• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Röportaj ve Söyleşiler > Stalin Döneminde Sürgün Edilen Hemşinliler ile Söyleşi
Stalin Döneminde Sürgün Edilen Hemşinliler ile Söyleşi
Röportaj ve Söyleşiler
Yazar Ülkü ÖNAL   
Salı, 22 Mart 2011 21:32

Hemşin

Stalin döneminde sürgün edilen Hemşinlileri Ardanuç'ta bulan Ülkü Önal onlarla konuştu... Yıllarca anayurtlarından ayrı kalan, onlarca eziyete ve baskılara maruz kalan sürgün Hemşinliler kendilerini anlatıyor... 

Stalin'in sürgün ettiği Hemşinlileri ilk defa Ülkü Önal buldu, onlar şimdi Ardanuç'ta yaşam savaşı veriyorlar...

Hemşinliler denince aklıma Bilbilan yaylasına koyun sürülerini çıkarırken yolları kapattıkları için arabada sürüleri seyrettiğim günler aklıma gelir. Daha sonra Fındıklı’da çalışırken  Hemşinli komşularım arkadaşlarım oldu. Sıcak kanlı insanlardı. Hemşin köylerine ziyarette bulundum ve derleme yapacak manileri tek onlardan bulmuştum. Lazlardan Gürcülerden aşık çıkmamış. Fındıklılı eski milletvekili Şadi Pehlevanoğlu “bayramlarda oynadığımız halk oyunları da Hemşinlilerindir.”demişti.

Stalin’in sadece Ahıska Türklerini sürdüğünü zannediyorduk. Bir zamanlar bizim çok yakınımızda olan insanların şimdi Orta Asya’da yaşadıklarını ve sürgün olduklarını kimse bilmiyor. Çünkü bugüne kadar kimse yazmamış. İlgilenmemiş. Hemşinlilerin kökenleri hakkında uyduruk yorum yapanlar sürgün yemiş Hemşinlileri bulup Türk kamuoyuna tanıtmaları daha iyi olur diye düşünüyorum. Tesadüfen öğrendiğim Ardanuç’un Yolüstü köyüne yerleşen ve zor şartlarda yaşam mücadelesi veren kulağı zor duyan çilekeş Hemşin’li Süleyman amcayla yaptığım röportajı sizlere sunacağım.

-Adınız soyadınız?
-Süleyman Karaibrahimoğlu.
-Sülalenin adı
-Karaibrahimoğlu.
-Kaç yaşındasınız?
-1933 doğumluyum.
-Nerede doğdun?
-Acara’da Gönye’de.
-Milliyetin nedir?
-Türkoğlu Türküm. Hemşin Türküyüm.
-Gönye’de ne kadar Hemşinli vardı?
-Yüz hane.
-Sürgün edilirken kaç yaşındaydın?
-Dokuz.
-Köyünüzde hangi milletler yaşardı?
-Laz, Gürcü, Hemşin .
-Stalin kimleri sürdü ?
-Kürtlerle Hemşinliler. Yani Türk olanları sürdü. Batum civarından 72 tren 80 vagon insan sürüldü. Sibirya’ya buzdan tünellerle gittik. Millet soğuktan donup öldü. Biz 4 gün 4 gece horon oynadık hareket ettik ısındık donmadık. Gönye’den Lazlar bizi sürgün ettirdi. Stalin’e gidip dediler ki : “Bunlardan korkuyoruz. Oruç tutuyorlar namaz kılıyorlar.  Stalin de bizi sürdü. Gürcüler eşkıyalık ettiler askerleri doğradılar. Bu işi Kürtlerle bize attılar. Generallerin ağzını altınla doldurdular. Bizi sürdürdüler.
-Baban 2.dünya savaşına gitmiş miydi?
-Savaşa Gürcü asker vermedi. Batum civarı askere gitmedi. Ahıskalılar gitti çok ölen oldu.
-Kürtler bizim Bilbilan’a çıkan Kürtlerden miydi?
-Karışıktı. Arka Kürdü, Çadır Kürdü, onların ayrıca köyü vardı.
