Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Paz12212014

Son GüncellemePer, 13 Kas 2014 1pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Karadeniz Kültürü Gezi & İnceleme Ülkü ÖNAL'ın Kaleminden BATUM İzlenimleri

Ülkü ÖNAL'ın Kaleminden BATUM İzlenimleri

Batum

Folklor araştırmacılarımızdan Ülkü ÖNAL'ın Gürcistan'ın Batum kentine yaptığı bir seyahat sonrası kaleme almış olduğu ve Batum'dan izlenimlerine yer vermiş olduğu bir gezi-inceleme yazısını aktarıyoruz.

Ülkü ÖNAL'ın Kaleminden BATUM İzlenimleri

Batumla ilgili anıları dedelerimizden sürekli dinlerdim. Anlaşmayla elimizden çıkmasını bir türlü hazmedemez üzülürlerdi. O tarihlerde halk oylaması olmuş. Ruslar Batumluları kandırarak kendi taraflarına oy verdirmişler derlerdi.

Hopa’dan derlediğim bir manide şöyle diyor.

Al aşağidan vur yere
Kurusun kanlı dere
Biz Batum’i alamasak
Girelum canlı yere

Hatta gözlerinde o kadar büyütürdüler ki İstanbul ayarında bir şehir, sadece vapur oraya yanaşırdı derlerdi. Doğal limanı olması sebebiyle alış veriş kayıkla oradan yapılırmış. 1930 yıllara kadar Batum’a gitmek serbestmiş. Kapılar kapanınca Zeytinlik köylüler ve ticaret yapan diğer köylüler çok fakir kalmışlar. Sebzelerini satacak yer bulamamışlar.

1921 de Artvin muhacirleri geri dönünce Ruslar köylerini yaktıkları karınlarını doyurmakta zorlanmışlar. Mısır ununu oradan alıp gelirlermiş. Artvinliler muhacirliğe 1914’de Anadolu ya kaçıp 1921 de geri dönmüşler. Dönüşlerinde vapurla Batum’a çıkmış bir müddet orada kaldıktan sonra köylerine dönmüşler. Acara muhacirleri de Artvin’de iskân edilmişler.

Rahmetli Adem dedemler de Batum’da camide yatmışlar. Pazarda dolaşırken soyulduklarını hep anlatırdı. Rus esareti zamanında Artvin’in bağlı olduğu ilmiş. Mahkemeye oraya gidenler varmış. Üç yüz on dört yıl Osmanlı toprağı olarak kalmış.

Tarihi bağlar nedeniyle yurt dışında ilk görmek istediğim şehir Batum’du. Bir türlü gitmek kısmet olmadı. Eylül ayının sonlarında Turan hocam eşi Fatmayla birlikte beni de Batum’a götürdü. Çok heycanlıydım. Sarp sınır kapısından fazla beklemeden kadınların itişmeleriye geçtik.15 tl. ödedik. Sıradakilerin çoğu kadındı Görevli memur “ Gürcistan’a ilk defa geliyorsunuz. Hoş geldiniz.” demesi beni mutlu etti.

Şelalenin yanında durarak resim çektirdik. Denizin kenarına Türk sınırının karşısına kocaman bir haç dikmişler. Çoruh nehrinin denize döküldüğü yeri hep merak ederdim. Bizden götürdüğü topraklarla orada ova oluşmuş. Coşkun Çoruh, Batum’da çok sakin bir şekilde denize kavuşuyordu. Artvin’de bir avuç düz toprak görmeyen bizleri Batum’daki koskoca düzlükleri görmek şaşırttı. Upuzun bir sahili ile yeşille mavi kucaklaşıyor. Bizdeki gibi sahilleri katletmemişler. Dedelerimizin burayı niye kıyamadıklarını şimdi daha iyi anladım. Karadeniz de Çarşamba ve Perşembe haricinde böyle düz bir arazi yokmuş.

