| Benim Güzel ve Festivali Bol Ülkem! |
| Hakan ŞEN |
| Yazar Hakan ŞEN |
| Pazar, 23 Ağustos 2009 15:01 |
|
Nuri Bilge Ceylan Cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü aldıktan sonra tüm dünya ya "Bu ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum" dedi. Geçenlerde yıllık iznimi geçirmek için memleketime gittim. Fındık mevsimi olması sebebiyle her zaman alışık olduğum tatlı harman heyecanı gitmiş, yerini karamsarlık ve hüzün almış. Ara sıra patlayan festival şatafatının geçici ışığı bu karamsarlığı silmeye yetmemiş bizim ellerde. Yönetmenin söylediği söz geldi o an aklıma; tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkem. Çiftçisi yalnız, üreticisi üzgün ve bir o kadarda çaresiz. Bir ürün insanların başına nasıl “bela” edilir bu ülkenin idarecilerinden öğrendik. Hepimizin az çok fındığı vardır ya sizlerde bilirsiniz işin meşakkatini. Yazın sıcağında, karadenizimizin ağır neminde, fındığın avulu tozunda, dik yamaçlarda bu sene üstüne üstelik rahmet ayı ramazan’da fındık toplamak ne kadar zordur. Zordur zor olmasına da karşılığı olsa. Atatürk’ün “efendiler köylü milletin efendisidir” sözünün daha yüzyıl olmadan nasıl eritildiğini ve sıkı sıkı sarılacağımız bu devrimlerin nasıl yozlaşıp gittiğini görüyorum yalnız ve güzel ülkemde. Karadenizim de fındık çok önemli. Her köye gittiğimde bu sorunla boğuşuyorum ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Fındık öyle bir şeyki her şeyin başı olmuş, her evin temeli bizim ellerde. Vakti zamanında bir ecnebi bilgeden öğrendiğim hepinizin bildiği sağlığın önemini betimlemek için bir sıralama vardır. Sağlığımıza 1 rakamını koyuyoruz ve diğer sahip olduklarımıza “0”. Rakam uzadıkça uzuyor o “1”’i sildiğimizde kocaman sıfırlar ordusu kalıyor yani hiç. İşte bizim ellerde fındık bu örnekteki gibi insanların “1”’i. O silindikçe geriye kocaman sıfırlar kalıyor. Şimdi çuvaldızı kendimize sokalım azıcık. Burada kabahatin birazı köyllüde. Düz araziye kolaya kaçıp fındık dikmek olmayacaktı. Bakın Çarşamba ovasında yetişen ürünlerin bereketine. Mis gibi süreyya kavunu ve karpuzu ne güzel. Her çeşit meyve yetişiyor. Artık köylününde düz arazide fındık inadından vazgeçmesi lazım ama vazgeçse bile kök sökmek kolay değil vesselam. İnsanlarımı bu konularda ümitsiz görmek bana çok acı veriyor. Bu kadar karamsarlıktan sıyrılıp yaylara gitme fırsatım oldu. Yaylaların bakirliği yüzümün ışığı oldu. Dumanlı dağlara oturup anlattım derdimi gür ormanlarda tirmit ararken. İnsanın içinin avusu sır olup gidiyor. Buraların daha çok reklamla ve düzenli tesisleşmeyle yalnız ve güzel ülkeme değer ve gelir katacağına inanıyorum. Turizm konusunda eğitilmiş insanların bu değerleri yaygın iletişim çağının araçlarını kullanarak uzak ülke insanlarına duyurmaları elzem halde doğrusu. Bunun sonucunu en güzel timsali Trabzon’daki arap turistlerin çokluğu. Onlar sıcak ülkeden kopup yaylara geldiler. Reklam çok önemli. Belli ki fındık söktürülüp yerine altarnatif ürün diretecekler. Yani altarnatif yoksulluk gelecek. Bu durumdan çıkmak esasen çok basit. Her köy kendi kooperatifini kendi kuracak. Bütün sahip olduğu değeri (mahsül, çevre güzelliği) kendi pazarlayacak. İdarecilerden bir şey bekleme devri bitti maalesef. Eğer bu bekleme devam ederse köylü dilenciden farksız hale gelir. Ben buradan belediyelere de seslenmek istiyorum. Bakıyorum her köşede belde belediyeleri de dâhil bir kulp bulunup festival yapılıyor. Ben bu zırt pırt festivallerden önce belediyelerin ilk önce yukarıda saydığım husularda köylüye ön ayak olması daha sonra kazanç hep bir arttıktan sonra harmanlar şenlenince festival yapmaları taraftarıyım. Sevgiyle… Hakan ŞEN
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1302 Geri dönüş(0)
Yorum (4)
![]()
Enteresan
Yazar Feramus, Mart 16, 2010
Enteresan fikirler bunlar. Yanlız sosyal adalet sağlayıcılardan ümitler kesilmiş ki bu sözler dökülmüş. Bu acı bir durum, bizler gurbette pek farkında değiliz bu işlerin. Cidden o kadar kötümü rençberlik işleri?
