Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Çar08162017

Son GüncellemeCts, 25 Şub 2017 8pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Karadeniz Kültürü Karadeniz Halk Oyunları Kolbastı Tartışmaları ve Geçmişte Bir Yolculuk

Kolbastı Tartışmaları ve Geçmişte Bir Yolculuk

Kolbastı tartışmaları...

Giresun’da ve Trabzon’da “Kolbastı” oyunu üzerine yoğunlaşan tartışmalar, yöremizde “Türk Halk Müziği ve Oyunları”na duyulan ilginin bundan sonra daha da artacağına işaret etmektedir.

Bu nedenle, halk müziğini icra ederken ve halk oyunlarını oynarken alınan mirasın yeni kuşaklara taşınmasında aracılık edenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluktan dolayı icracılar/oyuncular kültür mirasımızı “seyirlik” hale getirmeden ve “aranje etmeden/düzenlemeden” oynamalı/icra etmelidirler. Bu nedenle gerek halk müziği ve gerekse halk oyunları çalışmaları için bir dernek çatısı altında toplanan gençlerin “halk müziğinin ve oyunlarının” özünü bilmeleri ve duymaları gerekmektedir. Bu bilinci sağlamak için de gençlerin bu konuda yazılmış bazı temel eserleri okumaları, mahalli sanatçılardan usta-çırak ilişkileri içinde müziğimizi/oyunlarımızı öğrenmeleri, dağarcıklarına yeni bilgileri katmalıdırlar. Çünkü, mahalli sanatçılar kendi yöresinin ezgilerini çalan, yörenin türkülerini bilen, yöre tavır, şive, ağız özelliklerini yansıtan kişilerdir.

Herhangi bir kurum ve kuruluş çatısı altında bu çalışmada yer alanlar, mahalli sanatçıların yanında Şenel Önaldı’nın Türk Halk Musikisi Ansiklopedisi ve Güzel Ses Çıkarma Sanatı; Muzaffer Sarısözen’in Türk Halk Musikisi Usulleri; Sadi Yaver Ataman’ın 100 Türk Halk Oyunu; Mehmet Özbek’in Folklor ve Türkülerimiz; İhsan Hınçer’ Türk Folklor Araştırmaları; Mansur Kaymak’ın Türk Halk Müziği Oyunları; Halil Bedi Yönetken’in Derleme Notları, Pertev Naili Boratav’ın Folklor ve Edebiyat; Kudret Dağlı, Kol Havaları (Yüksek lisans tezi); Süleyman Şenel, Kastamonu’da Âşık Fasılları; Halil Atılgan’ın Türkülerin İsyanı gibi diğer kaynak kitap ve dergileri okuyarak halk müziği/oyunları kültürünü sağlam temellere dayandırmalıdır.

Üzerinde durulmayan bu husus kendisini STAR TV’deki programda göstermiştir. Eğer, “Tirebolu-Yeniköy Kolbastı Team [Grup]” elemanları yörenin halk müziği ve oyunları hakkında sağlam bir altyapıya sahip olsalardı, STAR TV’deki sunumdan sonra kolbastı hakkındaki tartışmaya kendileri “nokta” koyarlar, gereksiz yere “özür” dilemezlerdi. Bir altyapıları olsaydı gösteri için sahneye çıktıklarında sunucu Esra Erol’a “… oyun bu şekliyle Trabzon-Faroz mahallesinden çıkmıştır, kolbastı olarak tanımlanıyor ama Giresun’un ‘dere boyu kavaklar’ türküsü üzerine daha sonra Erkan Ocaklı ağabey tarafından döşenen sözlerle oynadıkları ‘rap’ tarzı bir oyundur. Trabzon’dan Samsun’a kadar kıyı coğrafyasında dedelerimizin oynadığı ‘kolbastı/metelik’ havasıyla ilgisi yoktur” derlerdi.

