| Perşembe (Vona) Limanı'nın Önemine Dair Bir Rapor |
| Karadeniz Tarihi |
| Yazar Adnan YILDIZ |
| Pazartesi, 16 Şubat 2009 23:42 |
|
Vona, Osmanlı döneminde bugünkü Perşembe ilçe merkezinin bulunduğu yerde kurulmuş bir köy konumundaydı. Bölgeye ait ilk resmi kayıtları ihtiva eden 1455 yılı tahrir kayıtlarında Vona, “Niyabet-i Satılmış-ı Bayram” adlı idari birime bağlı 41 köyden bir tanesidir[1].1485 yılı tahrir kayıtlarında ise “Karye-i Vona ma’a İskele” olarak kaydedilmiştir.[2] 1850’li yıllardan itibaren belgelerde Vona adı Perşembe olarak da yer almaya başlamıştır. Bu yıllarda, Kozağzı civarında oluşan kasabada Perşembe günleri pazar kurulmaktaydı. Bu pazardan dolayı adı geçen yerleşim yerinin adı Perşembe olarak da anılmaya başlanmıştır.[3] 1870’li yıllarda gerçekleştirilen idari taksimatta, Vona bugünkü anlamda “Perşembe nahiyesi’’ adıyla bir birim olarak yapılandırılmıştır. 1945 tarihinde de ilçe haline dönüştürülmüştür. Perşembe doğal güzellikleri bakımından Karadeniz’de öne çıkan bir ilçedir. Ancak bu yerleşim yerini asıl farklı yapan, sahip olduğu doğal limanıdır. Bir çok seyyah bölgeyle ilgili olarak seyahatnamelerinde bilgi vermektedir. Bunlardan biri, 1641 yılında bölgeyi dolaşan Evliya Çelebi’dir. Seyahatname adlı meşhur eserinde, Vona limanında gemilerin demir atmadan konaklayabileceklerini belirtmektedir. 1817-1819 yıllarında bölgeyi dolaşan Per Minas Bıjışkyan ise Vona limanının Yason’a dokuz mil mesafede iyi bir liman olduğunu ve üç ayrı yerde gemilerin konaklayabileceğinden bahsetmektedir.[4] Vona limanının önemine, Osmanlı dönemine ait Trabzon Vilayet Salnamelerinde de yer verilmiştir.1305 (1888) yılında yayınlanan Trabzon Vilayeti Salnamesi’nde, “Ordu kazasının önemini arttıran asıl sebeplerden biri de, meşhur Vona limanıdır. Kış mevsiminde bu doğal liman, Karadeniz’in şiddetli fırtınalarına maruz kalan gemilerin sığınacakları en korunaklı limandır. İşte Vona limanının sahip olduğu bu büyük önemden dolayı Vilayetçe, Ordu kasabasından Vona’ya kadar hususi bir yolun yapılmasına karar verilmiştir. Bu sene ilkbaharda yolun yapım işlerine başlanarak tamamlanması sağlanacaktır. Bu sayede Ordu kasabası ile Vona arasında muntazam bir gidiş-geliş yolu açılmış olacaktır.”[5] 1313 (1896) tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi’nde de Vona ile ilgili benzer bilgiler verilerek Vona–Ordu yolunun tamamlandığı belirtilmiştir.[6] Osmanlı Arşivi’ndeki Vona ile ilgili belgelerde de Vona limanının özelliklerine dair bilgilere rastlanmaktadır. Bu belgelere göre bölgeyle ilgili askeri, idari ticari vb hususlarda yapılacak düzenlemelerde Vona limanı daima gündeme gelmiştir. Bu belgelerden 07.Rebülahir 1302 (24 Ocak 1885) tarihli Trabzon vilayetinden Dahiliye Nezaretine sunulan belgede[7] “Ordu, Fatsa ve Ünye kazaları birleştirilerek oluşacak yeni sancağın merkezi olarak en uygun yerin Vona olacağı” belirtilmiştir. Vona’nın sancak merkezi olarak önerilmesindeki en büyük sebep, limanı olarak gösterilmiştir. Bu belgede Vona limanı ile ilgili bilgilerin sadeleştirilmiş hali şu şekildedir “Karadeniz boğazından çıkılıp Batum’a varılıncaya kadar ihtiyaç duyulduğunda gemilerin sığınacakları Vona limanından başka bir liman olmadığı gibi bu liman, Sinop limanına göre daha üstündür. Kış mevsiminde her çeşit vapur ve gemiler fırtınaya yakalandıklarında Vona limanına gelerek orada barınırlar. Kışın bu limanda her zaman bu şekilde barınan gemileri görmek mümkündür. Allah tarafından “tabii bir liman olarak yaratılmış” olan bu limanın, gün doğusu ve poyraz yönleri açık ise de arka tarafını çevirmekte olan dağlar, sonbahar, ilkbahar ve kış mevsimlerinde kar eriyinceye kadar poyraz ve gündoğusu rüzgarlarını engellemektedir. Bazı tüccar gemileri bu yüzden limanda kışlamaktadır. Bu kışlama sırasında hiç bir gemi deniz kazasına uğramamıştır.”