• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net © | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 3. Yılında!

Anasayfa > Röportaj ve Söyleşiler > Kemençe Üstadı Mehmet Sırrı ÖZTÜRK ile Söyleşi
Kemençe Üstadı Mehmet Sırrı ÖZTÜRK ile Söyleşi
Röportaj ve Söyleşiler
Yazar Ali BİLİR   
Pazar, 25 Ocak 2009 23:25

Mehmet Sırrı Öztürk

Ali BİLİR tarafından hazırlanıp sunulan “Sanata Adanmış Hayatlar” programına konuk olan Görele'li Kemençe Üstâdı Mehmet Sırrı ÖZTÜRK ile yine Ali BİLİR tarafından yapılan söyleşi'nin genel bir özetini sunuyoruz...

Kemençe Üstâdlarımızdan Mehmet Sırrı ÖZTÜRK ile Söyleşi

Ali Bilir: Hocam, Kemençeye tam olarak nasıl başladınız? Kaç yaşında başladınız?

Mehmet Sırrı Öztürk: Rahmetli annem kemençeye ve oyuna meraklıydı, onun vasıtasıyla kemençeye başladım. Kemençeye 6 yaşında başladım.

Ali Bilir: Piçoğlu Osman hocanızdı?

Mehmet Sırrı Öztürk: Evet, ustam rahmet Piçoğlu Osman idi. O zamanlar beni alıp düğünlere götürürdü… Bana çok şey öğretti.

Ali Bilir: Hocam sizin yaşadığınız dönemin şartlarına bağlı olarak eğitiminizi ilkokul düzeyinde bırakmak zorunda kaldınız.

Mehmet Sırrı Öztürk: Evet.

Ali Bilir: Ancak üniversitede 27 yıl hocalık yaptınız ve bugün kemençenin duayeni ve efsanevi ismi olarak biliniyorsunuz. Bu başarıyı nasıl sağladınız?

Mehmet Sırrı Öztürk: Kendi kendimi yetiştirdim.

Ali Bilir: Çok çalıştınız?

Mehmet Sırrı Öztürk: Çok çalıştım, yorulmadım hala daha yorulmadım hala daha çalışıyorum.

Ali Bilir: Hala daha koşuyorsunuz görüyoruz.

Mehmet Sırrı Öztürk: Hala da koşuyorum. Sanatımı çok seviyorum. Sanatımı, kemençemi çalarken kendimden geçiyorum. Zaten sevmezseniz bunu yapamazsınız.

Mehmet Sırrı Öztürk

(İ.Gündağ Kayaoğlu Arşivinden, Kemençemin Telleri (Dr. Mustafa Duman) kitabından)

Ali Bilir: Gerçi çok çalışmak bütün herkes için geçerli. Bütün başarı için çok çalışmak gerekiyor. Kemençe öğrenmek isteyenlere önerileriniz nelerdir? Gençlere bu anlamda ki tavsiyeleriniz neler olur?

Mehmet Sırrı Öztürk: Ben gençlere çok yalvardım bir zamanlar. Bak bu imkânı bulamazsınız gelin benden faydalanın diye çok yalvardım. Sen o yörede yetiştin, o yöreyi biliyorsun diyorum “tamam” diyor sana gelmiyor. En son duydum ki iş işten geçti. Bu kemençenin hakikatten bu kadar çevresi geniş mi demeye başladılar? Amerika’ya gitti, İsrail’e gitti hep televizyonlar çekiyor. Pişman oldular.

Ali Bilir: Şu an günümüzde gençlerden özellikle kemençeyi tam anlamıyla icra eden sanatçılarımız var mı?

Mehmet Sırrı Öztürk: Yok

Ali Bilir: İşin kolayına gidiyorlar biraz.

Mehmet Sırrı Öztürk: İşin kolayına gidiyorlar.

Ali Bilir: Elektronik bağlama ile klavye ile kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.

Mehmet Sırrı Öztürk: Sanattan anlamayanda horona giriyor işte o ona hoş geliyor. Dav dav dav riv riv riv…  Eğer o ritim olmasın kimse o horonu yapamaz bak denesin arkadaşlar…

Ali Bilir: Org?

