçen patika yol var. Gece yarısı birisinin koluna dalmı çarptı ne, bunların biri omuzlarına vurdu sanarak 3 km yolu koşarak düşe kalka, korkular içinde eve gelmişler.

Tabi ertesi gün heyecanla anlatıyorlar ve anlattıklarından bir kelime öne çıkıyor "yahu adamın biri omuzuma vurdu". Konuyu heyecanla anlatıyorlar ama biz gülmekten kırılıyoruz bir de bize kızıyorlar inanmıyoruz diye. İçlerinden Hasan en ürkek olanıydı. Yaşananları anlatırken bile hala o ürpertiyi gözlerinden görüyoruz.

Köyümüz evvel zamanda büyüklerimiz tarafından sineklerden korunmak için  bir tepenin başına kurulu 17 haneli şirin bir köy. Bu sebepten dolayı hemen 150 metre aşağıdaki dereye giden patika yol çok dik. Bu sebepten gelişler gidişler bayağı bir meşakkatli oluyordu. Onlar nasıl koşarak geçti o yolu hala aklım almıyor... Bu korku duygusu nelere kâdir!

Aşağıdaki ırmağın kenarı sanki havuz gibi, say taşından çevrili  ve 2-3 metre derinlikte bu sebepten ırmağın en şanslı sakinleri sanırım bizlerdik. Her akşam muhakkak orada toplanırdık.

Bu olayın ertesi akşamı yine ırmak kenarında toplandık. Bizim köyden abim ve komşumuz Serkan, karşı tepeden Cihan ve İlhan ve tabiki baş oyuncular Hasan ve Seyfi var. Konuşurken fındık hazırlıklarından ve balık tutmaya fırsatın olmadığından bahsettik ve herkes bir şeyler üretmeye başladı bu konuda. Seyfi'nin aklına "Cemekle (Demirden uzun çatal) balık avı" fikri geldi. Hemen herkesin kafası da yattı bu fikre.

Gece olunca balıklar uyuduğunda ellerimizde Löküs'ler ve cemekler uyuyan balığı zıpkın gibi avlayacağız. Hemen hazırlıklara başladık, bisikleti olanlar Löküs gömleklerini ve eksikleri tamamlamak için Gürcülerin dükkanına yollandı, kimimiz cemekleri, kimimiz serpme ağları ve tüpleri ayarlamak için sözleşip gece yarısı buluşma sözü verip eve yollandık. Saat gece yarısını gösterdiğinde artık av için herşey hazırdı. Irmağın içine ben Seyfi, Cihan ve İlhan girdik. Löküsü ilhan tutuyordu cemekleri Cihan ve Seyfi, serpme ağ'da bendeydi. Kenarda gidenler abim, Hasan ve Serkan balık torbaları ve eşyaları taşıyordu. Ava başladık tabikii. Löküsler ırmağın içinde, dışarda kalanlara birşşey yok.

Hasan bir an olsun bile abimin yanından ayrılmıyor. Abim'de inadına sürekli "adamın biri omuzuma vurdu" hikayesini depreştiriyordu. Hasan'da küfürün bini bin para tabii. Bizim ise gülmekten balığı felan gördüğümüz yok. Abimlerin olduğu yeri löküs aydınlatmadığı için karanlıkta kalıyorlar, abim eline gizliden bir taş alıp kenardaki çotura (kurumuş dikenlik) doğru attığında, Hasan'ın halini anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyordu.

Bu durum ırmak boyunca yürüdüğümüz 3-4 kilometre boyunca devam etti.Belki 10-15 kez abim taş numarasını yaptı her seferinde Hasan korkudan hopladı. Biz gülmekten fenalık geçirecek duruma geldik balık felan tutamadık. Neyse bu dereden fazla balık çıkmayacağını durumu da göz önüne alarak yukarıdaki köprünün oradan yola çıktık. Eşyalarımızı aldık ve elbiselerimizi giydik geldiğimiz yere doğru yöneldik.

Yol stabilize bir yoldu ve bir araç geçecek şekilde kenarlarıda yoğun şekilde çoturluklar mevcuttu. Löküs abim'de bizde arkasında yürüyoruz. Hasan bir an olsun löküsten ayrılmıyor. Abim bunun farkına varır varmaz adımlarını sıklaştırıyor akabinde aynen Hasan'da o da yavaşlıyordu. Hasan kızdığında ise abimin cevabı hazır "Hasan'cığım sinekler löküse geliyor o yüzden böyle yapıyorum". Hasan löküsten başlıyor sinek'ten çıkıyor tabi. :)

Yolun yarısında Hasan'ın damarlarındaki adrenalin gittikçe hzılanıyor ve en sonunda bu gel git durumuna daha fazla kayıtsız kalamayıp abim'in ve löküsün 10-15 metre önüne geçiyor hem sinekten yırtıyor hemde dur kalk'tan. Biz onu göremez hale geldik. Zifiri bir karanlık var, löküsten 5 metre sonrası zor seçiliyor. Hasan'a sürekli o geceyi soruyoruz hasan anlatıyor Seyfi onaylıyor bu arada Hasan iyice perişan olmuş vaziyette ileriden söyleniyordu.

Bir süre sonra yorgunluktanmıdır nedir kısa bir suskunluk oldu. İleride Hasan'ın olduğu yerden büyük bir gürültü koptu, çaturtu çuturtu kırla... Herkes birbirine bakmadan başladı koşmaya ama nasıl koşmak, gürültünün geldiği yerden geçerken hakikaten gürültü devam ediyordu sanki bir adam çoturdan zorla geçmeye çalışıyor olması gibi...

Hasan çığlıklarla, bizler de bağıra çağıra en az 2 km koştuk. Evin yanına geldiğimizde herkes bir tarafa serildi ne olup bittiği konusunda herkes adamdan bahsetmeye başladı neyse evin önünde Hasan'ı gördük perişan halde biri ayağına basmış o hengamede, ayaklarından terliği düşmüş o halde onca yolu yalın ayak koşmuş küfür edecek takadi dahi yoktu.

Kuyudan su içtikten sonra Hasan dile geldi adam diye söylenen Seyfi'ye "ne adamı ulan At idi aaattt".

Mesele iyice aydınlanmıştı. Yolun ortasında uyuyan bir at ve ileriden giden Hasan'ın hayvanın arkasına komple yapışması ile haliyle korkudan hayvan bir tarafa Hasan bir tarafa bizler bir tarafa savrulmuştuk. :)

Eve gülmekten gidemedik en az 3-4 kez mola vermek zorunda kaldık. Selam olsun sizlere eski dostlarım selam olsun.

Sevgiyle...

Hakan ŞEN

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...