[8] Vona (Perşembe) limanıyla ilgili 21.03.1889 Perşembe günü Dördüncü Ordu Komutanı Mehmed Zeki Paşa tarafından hazırlanıp padişaha sunulan bir rapor, Vona limanının askeri bakımdan önemi hakkında bilgiler vermektedir. Bu rapor günümüz Türkçesi ile sadeleştirilerek aşağıya alınmıştır: Padişahım hazretleri, Kıyıların ve boğazların korunması demek, başta etrafı denizlerle çevrili olan başkent İstanbul’a gelebilecek taarruzların önlenlenmesi demektir. Eski yöntemlerle kıyıların güvenliğinin sağlanması için alınan önlemlerden birisi olan kule tarzı savunma sistemi, günümüzde önemini yitirmiştir. Bu konuda yeni savunma sistemlerinin geliştirilmesi ve uygulamaya konulması için, Karadeniz kıyılarının korunmasına yönelik yaptığım araştırmaları bir rapor halinde padişahımız hazretlerine sunmaya cesaret ettim: Yollar bir memleketin gelişmesinde ve zenginleşmesinde önemli bir etkendir.[9] Bu yüzden padişahımız tarafından memleketin her tarafında yeni yollar yapılmıştır. Bu anlamda Karadeniz’in Trabzon ve Samsun iskeleleri arasında da içerilere doğru dört ayrı yerden şose yollar açılmıştır. Bu yollardan biri olan Trabzon-Erzurum karayolu, Rus sınırına kadar yaklaştığından, bir savaş esnasında Dördüncü Ordu’nun ihtiyaçlarını karşılaması bakımından önemlidir. Yine bu yollardan Samsun ve Ordu iskelelerinden iç kesimlere doğru açılan Ordu-Giresun-Sivas yolunun Karahisar-i Şarki’ye (Şebinkarahisar) bitişik olması ayrıca bir önem taşımaktadır. Çünkü lojistik ve merkezi bir depo olan Sivas’ın yanında, Karahisar-ı Şarki de bir depo olarak kullanılabileceğinden Ordu ve Samsun’un denizden gelebilecek bir taarruzdan korunması için buralarının önemi bir bakışta anlaşılır. Bu yüzden bu yolların başlangıç noktası olan iskelelerin güvenli olması, aynı zamanda içerideki yerlerin de güvenli olması demektir. Ancak buraların güvenliği uygun bir limanda barınabilecek donanma gemileri sayesinde gerçekleşebilir. Allah korusun, denizden yapılacak bir düşman taarruzu sahillerde önlenemediği takdirde, içerideki kuvvetlerin ihtiyaçları karşılanamayacak ve mağlubiyet kaçınılmaz olacaktır. Bundan dolayı böyle bir harekat halinde gemilerin barınabileceği uygun bir limana ihtiyaç vardır. Samsun, Giresun ve Trabzon’da bu şekilde uygun bir liman bulunmamaktadır. Buralarda yeni bir liman inşa edilmesi ise çok masraflı olacak, ayrıca kısa sürede tamamlanması da mümkün olmayacaktır. Bundan dolayı nereden bakılırsa bakılsın, Vona limanı askeri yönden önemini muhafaza etmektedir. Siz padişahımız hazretleri de uygun gördüğünüz takdirde Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlıklarında görevli tecrübeli komutanlardan oluşacak bir komisyon kurulması ve Vona limanının bir de onlar tarafından incelenmesi yararlı olacaktır. Bu konuda ferman padişahımız efendimiz hazretlerinindir. 21.03.1889 Perşembe Dördüncü Ordu Komutanı Mehmed Zeki Cumhuriyet dönemi kaynaklarında da bu limanın önemi konusunda bilgiler verilmiştir. 