| Dr. Mustafa DUMAN: En İyi Yorgancılar Maçka'dan Çıkar |
| Kültür ve Sanat |
| Yazar Dr. Mustafa DUMAN |
| Cumartesi, 13 Şubat 2010 23:19 |
|
Dr. Mustafa DUMAN'ın kaleme aldığı kitaplardan "Geleneksel Türk Yorgancılık Sanatı" isimli eserden derlemiş olduğu ve Maçka'da Yorgancılık sanatı ve Maçkalı Yorgancıları anlatan makalesini sizlerle paylaşıyoruz.
EN İYİ YORGANCILAR MAÇKA'DAN ÇIKAR Heyamola Yayınları tarafından, 2007 yılında, İstanbul'da yayınlanan Geleneksel Türk Yorgancılık Sanatı adlı kitabımda da anlattığım gibi, Türkiye'de yorgancılığı bir sanat haline getiren vebunun en güzel örneklerini verenler Maçkalı yorgancı ustalarıdır. Trabzon - Maçka'dan çok sayıda bakırcı, kalaycı, hallaç ve yorgancı çıkması ve bunların mesleklerini büyük kentlerde sürdürmeleri üzerinde durulması gereken bir olgudur. Prof. Dr. Ronald Jennings, Osmanlı Arşivleri'ndeki, 1560-1640 yılları Trabzon Mahkeme Sicilleri'ni inceleyerek yazdığı bir makalede bu konuya değinmiştir. O tarihlerde, yani on altıncı yüzyılın ikinci yarısı ve on yedinci yüzyılın ilk yarısında Trabzon - Maçka'nın toplum ve ekonomisi nasıldı? Jennings, yazısının "Köylülerin Meslekleri" başlıklı bölümünde bu konuda şöyle diyor: "Zanaatkarlar, esnaf ve çeşitli meslekten kişiler ya Maçka nahiyesinde çalışır ya da evlerinden uzak yerlerde mesleklerini sürdürürlerdi. Hayret uyandıran bir nokta, tamamen kırsal bir bölgede yaşamalarına rağmen Maçkalı bazı sanatkârların el hünerinde kendi meslektaşlarını geri bıraktıktan başka buna, Trabzon gibi büyük bir şehirdeki ustalarla yarışacak derecede geliştirmekle de kalmayıp bu işi, koca Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul'da muhteşem bir şekilde sürdürecek kadar başarılı olmalarıdır." Jennings, yazısında devamla, Maçka'nın çeşitli köylerinden yetişen bazı kazancı (bakırcı) ustalarından söz eder. Yazar, mahkeme sicillerine göre, Maçka'nın Nevhiste ve Divera (Livera) köylerinden bazı kazancı ustalarının İstanbul'da çalıştıklarını söyler. Bu gelenek son yıllara kadar sürmüş, gençler, Maçka'dan İstanbul'a, orada bakırcı ya da yorgancı olarak çalışan akraba ve tanıdıklarının yanında çalışmaya gitmiş ve sanatı öğrenip usta olmuşlardır. Günümüzde, İstanbul'da, Bayezit'teki Bakırcılar Çarşısı'da bulunan dükkânlarda dövme bakırcı olarak daha çok Maçka'dan gelmiş olan ustalar çalışmaktadırlar. Bazıları ise günümüzde, "çekme bakır" da denilen fabrikasyon bakır üretimi ile uğraşmaktadırlar. Aynı şekilde, İstanbul'un çeşitli semtlerine dağılmış olan kalaycıların ve yorgancıların çoğu Maçka menşelidir. Maçkalı ustaların elinde yorgancılık bir zanaat olmaktan çıkıp bir sanat haline gelmiştir. Maçkalı yorgancılar, dünya'nın başka bir yöresinde rastlanılamayacak kadar güzel yorganlar dikmişler ve halen dikmektedirler. On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda olduğu gibi, on dokuzuncu yüzyılda, hatta yirminci yüzyılın başından günümüze değin yorgancılık sanatı, özellikle İstanbul'da, bir memleket mesleği halindedir. Yani belirli bir yerden gelenlerin, yorgancılık bağlamında, Maçkalıların mesleğidir. Başka bir deyişle, İstanbul'un yorgancılarının çoğu ve bu arada en iyileri Maçka'dan gelen yorgancılardır. Bunun nedenlerini araştırdığımızda, kendilerinden önce yorgancılık mesleğini öğrenerek büyük kentlere yerleşen ve yorgancı dükkânı açanların, çırak olarak memleketteki akraba veya komşularını alıp yetiştirmeleri ilk etken olarak karşımıza çıkmaktadır. 