-Onlar nerde otururdular?
-Kobuleti.
-Onları da sizinle beraber mi sürdüler?
-Onları da İç Asya’ya sürdüler. Kırgızistan’da, Kazakistan’da yaşıyorlar.
-Gönye’de ne ile geçin irdiniz? Ne ekerdiniz?
-Biz eskiden beri malcılık yapar onunla geçinirdik. 800 baş koyunumuz vardı aldılar. 50 başını bize verdiler geri kalanını devletleştirdiler. Babamı çoban yapıp maaşa bağladılar o parayla geçiniyorduk. Sürgün olacağımız zamanda çok büyük bir bağımız var idi. Devlete mandalina, limon portakal verdik. Karşılığında bize 1,5 ton buğday verecekti. Çek verdiler. Sürgüne giderken babam delilik edip yırtıp attı. Bizi sürgün ediyorlar öldürecekler ne işimize yarar diye. Oysa ki gittiğimiz yerde alabilirmişiz.
-Gönye’de hangi dilde konuşurdunuz?
-Türkçe de, Hemşince de, Gürcüce de.
-Gönye de Gürcü komşunuz var mı idi?
-Vardı.
-Müslümanmıydılar?
-Evet.
-Kürtler?
-Bizim orada Kürtler yoktu. Kahaberda, Çoruh adasında, Kobullete varidi.
-Hemşinliler nerelerde yaşarlardı?
-Gönye, Yeniköy, Çanal’da 4 köyde Hemşinliler yaşardı.
-Hepsi sürüldü. Arka tarafta Ahıleki  adında bir vilayet var. 12 kazası var. Ardanuç’un yerli milleti gibidir. Onların hepsini sürgün ettiler.
-Stalin, Batum’da Lazları, Gürcüleri değil de Hemşinlilerle, Kürtlerimi sürdü?
-Evet. Hakiki Türkleri, Müslümanız diye yaşayanları sürgün etti.
-Hemşinlilerden Gönye’de hiç kalan oldu mu?
-Kalan olmadı.
-Gönye’de mektebe gider miydin?
-2.sınıftayken sürgün oldum.
-Hangi yılda sürüldünüz?
-1944 yılının Aralık ayında. Sibirya’ya getirdiler. Çok ölen oldu. Geri kalanlar Kırgızistan’a gittik. Orda 25 sene yaşadık. Oş vilayeti, Navıgat kazsı, Yangınavaıgat Nahiyesinde yaşadık.
-Hemşinlileri hep bir yere mi verdiler yoksa dağıttılar mı?
-Yenginavıgsat’ta 40 hane vardı.
-Orda Hemşinliler yaşıyor mu?
-Dağıldılar. Özbeklerle Türkler arasında kavga çıkınca. Türkler Rusya’ya çekildiler.
-Sürgün olunca karnınızı nasıl doyurdunuz?
-İlk sene açlık çektik sonra çalıştık. Yemeğimizi ekmeğimizi kendimiz yaptık.
-Sürgünde bir vagonda kaç kişi vardınız?
-Ayakta birbirimize yapışık şekilde gittik. Deste gibiydik. Boğulup ölenler olunca biraz rahatladık. Ayağımızın altında eşyalarımız vardı. Ayakta üst üste gittik. Şu anda Gönye de kimsemiz yok.
-Tren’e nereden bindiniz?
-Batum’dan gece bindik. O baştan bu baştan bayrak astılar ki kendi istekleriyle gidiyorlar diye. Stalin milletten korktu. Bizi vagonlara doldurup hapsettiler. Sürgün olurken bir Rus askeri bize çok yaradı. Başımızda duran bu asker paramızı sakladı. Sonra geri verdi. Altındı belime bağladı. Çoğunluk acından öldü buzun içinde. Bizim paramız vardı ya biraz rahattık. Bizim aileden kimse ölmedi asker bize yardım etti.
-Kırgızistan’da kaç yıl kaldın?