Mehmet Sırrı Öztürk: Org, ondaki o ritim olmasın kimse horon oynayamaz. Onun hayrına horon yapıyorlar, kesiyor kemençeyi bap bap… Onun ritmine oynuyorlar.

Ali Bilir: Evet, hocam birazda kemençenin tekniğinden bahsetmek istiyorum. Kemençe 55 cm. Standart bir boyu var sanırım. Hangi tür ağaçlar kullanılıyor?

Mehmet Sırrı Öztürk: Erik ağacından yapılıyor.

Ali Bilir: Hep erik ağacından mı?

Mehmet Sırrı Öztürk: Erik ağacından güzel oluyor. Ardıçtan da olur. Ondan sonra yavan kirazından olur. (elindeki kemençeyi göstererek) işte bu tekne eriktendir. Kemençe’nin hartaması da çam ağacındandır.

Ali Bilir: Yaydaki de at kuyruğu sanırım?

Mehmet Sırrı Öztürk: At kuyruğu.

Ali Bilir: Peki, at kuyruğundan başka kullanılan var mı?

Mehmet Sırrı Öztürk: Yok. Naylondan yapıyorlar tutmuyor. Reçine tutmuyor çalarken kayıyor.

Ali Bilir: Şu anda imalatı ne durumda Karadeniz’de? Çok miktarda yapılıyor mu?

Mehmet Sırrı Öztürk: Var var. Ben bunu (kendi kemençesini göstererek) rahmetli Somuncuoğlu Esat’tan aldım.

Ali Bilir: Kaç yıllık bu kemençe?

Mehmet Sırrı Öztürk: Tam 45 yıl bitti. 3 ay oldu 46’dan gün aldık.

Ali Bilir: 45 yıldır elinizde?

Mehmet Sırrı Öztürk: Elimde evet. Nişanlandım yüzük taktım bu kemençeyi yaptırdım. Hesap et artık. Benim evlilik tarihimi bu yazdı. (Kemençeyi göstererek gülümsüyor…)

Ali Bilir: Kemençe bizim sadece horonumuzda değil tabi bizim Karadeniz insanının sosyal yaşantısına da çok girmiş durumda.

Mehmet Sırrı Öztürk: Şenlik bununla olur, festivaller, düğünler bununla olur. Asker yolcu ederiz bununla olur, düğünler de bununla olur, geceler bununla olur. Yani ağırlık kemençe’de bizim o yörede ağırlık kemençe’de olur.

Ali Bilir: İmecelerde çok kullanır.

Mehmet Sırrı Öztürk: Evet.

Ali Bilir: En çok ekin kazma imecelerinde kullanılır herhalde?

Mehmet Sırrı Öztürk: Hayır. Kaval çalınırdı eskiden kaval kullanılırdı.

Ali Bilir: İmecelerde?

Mehmet Sırrı Öztürk: Evet. O acemi kemençeciler giderdi imeceye.

Ali Bilir: Acemiliklerini gidermek için. Sizin gittiğiniz olmuş muydu?

Mehmet Sırrı Öztürk: Benim çok olmuştu.

Ali Bilir ve Mehmet Sırrı Öztürk
(Ali Bilir ve Mehmet Sırrı Öztürk)

Ali Bilir: Oralarda öğrendiniz. Acemiliklerini oralarda giderip düğünlerde prova yaptıklarınızı çalardınız.

Mehmet Sırrı Öztürk: Evet. Ama o da sarardı. Kaldır kazmayı, kaldır kazmayı, kaldır sevdalık çeken kızlar cebinde ayna taşır…

Ali Bilir: Ayrı bir imece havası yok?

Mehmet Sırrı Öztürk: Vardır.

Ali Bilir: Hocam 4 tane çocuğunuz var. 8 tane de torun var.

Mehmet Sırrı Öztürk: 11 tane 8 olur mu, 11 tane torun var

Ali Bilir: 11 tane torun var. Peki, çocuklardan ve torunlardan çalmasını öğrenen, öğrenmek isteyen oldu mu hiç?

Mehmet Sırrı Öztürk:  Zoraki. Ortanca kızım çalmaya başladı evlendi bıraktı.

Ali Bilir: Peki torunlardan?

Mehmet Sırrı Öztürk:  Torunlar hiç heves etmedi. Şimdikiler Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon başka bir şey bilmiyorlar.