...
Yazar Bülent Şirin, Eylül 01, 2009
Memlekete giden dertli dönüyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Hakan’dan böyle bir yazı bekliyordum. Ellerine sağlık Hakancığım...
Bana sorarsanız, fındık hiçbir zaman çok büyük bir gelir kaynağı olmadı. Neden bu kadar revaç gördü bilmiyorum. İstanbul’da etrafıma şöyle bir baktığımda fındık parasından sermaye birikimi yapıp da palazlanan, büyük iş adamı sınıfına giren kimseyi göremiyorum. Belki var da benim gözümden kaçtı. Belki kazandılar da iyi değerlendiremediler. Hakan Çarşamba ovası için isabet etmiş. Memlekette geçirdiğim çocukluk yıllarımda karpuz kavun oradan gelirdi. Üstelik sadece onlar değil, diğer meyve ve sebzeler... Diyarbakır ve Tekirdağ karpuzlarıyla sonradan tanıştık. Halbuki Samsun ve havalisinin çok geniş bir pazarı var. Son derece merkezi bir konuma sahip. Bütün bir Doğu Karadeniz, Tokat, Amasya, Çorum... Çarşamba ovası bu havali için tam anlamıyla Allah’ın bir lütfu... Kooperatif meselesi göze ve kulağa çok hoş geliyor gelmesine de, bizim oranın insanı o kadar devletine bağlı ki, sivil inisiyatif geliştirmekte çok geri kalmış durumda. Sanki ayıp ya da devlete karşı bir tür saygısızlık filan sayıyorlar herhalde böyle girişimleri. Hele köylerde kalanların eski nesil insanlar olduğunu düşünürsek bu mesele daha da girift hale gelir. Umarız çok daha gecikmeden devletten bu konuda bir hayır gelmeyeceğinin farkına varılır ve hayırlı adımlar atılır. Festivaller... Tamamen suni şeyler bunlar. Bizim şenlik dediğimiz yüzlerce yıllık geleneğe dayanan organizasyonlarla uzaktan yakından alakaları yok. Şenliklerin zaman ve mekan açısından kendilerine özgü anlamları vardır. Örneğin Kadırga Otçu Şenliği yaylaya çıkış günlerini sembolize eder. Daha lokal olan Garabdal şenliği de fındığın bitişinin kutlanmasıdır. Festival denen uyduruk şeyler, kısa yoldan yöreye hareket ve bereket (?) getirmeye yönelik girişimlerdir güya. Hiçbir şey olmaz, rüzgarla gelen rüzgarla gider... Sel gider, kum kalır.
Sapla saman
Yazar Lahna, Ağustos 26, 2009
Emekler boşa gidiyor doğru diyorsunuz. Fındığın sonunu ben iyi görmüyorum. Bir kere dip yapacak sonrane olur bilemem ama sizin söylediğiniz sivil çabalar karadenizdeki birliktelik konusundaki zayıflık nedeniyle pratikte zor görünüyor. Ama sonuna kadar haklısınız bir olmak lazım.
Yorum
|