-25 yıl
-Yeniginav’da ilkokul 1. Sınıftan başladım. Açlık fakirlik vardı yaşım büyük okula gittim. Liseyi, üniversiteyi bitirdim. Rus için 3,5 sene askerlik yaptım. 1969’da Çerkezistan’a geldim. Orada 4 sene yaşadım. Oradan kalktım geldim Türkiye’ye. Şimdi de Ardanuç’un Yolüstü köyünde yaşıyorum.
-O tarihte Türkiye’ye gelmek zordu. Sen nasıl başardın?
-1973 yılının Kasım ayında Türkiye’ye geldim.
-Kaç kişi geldiniz?
-15 kişi geldik. Anamı, babamı kardeşlerimi eşlerini ve çocuklarını getirdim. Çay fabrikasında çalıştık. Ev yaptık yerleştik. 7 sene uğraştım. Türkiye’de olan akrabalarımız devlet kanalıyla bizi istiyorlar. Davetiye göndertiyorlar. Rus göndermek istemiyor. Kendisi gelmek istemiyor diyorlar. Davetiyeyi bana PTT getiriyor. Tercümesi yok.” Senin Türk’ün Rusçasını yazsın.”diyorlar. Noterlere de tercüme etmeyeceksiniz diye söylemişler. Noterden notere gezdim. Moskova’daki en büyük notere gittim. Tercüman aradım Türk tercüman buldum. O da yapamadı. Beni yakalamak istediler. Taksiye binip bizim Türk Konsolosluğuna geldim. Konsolosun adı Emre Ertürer idi. Konsolos emretti tercüme ettiler. Beni akrabalarım temelli istiyorlar o üç aylık turist yazdı. Okudum yanlış yazdığını konsolosa söyledim. Düzeltirdi. Çıktım geldim.” Bakın benim Türk’üm yaptı” dedim. Çıt çıkmadı ağızlarından. İşlemlerimi yaptılar. 7 sene uğraştıktan sonra Türkiye ye geldim.
-Neden Türkiye’ye gelmek istedin?
-Dedelerim Hopa’dan gelmiş. Benim anavatanım Türkiye. Kendi milletimle yaşamak istedim.
-Gönyede yaşamak istemediniz mi ?
-Gönyeye bizi bırakmıyorlar. Yerlerimizi vermiyorlar. Oranın halkı bizi istemiyor. Bizim yerlerimiz çok güzeldi bağlıktı. Dağın tepesinde yaşayan Gürcüler gelip bizim Yerlerimize yerleştiler. Mandalina, portakal’a sahip oldular.
-Yaylaya nereye çıkardınız?
-Her sene çıkardık. Posof’un karşısında yaylamız vardı oraya çıkardık. Mallarımızı otlatırken Honoluları görürdük.
-Hemşince Türkü bilir misin?
-Rusça bilirim. Hemşince Türkü söylemeyiz. Türkçe söyleriz. Türkülerimiz Türkçedir. Tarihte Hemşin lisanı diye bir şey yoktur. Eskiden Ermeniler çok varmış Onlardan alışmışlar. Lisanımızın yarısı Türkçe, yarısı Ermenicedir. Ermenicenin tersini konuşurlar. Ermeniler de bizi anlamıyorlar.
-Düğünleriniz nasıl olurdu?
-Aynı buradaki düğünler gibi. Kemençe, davul, zurna çalınırdı. Horonlar oynardık. Kafkas horonları, Lezginca, Lalis, Gürcü horonu vardı.
-Köyünüzde cami var mıydı?
-Namaz kılmak yasaktı. Namazı evde gizli kılıyorduk. Cenaze namazını evde gizli kılardık. Ondan sonra defnederdik. Bizim nüfus cüzdanımızda Hemşin yazılı olduğu için lisanımız olduğu için bizi sürgün etmiyorlardı. Kürtler, Türkler sürüldü biz kaldık. Lazlar bizi sürgün ettirmek istediler. Onlar namazı bıraktı. Bizi sürgün ettirmek için namaz kılıyorlar diyerek bizi sürgün ettirdiler. Ruslar geldi bizim evin dört bir köşesine delik aştı. Delikten dürbünle bakıp bizim namaz kıldığımızı gördüler. Lazlar bizi sürgün ettirdiler ama bizim yerimize gelen Gürcüler, Lazları perişan ettiler. Ara sıra Batum’a gittiğimizde Lazlar kendileri anlattı.