1990 yılında, İstanbul'da, 80 yaşında ölen yorgancı ustası Ahmet Akyüz'den naklen, oğlu yorgancı ustası ve İstanbul Yorgancı ve Hallaç Esnafı Sanatkârları Odası başkanı Celalettin Akyüz'ün bize verdiği bilgilere göre, Ahmet Akyüz, 1922 yılında, Maçka'dan İstanbul'a, hemşehrisi yorgancı Ali Usta'nın yanına yorgancılık öğrenmek için çırak olarak geldi. O yıllarda, İstanbul işgal altında olduğu için Ahmet Akyüz, İstanbul'a pasaportla gelmişti. Bunu hiç unutmuyordu.-Günümüzde Atatürk'ü eleştirmeye kalkanlar da bunu unutmasınlar. O yıllarda İstanbul itilaf devletlerinin işgali altındaydı ve diğer vilâyetlerden, örneğin Trabzon'dan gelenler oraya ancak pasaportla girebilirlerdi. Büyük Taarruz'dan sonra Atatürk, itilaf devletlerine, eğer kısa sürede İstanbul'u boşaltmazlarsa orduyla İstanbul ve Trakya üzerine yürüyeceğini bildirmesiyle işgalciler telaşa kapıldılar ve Atatürk'ün İstanbul'a gönderdiği Refet Paşa'ya, 6 Ekim 1922 tarihinde şehri teslim ettiler; Türk Bayrağı'nı selâmlayarak "geldikleri gibi gittiler." Celalettin Akyüz'ün dedesi Ali Usta da Maçka'lı idi ve o tarihte 70 yaşlarındaydı. Elli yıldır İstanbul'da yorgancılık yapıyordu. Bu anlatımlarla, İstanbul'daki Maçka'lı yorgancıların tarihini 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar sözlü tanıklardan izleyebiliyoruz. Ahmet Akyüz, İstanbul'da yorgancılık sanatını biraz daha ileriye götürmüştür, ilk vitrinli yorgancı dükkânını Üsküdar, imrahor'da açtı. O tarihlerde elektrik olmadığı için vitrini mumlarla aydınlatıyordu. Yıl yaklaşık 1928. Ahmet Usta, 1933'te, Cumhuriyet'in onuncu yılı münasebetiyle düzenlenen şenliklerdeki resmî geçide, üzerine Atatürk'ün portresi işlenmiş bir yorganla katılmıştır. Daha sonra, İstanbul'da, Maçkalı yorgancılar geleneği sürdü. Mesleğin duayeni sayılan Celalettin Akyüz bu konuda ilk akla gelendir. Yorgancılık mesleğinde adlarını duyuran yorgancılardan bazıları: Uğur Akyüz, Osman Bal, Ahmet Tunç, İbrahim Tunç, Beşir Bostan, Veysel Şahinoğiu, Alı Savaş, Ahmet Dursun, Hasan Dursun, Abdurrahman Turan, Nihat Genç, Fahrettin Genç, Abdi Genç, Faik Çolak, Harun Aslan, Emin Bal, Nazmi İnce, Sami Mataracı ve Saffet Uzun'dur. Adapazarı'nda çalışan Kusera (Ormanüstü) Köyü'nden Hasan Kar da yorgancı ve yorgan desinatörü olarak başarılı olmuş ustalardandır. Yorgan desenlerini gösteren kataloglar bastırmış ve bu yolla yorgancıların eğitilip yetişmesine yardımcı olmuştur. Günümüzde, ucuz hazır yorganların daha çok kullanılması usta işi güzel yorganların kullanımını azaltmıştır. Güzel işlenmiş ipek ve saten yorganlar artık genç kızların çeyizlerinde yer almıyor. Beşik ve sünnet yorganları da tarihe karışıyor. Yorgancı dükkânları büyük kentlerimizde ana caddelerden ara sokaklara doğru çekilmiştir. Son yıllarda onlar da kapanmaya veya başka işler yapmaya başlamışlardır. Öyle anlaşılıyor ki yakın gelecekte geleneksel yorgancılık, diğer bazı el sanatları gibi tamamen ortadan kalkacaktır. Dr. Mustafa DUMAN Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız *** Dr. Mustafa Duman’ın bu makalesi daha önce “Karayemiş” (Sayı 2, Ocak 2010) dergisinde yayımlanmıştır. Geri dönüş(0)
Yorum (3)
![]()
selam
Yazar hasan kar, Mayıs 03, 2010
Adapazarı'nda çalışan Kusera (Ormanüstü) köyün'den mustafa kar yanliş'dir aşağida yazılan asLıdir da yorgancı ve yorgan desinatörü olarak başarılı olmuş ustalardandır. Yorgan desenlerini gösteren kataloglar bastırmış ve bu yolla yorgancıların eğitilip yetişmesine yardımcı olmuştur.
Yorum
|
Yanlışlıkla Mustafa olarak yazılan adınız "Hasan" olarak düzeltildi. Uyarınız için teşekkür ederim.