• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Hayrettin GÜNAY > Gurbet Kuşları
Gurbet Kuşları
Hayrettin GÜNAY
Yazar Hayrettin GÜNAY   
Cumartesi, 14 Mart 2009 18:11

Kimi pazar sabahları TRT1'de yayımlanan Türk Sineması'nı izliyorum. Eski Filmler. 1950’li, 1960’lı yılların filmleri. Siyah beyaz. Belki çocukluk anılarımı uyandırdığı için belki de doğası, sokakları, yapıları bozulmamış İstanbul görüntüleri içerdiği için beğeniyle, elimizden kayıp giden değerlerin hüznüyle izlediğim filmler...

Geçen pazar da öyle oldu. Televizyonu açtığımda aynı türden bir film: Gurbet Kuşları. Siyah beyaz. Oyuncular çoğunu tanıdığınız adların gençlikleri...
Gurbet Kuşları... Ad tanıdık. Orhan Kemal'in romanı. Filme alındığını bilmiyordum yapıtın. Bir yandan izliyorum filmi bir yandan da olaylarla, karakterlerle Orhan Kemal’in Gurbet Kuşları’nı bütünleştirmeye çalışıyorum.
Olmuyor. Bir türlü çakışmıyor kişiler. Benzerlik yok değil. Köyden taşı toprağı altın İstanbul'a gelişin öyküsü anlatılanlar ama çok fark var ikisi arasında...
Bu düşüncelerle bitti film... Orhan Kemal'in Gurbet Kuşları olmadığı  kesin...
Gurbet Kuşları’nı çok iyi anımsıyorum.Romanın almışını bile. 1970'lerde bir salı günü. Lise öğrencisiyim. Öğle dinlencesi. Görele her salı gibi kalabalık. Satıcılar, sergiler, bağıranlar, çağıranlar, gezenler... Seziyorum ben de geniş cadde boyunca... Nereden düşmüşse bir gezici kitapçı. Açmış sergisini. İzin alarak bakıyorum kitaplara, elime alıyorum kimilerini. Tanıdık yazarların ederlerine bakıyorum. Cebimdeki harçlıkla uyuşan birini alacağım. 1970'in başlarında Orhan Kemal çok okuduğum romancılarımızdan. Sergide görüyorum Gurbet Kuşları'nı. Varlık yayını. Kalınca. On lira. Olacak şey değil ama o gün on lira var cebimde. Kapıyorum Gurbet Kuşları’nı . Cebimde çok param olsa sergidekilerin çoğunu alabilecek duygularla tutuyorum Görele Lisesi'nin yolunu. Okulda  kimi arkadaşlarıma da gösteriyorum Gurbet Kuşları'nı... Öğleden sonra dersimiz... Dersleri anımsamıyorum. Anımsadığım bir an önce akşam olsa da elime alsam romanı. Okusam coşkuyla, ilgiyle... Bu duygular…
O gece cılız ışıkta yarılıyorum Gurbet Kuşlarını. Sonraki  gece de bitiriyorum.
İstanbul'dan iş aramaya gelen Sivaslı İflahsız'ın Memed ile arkadaşlarının öyküsü.
Köyden koparak bin bir umutla ekmek, iş ardına düşen köylü gurbet kuşlarının dokunaklı, gerçekçi öyküsü...
1950'li yılların İstanbul'u... Menderes dönemi. İstanbul'daki büyük kentsel dönüşüm, yıkma, yapma, yollar... arsa, yükleniciler... Paranın belki de ilk kez bu denli güçlenerek insana, insan değerlerine egemen olduğu o başlangıç yılları... Para gücünün "siyaseti" de tutsak edişi, "Vatan Cephesi" yılları...
Orhan Kemal, bir yandan Sivaslı iflahsız'ın Memed'in, köylüsü Gafur' un, Divrikli hamal Veli'nin. Hacı Emmi'nin... Onlara benzeyenlerin öyküsünü gerçek gözlemlerle aktarırken bir yandan da İstanbul olmaktan çıkmaya başlayan koca kentin öyküsünü anlatıyor. Arkasına da dönemin toplumsal,siyasal bakış açısını koyarak...
Pazar sabahı izlediğim filmde yoktu aktarmaya çalıştığım özelliklerin çoğu.
Gurbet Kuşları gerçeği vardı. Gurbet'in kimi değerleri, kimi bireyleri ezerek çürüttüğü... vardı. Orhan Kemal'in Gurbet Kuşları değildi onlar.
İç göç olgusu romanımıza, öykümüze, oyunumuza yansımıştı o yıllarda iyice.
Bunları düşünürken anımsadım. İzl ediğim Ocak'tı…Turgut Özakman’ın 1960'lı,1970'li yıllarda çok oynanmış, çok tutulmuş oyunu.
Otomobil onarımcısı Tarık usta'nın oğullarıya, kızıyla, eşiyle öteki bireylerle geçimini iyileştirmek için giriştiği çabaların öyküsüdür Ocak'ta anlattığı.
Eski bir araba satın alınır. Onarılır. Onunla yapılacak başlangıç kazançları daha büyük atılımları getirecektir. Gerçekle düş uyuşmaz. Tutunamazlar İstanbul’da. Elde avuçta ne varsa gider. Üstelik kızları da büyük kentin sokak havasına, özgürce yaşayanların büyüsüne kapılarak kaçar evden. Yenilgidir bu. Kızın evlenme düşleri bir serserinin tuzağın düşüşten başka bir şey değildir.
Sevda, nikâhsız yaşam batağından kurtularak eve dönse de babasının, kardeşlerinin dağılmasını, yıkılışını önleyemez. Yine de bir ışık olur onlara. Yeniden ayağa kalkma düşüyle biter oyun. Bir bakkal açacaklardır…
Bir ara unutulmuş gibi olsa da son yıllardaki tarih çalışmalarıyla, Çanakkale'nin,  Kurtuluş Savaşı'mızın belgesel romanı Diriliş'le, Şu Çılgın Türkler'le yeniden tanıdığımız Özakman'ın Ocak'ıyla büyük romancımız, öykücümüz Orhan Kemal'in Gurbet Kuşları'nın karmasıydı izlediğim Gurbet Kuşları filmi... Orhan Kemal’in Gurbet Kuşları başkaydı…

Hayrettin GÜNAY

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...