Ali Bilir: Hocam yine ilgimizi çeken durumlardan biridir. Bizim Karadeniz müziği özellikle kemençeyle çalınan Giresun bölgesinde hatta Görele’de daha çok atma türküler vs. hep aşk üzerine. Mesela kahramanlık üzerine pek rastlamayız?

Mehmet Sırrı Öztürk: Zaten kahramanlığı, başta gelir onu tarih yazmıştır.

Ali Bilir: Eğlence ondan sonra mı çıkmış? Daha çok bağlamayla çalınan hep bakarız hasret, özlem, acı. Onlarında havaları vardır.

Mehmet Sırrı Öztürk: Bir de Maçka’nın bir horon havasını çalayım.

Ali Bilir: Hocam ona geçmeden önce bir şey sormak istiyorum. Bizim var kahramanlık türkülerimiz dediniz ama kahramanlık türkülerimizde bile bir aşk çağrışımı var. Bunun sebebi ne olabilir? Bu çok farklı bir şey güzel de bir şey aslında. Yani acıyı eğlenceye de sığdırabiliyorlar.

Mehmet Sırrı Öztürk: Karadeniz eskiden mısır yiyordu biliyor musunuz? Karadeniz çok hareketli bir insanı olduğu için, Buğday yedi kap oldular. (Gülümsemeler…)  Karadeniz yöresi mısır yiyordu eskiden yani o mısır alkollü şeydir. Rakı gibi. Bunun için Karadeniz insanı tez olur tetikte olmuş olur.

Ali Bilir: Havası gibi mi?

Mehmet Sırrı Öztürk: Havası gibi.

Ali Bilir: Sabah güneş, akşam fırtına, yağmur.

Mehmet Sırrı Öztürk: Bizim yöre bayır yöresi. Her taraf bayır. Adam çocuğu sırtına alıp gidiyor. Ama kocamıyorlar. Dinç kalıyorlar. İşte o tabiatın vermiş olduğu şey. Kuvvet yani.

Ali Bilir: Hocam izleyicilerimiz için tabi kemençe deyince sizin sanatınız ve icranız çok önemli. Bir eşref bey şarkısı, bir yayla havası, bir tamzara sizlerden dinleyebilir miyiz?

Mehmet Sırrı Öztürk: Tabi Zevkle.

Ali Bilir: Buyrun.

(Kemençe çalınır türküler söylenir…)

Ali Bilir: Eşref şarkısının oluşumu nasıl olmuştur?

Mehmet Sırrı Öztürk: Eşref ile 2 işadamı birbirini çekememezlikten, o benim kılıcım yürüsün o benim atım yürüsün diye birbirleriyle tartışıyorlar. Hakkı çekip Eşrefi vuruyor. Buradan Eşref şarkısı doğuyor.

Ali Bilir: Hocam sizin 12 tane albüm yaptığınız biliniyor. Şu anda yapmaya devam ediyor musunuz? Yoksa ara mı verdiniz?

Mehmet Sırrı Öztürk: Ara verdim. Yapmıyorum daha. Bir zamanlar yaptığımda ticaret için yapmıştım.

Ali Bilir: Sizin albümünüzde ki sizin derlemesini yaptığınız, yazdığınız, bestelediğiniz türküleri kullananlar var mı günümüzde?

Mehmet Sırrı Öztürk: Var. Gelin havası benim eserim. Çiftetelli benim eserim. Benim sesimi silip üzerine çok müzik yapanlar oldu.

Ali Bilir:  Günlük yaşantınız nasıl?

Mehmet Sırrı Öztürk: Düğünlere, gecelere gidiyorum. Çalışmasam çökerim. (Gülüşmeler...)

Ali Bilir: Hocam çok teşekkür ederiz.

Söyleşiden Kesitler

Röportaj ve Video: Ali BİLİR (Kasım-2008, Kulaksız-İSTANBUL) Fotoğraflar: Ali BİLİR, İ. Gündağ KAYAOĞLU Arşivi
E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Her hakkı saklıdır. Bu çalışma Serander.Net'te yazarının izni ile yayınlanmaktadır. İzinsiz alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 
Serander.Net © | Karadeniz Kültürü...