Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Paz12282014

Son GüncellemePer, 13 Kas 2014 1pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Karadeniz Kültürü Halkbilim (Folklor) Ayhan YÜKSEL: Dini Bayramlar ve Bayram Türküleri

Ayhan YÜKSEL: Dini Bayramlar ve Bayram Türküleri

Bayramlar...

Bayram, ferah, neşe ve sevinç günü demektir. Arapça karşılığı “ıyd” kelimesidir. İslâm’da yılda iki bayram vardır. Biri 1 Şevval’e rastlayan Ramazan, diğeri ise 10 Zilhicce’ye rastlayan Kurban Bayramı’dır.

Kurban Bayramına en büyük bayram “ıyd-i ekber” de denilir. Kurban Bayramı, İbrahim Peygamber’in oğlunu, Tanrı’ya kurban etmek üzere keseceği sırada gökten inen bir koçun Tanrı’nın emriyle oğlunun yerine geçmesinin bir anısı olarak İslâm dinine geçmiştir (Erman Artun, Türk Halk Bilimi, İstanbul 2005, 206).

Kurban Bayramı’nın birinci gününe “yevm-i nahr/kurban kesme günü”, diğer üç gününe de “eyyâm-ı teşrik/teşrik tekbirlerinin okunduğu günler” denilir. Bu bayramda evveli gün ise “yevm-i arefe/arefe günü”dür. Ülkemizde kurbanlık koçları yıkama, kınalama ve gelin telleri ile süsleme gelenekleri vardır. Tellerle hayvanı süsleme ise Orta Asya’dan gelme bir töredir.

Eskiden bayramların asıl gayesi ziyaret ve dargınların barışması idi. Küçükler büyüklerin ellerini öperler, hayır dualarını alırlardı. Anne ve baba ziyaretlerinden sonra diğer yakın akrabalar ve komşular dolaşılarak bayramlaşılırdı. Ziyarete gidenlere şeker ve duruma göre baklava, burma börek ikram edilir, çocuklara da harçlık verilirdi.

Yine bayramlarda ailelerin rızası olmadan evlenenler, kocaya kaçan kızlar kendileriyle dargın olan aileleri ile konuşabilmek için bayramın gelmesini beklerlerdi. Bayramlarda bu durumda olan kimseler araya bir “uslu”nun girmesi ile aileleriyle barıştırılırdı.

Bugün, bayram ve gelenek ve göreneklerinin, eğlencelerinin büyük ölçüde kaybolmasına rağmen eskiden bayramlarda semtin belirli bölgelerinde eğlence yerleri kurulmakta idi. Mesela, eski bayramlarda Tirebolu’da “dönme dolaplar” kurulurdu. Bu dönme dolaplar kaynak kişilerin ifadelerine göre Çatal’da, Soğuksu’da, Kale’de, Terzili’de, Yeniköy’de günümüzde Sağlık Ocağı ve Orman İşletmesi’nin bulunduğu eski mezarlıkta, Hamam Mahallesinde günümüzde Dumlupınar İlköğretim Okulu’nun bulunduğu “musalla yanı”nda, Çatal ile Gacan arasında Ciğercigilin evinin” yanında Cihan Oteli’nin önünde kurulurdu.

İki yanda güçlü kuvvetli birer kişinin elleriyle savurarak döndürmeye çalıştıkları “gacır gucur” ses çıkararak dönen dönme dolaplarda sallanmak bayramın özelliğiydi. Eskiden çarşaflı hanımlar, genç kızlar da dolapta sallanırdı. Nişanlı olanların “harcını”, kendisini bir köşeden seyreden nişanlısı çekerdi. Bayramın son günü biraz da çakır keyif delikanlılar yalnız olarak tekneye ayakta binerler, tekneyi ters döndürürlerdi. Böylelikle hem çevresindekilere, hem de nişanlılarına, sevdalık çektikleri kızlara caka satarlardı (Ayhan Yüksel, Gastro, sayı: 47 [Eylül-Ekim 2008], s. 78-79).

Bütün folklor varlığının içinde türkülerin ayrı bir yeri vardır. Türkü, folklorun halk içinde en çok söylenen, en çok dinlenen ürünüdür. Halk sevincini, tasasını, aşkını, yiğitliğini, hayatının her safhasını türkülerde çalar söyler.

Bu nedenle halkımızın hayatında büyük yer tutan dini bayramların türkülerimize yansıması tabidir.

Cafer Kaya’nın okuduğu Çorum’dan bir bozlağın I. Bendinde “gelen bayram, kaçan yâr ve de askerlik” bir arada işlenmiş!

Bayram geldi benim yârim kaçıyor
Arkadaşlar gelmiş helâlleşiyor
Bana ne diyonuz konu komşular
Gideceğim askerliğim geçiyor

Urfa ilimizden derlenen bir bayram türküsü de “gam, keder, elem” doludur:

Bayram gelmiş neyime
Kan damlar yüreğime
Yaralarım sızlıyor
Doktor benim neyime

Bir Dirmil türküsü, çirkin kızların dahi bayramda güzel olduğunu söylüyor! Ne dersiniz?

Koca dağa kurşun attım geçmedi
Aslanın kızına kendir verdimi içmedi
Al sandım, mor sandım
El kızını ben kendime yâr sandım
Hayrandı da deli gönül hayranda
Çirkin kızlar güzel olur bayramda

Mahpushanenin kasvetli havası bayramdan bayrama dağılırmış. Bartınlı Muzaffer Özden’den alınan türkünün I. bendi böyle diyor:

Mahpushane içinde yanıyor gazlar
Bayramdan bayrama çalınır sazlar
Kimine anası ağlar, kimine kızlar
Böyle de düştüm zindana yanar döner ağlarım

Ancak, bütün bu ve diğer bayram türkülerinin içinde çok sevilen başka bir bayram türküsü Ahmet Yamacı tarafından Afyonkarahisar’dan Hidayet Çalbudak’tan derlenen, kısaca “Karahisar Kalesi” olarak bilinen ezgidir.

Hakikaten, türkünün II. bendi, yiğitlik kokmaktadır ve ezgideki “Afyon’un dağları/damları” bizim yörede yerine göre bir zamanlar “Samsun’un dağları/damları”, Zigana dağları” olmakta idi. Ezginin sözlerini Bolvadinli Selamet Yıldırım’dan tespit ettiğim (1972) şekliyle aktarıyorum:

Karahisar kalesi yıkılır gelir
Kâkülü boynuna dökülür gelir
Bir yiğidin sevdiğini el alsa
Ciğeri bağrından sökülür gelir
Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir mevladan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım
Kapıya bağladım kınalı koçu
Harmanı kaldırdım kız senin içün
Al bohçanı düş ardıma gidelim
Afyon’un dağları kız bizim içün
Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir mevladan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Nice mutlu bayramlar dileğimle.

Ayhan YÜKSEL
Tarihçi ve Araştırmacı Yazar

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...