-Tren’de ne yediniz?
-Sibirya’nın eteklerinde bize Etimek veriyordu gavur. Elle kesemiyor. Bıçakla kesemiyorduk. Baltayla kırıp öyle emiyorduk. İnsanlar buz tünelinde donup öldüler.
Sürgün olurken altınımızı Gönye’de gizli bir yere saklamıştık. Asker bulup almış Trende belime sardı. Asker bizi sürgün edeceklerini babama söylemiş. Paramız vardı aldık. Baştan aşağı derimont giydik. Ayaklarımıza çizme. O bizi çok korudu ölmedik. Annemin 7 tane ineği vardı komşuya teslim edip ayrıldık.
-Trene hangi vakitte bindiniz?
-Gece bindik. Ruslardan gizli bizi getirdi. Ruslar çok cesurdu. Hükümete karşı gelirlerdi. Batum civarındaki halkı 72 trenle sürgün etti.
-Gürcülerle aranız iyi miydi?
-Konu komşuyla aramız iyiydi ama bize puşluk ettiler. Sürgün olacağımızı söylemediler. Babam koyunu satardı. Dedem zengindi. 1000 baş koyunu varmış.
-Kırgızistan ‘da nasıl geçindiniz?
-Çalıştık.
-Kırgızlar size iyi davrandı mı?
-Önceleri bizi gavur biliyorlardı yolda giderken bizden korkuyorlardı. Baktılar ki bunlarda Müslüman. İsimleri bizim gibi alıştılar.
-Yaylada Çeçil peynir yapar mıydınız?
-Yok su peyniri yapardık.
-Kaç dil biliyorsun?
-Türkçe, Rusça, Gürcüce, Hemşince, Kırgızca.
-Türkiye de olmaktan mutlu musun?
-Evet. Dedelerimizin Hopa da Osmanlı zamanında tapulu yerleri vardı çok uğraştım ama alamadım.
-Teşekkür ederim.

Stalin'in sürdüğü Gönyeli Hemşinlilerin torunları 5. ülke olarak Türkiye'yi seçip Ardanuç'ta yaşıyorlar...

-Adın soyadın?
-Safiye Karaibrahimoğlu
-Kaç yaşındasın?
-49.
-Nerelisin?
-Gönyeliyiz. Aslımız Hopa Çavuşlu köyünden gitme.
-Atalarınız nasıl sürgün olmuş?
-Gönye’den, Çeçen, Rizeli, Oflu, Hemşinli. Hepsini birden sürgün etmişler. 1944’de güz ayında sürmüşler. Zeliha ninem derdi ki bir gün asker eve girmiş.” Sizi sürgün ediyoruz. Bir şey almayacaksınız. Kocan nerededir ?
-Koyunların yanında.
-Kocanı hepinizi toplayıp süreceğiz. Ayrı ayrı vagonlarla gideceksiniz orada bir birinizi orada bulusunuz.” Demiş. Amcamlardan biri gizlice ata binip dedeme haber etmiş. Askerin başı acıyıp yardım etmiş. Eşyalarını trene taşısınlar diye at arabası vermişler.Gürcüler sürülmemiş. Sürgün trenlerinin hareket etmesi birkaç gün sürmüş.
-Hangi ülkeye gitmişler?
-Bizimkilerin yarısı Kazakistan da kalmış. Taşkent’e Babamları Kırgızistan’ın Navgat köyüne sürmüşler. 18 güne geldiklerini söylerlerdi. Ölenleri yolda atmışlar. Asker yardımcı olduğu için bizimkiler evden yiyecek almışta yolda ölmemişler. Koyunları hep kalmış. Yatakları olmayanlar üşüyüp ölmüş. Soğukta çadırda kalmışlar. Sonra Kırgızlar sahip olmuş ev vermişler. Kaynanamın 4 kızı hastalanmış Kırgızistan’da ölmüş. Yolda annelerinden ayrıymışlar. Kimse bakmamış üşümüşler. Bahara çıkınca tarlaları ekip yemişler. Babam birkaç sene sonra koyunculuk yapmak istemiş. 50 k0yun verip maaşlı çoban yapmışlar.