1949 yılında İktisadi Uyanış Dergisi’nin Ordu Özel Sayısı’nda Perşembe ile ilgili verilen bilgilerde bu liman şu şekilde anlatılmaktadır. “Perşembe’nin üzerinde ehemmiyetle durulacak mevzularından biri limanıdır. Bu liman, Karadeniz’in en tabii koyudur. Vapurlar fırtınalı havalarda bu koya sığınmağa muvaffak oldukları takdirde muhakkak bir felaketten kendilerini kurtarmaktadırlar. Bununla beraber iyi denilecek bir iskelesi yoktur. 60 m. uzunluğunda 3.m.genişliğinde kırık dökük bir iskelesi vardır. Biz orada iken yenisi yapılmak üzere faaliyete geçilmişti”.[10] Perşembe (Vona) limanı, tarihin her devrinde önemini hissettirebilmiştir. Yukarıda verilen belgelerden de anlaşılacağı üzere bu liman, Karadeniz’in hırçın dalgalarının telafisi olarak bölgeye sunulmuş bir lütuftur. Böyle bir liman doğru değerlendirilebildiği takdirde bölge ve Perşembe için önemli katkıları olacaktır. Ancak bu limanın, günümüzde balık çiftliği haline dönüştürülerek değerlendirilmesi yolu seçilmiştir. Bu haliyle limanın su altı yapısı bozulmakla kalmayıp, Karadeniz'de denize girilebilecek nadir yerlerden olma özelliğini de kaybetmiştir. Bizler inanıyoruz ki sağlam akıl bir gün galip gelecek ve bu liman, üç beş kişinin çıkarlarından ziyade tüm bölgenin çıkarlarına hizmet edecek şekilde değerlendirilecektir. Vona limanının askeri yönden önemine dair Dördüncü Ordu Komutanı tarafından padişaha sunulan raporun üst yazısının Osmanlı harfleriyle yazılmış hali ve günümüz harflerine çevirisi: (Belgeleri büyütmek için üzerine tıklayınız.) Bihi (Bismillahirrahmanirrahim) Kurenâ-yı hazret-i şehriyârîden Besim Bey Efendi hazretlerine 19 Recep 1306 Dördüncü Ordu-yı Hümâyûn Müşiri (Mehmed Zeki) Vona limanının askeri yönden önemine dair, Dördüncü Ordu Komutanı tarafından padişaha sunulan raporun, Osmanlı harfleriyle yazılmış hali ve günümüz harflerine çevirisi: Belge 1 Belge 2 (Belgeleri büyütmek için üzerine tıklayınız.) Belge 3 Belge 4 (Belgeleri büyütmek için üzerine tıklayınız.) (1) Bihi (Bismillahirrahmanirrahim) Atebe-i felek-mertebe-i hazret-i şehriyârîye lâyıha-i mülûkânemdir Turuk ve maâbirin intizâm-ı hâli, bir memleketin tezyîd-i umrân ve servetinin yegâne tedbiri olmasıyla Anadolu şibh-i cezîresinin her cihetinde asr-ı mehâsin-i hasr-ı hazret-i mülûkânelerinde müceddeden yollar ve şoseler tesviye ve küşâd olunmuş, bir yanında saye-i kudret-vâye-i cenâb-ı tâcdârîlerinde yapılmakta bulunmuş olduğuna mebni şu yakın vakitlerde Bahr-i Siyah sevahilinin Samsun ile Trabzon iskeleleri beyninde mahdud bir mesafede içerilere doğru dört kol şose tariki küşad olunmuştur ki, hudud-ı mezkureden Trabzon ile Erzurum arasındaki yolun hududa civar ve muvazi bulunması hasebiyle hengâm-ı muharebede tarik-i mezkur Dördüncü Ordu-yı Hümayunlarının (2) mevâridatını temine kâfi olduğundan Trabzon’un gayrı diğer hutut-ı selasenin darü’l-harekât-ı harbiye gerilerine müntehi olması Ordu-yı Hümayun-ı mezkurun temin-i mevaridatına kâfil bulunuyor. Hele bunlardan Samsun ve Ordu iskelelerinden küşad olunan iki hattın Sivas ve Giresun hattının Karahisar-ı Şarkî’ye muttasıl olması ve halbuki Sivas’ın inde’l-hace umum depo mahalli olmakla beraber Karahisar-i Şarkî de mutavassıt anbar mahalli ittihazına pek elverişli bulunması cihetiyle Ordu ve Samsun’un bahren vuku bulabilecek bir taarruzdan muhafazası lüzumu yek-nazarda zâhir olur. Açık denizlerde liman tesisinin müstelzem olduğu masarif-i külliyyeye nazaran velev bir kumpanyaya ihale olunsa dahi vücuda gelmesi vakte muhtaç olacağından ve bir limanın şekli ve heyeti malum olmadıkça tahkimi mümkün olamayacağından iskele-i selase hakkında şimdilik ameliyyat-ı fenniyye-i askeriyye