Etrafı surlarla çevrili müzeye girdik. İçinde eski uygarlıklara ait eşyaları ve harabeleri gezdik. Keşke Artvin’e gelenlerin gezebileceği bir müzemiz olsaydı dedim. Tarihi bir eşyanın kaybolmamsı için başta Kültür ve Turizm Müdürlüğü olmak üzere kurumlara yazı yazdım ama resmi korumaya aldıramadım.

Göletli parkları çok güzeldi. Camiin yanında ki Türk lokantalarında karnımızı doyurduk. Orada çalışan bir çocuk ta beni Fındıklı’dan tanıdı. Mahalle aralarındaki yollar topraktı. Batum camiine gittik. Hıristiyan bir ülkede cami bizlere daha farklı göründü. Dedelerimin kaldığı camide öğle namazını cemaatle birlikte eda etmekten büyük bir haz aldım. Camii 1800 lü yıllarda yapılmış. Oradaki dedelerin anlattıklarına göre Ruslar Kazarma (Karakol) olarak kullanmışlar daha sonra onarılarak ibadete açılmış. Batum da ki diğer iki cami yok olmuş.İç süslemeleri Anadolu da ki camilerden farklıydı. Renkler de çok canlıydı. Camiin halıları eskimişti.

Türkiye de Batum muhaciri çok kişi var. 93 harbinde padişah Acaralıları Gülcemal vapuruyla aldırmış ve ücretsiz köyler vermiş. Osmanlı devlet arşivinden bu konuda birkaç belgede almıştım. Göçler nedeniyle Acara da köyler boşanmış. Benim bildiğim eski bakanlarda Hasan Fehmi Güneş, Saadettin Tantan, eski milletvekili Nazif Okumuş, TRT Genel Müd. ve Kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay’da Batum’lu. Ermenilerin kiliselerine onarımına verdiği paranın bir miktarıyla camiin halısını değişse ve diğer camileri onarsa diyorum.

Batum da Türkçe konuşan çok insan var. A. Refik Altınay’ın Kafkas yollarında kitabını okumuştum. 1918 ‘de Batum’dan geçmiş. Halkın büyük çoğunluğu Türkçe konuşuyordu diye yazmıştı. Cami imamı Şamil Hoca da babasından öğrendiği Türkçeyle bizimle konuştu. Yaşlı cemaatinde Türkçesi Artvin şivesi gibiydi. Mayıs ayında yayınlanan Artvin Muhacirlik hatıraları kitabımı Mehmet Doğan köşesin de tanıttı.93 muhaciri Artvinlilerin Anadolu da kurduğu ve bugüne kadar yazılmamış 50 köy tespit ettim. Benim atladığım köylerde çıktı.

Batum muhacirleri beni arayarak kitapta kendilerinden bahsedildi mi diye sordular. Hepsi kökenleri hakkında bilgi arıyordu ama yok. Acara bölgesinden kaç kişinin geldiği kaç köy kurulduğuna dair bir bilgi yok. Acaralı hemşehrilerime çok üzüldüm. Çok gecikilmiş. Artık nasıl nereden gelindiği bulunmaya bilir. Osmanlı Devlet arşivinin kayıtları sağlam. Burada çalışma yapılarak muhacir köyler tespit edilebilinir. Yazılan hayali bilgilere Acaralıların ihtiyacı olmayacaktır. Göç ettikleri tarihte Artvin Batum’a bağlı olduğu için Artvin muhacirleride Batum diye anıldığı için karışıklık oluyor.

Ermeniler Türkiye den toprak talep edecekmişler. Acaralılar da isteyebilirler. Tv.de ve kitaplarda bu muhacirlik işlenip unutturulmamalı.TRT genel müdürü Batum muhacirleriyle ilgili çalışma yapıldığında sizi arayacağız dedi ama bugüne kadar arayan çıkmadı. Muhacir denildiğinde akla Balkan muhacirleri geliyor. Binlerce Kafkas muhaciriyle ilgili çalışmalarda yapılmalı.