-Kırgızistan’da kaç hane Hemşinli var?
-100 hane Hemşinli var. Üçkurkan, Karatüpe, Navgurgan da sürgün olan Hemşinliler, Rizeliler Oflular var. Şimdi Rusya ya gittiler.
-Dillerini konuşmuşlar mı ?
-Serbest.
-Hepsi bir araya mı yerleşmiş?
-Sonra bir birlerini bulmuşlar.
-Ne kadar Hemşinli sürgün edilmiş olabilir?
-Bin hane. Sadece benim sülalemden 500 kişi var sürgün.
-Şimdi bunlar nerelerde yaşıyorlar?
-Kazakistan, Kırgızistan, Rusya da dağınık şekilde yaşıyorlar.
-Bunlar nerede yaşamayı düşünüyorlar.
-Devlet ellerinden tutarsa Türkiye ye gelmek istiyorlar. Burası pahalı yeniden ev kurmak zor. Biz geldik çok zorluk çektik. Eşim makine mühendisi ben öğretmenim. Hiçbir sosyal güvencemiz yok. Çobanlık yapıyoruz. Diplomamızı getiremediğimiz için YÖK’te denklik sınavına giremedik.
-Ahıska Türkleriyle ilişkileriniz nasıldı?
-Çok iyiydi. Biz birdik. Kız alıp verdik.
-Kırgızlarla.
-Onlarla olmadı. Isınamadık.
-Namaz serbest miydi?
-Cami yoktu ama bir evde toplanıp teravi kılarlardı. Ezan yoktu. İhtiyarlar ev tutup Cuma kılarlardı.
-Kırgızistan’dan neden ayrıl dınız?
-Kırgızlar bize baskı yaptı. Türkiye ye gidin diye. Okulda kavga oldu çocukları dövdüler. Babamda Müslüman diye Çeçenistan’ın yanı Nalçik’e göç etti.
-Sen nereye geldin?
-Savrapola.
-Hangi yılda geldiniz?
-1969’da geldik.
-Nasıl geldiniz?
-Babamlar, amcamlar göç edeceksek Müslümanların yanına gidelim diyerek koyunları satıp Nalçik’e geldik. Annem kardeşlerinden ayrılınca ağladı geri döndük.
-Kaç hane geldiniz?
-20 hane. Kabardin Balkarya da babam hükümet için inekleri otlattı. Toprak alıp ev yaptık. Yer ektik hindi besledik. Ben 3. sınıfa gittim. Amcamlar dedi ki “ biz oraya buraya göç etmeden yorulduk. Türkiye ye anavatanımız göç edelim. Babamın iki kardeşi Kemalpaşa geldi.
-Nalçik’te niye kalmadınız?
-Havasına alışamadık. Dumanda, rutubetten ayakları ağırdı ahalinin.
-Orda kaç yıl yaşadınız?
-4 yıl. Geri Ortasaya ya döndük. Bazıları Kırgızistan’a babam Kazkistan’ın Çimkent'in Çirkino köyüne gittik. Orada 18 sene kaldık. Kaziktanda okudum ,Adıgey Maykop’ta okuyup öğretmen oldum. Karıshadar’da kaldık. Moskovaya bağlı.
-Türk olduğunuz için orada baskı gördünüz mü?
-Yok olmadı ama devletler dağılınca önce işe Rusları aldılar.
-Orda kaç yıl kaldınız?
-14 sene.
-Kaç yılında ayrıldınız?
-1996 yılında.
-Neden ayrıldınız?
-Eşim Türkiye ye geldi. Beğendi gelmek istedi. Ben istemedim kavga ettik ama din letemedim geldik.Kemalpaşa ya geldik. Çocukları okula almadılar. Oturma iznimiz yoktu. Ankaraya Ahıska derneğine gittik. Durumumuzu anlattık. Oturma belgesi verdiler. İki yıldır da Ardanuç tayım.