icrası kabil olunmaz. Bir iskeleye, her ne suretle memnuiyete mazhar olursa olsun, ihracat vukuu turuk-ı bahriyyenin berriyyeye mukîs olmaması hasebiyle daima fırsat elvereceği bedîhî ise de buna karşı sahile bir kuvvet çıkarılır ve bu kuvvet dahi bir donanma vasıtasıyla beslenir ise ihracat ümidi münkatı‘ olur. (3) Lakin bu gibi muteharrik bir üssü’l-harekata emniyet edilerek kuvva-i mezkure kendisini oraya sevk eden maksadın temini yolunda sarf-ı makderet edebilmek için bu üssü’l-harekata dahi bir melce lazımdır. İşte Hudâ-nekerde bir gaile zuhurunda Karadeniz tarikiyle ordu-yı hümayun mevâridâtının uğrayacağı müşkilât için teşebbüs olunacak tedbirin mülahazat-ı mârûzaya mümasil bir halde sudurı ağleb-i me’mûl olup böyle bir donanmanın lâ-ekall yirmidört saat demir üzerinde bulunmasına görünen lüzum ve ihtiyaca nazaran Trabzon’da Giresun ve Samsun iskeleleri halihazırlarıyla bu meziyyeti haiz değildir. Şu kadar ki, her kusurun bir esasa müstenid bulunması ve muhtemelü’l-vuku olan taarruzun dahi elbette bir esasa ibtina etmesi zaruriyetine mebni böyle bir maksada hâdim olacak donanmanın civariyet münasebetiyle Vona limanından başka Karadeniz sahilinde me’men bir liman bulunmayacağı gibi mezkur limanın Sivas hattı mebdei bulunan Ordu kasabasına dört saat mesafede bulunması cihetiyle temin-i mevaridat merkez-i hilâfet-i kübrâ için Dördüncü Ordu-yı Hümâyûnlarında üssü’l-esas olmak sıfatını haizdir. Bu limanın berrî ve bahrî her iki nokta-i nazarda dahi şu havalice şöhret-i şâyiası olmasına tahkikat-ı memlukânem dahi bu merkezde bulunmasına mebni gerek şu dört iskeleye çıkarılacak kuvva-yı taarruziyyeyi besleyecek bir donanmanın men‘-i dühûlü için ve gerek Sivas gibi bir depo-yı umumî ile merkez-i umumî mevaridatının temini için bu limanın tahkimi derece-i vücubdaki gibi görünüyor. (4) Bir mülkü müdafaa eden kale ve istihkâmat olmayıp belki bunların siperleri arkasında bulunacak kuvva-yı cünudiyye olacağını nezd-i âlî-i hazret-i tâcdârîlerinde malum olup fakat sahil kale ve tabyalarını karaya asker dökerek hasr ve tazyik etmek dahi usul ve kaideden olmakla ve böyle bir halde kuvve-i tedâfüiyyeye her zaman ve vakt-i lâzımında imdat ve iane olunması çok kere mümteni olduğu görülmekle Hüdâ-nekerde buralarda vukua gelecek muvaffakiyetsizlik maddi ve manevi hasar-i azimi müeddi olur. Binaenaleyh maslahata her ne yüzden nazar olunsa Vona limanı yine kıymet ve ehemmiyet-i askeriyyesini muhafaza edegeldiğinden liman-ı mezkurun şöhret-i müktesebesi ve kıymet-i askeriyyesi nezd-i âlî-i hazret-i cihânbânîlerinde dahi tasvib buyurulduğu halde ümera-yı berriyye ve bahriyyenin bu gibi hususatta mücerreb olanlardan mürekkeb bir komisyon tertibiyle liman-ı mezkurun ehemmiyet-i şayiasının bir kerre de onlar marifetiyle keşf ve tedkik ettirilmesi her halde mucib-i muhassenat olacağı varid-i hatır-ı mülükânem olmakta ise de isabet-i şeref-müteallik irade-i hikmet-ifaza-i hazret-i şehinşâhîlerinde bulunmakla ol babda ve katıbe-i ahvalde emr ü ferman ve merhamet-i bî-pâyân hazret-i veliyyü’l-emr ve’l-ihsan efendimiz hazretlerinindir. 19 Receb 1306 Yaver-i hazret-i şehriyârîleri Dördüncü Ordu-yı Hümayun Müşiri Abd-i memlükleri Mehmed Zeki Dipnotlar: 1-Bahaeddin Yediyıldız-Ünal Üstün, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları I 1455 Tarihli Tahrir Defteri, Ankara 1992, s.180-182. Adnan YILDIZ Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 2740 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|