Trabzon’da kurulu derneklerce bugünlerde dile getirilen “… rahmetli Erkan Ocaklı ağabeyimiz tarafından derlenip bestelenerek Trabzon halkına sunulmuştur” açıklaması hem doğru, hem eksiktir. Doğrudur bugünkü sözler rahmetli Erkan Ocaklı kardeşimize aittir; eksiktir bu müzik eşliğinde oynanan kolbastı değildir, “rap”tır, daha önceki yıllarda Trabzon’dan, Giresun’dan, Ordu’dan, Samsun’dan derlenen kolbastı havalarını yok saymaktır, Baba Salim’in (Trabzon 1887-İstanbul 1956) çaldığı kolbastı havasından haberdar olmamaktır!.. Buradaki derneklerin görevi “Faroz kesmesi/hoptek” adıyla günümüzün “seyirlik/rap” oyununun yanında derleme gezilerinin yapıldığı 1930’lu ve daha önceki yıllarda kolbastı oyunun nasıl oynandığının araştırılması ve araştırma sonuçlarına göre otantik olarak gösterime sunulması olmalıdır.

1970’li yıllarda Tirebolu’da Cihan Oteli’nin kahvehanesini Kâhyaoğlu Mehdi [Cantürk] ağabey işletirdi. Bu kahvehaneye mahalleden gençler ve daha yaşlı kimseler gelirlerdi. Kâhyaoğlu Mehdi’nin hoşgörülü tutumu kahvehaneyi değişik bir ortama sokmuştu. Herkes evi gibi rahat hareket ederdi. Gençler burada ara-sıra “işret” ederlerdi. Şiir yazma yeteneği olan Yaşlıoğlu Ahmet ağabey “dere boyu kavaklar” türküsüne bu hoşgörüyü ve kahvehanenin ortamını yansıtan söz döşemişti. Biz gençler de hep beraber bu döşenen sözü terennüm ederdik. Merak edenler Yaşlıoğlu Ahmet’e sorabilirler… Şimdi, buna türküyü Yaşlıoğlu Ahmet besteledi/yaptı diyebilir miyiz?

“Tirebolu-Yeniköy Kolbastı Grup” içinde yer alan gençlerden bazılarının dedelerinin ustalıkla kolbastı/metelik/karşılama/horon oynadıklarını geçmişte görmüş, muhabbetlerinde bulunmuş birisiyim. TRT İstanbul Radyosunda Ömer Akpınar’dan kolbastı/metelik oyun havasını 1969’da dinledim. Şimdi de radyo sanatçısı oğlu Hüseyin Akpınar’dan dinliyorum. Kendilerine yine tavsiyem Trabzon’lu hemşehrimiz ve Türk Musikisi Sanatçısı Işık Atakan’ın “Trabzon Kolbastı Oyunu” adlı yazısını okumalarıdır. Doğrusu, Işık Atakan’ın da tespit ettiği gibi bu oyunun geçmişte oynanan kolbastı havası ile bir ilgisi olmamasıdır. Çünkü, “Dere boyu Kavaklar” türküsünün ezgisi ve biraz daha hızlandırılmış müzikle “seyirlik/rap tarzı” bir oyun ortaya çıkmıştır.

Sadi Yaver Ataman (1906-1994), Giresun Halk Müziği ve Oyunları konusunda “… Giresun da tüfeklerle oynanan ‘çandır’ adlı oyun, Karadeniz uşağının gözü peklik, çeviklik, silah kullanmaktaki yeteneği ve çetecilik özelliğini gösteren canlı ve anlamlı figürlerle doludur. Hele ‘metelik’ denilen ve bastıkları yerleri tozuta tozuta oynadıkları oyun salt bu bölgeye ait özgün ve otantik oyunlardan biridir…” diye söz eder.

Ama asıl üzerinde durulması gereken duyarsızlıktır. Tartışılan konulara açıklık getirecek bilgileri içeren, yakında KİTABEVİ yayınları arasında çıkacak olan Ömer Akpınar’ın yazdığı Açıklamalı Giresun Türküleri ve Oyun Havaları adlı çalışmaya “tabelasında” Giresun ve Kültür yazan, TV’de boy gösteren hiçbir kurum ve kuruluş sahip çıkmamıştır. Söz konusu duyarsızlık Erden Menteşeoğlu’nun “Giresun Halk Kültürü” adlı kitap çalışması için de geçerlidir.