-Yemekleriniz nasıldı?
-Aynı burada ki gibi. Hangi ülkeye gittiysek onların yemeklerini öğrendik.
-Türkiye de olmaktan memnun musunuz?
-Memnunuz ama küçük oğlum okumadı.
-Teşekkür derim.

Ülkü ÖNAL

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (6)Add Comment
1944-45 yıları arasında batum ve ahıskadan sürgüne giden karadeniz türkleri ve ahıska türkleri.
Yazar İslam Uzunoglu, Şubat 23, 2012
Ben Kırgızistan doğumlu Karadeniz türklerindenim. 1944-45 yılları arasında sibiryaya ve orta asyaya sürgün olduk. Ben Sibiryadakilerden haberim yok ama Orta Asyadakilerini çok iyi bilirim. Lazlar ve Türkler Kırgızistanda Oş şehrinde birleşmiş ve 3 köye ayrılan Kok-Car, Valakış ve Razyezd'de yaşamaktadırlar. Valakış köyünde çoğunluğu laz, Kokcarda çoğunlukla türk ve Razyezdde tamamı türk olarak belirlenmiştir. Lazlarla Türklerin arası iyidir. Zaten Lazlar kendilerine Türk diyorlar. Hiç bir ayrımcılık görünmemiştir aralarında. Hemşinlilere gelince, 1991 yılına kadar kendilerine ttürk diyen hemşinliler bu tarihten sonra kendilerini ermeni ilan etmişler. Kürtlerden zaten pek haberimiz yok onlar Kırgızistanın Kara-Balta şehrindeler ve Türk düşmanlarıdır açıkçası. Orta Asyada kendilerine Türk diyenler Türklerdir, Lazlardır ve Ahıska Türkleridir. Bu arada ben Rize, Fındıklıdan bir türk uşağiyim.
KOCA BİR YALANN!...
Yazar erdal KARAGÖZ, Şubat 12, 2012
SÖYLEŞİDE BATUM CİVARINDAN 72 TREN VE 80 VAGON DOLUSU HEMŞİNLİ VE KÜRDÜN MÜSLÜMAN OLDUĞU GEREKÇESİYLE LAZLARIN KIŞKIRTMASIYLA VEYA RİCASIYLA BÖLGEDEN STALİN TARAFINDAN SÜRÜLDÜĞÜ İDDAA EDİLİYORR...EL İNSAF EL VİCDAN YAA..KÜRTLER VE HEMŞİNLİLERİ BİR SİYASİ OYUN GEREĞİ BU SÖYLEŞİDE BİR ARAYA GETİRMENİZİ ANLAYABİLİYORUM FAKAT NASIL OLURDA HEMŞİNLİLERİN LAZLARDAN ÖNCE MÜSLÜMAN OLDUĞUNA İNANIR HELE HELE STALİN DÖNEMİNDE EN BÜYÜK ZULMÜ GÖRMÜŞ LAZLARI TÖHMET ALTINDA BIRAKIRSINIZ ANLAYABİLMİŞŞ DEĞİLİMM..UMARIM SİZDE ANLAMAMIŞSINIZDIR..
Unutmadık
Yazar tabilişi, Aralık 30, 2011
Lazlar doğu karadeniz(karadenizin doğusu gürcistanın batısı megrel-laz) kadim yerli halkıdır bu nedenlede kültürlerini ve dillerini unutmamışlardır. iberia da yaşayan gürcüler (karadeniz kıyısıyla bağlantıları yoktur. Armeniada yaşayan ermeniler bunlarında karadeniz kıyısıyla bağlantıları yoktur lazların yaşadığı bölgeye gelen hemşinliler ve de gürcüler şu anda düzce adapazarı bölgesine osmanlı rus savaşında göç etmek zorunda kalan laz gürcü hemşinliler gibi daha önceki yüz yıllarda laz toprakklarına yerleştirilen halklardır osmanlı rus savaşında güvenli bölge düzce adapazarı bölgesi gibi laz topraklarıda önceki yüzyıllarda güvenli bölgeydi bu nedenle bu halklar bu bölgeye yerleştirilmişlerdir. Bunun sonucu olarak da buranın kültüründen etkilenmişlerdir.