Denize sıfır tesislerde çay içtik. Her yerde içki vardı. Bizdeki gibi demlik çayı yok. Sallama çay içiyoruz ve çay yetişen bölgede İngiliz çayları içtik. Derme çatma pazarını gezdik. Kadınların kıyafetleri eski bir çoğunun dişi yoktu. Bizden fazla ucuz değildi. Kokulu üzümleri lezizdi. Ahıskalılardan derleme yaparken ismini öğrendiğim Haçapuri bizdeki dört kulaklı peynirli kete. Çıldır ve Posof da da yapılırmış. Gürcülerin mili yemeği olmuş çok beğendim. Batum’a has hiçbir şey bulamadığım için alıp hediyelik getiremedim.

Döküntü döküntü dükkanlarda kumar makinaları vardı. Gözlerim Osmanlı eserlerini aradı ama göremedim. Yok etmişler. Botanik parkına çıkarken bir çeşme gördüm. Çarlık Rusya’dan kalma Artvin de de olan evlerden tek tük vardı onlar ilginçti. Diğer binalar kibrit kutusu gibi üst üste konulmuş estetiksiz çirkin binalardı. Yeni yeni yapılanlar var. Batum’un yerel mimarisini yansıtan bir bina görmeyi çok istedim ama yoktu. Gözüm de canlandırdığım bir şehir değildi. Binalar dökülüyor. Sheraton oteli açılmış. Demek ki çok paralı turistler geliyor. Şota Rostavelli üniversitesi ve bahçesi güzeldi. Önündeki palmiye ağaçlı upuzun parkında yürüdük. Dönme dolaba binerek Batum’u seyrettik.

1880’ler de kurulan Sovyetler birliğinin en büyük botanik bahçesine gittik.111 hektarlık alanda 2037 çeşit ağaç mevcut bunların 104 türü Kafkasya’ya özgü. Yokuşu yeşillikler arasından çıkarken bin bir türlü ağaçları seyretmekten keyif aldım. Zirveden Karadeniz bir başka güzel görünüyor. Artvin de de böyle bir bahçe açılsa diye içimden geçirdim.

Batum’da benzin ucuz olduğu için Artvin ve Rize den arabalarının depolarını doldurmaya İçki ve sigara almaya gelenler çokmuş. Sigara ve içkide kalitesizmiş.

Tarih kitaplarında çok rastladığım Gönye kalesine gidemedik.1943 de buradan sürülen Hemşinlilerle tanıştık. “Türkiye bizim öz vatanımız orada yaşamak istiyoruz.”diyorlar. Sarp köylü başı kapalı bir kadınla da tanıştım. Elhamdülillah Müslümanım dedikten sonra konuşmaya başladık. Kendisi “Lazım ama şimdi herkes Gürcü oluyor. Dedem,babam namaz kılardı şimdi kimse kılmıyor. Köyde cami yok. Hıristiyan oluyoruz.” dedi. Akşama geri döndük. Kemalpaşa da İstanbul Bazara uğradık. Burada bir çok dükkan açılmış ama Gürcistan da vergi çok olunca alışveriş durmuş.

Batumlular Türklere iyi davranıyorlar. Karadeniz kadınları komşu ülkeden gelen kadınları sevmiyorlar. Hatta Sarp sınır kapısını açanlara beddualar ediyorlar. Çünkü çay, fındık, koyun ve barajlardan alınan paralar onlara gitmiş. Buda yetmemiş kocaları kredi çekip borçlanmış kadınlar ve çocuklar evde açlık sınırında yaşamakta. Son zamanlarda yaşlı erkekleri kandırarak genç kızlarla evlendirme tuzakları kuranlar oluyor.

Vadi yayınlarından çıkan Merih Baran Erbuğ’un, Kaybolan yıllar kitabında subay olan babasının anılarında Acara bölgesinde ki kadınların Osmanlı askerlerine silah taşıyarak yardım ettiklerini ve kahramanlıklarını anlatmakta. Halifenin ordusuna destek veren bu kadınların bazılarının bugün ekonomik nedenlerle içine düştükleri durum üzücü. Bölgenin dernekleri destekleyerek Türkiye de ki Müslüman Acaralılar , Batum’dan yer alıp bir müddet orada yaşayarak onlara örnek olarak eski kimliklerine döndürebilirler ve oraya yerleşip Müslüman nüfusunu artırabilirler. Param olsa orada bir yazlık almayı düşünebilirim. Alan Artvinlilerde varmış. Terekeme Türklerinin yaşadığı Borçali bölgesine ve Artvin’e 250 yıl başkentlik yapmış Ahıska ilini görmek ümidiyle Gürcistan’a bir daha gitmek nasip olur inşallah.