Bu kurum ve kuruluşların her ne hikmetse ya bütçeleri yeterli değildir (!), ya da kültür yayınları yapmak üzere bütçede fasılları yoktur. Bu konudan bazı arkadaşlarıma söz ettiğimde onlar da kurum ve kuruluşların “kültür için fasıl ayıramadıklarını, ama günümüzde moda olan ‘çimento, kömür, çakıl, kum’ dağıtmak için ayırmış (!) olabileceklerini” ifade ettiler.

Ömer Akpınar (Görele/Çavuşlu 1935-İstanbul 2003) tarafından kaleme alınan bu kitabı oğlu Hüseyin Akpınar yayına hazırladı. Kitabı, baştan sona kadar okuma nezaketini Süleyman Şenel gösterdi. Editörlüğü tarafımdan üstlenildi.

Kolbastı örneğinde olduğu gibi diğer türkü ve halk oyunlarımız için de intihal tartışmalarının bitmeyeceğini düşünerek 1979’da bu satırların yazarı ve Ömer Akpınar usta tarafından kaleme alınan iki makaleyi yeniden yayınlıyorum. Umarım faydalı olur…

Ayhan Yüksel-Türkülerimiz Ordu’ya [Yeşilgiresun, 10 Nisan 1979]”

Giresun’dan Ordu’ya…

İki komşu şehir arasında kültür alış verişleri nedeni ile folkloru arasında ortaklık söz konusu olabileceğini kabul etmek gerekir. Fakat, son günlerde türkülerimizin Ordu’ya mal edilerek TRT’de çalındığına gazetemizde dikkate çekti.

İster istemez Giresun türkülerine sahip çıkıyor diye Ordululara kızıyoruz ama biz Giresunlular da hiç mi kusur yok? Giresun folklorunu tanıtmakta üzerimize düşenin hakkıyla yapabildik mi? Musiki Folklorumuzu sevebildik mi?

Ordulular’a kızmadan önce bunlara cevap vermek gerekir! Kendi folklor değerlerimize bizler Giresunlu olarak sahip çıkmadıkça kültürel aktarmayı “yeğ” tutan bir Ordu elbet kendi değerlerimize sahip çıkmaya devam edecektir.

Öğretim kurumlarımızda Giresun Halk Oyunları ve Musikisi öğretmek için bir çaba harcandı mı? Tabii, hayır! Ama iş kendi öz musikimizden çok adına “hafif (!)” müzik denilen batı kökenli bir müzik türüne geldi mi, gerekli ilgi gösterilir, çalışmalara ağırlık kazandırılır değil mi?

Birkaç kez yazdık, Giresun Folkloru üzerine dağarcığında bilgi olanlar bu bilgileri Dr. Şenel Önaldı’nın çıkardığı Türk Halk Musikisi Ansiklopedisi’ne göndersin diye. Başta Musiki Derneği olmak üzere böyle bir çalışma yapılarak THMA’ne gönderildi mi? Gönderilmedi! Bizler katkıda bulunmadan bir başkasının Giresun Folkloruna sahip çıkmasını bekleyemeyiz.

Karadeniz bölgesinde bağlamanın eskiden Giresun’da yoğun şekilde çalındığı hemen bütün folklorcular tarafından kabul edilir. Eskilerden işittiğimize göre her kahvehanede birer bağlama asılı olurmuş!. Rahmetli Mahmut Ragıp Gazimihal, kopuz ve tezeneli sazları tanıttığı [Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarımız, 1975] kitabında Rize’de bağlamanın yaygın olmadığını yazarken aynı kitabında Giresun’da gördüğü bir curanın ölçülerini verir!.

Savaş, göçler vs nedenlerle bir bölgenin türkülerinin bir başka bölgeye taşınabileceği mümkün olduğu gibi aynı yöre içinde bile bir türkünün değişikliğe uğradığı izlenebilir. Örneklersek, “Karadır kaşların benzer kömüre/Yârdan ayrılması zarar ömüre” türküsüne Zonguldak yöresinde de rastlanır. Ve, sözsüz olması gereken kol havamızın da sözlü okunduğunu biliyoruz. “Pınar başının gülleri/Şak şak öter bülbülleri/O yârin pıtı pıtı dilleri/elinden adlıya mendili/Kolbastı söndür kandili” diye devam eden bir Edirne türküsünde olduğu gibi “kol”un varlığı hiçbir zaman yabana atılamaz. Demek ki, kol havasına sözler, kol’dan artık korkulmadığı bir zamanda eklenmiş olacak!

