| Kolbastı'dan Ter Bastı |
| Işık ATAKAN |
| Yazar Işık ATAKAN |
| Çarşamba, 11 Şubat 2009 22:21 |
|
Otantik adı “Trabzon Kolbastısı” olan ve günümüzde “Hoptek” ya da “Faroz” oyunu” olarak bilinen, kimilerine göre de “Serseri oyunu” diye yakıştırma yapılan bu oyun tarzını ve tarihini daha önce 31 Temmuz 2007 tarihinde Serander.Net’teki köşemde yer verdiğim bir yazıda sizlerle paylaşmıştım. (Bkz. Trabzon Kolbastı Oyunu) Söz konusu bu yazıya bugüne kadar 1,5 yıllık zaman sürecinde okuyucu olarak 36.000 kişinin ulaşmış olduğu görülmektedir. Yaptığım diğer bir araştırma neticesinde ise en çok dikkati çeken konuların başında “Kolbastı” oyunu ile ilgili duygu ve düşünce konuları gelmektedir. Bunda en büyük etken’in Medya’da sık sık görsel olarak yer alması ve de genç kuşağın ilgili olmasıdır diye düşünülmektedir.Ancak sonuç itibariyle “Kolbastı” son günlerde bir tartışma konusu olarak gündem oluşturmaya başlamıştır. Tıpkı 12 Eylül 1980 öncesi yurdumuzda yaşanan siyasetteki arena gibi sağ-sol taraf olup, kimindir diye çevremiz de sorulup durulmaktadır… Kimine göre “Kolbastı oyunu Trabzonluların, kimine göre de Giresunlularınmış!” … Allah aşkına, kimin olursa olsun. Ben bir Karadeniz’li olarak hiç almayayım. Zaten Kolbastı’dan beni ter bastı. Yıllarca uğraş verdiğim Türk Müziği alanındaki çalışmalarım içinde geleneğini, göreneğini önemseyen ve araştıran bir kişi olarak bu oyun hakkındaki bilgimi sunmaktan iyice rahatsızlık duymaya başladım. Bu satırlarımla da son bulacağını umuyorum. Çeşitli müzik formlarıyla icra edilen “Kolbastı” oyunu karşısında yarım asrı geçkin ömrümde eğlenceye yönelik şehrimin geçmişinden bugününe kadar böylesine olumsuz görüntüleri görmedim ve yaşamadım. Müzik sanatının ifadesinde duygu ve düşünceye yönelik çağdaşlığa ve her türlü katkıda yenilikçi olmaya açık paylaşımcı bir ufka sahibim. Ancak kulakta aslına uygun, görsel estetikte farklı olmayı önemserim. Lütfen, Trabzon ve Giresun ili tarih araştırmacıları, kültür-sanat sorumlusu olan yerel yöneticileri, işinin bilincinde toplumsal sorumluluk duygusu taşıyan sanatçıları ve müzisyenleri ortaya çıkıp bu hususta bana bir şeyler söylesinler, bilgilendirsinler. “Kolbastı” oyunu kültürel bir olgu mudur, değil midir? Yoksa en büyük kaygım, bu oyunun gelecekte “Horon” gibi kültürel bir halk oyununa dönüşmesidir. Bu gün “Kolbastı” oyunu diye her ortamda balık ağını ortaya atanlar, kesiyorum, biçiyorum diye sağa solo öpücük gönderenler, yerlere oturup poposunu zıplatıp vuranlar, beli çıkık, ayağı topal engelli yürüyüşü taklidi yapanlar, bu oyunu bıraktıkları yerde gelecek yarının emanetçileri de oyunlarına bu kez meşhur bakır kazanımızla ortaya gelip gulu gulu dansı yapmaya çalışacaklar endişesini taşıyorum. (Balık ağımız kadar, bizi simgeleyecek bakırımız da meşhur olduğundan) Bu gün Kolbastı oyunu içindeki her türlü oyun figürüne göze hoş geliyor diye alkış tutanlar, toplumumuzda 8 milyon engelli insanımızın var olduğunu da iyi biliyorlar mı? Bu figürlerin engellilerimizi rencide ettiği gibi bir Karadenizlinin de geleneğine ve göreneğine bu tarz bir oyunu sığdıramayacağını düşünüyorum. Bırakınız atalarınızdan size kalmayan “Kolbastı’yı” önemsemeyi, yozlaşmaya sürüklenen Milli havanız Türkülerinize, Horonunuza sahip çıkınız. Giresunlular “Karşılama (iki yana bir ileri, bir geri),” Trabzonlular da 1960-70 yıllarda olduğu gibi yol, yöntem ve tavır belirleyen çifte telli oyunlarını oynasınlar. Işık ATAKAN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1801 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|