Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Çar08162017

Son GüncellemeCts, 25 Şub 2017 8pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Karadeniz Kültürü Halkbilim (Folklor) Kemençe Sanatçısı Hüseyin Dilaver Üzerine

Kemençe Sanatçısı Hüseyin Dilaver Üzerine

Hüseyin Dilaver

Kemençeci, fırıncı, halkevi çalışmalarına katılacak kadar toplumcu bir ozan, şair, aşık, halk adamı. Kıymeti daha sonra anlaşılanlardan olan Dilaver; seyahat destanları ile kaza kaza, vadi vadi bölgeyi ilk anlatan kemençe üstadıdır.

Hüseyin Dilâver, 1910 yılında Sürmene Aso' (bugünkü Aksu köyü) doğdu. Bu doğum tarihi resmi kayıtlardaki tarihidir. Gerçek doğum tarihinin daha eski  olması gerekir. Kızının anlattığına göre doğum tarihi 1900'lerin başı. 1888 doğumlu Rizeli Sadık ve 1901 doğumlu Piçoğlu Osman'la arkadaşlık yaptığına, bazı düğünlere beraber katıldıklarıma bakılırsa, ikinci olasılığın ağır bastığını görürüz. Hüseyin Dilaver'in doğum tarihi bir başka kaynakta 1906 olarak gösterilmektedir. Orada Dilâver'in bir konuşmasına da yer veriliyor. Şöyle diyor Dilâver:

"1915'de Samsun Leyli (yatılı) mektebinde okuyordum. Derslerimin başında musiki dersleri ön plânda idi. Namık Kemal adında bir musiki hocamız vardı. Bir gün dersteyken talebeye şu şarkıyı yazdırdı: 'Ey mukaddes vatan işte gör inan / Senin için bu millet nasıl döktü kan.' Ondan sonra musiki hocam benimle çok uğraştı Karadenizli olduğumdan, bilahare kemençeye heves ettim. Böylece, bu sahada bir şeyler olmaya çalıştım."

Hüseyin Dilâver'in doğum yılını 1906 kabul edersek, 1915'de dokuz yaşında olur. O tarihlerde ilkokula yeni başlayan bir öğrencinin musiki dersleri alması, Çanakkale Savaşı'nı anlatan bir şiiri, hocası gibi okuması pek olası görünmüyor. Bu nedenle, günümüze kadar Hüseyin Dilâver'in doğum tarihi olarak kaynaklarda gösterilen yılların değil, daha eski bir tarihin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Bu da 1900'lerin başıdır.

Hüseyin Dilâver kemençe çalmayı köylerindeki bir yaşlı Rum'dan öğrendiğini anlatmıştır. Dilâver, Trabzon'un yetiştirdiği kemençecilerin en tanınmışıdır. Kemençe eşliğinde söylediği türkülerin çoğu kendisi tarafından düzenlenen türkülerdi. Örneğin; "Seyahat Destanları", "Cumhuriyet Destanı" gibi. Bu anlamda Hüseyin Dilâver aynı zamanda bir halk şairidir. Kendi şiirlerini de kemençe eşliğinde seslendirmiştir. 1937-1941 arasında, Trabzon'da fırıncılık yapmış, bu arada Trabzon Halkevi çalışmalarına katılmıştır. Burada gerçekleştirdiği programlarda oğlu Fahrettin Dilâver'le atışmaları olmuştur. Onun Trabzon'daki kemençe programları hakkında Trabzon Halkevi dergisi İnan'ın o yıllardaki sayılarında bilgiler ve resimler vardır. Ayrıca 1944'de, Trabzon'daki Yeniyol Gazetesi'nde de şiirleri yayımlanmıştır.

Hüseyin Dilaver

(Kemençe Sanatçısı Hüseyin Dilaver)

Hüseyin Dilâver, daha sonra Karabük Demir Çelik İşletmeleri'nde memur olarak çalıştır. Buradan da Adapazarı'na taşındı. En son olarak da İstanbul'a yerleşti. Radyoda kemençe çaldı, türküler söyledi. İstanbul'da plâklar doldurdu. Hüseyin Dilâver, 1964'de öldü. Oğlu Fahrettin Dilâver de tanınmış bir kemençeci ve türkücüdür.

Hüseyin Dilâver'in özellikle denizcilerin yaşamlarını ve Karadeniz kıyılarının güzelliklerini anlatan "seyahat destanları" geleneğini başlatan sanatçıdır. Oğlu Fahrettin Dilâver, daha sonraki yıllarda bu alanda örnekler vermiştir.

Hüseyin Dilaver'in seyahat destanları, türünün en güzel örnekleridir. Destan ve türkülerinden bazılarının ilk dörtlükleri şöyledir:

"Esti Zigana Dağı
Eridi yürek yağı
Yol vermez ki geçeyim
Neyleyim öyle dağı"

Hopa'dan Arhavi'den
Gel gidelum Pazar'a
Pazar'da ben duramam
Beni Rize'den ara

Trabzon'dan yollandım
Ben Yoroz'u dolandım
Karaburun üstünde
Ben poyrazı kullandım

Gemiciler kalkalum
Şu yelkeni takalum
Şişiruda yelkeni
Kıç üstinde yatalum

Yaylânın çümeninde
Ben bir idim Bir idim
Ben boyle değil idim
Sevdaluktan eridim.

Hüseyin Dilâver, destan türkülerinde İstanbul'a çok yer vermiştir.

Trabzon'dan yollandum
Düştüm Karadeniz'e
Şişurduk yelkenleri
Rüzgârlar esti bize
 Viya viya uşaklar
İstanbul'da ahdum var

Bir tarafi Rumeli
Bir taraf Anadoli
Eser poyraz üstinden
Şu İstanbul'un güli

Dayanduk Üsküdar'a
Güzel imiş Marmara
Hayde Çavuşbaşi'na
Yelkeni sara sara

İstambol'i gösteren
Köprisidir köprisi
Oradan taksim olur
Güzellerin hepisi

Hayde varı çıkalım
Bu akşam Beyoğli'na
Kaldırdi kollarini
Kilitledi boynuma

Toplanduk Karaköy'de
Çıktuk Tepebaşi'na
Ayın on dördü gibi
Bir yar çıktı karşıma

Gel sevgilim beraber
Akşam vakti gezelim
Beyoğli tarafini
Doya doya görelim.

Kaynaklar:

1. Dr. Mustafa Duman, Kemençemin Telleri Karadeniz Kemençesi, Kemençeciler ve Türküleri, TAMEV Yayını, İstanbul, Haziran, 2004, s. 91-101.
2. Şenel Önadlı (Hazl), Türk Halk Musikisi Ansiklopedisi, İstanbul, 1977, s.372
3. Cemal Ünlü, Git Zaman Gel Zaman, Fonograf- Gramofon-Taş Plâk, Pan Yayınları, İstanbul, Mayıs 2004, s. 516-517.
4. Hüseyin Dilâver, "Kemençe Eşliğinde Türküler" (Ses kayıtları), Mustafa Duman Arşivi No: 125, 138 ve 140.

Dr. Mustafa DUMAN

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

*Bu yazı daha önce Trabzon Kültür, Sanat ve Yaşam Dergisi'nin (2011) 14. sayısında yayımlanmıştır.

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...