Bu değişiklikleri göz önüne alabiliyoruz. Fakat, türkülerimizin Ordu’ya mal edilerek çalışmasında ilginç yön şu: Daha önce Giresun türküsü diye tanıtılan bir ezgiyi, bir bakıyorsunuz ya “Ordu-Giresun” yöresinden diye ortaklaştırıyorlar, ya da tamamen “Ordu”ya mal ederek icra ediyorlar. Eğer bizler de Ordulular gibi hareket edersek, Trabzon Kol Havasına sahip çıkmamız gerekir. Trabzon Kol Havası vaktiyle radyolarımızda çalındığı ilk günlerde Giresun Kol Havası diye tanıtılarak çalınmakta idi.

Ordu’nun sahip çıktığı birkaç türküye şimdi de “uzun kavak gıcır gıcır gıcılar/anne benim sol yanımda sancı var/ben ölürsem benden daha genci var” diye başlayan “Uzun Kavak” türkümüz de eklendi. Geçenlerde İstanbul Radyosunda hazırlanan tatil sabahı özel eğlence programında spiker “uzun kavak” türküsünü “Ordu-Giresun” yöresinden diye tanıttıktan sonra Ordulu bir sanatçı tarafından da okundu! Umarım, biraz sonra bu türkü de Ordu’nun olur çıkar. Herhalde akıllarına gelmiyor, yoksa hâlâ musiki folklorunda ayrı bir yeri olan “Giresun garibi”ne nasıl sahip çıkmıyorlar anlayamadım!?!

Ordu ve Giresun musiki folklorunda ezgiler arasında müzik yapısı bakımından da ortak bir yön olduğu muhakkak! Ama ezgiler arasında müzik yapısı bakımından ortak özellik var diye türkülere Ordu’nun sahip çıkması gerekmez ki! Yine de ben bu ortak özellik nedeniyle hoşgörülü düşünüyor (!) ve sözü Ömer Akpınar ustaya bırakmak istiyor, bu bağlama ustamızın konuya açıklık getirmesini bekliyorum.

Bilindiği gibi, Ömer Akpınar, Görele/Çavuşlu’dan olup İstanbul Radyosu Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Şefidir.

Sonuç olarak; Ordu iline mal edilmiş türkülerimiz var mı? Ezgilerin müzik yapısı bakımından benzerlik göstermesi bir türküyü bir şehirden diğer bir şehre meletmeye yeterli bir ölçü mü? Bütün bu konularda akla gelebilecek her türlü sorulara cevabı bir yetkili olarak Ömer Akpınar ustamızdan bekleyelim, kendileri konuya açıklık getirsin.

Ömer Akpınar-Giresun Folkloru Üzerine [Yeşilgiresun, 5 Aralık 1979]”

Ayhan Yüksel’e;

Günün konusu köşesinde sizin imzanızı taşıyan “Türkülerimiz Ordu’ya” başlıklı yazınızı okudum. Çok mutlu oldum.

Yazınızda beni çok abartarak anlatmışsınız. Bu konuda o kadara usta değilim aslında! Sadece gerek bilinçli, gerek bilinçsiz olarak 35 yılımı verdim Türk Halk Musikisine. Şöyle demekte yarar görüyorum; bu 35 yılın son 20 yılı oldukça bilinç taşımaktadır.

Gelelim Konumuza;

1967 yılında “Uzun Kavak” isimli Giresun türküsünü sesine ve janrına [tür] gidebilecek olan Ümit Tokcan’a vermiştim ve o tarihlerde banda kaydedilen türkü aynen radyomuz THM Arşivi’nde saklanmaktadır ve de muhtelif zamanlarda da yayınlanmaktadır. Türkümüz Giresun’undur. Söyleyebilen her vatandaşımız okuyabilir, yalnız kendi iline mal edemez. Çünkü, olay Giresun’da yaşanmış ve ardından yine Giresunlular bu türküyü yakmışlardır. Bundan komşu illerin 40-50 yıl sonra haberleri olmuştur. Kaldı ki, sizin bir Giresunlu olarak bu konudaki tutuculuğunuz çok normaldir ve kabul ediyorum.