Unuttunuz!
Yazar Şakir Aksu, Haziran 04, 2011
Rzie Hemşinliyim. Çocukluğumun ilk yılalrında çıktığımzı Ankara gurbetinde ilkokul 1Den başlamak üzere her sene memleketime gittim. Dağlarımzıda babaannemle çobanlık yıllarım gençlik yılalrıma kadar da sürdü. Hemşin kültürünü hem yaşadıım hem öğrendim. Çobanlık yıllarımın yanlarında geçtiği insanalrın Türkçe dışında bir dil konuştuklarını hiç görmedim. Bu sadece benim köyümle ilgili de değildi. Çamlıhemşinli olan annemin köyünde de Türkçe dışında dil bilinmezdi. Hopa'da da Hemşiniller olduğunu duymuştum ama onlarla ilk karşılaşmam üniversite hayatımın ilk yıllarında oldu. Onların bir dili vardı ama biz Rize Hemşinlileri o dili bilmiyorduk. Zaman içinde gördüm ki Hopa Hemşinlileri ile farklılıklarımız sadece dil ile de sınırlı değildi. Yemek, kıyafeti, gelenekelr de pek birbirine benzemiyordu. İşin doğrusu adınmız dışında birbirine benzeyen özelliklerimiz de yoktu. Rize Hemşinlileri ne kadar barışçı ve hoşgörülü ise Hopa Hemşinlileri de tam tersine bir intibaya sahipti. Hopa Hemşinlilerinde kan davası var mı bilmiyorum ama Rize Hemşinlilerinde tüm tarihleri boyunca kan davası hiç olmamıştı.
Hemşinlilerin kökenleri konusunda çok tartışma vardır. Ancak köken konusunda Hopa Hemşinlilerinden bazıları Dil'i öne çıkarırken aynı şey Rize Hemşinlileri için sözkonusu olduğunda sışındıkları tek yalan vardır; "Siz dilinizi unuttunuz!"
1970'li yılalrda babaannem ile çobanlık yaptığım emzrada bizim köye evli bir yaşlı kadın vardı. Rahmetlinin adını hala bilmem. Kenidsini Megaliskiritli (Ardeşen Yolkıyı Köyü) Ebe olarak çağırırdık. Bu kadın bizim aramızda 50 sene geçirmişti ama tek kelime Türkçe konuşamazdı. Aynı şekilde pazar'a bağlı Hudisa, Kuzika gibi Laz köylerinde Türkçe bilmeyen yaşlı insanalrın varlığını biliyorum. Peki bu insanlar nasıl oldu da Türkçeyiş öğrenemediler. Oysa yaşadıkalrı bölge osmanlı ile daha çok yüzyüze olduğu bir bölgeydi. Lazlar osmanlı'nın denizci askerlerinin neredeyse yarısını oluşturuyordu. Buna rağmen Türkçeyi öğrenememişlerdi. Sahilde yaşayan Lazlar türkçeyi öğrenememiş ama nasıl olduysa dağlarda, yaylalarda yaşayan Hemşinliler ana dillerini unutmuş ve Türkçeyi öğrenmişti. Diyelim ki bu tez doğru. Peki Hemşlinlilere Türkçeyi kim öğretmişti?
Bölgedeki bu alandaki çalışmaların kaynağı bu ülke dışındandır. szie burada hangi STK'ların ABD, Almanya gibi ülkelerdeki hangi vakıf ve kurululuşlardan ne kadar para aldıklarını da sayabilirim. Bu çalışmaların altında samimiyet aramak sıradan insanlar için belki gaflet olarak değerlendirilebilir ama tepede bir avuç namussuzun kimlerle bağlantısı olduğunu da söyleyebilirim.
