|
Çocukluk, gençlik yıllarımızı anımsatan bir yerel sözcük tömbelek. Ramazan gecelerinin çalgısı. Mahallelerde, köylerde, kentlerde ramazan boyunca aileleri sahura kaldırmak için ev ev dolaşan gençlerin çalgısı... Bildiğimiz davul...
Yöremizde davul sözcüğü çalgı olarak kullanılmasına karşın, ramazan gecelerinde çalınanlara tömbelek denmekte. Davulcu; kemençeci, zurnacı, bağlamacı, gibi çalgı ustalığını yansıtan, herkesin yapamayacağı bir işi başaranların adı. Tömbelek öyle değil. Onu çalmak için büyük emekle oluşturulan öğrenme süreci söz konusu değil. Azıcık sesi, kulağı olan; mahallesinde, köyünde çalabilir tömbeleği. Görünümde hemen hemen aynı olsalar da davulla tömbeleğin ayrım noktası işlevinde, çalanında. Bildiğim kadarıyla başka bölgelerde iki işlev için de davul sözcüğü kullanılıyor. Davul-tömbelek ayrımının yöremize özgü bir adlandırma olduğunu söyleyebiliriz. Davul çalana davulcu, tömbelek çalana tömbelekçi deniyor. Tömbelekçi köyün, mahallenin bu işe yatkın bir iki gencidir. Ramazan boyunca mahallesini, köyünü ev ev dolaşarak, her evin kapısında arkadaşlarıyla bekleyerek tömbeleklerini çalarak, türkülerini söyleyerek sevinmelik toplar. Gece saat ikilerde başlayan ev ev gezmelerde tömbelek çalan, türkü söyleyen yanında bir ya da iki arkadaş daha olabilir. Birinin elinde fener, yamyam, lüks lâmbası gibi araçlardan biri varsa bir başkasının elinde de hatırı sayılır bir elma ya da şimşir değneği bulunur. Bunların tömbelekle, türküyle, sevinmelikle bir ilgisi yok. Köy yerinin azgın köpeklerini itlerini yola getirecek araçlar... Başka bölgelerde, özellikle İstanbul'da bizim tömbelekçilerin yaptığı işi bek-çiler, davulcular yapmaktadır. Bu yüzden evlerin kapılarında, önlerinde söylenen türkülere, manilere davulcu manilere, bekçi manileri, çalındığı ayın özelliğinden dolayı da ramazan manileri denmekte. Yöremizde; davulcu manileri, bekçi manileri, ramazan manileri yerine tömbelek türküsü terimi kullanılıyor. Tömbelekçi sahura kaldırma görevi yanında bu işi küçük de olsa bir gelir kapısı görür. Bir de bu işin eğlence, gırgır, şaka ...yanı vardır. Bir iki saat boyunca süren köy dolaşmalarında yaşanan küçük olaylar, terslikler, kimilerinin sevinmelik vermemek için uyuyor numarası yapması...Tömbelekçilerin davranışları...küçük de olsa bir eğlenceye dönüşür, daha sonraki söyleşilerde abartılarak anlatılır. Eski İstanbul ramazan kültüründe bekçi-davulcu atışması yoktur yöremizde ama evdekilerin özelliğini yansıtan, onların davranışlarını alaya alan doğaçlama türküler de yok değildir. İşin bir de ezgi yönü vardır. İstanbul'da, Bursa'da, Edirne'de, Konya'da, İzmir'de, Giresun'da, Trabzon'da...hangi ezgiyle, hangi makamla söylenirdi davulcu manileri bilemem. Yöremde, Görele'de geçmişte her tömbelekçinin aynı ezgiyi, aynı makamı kullandıklarını biliyorum. Makam değişmezdi. Sözlerse o anki duruma göre çoğunca doğaçlama olarak dökülürdü türkü söyleyenin dudaklarından. Pertev Naili Boratav, Hikmet Dizdarağlu, Sadi Yaver Ataman, Şükrü Elçin... gibi konunun uzmanları ramazan manileri, davulcu manileri... terimlerinde birleşiyorlar. Bunlar ortak terim. Biz deyse tömbelek türküsü deniyor. Tömbelek türkülerinin, davulcu manilerinin Öteki manilerden ayrılan bir yönü var:Ölçüsü. Öteki maniler genelde 7'li hece ölçüsüyle söylenmesine karşın tömbelek türküleri 8'li hece ölçüsüyle söyleniyor. Ölçü ayrımının müzikle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hangi bölgede olursa olsun bu tür manilerin 8'li ölçüyle söylenmesi aynı ya da benzer makamların kullanılmasından ileri geliyor olabilir. Ayrıca ölçü birliği, makam yakınlığı, bu tür manilerin-türkülerin anayurdunun İstanbul olduğunu, bunların İstanbul'dan yurdun dört yanına yayıldığını düşündürüyor.
Hayrettin GÜNAY
Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Geri dönüş(0)
 |