| Düşündürücü Ama Gerçek |
| Işık ATAKAN |
| Yazar Editör |
| Çarşamba, 21 Nisan 2010 21:50 |
|
İlgi alanım olan müzik sanatındaki bunca birikimimi uzun zamandır bir sorumluluk projesinde gerçekleştirmeyi arzuluyordum. Bu husustaki deneyimim bir ilk olacağından üzerinde oldukça düşündüm ve cesaretle karar verdim. Tek amacım doğduğum, büyüdüğüm ve büyük bir manevi sorumluluğunu hissetiğim şehrim Trabzon’a, genel anlamdaki müzik sanatını bir kitapta toplayıp, gelecek nesillere bırakabilmekti. Nitekim de düşündüğüm gibi yaptım. 2006 yılıydı çalışmalarıma başladım ve 2009 yılı itibarıyla kitabımı tamamladım. Nasıl bir çalışmaya başladığımı kısaca söyleyecek olursam; Bunun için öncelikle kaynak araştırmalara giriştim. Son dört yıl içinde birkaç kez Trabzon’a gidip-geldim. Bütün müzik alanının dünden bugüne hayatta olan musîkişinaslarını ve ilgiyle severlerini ziyarette bulundum. Onlarla kitabımın konusu hakkında söyleyişi yapıp, not aldım. Özel albümlerinden eski-yeni fotoğraflarını rica ettim. Kent merkezinde sorumlu dernekler birliğinden ilgili müzik-folklor çalışması yapan sivil toplum kuruluşları ile kurumların listelerini yazılı olarak temin ettim. Bunlarla yetinmeyip, birebir yetkilileriyle görüşerek telefonla, faksla ve internet aracılığıyla iletişim kurdum; akabinde TRT Genel Müdürlüğü Radyo Bölge Müdürlükleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Devlet korolarına başvuruda bulundum. Oradan da Trabzonlu olan sanatçıların isimlerini arzettim ve böylece dün’den bugün’e sanatçılarının isim listesini belli kriterlerle oluşturdum. Bu aşamalardan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca kitabın bandrol ve banknot işlemlerini tamamlayarak, okurlara daha sağlıklı ulaşması imkanını sağladım. Şimdi bunları neden anlatıyorsunuz diyebilirsiniz; bu sorumluluk projesine girdiğim en önemli nedense; son yıllar itibarıyla günümüz medyasında sürekli dayatmaca olarak gördüğüm Trabzon’un müzik kültürü politikasındaki olumsuzlardı. Bunu bir örnekle söyleyecek olursam; “4000 yıllık öyle muhteşem tarihi bir ev düşününüz ki, dört bir tarafında penceleri olsun. Bu pencerelerden bakıldığında farklı manzara- larda yeşilin her tonunda bir doğa ve deniz, ormanlık ağaçlar, rengarenk açmış çiçekler görünsün. Sizler bu muhteşem tarihi ev’e girip, öndeki pencelerden baktığınızda yalnız öndeki bir manzarıyı değil, arka ve yan pencelerden bakmak istediğinizde daha farklı güzelikte olan diğer manzaraları da görmüş olursunuz.” Trabzon’u muhteşem manzaralı bu tarihi ev’e benzetecek olursak, medyada görüp, izlediğimiz müzik kültüründeki duygularının da aynı olduğunu söylemek mümkün değildir. Bunun dayatmaca bir müzik kültürü politikası olduğunu söylemek daha doğru olur. Çünkü; bu kent’in müzik sanatına tek bir taraftan bakmak, sürekli o yönünü yükseltmek ve önemsetmek, onun diğer dallarına ve severlerine büyük bir vefasızlık olur diye düşünmemiz gerekir. Trabzon 4000 yıllık kuruluş itibarıyla müslim ve gayri müslim insanlarının birarada en zor dönemlerde bir arada yaşanmışlığın en güzel örneğini sergilemişlerdir. Bunun için müzik kültürü sanatında bütün bu değerlerle emeği geçmiş, musîkişinaslarını ve severlerini “ahde vefa” duygusunda değer bilmek ve önemsemek erdem olmanın bir gereğidir. Trabzon Belediyesine ait internet sitesini açtığınızda, başköşede bir kaç önemli yazıyla karşılaşırsınız; “Fatih'in Fethettiği, Yavuz’un Yönettiği, Kanuni’nin doğduğu, Atatürk’ün üç kere ziyaret ettiği tarih ve kültür kenti.”diye. Trabzon Belediyesi, kentin kültürel tanıtımına bu sözlerle katkıda bulunmuş olması, çok onurlu bir duygu; ancak bunlara ilaveten “sanatı ve sanatçıyı da” kendi içinden önemsetebilmeye katkı sağlayacak bir söz bulabilse. Tabi ki bu sorumluluk yalnız Trabzon Belediyesi’nin değil, kentin Kültür ve Sanat alanında ilgili bütün sivil toplum kuruluşlarının ve kurumlarının da daha duyarlı olmaları gerekir. Gelecek nesillere “söz de değil, öz de” olan bütün değerleri önemsetmek ve sahip çıkmak görevimiz olmalıdır. Bu kent’in Sabahatin Ali’leri, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’ları, Yaşar Miraç Çolak’ları, Sunay Akın’ları, Volkan Konak’ları, Fuat Saka’ları, A.Selim Teymur’ları, Temel Şükrü Doğru’ları, Hasan Tunç’ları, Bahattin Çamurali’leri, Fahrettin Dilaver’leri, Cemile Cevher’leri ve daha niceleri öyle kolay yetişmi- yor. Bu kitabımı oluştururken, verdiğim çabada daha bir tecrübe, daha bir cesaret ve herşeyden önce daha “önemli değerler” edinirken, beklemediğim olumsuzlukları yaşamak beni daha çok derinden üzmüştür. Bunları itiraf ederek yeniden bir kitaba başlayacak olursam, bu duygular “düşündürücü ama gerçek” olur. Bu arada, Karadeniz Bölgesinin tarihi, kültür, folklor, müzik ve sanatına olağan üstü katkı sunan internet sitemiz Serander.net’in artık bir “Marka Tescil Belgesi” olduğu sevincini ve mutluğunu sizlerle paylaşırken, bizleri burada siz okurlarla buluşturan, sitemizin genel yayın yönetmeni sevgili kardeşim ve değerli hemşehrim Meftun Şengün’ü tebrik eder başarılarının daim olmasını dilerim. İyi ki varsın sevgili Meftun… Işık ATAKAN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Geri dönüş(0)
Yorum (1)
![]() Yorum
|
Bu güzel ve anlamlı yazınız için ellerinize sağlık...
Ayrıca, Serander.Net ve şahsımla ilgili güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Başarı sadece benim değil hepimizin, buraya emek veren herkesindir.
Görüşmek üzere...
Selam ve sevgilerimle.
M. Şengün