Gerçi kültür alış verişi, göçler, askerlik vs gibi nedenlerle türkülerimiz ilden ile, hatta bölgelerarası taşınabilmektedir. İnebolulu sanatçı merhum Sarı Recep bizim sahillerde yıllarını vermiş ve öğrenebildiği kadarı ile Giresun türkülerini hatta aynı ismi taşıyan “uzun kavak-nazlı kavak” türküsünü merhum Muzaffer Sarısözen hocaya vermiştir. Radyolarımızdan yayınlanmaktadır. Çoğu aslında uygun olabiliyor, olmayabiliyor. Yine merhum sanatçı Tanburacı Osman Pehlivan aslen Tuna boyundandır. Gel gelelim, Orta Anadolu “Kaşık Oyun Havası” kendisinden alınmıştır.

Aslında bizim gayemiz radyocu olarak doğunun türküsünü batıya, kuzeyin türküsünü güneye, daha doğrusu tüm millet olarak her yörenin türsünü hep birlikte söylemek. Sadece her il kendi türküsünü söylesin yine kendisi dinemesin. Fakat şunu da söylemekte yarar var: Rize ve Trabzon’un türküsünü Tekirdağlı sanatçı ne derece söyleyebilir. Ya da Ege’nin bir zeybek havasını Karadenizli sanatçı ne derece söyleyebilir. Müstesnalar hariç tabi. Meselâ, Neriman A. Tüfekçi, İstanbul [Ankara] doğumludur, ama o derece çalışmıştır ki (bunlar sadece üç-beş sanatçıdırlar) yüzde 80-90 o yörenin halkı gibi söylemektedirler.

Giresun-Görele ve Çavuşlu bağlamanın Karadeniz’deki merkezleridir. Bunu açıkça ve rahatlıkla söyleyebilirim. Fakat, bu demek değildir ki Ordu’da, Samsun’da, Trabzon’da bağlama bilinmemektedir.

Giresunlu Küçük Hüseyinler, Asım Karakaşlar, Kalyoncular ve dedeleri, Cin Ahmetler, Aga Mehmetler, Göreleli Mâcir Ahmetler, Çavuşlulu Nazifin Sabri, Tenekeci Ali, Tenekeci Haydır, Fırıncı Ömer, Tozoğlu Mahmut vs.

Hatta, ben 1950-52’lerde metelik oyun havasını rahmetli Tenekeci Ali Usta’dan öğrenmişimdir. Rahmetli Mâcir Ahmet, rahmetli anamın dayızadesi olur. Giresun’un meşhur yalı kahvesi denilebilinir ki, Karadeniz yöresinin konservatuarıdır.

Giresun-Ordu ezgileri arasında ortaklık göze çarpabilir, sınır illerdir. Ancak, ezginin bünyesindeki yerel temalar, vibrasyonlar, motifler illeri ve yöreleri birbirinden ayırır. Bu mutlak kuraldır ve vardır. Karşılamamalarımız genelmemede birleşebilir ama örnekleme de ayrıcalıklar gösterir. Bizim kol havalarımız bile hâlâ münakaşa konusudur. Bu suna inanıyorum ki, kemençe Rize’den tutunuz tâ… Ordu’ya adar çalınan bir halk sazıdır. Turhal, Sivas, Erzincan’da bile rastlanmaktadır. Fakat, bağlamanın bu bölgedeki merkezi Giresun’dur.

Bütün bunları söylemekle bu illerde musiki yoktur demiyorum, diyemem de. Bugün bir radyocu olarak her köy, her kent, her il benim köyüm, kentim ve ilimdir. Doğu hududundan, batı hududuna, Sinop’tan Anamur’a kadar yayılan bu toprak hepimizindir.

Her yöredeki sazımın her “tın”ı bizim “tınımız”dır ve diyorum ki, nasıl ki Mevlana Konya’dadır ve her ilde Mevlana yok. Nasıl ki, Hacı Bayram Veli Ankara’dadır ve her ilde Hacı Bayram Veli yok. Nasıl ki Hacı Bektaş-ı Velî Kırşehir’dedir ve her ile Hacı Bektaş-î Veli yok…

Ayhan YÜKSEL
Tarihçi ve araştırmacı Yazar

Her hakkı sakldıır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...