| Kır Uğrusu Sevgisi |
| Hayrettin GÜNAY |
| Yazar Hayrettin GÜNAY |
| Perşembe, 10 Eylül 2009 22:00 |
|
"Uğru" sözcüğü eski Türkçede gizli iş gören, hırsız, çalıcı, uğrayıp alıcı anlamındadır. Anlam genişlemesiyle uğradığını, karşısına çıkanı alıp götüren, çalan, ırgalayıp kaçan kimse tanımını karşılayan sözcük, "oğrı, ugrı, uğrı" kökünden gelir. Kök, "gizli, saklı" anlamı içermektedir. Türkçe, "İslamlaşma sürecinde" Arapçadan çok sayıda sözcük alarak kendi anadilinin serpilmesini, genişlemesini kesintiye uğratmıştır. Türkçeyi özne olarak kullandığıma bakmayın. Eylemi yapan kuşkusuz Selçuklu, Osmanlı "münevverleri"dir. Onlar "ışıklı, aydınlatılmış" olsalar da bu ışık anadil ışığı, Türkçe ışığı değildi. Gelişen Arapça saplantısı içinde "uğru, kır uğrusu" bırakıldı. Arapça şaki, onun çoğulu eşkıya alındı. O da yetmedi haydut alındı. Uğru, kır uğrusu, soyguncu, yol kesici... gibi bizim sözcüklerimiz şakilerle, eşkıyayla, haydutla; 15. yüzyılda Osmanlıların İtalya'dan aldığı korsanla baş edemedi. Unutulmadı, kullanımdan düştü, sözcüklerde kaldı. Ardında duracak aydını yoktu, karşısında münevveri vardı... Dilimizdeki değişmeler yazına da yansıdı. "Eşkıya, eşkıyalık, korsanlık " yazın, tarih terimi olarak kullanılır oldu. Yazınımız, öncelikle halk yazınımız, destan, söylence, halk öyküsü, türkü, ağıt boyutlarıyla eşkıya konusuna yöneldi. Dede Korkut'tan Köroğlu'na, Şeyh Bedrettin'den Çakıcı Efe'ye, Hekimoğlu'ndan Sandıkçı Şükrü'ye... anlatıldıkça anlatıldı.Adlarına destan düzüldü, türkü söylendi, öykü uyduruldu. Halk seviyordu eşkıyayı. Eşkıyalık anılarını. Ezildiğinde, alınteri yendiğinde, yönetim yetkesi bozulduğunda, toplumsal eşitlik aksadığında, varsılların baskısı arttığında... olumlu eşkıya kişiliğinde kendini buluyordu. Salt bizim toplumda böyledir sanmayın. Araplardan Çin'e, Balkanlardan İngiltere'ye, İspanya'dan Amerikalılara dek üç aşağı beş yukarı böyleydi durum. Tarihi, toplumbilimi, yönetimbilimini, halkbilimi, davranışbilimi...ilgilendiren bir gerçeğin öyküyü, romanı ilgilendirmesi olur mu... Yanılmıyorsam Ömer Seyfettin işledi konuyu ilk kez yarıda kalan bir roman denemesiyle: Yalnız Efe. Tefeci, varsıl, hükümetçe korunan Eseoğlu ile ona karşı savaşım veren Yörük Hoca'nın on altı yaşındaki yiğit kızı Kezban'ın öyküsü... Konuyu Ömer Seyfettin'in ardından 1920'de Hüseyin Rahmi Gürpınar işledi. 1935'te kitaplaşan Eşkıya İninde yazınımızın ilk eşkıya romanı olmalı. 1963'te Nurgök Matbaası Yayınları'nca ikinci baskısı çıkarılan roman var kitaplığımda. Yazarın öteki romanlarında çok değişik kurgusu, anlatımıyla az bilinmesine karşılık ilginç bir roman Eşkıya İninde. Konuyu nehir roman olarak işleyen Yaşar Kemal'dir. İnce Memed romanıyla büyük ün yapar Yaşar Kemal. 1955'te yayımlanan yapıt çok tutulunca, yazar ünlenince, yabancı dillere çevrilince Yaşar Kemal İnce Memed'e üç cilt daha ekleyecektir. 1969,1986,1987 yıllarında. "1925-1933 yıllan arasında Toros dağlarında yüzelliden fazla eşkıya dolaşırdı." Yaşar Kemal'in övgüyle, destanlaştırarak iki binden çok sayıda anlattığı bu eşkıya, Abdi Ağa ile onun ardıllarına karşı direnen İnce Memed'dir. İnce Memed'in ilk cildini ilk kez ortaokul yıllarımda okudum. Romanı sonraki yıllarda da bir iki kez okudum. İkinci cildini de sanırım ilkinde lise yıllarımda okumuştum. Yaşar Kemal'den öncelikle Ortadirek, Ölmez Otu, Yer Demir Gök Bakır, Tenek, İnce Memed okunması gerekenler. Romancılığını tanımak isteyenler için... Yalnız Efe, İnce Memed olumlu, sevilen, topluma önemli gösterilen eşkıya kişiliğidir. Haksızlığa, hukuksuzluğa, aktöresizliğe başkaldırarak silaha sarılırlar, halkla bütünleşerek sonuca giderler. Öncü olurlar, Alkışlanırlar... Ülküsel olan, doğru olan bu mu? Bu sorunun yanıtını Kemal Tahir verir. 400 sayfalık bir romanla, İnce Memed'den iki yıl sonra 19 57'de: Rahmet Yolları Kesti. Kır uğrusu sevgisini anlatan yapıtlara, İnce Memed'e karşı oluşturulan bir romanıdır. Rahmet Yolları Kesti. Eşkıya bozuntusu yaşlı, romatizmalı Uzun İskender'le arkadaşlarının yaptıklarını, özellikle Maraz Ali'nin kişiliğini tanıyacaksınız gecikmeden başlayın Rahmet Yolları Kesti'ye. Kır uğrusunun, soyguncunun batırıldığı, gülünç duruma düşürüldüğü bir roman Kemal Tahir'inki.Jnce Memed'le art artda okunmalı. Hayrettin GÜNAY Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 854 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|