DTP'den İstanbul'da bir Hopa Hemşinlisi Azınlık (Ermeni azınlık) oalrak Bağımszı aday olmuş O ismin üzrinden gittiğinizde akrşınıza çıkan simileri takip edin. Hepsi aynı noktaya çıkacaktır.
Soros'un 2 c3ebi vardır. Sağ cebinden Dincileri beslerken sol cebinden sözde solcu sosyalist işbirlikçileri beslemektedir.
Bu ülkedeki her unsur Bütün'ü zenginleştiren bir parçadır. Bütün'den parçalar ayırmaya çalışan ya ahmaktır ya hain. İkisini arası yoktur. Bu böyle biline...
hemşinliler....ya ermenisin ya türk...
Yazar ithaka, Mayıs 26, 2011
Sn.Önal,

"Hemşinlilerin kökenleri hakkında uyduruk yorumlar yapanlar"..... minvalinde yapmış olduğunuz yorumu hayretle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.Hemşin kökenlimisiniz bilmiyorum. Ama bir hemşinli olarak son dönemlerde yapılan ve hemşinlilerin kökenlerine yönelik çalışmaları eğer kuru bir milliyetçi söylem üzerine kurulu değilse oldukça önemsiyorum. Yeterki kökenler hakkında hakikaten uyduruk bir takım görüşleri hemşinlilere dayatmasınlar. Keza kürtlerin kökenin ve kart-kurt efsanesi hafızalarımızda oldukça taze. Hemşinlilerle ilgili tartışmanın asıl eksenini hemşinlilerin ermeni olup olmadıkları ile ilgili çalışmalar oluşturuyor. Çalışmaların bir kısmı ısrarla hemşimlilerin ermeni olduğunu iddia ederken diğer bir kısım ise hemşinlilerin kafkas türkü olduğu iddiasını tekrarlayıp duruyor. Her iki grupta yapılan çalışmaların oldukça sığ ve önkabuler üzerinden yapıldığını düşünüyorum. Sizin çalışmanızıda bu kapsamda değerlendiriyorum. Hemşincenin büyük bir oranda neredeyse ufak tefek lehçeler haricinde ermenice kelimelerden mütevellit olduğunu özellikle sarp sınır kapısından sonra gelişen ilişkilerle birliktr öğrenmiş bulunmaktayız.Ama bence bugün tartışılması gereken asıl sorun hemşinlilerin ermeni olup plmadıklarından çok hemşin dili, hemşin kültürü vehemşin toplumunun hızla şehirlileşip kendi bağlarından uzaklaşmalarıdır. Artık yeni kuşağın tamamına yakın bir çoğunluğu hemşinceyi anlamasına karşın konuşma yetisinden oldukça uzak, belki birkaç kuşak sonra hemşince tamamen unutulacak.Hemşin kültürünün yok olmaya yüz tutması sadece doğal toplumsal yaşam süreçlerinin bir sonucu olmakla birlikte bilinçli olarak uygulanan ve el altından can yakmadan yürüyülen bir asmilasyon politikasının da sonucudurda aynı zamanda. Hemşinliler köken olarak her neye ait olurlarsa olsunlar, doğu karadenizin önemli bir kültürel parçası ve renkleridir. Bu renk çok hizli bir şekilde flulaşmaktadır.Karadenize özgü kültürel çeşitlillik, kültürel potpori hızla aynılaşmakta ve tekdüzeleşmektedir. Önemli olan bunun önüne geçebilmektir. Unutulmamalıdırki kendine güvenen toplumlar çeşitlilikten ve farklılıklarda korkmazlar.Sayh beyaz bir yaşam istemiyorsak çeşitlilklerimizi önyargılardan uzak bir şekilde korumaya çalışmanız dileğiyle
...
Yazar Zafer Öztürk, Nisan 10, 2011
Sayın Ülkü Hanım,
Çalışmalarınızı, araştırmalarınızı beğenerek takip ediyorum. Araştırmalarınız çok değerli ve geçmişe ayna tutuyor, geleceği de ışıtıyor. Çalışmalarınızın sürmesini yürekten kutluyor, devamını gelecek kuşaklar adına diliyorum.

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar