| Çocukluğumda Merak Ettiğim Hıdırellez Bayramı |
| Işık ATAKAN |
| Yazar Işık ATAKAN |
| Pazartesi, 05 Mayıs 2008 22:07 |
|
Bugün anılarımda çocukluk yıllarımdan kalan ve hiç unutmadığım bir gündür. Hıdırellez Bayramı. Ortaokul yıllarıma doğru her 6 Mayıs günü geldiğinde büyük bir sevinç ve neşe dolardık. Çünkü bu günün sabahında erken saatte uyanıp, erken kalkardık kardeşimle birlikte. Annem bizden daha önce kalkmış, evimizi baştan aşağı silmiş, süpürmüş ve temizlemiş olurdu. Nedenini sorduğumuzda ise; Bugün Hıdırellez hep birlikte pikniğe gideceğiz derdi.İşler erkenden bitmiş, yol’a çıkmaya hazırlanırdık. Konu komşu’ya ve en yakın aile dostlarına da birlikte olalım diye haber iletirdik. Gideceğimiz yeri önceden belirleyip yanımıza yiyecekler, içecekler, sergiler alırken eğlence ve oyun için gerekli araç-gereç almayı da ihmal etmezdik. Bu arada babamın birkaç akşam öncesinden un kirişiyle (hamur) özel olarak yaptığı uçurtmamızda hazır olurdu (yöresel dilimizde tabak uçurtmağı). Böyle bir günde uçurtmayı, rengi, süsü ve havadaki ahengi ile uçurmakta büyük bir zevkti. Söz konusu bu yıllarda, ikamet ettiğimiz evimizden ve yöremizden de kısaca söz etmek isterim. Evimiz kent merkezinde olup, günümüzdeki haliyle öyle taş binaların arasında kalmış değildi. Yeşillikler içinde müstakil bahçeli bir ev olup, aynı komşu evlerle, sokaklar, hatta mahalleler oluşmuştu. Kent’in içinde böyle doğal güzellikteki evler ve bahçeler dururken, yinede farklı yeşil alanlar arar olurduk. İstediğimiz her yere yaya olarak kolayca ulaşamadığımız gibi, her an otomobil bulup gitmekte hiç kolay değildi. Örneğin Trabzon’daki Atatürk Alanı (meydan) taksim yokuşundaki evimizden Boztepe’ye, Hos’a (yalıncak köyü) ya da Tayyare Meydanına (Hava alanı-Pelitli köyü)’ne zor ulaşır, dönerdik. Küçük kız kardeşimle birlikte bu bayramımızın her şeyiyle güzel geçmesine rağmen, adının neden Hıdırellez olduğunu hep merak eder dururduk. Yine böyle bir Bayram sabahında ailece pikniğine gitmiştik. Kardeşimle coşup oynarken, annemizin yanına sürekli gelip, sorular sormaya başlamıştık. “Anne, Hıdırellez ne demek? Söyle bize” diye Annem ısrarımızı kırmayıp, Hıdırellez’i bir masal gibi anlatmaya başlamıştı. Annemin anlattıklarına kulak verip, bir şeyler anlamaya çalışırken; Tam o sırada bir adamın, beyaz bir at’ın üstünde hızla gelip yanımızdan geçtiğini gördük... Annem o sırada “İşte çocuklar, Hıdırellez amca, bakın at’ın üstünde geldi, gidiyor hadi çabuk el sallayın” dedi. Kardeşimle bu anı inandırıcı bulup, at’ın üstünde giden adama gözümüzden kayboluncaya kadar el sallamıştık. Ruz-ı Hızır(Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olarak kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini,8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış günleri mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanarak bayram yapılacak bir gün olmuştur. Sonuç olarak; Bu günün sabahında Annemin erkenden kalkıp, temizlik yaparak ardından pikniğe gitmemiz gibi, Anadolu da hala bu gelenek ve göreneğin bayram niteliğinde kutlanır olmasıdır. Ancak bu kutlamayı belli bir kültüre ve inanca mal etmek doğru değildir. Hıdırellez; Bahar mevsiminin gelişiyle havaların ısınmaya başlası, yeşilliğin oluşması, doğanın canlanması itibariyle temizliğin, sağlığın, bereketin ve temennilerin yerine getirilmesi dileği, insanlar tarafından her yıl kutlanır bir bayram haline dönüşmesidir. Işık ATAKAN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 898 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|