Batum hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Batum, Gürcistan’ın Karadeniz kıyısında, Acara Özerk Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi olan liman kenti. Transkafkasya Demiryolu’nun ve Bakü petrol boru hattının son bulduğu önemli liman ve ticaret merkezidir. Türkiye sınırına 20 km.uzaklıktadır. Türkiye’yi karayoluyla Azerbeycan’a ve Orta Asya cumhuriyetlerine Sarp sınır kapısı Batum’a açılır.

TARİH : Batum eski Yunan kolonisi olarak Batis adıyla kurulduğu sanılır. Kent, ortaçağa değin Gürcü krallıklarının ve prensliklerinin yönetimlerinde kaldı. İlkcağ’da Pers İmparatorluğu’nun egemenlik sınırı içinde “ Bathys” diye anılan kent, önce Pontos Krallığı’nın daha sonra ise Romalıların eline geçti. Ortaçağ’da Gürcistan’a bağlandı. 11. yy’da Moğol egemenliğine girdi.

1564 de Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı tarafından fethedildi. Lazistan Sancağı’nın merkezi oldu.1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan Rusya’nın işgaline uğradı. AYESTEFANOS ve Berlin Antlaşması ile şehir Rusya’ya bırakıldı. 1. Dünya savaşı sırasında Osmanlı devletine geri verildi ve bağımsız bir sancak merkezi oldu. Mondoros Mütakeresi uyarınca önce İngilizlere, sonra Gürcistan’a bırakıldı.

1918 yılında kurulan Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kaldı. Misak-ı Milli sınırları içerisinde sayıldığı için, Akif Sümer, A.Fevzi Eredm, Ali Rıza Acara, Edip Dinç, Ahmet Nuri Efendi 1. dönem TBMM ye Batum milletvekilleri olarak katıldılar. Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Artvin ve Ardahan geri alınırken 7 Mart 1921 de Batum’da alındı.16 Mart 1921 de imzalanan Moskova Antlaşması gereğince Bolşevik Ordularının ele geçirdiği Gürcistan’a bırakıldı.

Kent 16 Temmuz 1921 de kurulan Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi oldu. Kars antlaşması sonucu Sovyet Gürcistanı’na bırakıldı. Acaranın özerkliği Türkiye devletinin garantörlüğü altındadır. Acaristan sınırları içindeki halkın etnik kimliğine, dini kimliğine dini kimliğine kesinlikle müdahale edilmeyecektir. Bu kurallara uyulmaması halinde ise T.C nin müdahale hakkı vardır. Gürcistan 1991 de bağımsız oldu.

İznik Batum ve havalisi kültür derneğinin yayımlamış olduğu Acaristan Özerk Cumhuriyeti kitapçığı ve diğer kaynaklarda Acaralılar kendilerini Gürcülerden ayrı görüyorlar.

Yunus Zeyrek’in Acaristan ve Acaralar kitabının 18. ve 19.sayfalarında şöyle demekte
“… Hz. Osman zamanında İslam Ordusu Kafkasya’yı zapt etti. Acara, Araplardan sonra Selçuklu Türklerinin idaresine geçti.1064 yılında Kars’ı zapt eden Selçuklu Türkleri, 1080 yılında kazandıkları Kol zaferinden sonra, Batum ve Acarayıda topraklarına kattılar. Kıpçakların, Kür ve Çoruh boylarına gelişlerine kadar (1124), buralar Selçukluların elinde kaldı. Kılarçetya, Aradnuç ve Olur’un genel ismi.”

Ülkü ÖNAL

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Yemekleri

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...