| Kültür ve Sanat Festivalinde İki Karadeniz'li Ünlümüz |
| Işık ATAKAN |
| Yazar Işık ATAKAN |
| Çarşamba, 19 Ağustos 2009 15:28 |
|
Onlarla olan yakınlığım yalnız ortak olduğumuz ilgi alanımız müzik ve Karadenizli hemşehri olmamdır. Bugüne kadar hiçbirini yakından tanıma fırsatı bulamadığım gibi sahne çalışmalarını da izlemek kısmet olmadı. Her ikisinin de önemi, müzik sanatı içinde Karadeniz yöremizin yetiştirdiği ünlü isimleri arasında kendilerine haz yorumlarıyla dinleyenlerinin ve sevenlerinin çok olması hususudur. Müzik sanatında biribirini ayıran tek fark alanlarında iki ayrı yorumcu olmalarıdır. Benim onları yorumcu olarak tanımlama düşünceme katılır mısınız, katılmaz mısınız bilmiyorum; ama kendime göre böyle bir ifade kullanmayı daha uygun görüyorum. Sizce müzik sanatıyla uğraşan her yorumcu kişi sanatçı, şarkıcı, türkücü, müzisyen gibi kavramlarla ta nımlanabilirler. Önüne hangi kavramı koyarsanız koyun değerlendirmek, duygu ve düşünce takdirinizdir. “Benim bu konuda her taraf olabilmem için önce yaptıkları işi ve durdukları yeri önemseyerek bakmam gerekir. Eğer bu hususta zorunlu bir düşünce belirtecek olursam; Müzik sanatında bir sanatçı olabilmek için, bulundukları toplumda önce duruşu, üretimi ve katkısı çok önemlidir.” derim. Söz etmek istediğim Karadenizli ünlülerimiz arasından biri yöresel ezgilerimizi kendine haz üslubu ve yorumuyla sunmaya çalışan Rize’nin merkeze bağlı Ambarlık köyünden İsmail Türüt; diğeri ise arabesk ve fantez müzik alanında romantik şarkılarla yediden yetmişse herkes tarafından tanınan Arhavi’li Cengiz Kurtoğlu. Nam-ı değer diğer adıyla Cengiz baba ya da Cengiz abi’de diyorlar ona. Günümüzde her ikisininde biribiriyle hemşehri olmalarından öteye çok iyi bir arkadaş, dost ve hatta ağabey kardeş gibi oldukları biliniyor. Burada her iki ünlümüzün müzikal öz geçmişlerine çok detayıyla girmeyeceğim. İsmail Türüt’ü son yıllarda medya içinde çeşitli televizyon ve radyo programlarında sivri dilliliğiyle olumlu-olumsuz çeşitli duygu ve düşüncelerde gündem yaratmaya çalışan bir yorumcu olarak daha çok izledim ve tanıdım. Edindiğim bilgiye göre de ilkokulu köyünde bitirdikten sonra İstanbul’a göçüp yerleşmiş. Çeşitli iş alanlarında çocuk yaşlardan itibaren çırak olarak çalışmış, diğer taraftan düğün solanlarında ve küçük gazinolarda türkü söyleyerek bugünkü bulunduğu yere gelmiş. Cengiz Kurtoğlu’nu ise; 1970’li yıllardan 1980 yılların başına kadar benim Trabzon’da ikamet ederken, Hopa’ya ve Artvin’e sık sık gittiğim konserlerim sırasında onun lise öğrencisi olup, o yıllarda müzik çalışmalarının içinde olduğunu iyi bilmemdir. Anımsadığım kadarıyla söz konusu yıllarda Arhavi’de coğrafi yer alarak ciha dağından ismini alan “Ciha Dağı Efsanesi” adıyla bir orkestra kurmuşlardı. Hamdi Zaim, Zihni Cinan, Cemal (?) vs. adlı birkaç arkadaşıyla Arhavi ve yöresinde müzik çalışmalarında bulunuyorlardı. Orkestra elemanlarından biri de Cengiz Kurtoğlu’ydu. Trabzon’da o dönemlerde müzisyen olan birçok arkadaşlarımızın aracılığı ile hiç karşılaşmadığımız komşu il ve ilçelerdeki diğer müzisyenlerin birçoğunu uzaktan tanımış gibi olurduk. Onlar hakkında asgari bilgilerle iş iletişimi sağlayıp, sevgi köprüleri kurmaya çalışırdık. Bunun en son örneğini de 1992’de Trabzon da İdmanocağıspor Kulübü’nün özel gecesine konser vermek üzere İstanbul’dan Trabzon’a birlikte gittiğimiz piyanist Zihni Cinan’dı. Günümüzde Karadeniz Televizyonu’nun ve radyosunun sahibi olan Cinan, Cengiz Kurtoğlu ile aynı yıllarda orkestrada klavye çalıp, solistlik yapan grup elemanlarındandı. Trabzon’daki bu gecede Zihni Cinan’la 70’li yılların heyecanını yeniden birlikte anarak yaşadık. Bizler için o dönemler müzik sanatında bir başka arkadaşlık, dostluk, hemşehrilik duygusunda birliktelik, zevk ve tat vardı. Önceki gün akşamı uydu alıcısıyla seyrettiğim yerel karadeniz kanalların birini açmış, “37.Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali”ni izlemeye başladım. Festivalin 1.inci günüymüş. Konser vermekte olan İsmail Türüt sahnedeydi. Söylediği türkü eşliğinde horun oynamak üzere halktan bir gurubu sahneye davet etti ve horona başladılar. Bu sırada Türüt, horon oynayanlara dönerek “Ula b… yiyenler” diyerek, yasaklar denetleme kurulu RTÜK’ ü dahi hiç eden bir cümle sarfetmeye başladı ki bu duyumdan sonra daha fazla tahammül edemeyip bir başka kanal’a geçmek ihtiyacı hissettim. Ertesi gün akşamı yine aynı saate tesadüf etmiş olacağım ki, kanalları gezinirken aynı kanalda bu kez festivalin 2.inci gününü canlı olarak yayınlandığını gördüm. Sahneye Cengiz Kurtoğlu çıkmış, Arhavili hemşehrileri büyük bir coşku ve sevgi gösterisinde bulunuyorlardı. Kurtoğlu sahnede (kısaca); “Beni ben yapan Arhavili hemşehrilerime sevgi ve saygılar sunuyorum” diyerek sözlerine başladı.“Bu gece aramızda çok değerli milletvekillerimiz, il valimiz, ilçe Belediye Başkanımız ve diğer siyasi parti temsilcilerimiz bulunuyor. Kültür ve Sanat deyince bu işin siyaseti-politikası olmaz. Arhavi için elele vermek zorundayız. Herşey bu topraklar için. 40 yıla yakın müzikle uğraşıyorum. 37.inci’si düzenlenen Arhavimizin bütün etkinliğine katıldım. Evimde bir kamyon dolusu buradan aldığım onur ödülü, plaket ve teşekkür belgem var. İstabul’da Arhavi adına yapılan bütün olumsuzlukları yeri geldiğinde acımasızca eleştiriyorum; Ama sonuç itibarıyla aramızda dargınlık, kırgınlık olmuyor. Bu festivalde aramızdan ve emekleri unutulmayan bir çok değerli Arhavili büyüklerimizi ve yöre sanatçılarımızı da(Kazım Koyuncu, Erkan Ocaklı abimiz gibileri) rahmetle anıyoruz. Burada bizlerle olamayan ve televizyonları başında canlı yayınımızı dünyanın dört bir tarafından uydu aracılığı ile izleyenlere ve hemşehrilerimize de sevgiler, saygılar sunuyoruz.” dedi. Ardından 37 yıl önce Arhavi’de unutulmaz çalışmalarıyla halkın takdirine ve sevgisine mazhar olmuş aynı zamanda Arhavi Festivalinin de yapılmasını başlatmış emekli Arhavi kaymakamı Erol Ertuğrul’u sahneye davet etti. Kurtoğlu, kaymakamın saygıyla önüne eğilip elini öpmeye çalıştı. Kaymakam, festivali izlemek ve halkı ziyaret etmek üzere Arhavi’ye geldiğini belirtti. 40 yıl öncesine geri giden kaymakam Ertuğrul, sahnede Cengiz Kurtoğlu’nun lisedeki öğrencilik yıllarını, müzikal öz geçmişini ve çalışmalarını kısaca anımsattı. Arhavi halkının unutulmaz sadakatinden duygu dolu söz ederken, titreyen ses tonuyla izleyenlerin de gözlerini yaşarttı. 37. Arhavi Kültür ve Sanat Festivali 2.inci gününün akşamı adına yakışır bir Funda Arar konserinin yoğun ilgisiyle sona ererken; geriye kalan oradakiler ve televizyonları başında bu canlı yayın programını izleyenler, Karadenizli iki farklı ünlü yorumcudan Kültür ve Sanat adına önemli mesajlarla nasıl bir konser performansı sergilemenin de örneğini görmüş oldular… Işık ATAKAN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in İzinsiz alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 851 Geri dönüş(0)
Yorum (1)
![]()
... Yazar soner karadağ, Ağustos 26, 2009
bahsettiğiniz kişiye bakın ismail türüt medya ...!! kendi sunduğu bir tv programında giresunlulara hakaret derecesinde laflar sarf eden kişi bu kişiyi tutupta karadenizi temsil ediyor die lanse edemeyiniz ismail türüt ben ve benim gibi giresunlu olanları karadeniz adına temsil edemez!! zaten iyi bir okuyucu ve izleyiciolan kimse ismail türütün ne olduğunu bilir ibrahim tatlısesin bir numaralı yalakası kendisi saten....
Yorum
|