| Mustafa Kemal Paşa'nın Giresun'u Ziyareti |
| Karadeniz Tarihi |
| Yazar Ayhan YÜKSEL |
| Pazar, 10 Ekim 2010 21:08 |
|
Karadeniz Tarihi üzerine yer vermekte olduğumuz makalelerimize Yazarlarımızdan Sn. Ayhan Yüksel'in Mustafa Kemal Atatürk'ün Giresun'u ziyareti üzerine yazmış olduğu makalesi ile devam ediyoruz...
MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN GİRESUN ZİYARETİ “Hakikatin ifâdesi olan Giresun gençliğini tebrik ederim. Afyon Karahisar, Dumlupınar’da sizin uşaklardan da vardı.” M. K. Atatürk Ayhan YÜKSEL Mahmut Goloğlu, 1924 yılında bazı iç olayların yanında İngilizler’in Musul’dan başka Hakkâri’den de toprak talebi ile başlayan dış olayların huzursuzlukları arttırdığını, bu sırada Mustafa Kemal Paşa’nın “… bütün düşünceli ve kuşkulu zamanlarında olduğu gibi, devrimlerinin ve başarılarının en büyük desteği ve kaynağı olan halka gitmek, halkla konuşmak, onu iç ve dış tehlikelere karşı uyarmak, hazırlıklı ve uyanık bulundurmak, böylece çabalarının dayanağı olan millî birliğin zayıflamasını önlemek, hatta daha da güçlendirmek için” Meclis’in tatile girmesinden yararlanarak yurt gezisine çıktığını ifade eder[1] . Nitekim, 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da Başkomutan Savaşı’nın ikinci yıldönümü törenlerine katılmış, ardından Bursa’ya gitmiş, 11 Eylül 1924’te Bursa’nın kurtuluşu münasebeti ile savaşları anlatmış, buradan Mudanya’ya geçmiş, Hamidiye kruvazörüne binerek İstanbul’a uğramadan Karadeniz yolculuğuna çıkmıştır. Bu seyahatte kendilerine Peyk-i Şevket zırhlısı eşlik etmiştir[2] . Mustafa Kemal Paşa, 15-17 Eylül 1924’te Trabzon’u, 17-18 Eylül 1924’te Rize’yi, 19 Eylül 1924 Cuma günü de Giresun’u ve Ordu’yu ziyaret etmiştir. 16 Eylül 1924’te Trabzon’da Belediye tarafından verilen ziyafette yaptığı konuşmada Trabzonlular’ın yurtseverliklerini, savaşlarda ve özellikle 3. Tümen ile Sakarya Meydan Savaşı’ndaki kahramanlıklarını övmüştür. Rize seyahati sırasında Rize ve Atina [=Pazar] müftüleri, 3 Mart 1924 tarihli Tevhîd-i Tedrîsat Kanunu ile Maarif Vekâleti’ne devredilen, kanunun neşrinden on üç gün sonra da kapatılan medreselerin yeniden açılmasına dair dilekçe vermişlerdir. Müftülerin bu talebine karşı gerekli cevabı veren Mustafa Kemal Paşa, Mahmut Esat [Bozkurt] Bey’e, ayrıca Başvekil İsmet [İnönü] Paşa’ya 18 Eylül 1924’te Giresun çıkışlı bir telgraf çekmiştir. Varışına dair üzerine 19 Eylül 1924 tarihi not düşülen bu telgrafta Reisicumhur “Bugün hîn-i mufârakatımda [ayrılışımda] Rize ve Atina müftülerinin temsîl ettiği bir hoca hey’eti bütün memleket ve civâr halkı muvâcehesinde [önünde] kapattırılan medreselerin küşadını [açılışını] bâ-istidâ mürâcaât ettiler. İstidâyı mütalaadan sonra çok kızdım. Yüksek ve şedîd [şiddetli] bir sesle kendilerini tekdir ettim [azarladım]. Mektep istemiyorsunuz. Hâlbuki millet onu istiyor. Bırakınız artık bu zavallı millet bu evlâd-ı memleket yetişsin. Medreseler açılmayacaktır. Millete mektep lâzımdır diye bağırdım. Bütün halk ve mektep talebesi ‘bravo sedâsı’ ve heyecanlı alkışlarla karşıladılar. Mufârakatımdan sonra bu hocalara halkın bir fenâlık yapmaları dahi me’mûldur [beklenir]. Buna mukabil [karşılık] Rize’deki liseyi ihyâ elzemdir [yenileştirmek gereklidir]. Mektep binâsı ve âlât-ı tedrîsiye mefkuddur [eğitim araçları yoktur]. Hocaları çok olan bu muhitte ilim ve irfân teşkîlâtımızın sür’atle fa’âliyyete başlaması pek lüzûmludur. Bu arada Osman Ağa’nın oğlu İsmail Bey yirmi bin liralık bir mektep binâsı yapmak üzere imiş. Bunu taltîf ederek [gönlünü hoş ederek] işin tesrî‘ [çabuklaştırılması] ve heman âlât-ı tedrîsiye göndermek ve fazla alâka göstermek sûretiyle halkın gösterdiği fiilî tezâhüre mukabele eylemek için îcâb eder” demekteydi[3] . İşte, Işık gazetesinin “Reisicumhur Gazi Paşa’nın Giresun’umuzu Teşrîfleri” başlığı ile verdiği Giresun ziyaretinin ayrıntıları[4] : Sabah Erken Gece erken yatanlar sabahleyin şafak sökmeden çarşıya inmişlerdi… Hiç uyumayanların mahmurluğu gözlerinden belli idi. Ufuktan iki duman göründü… Herkes telaşlı ve heyecanlı… Bugün Giresun en büyük, en tarihi ve en coşkulu gün geçirecekti… Bir haftadan beri yapılan bütün tertipler bunları göstermiyor muydu? Halkın katılımı müthişti… Yüz binlerce halk sahillere dökülmüş, caddeleri doldurmuştu… Halk Reisicumhurunu, Gazi Paşasını görmek ve alkışlamak için sabırsızlanıyordu. İskeledeki zafer takı altından itibaren Mithat Paşa Oteli’ne kadar yapılan halılar oralara bir heybet vermişti. Banka ve Acenteler Dairesi iskeleyi ayrıca süslemiş bulunuyordu… Fındık fabrikalarının üstleri kadınlarla dolmuştu. Limana Ulaşma Kayıklar harekete geçmişti, Paşa Hazretlerine tahsis edilen kayık seyredilecek derecede süslenmişti… İçinde kürek çeken sekiz güçlü kuvvetli kayıkçı gençler siyah zıpkalar üzerine beyaz gömlekler giymişler ve ayaklarına tığ gibi çapulalar çekmişlerdi. Bu gürbüz kayıkçı gençlerimiz hakikaten çok çeviklik gösteriyorlardı. Alaturka saat bir buçukta Peyk-i Şevket zırhlısı ve ikide bando mızıkanın sesleri arasında Hamidiye demir attı. Karşılama heyeti vapura kadar gitmişlerdi. Yirmi dakika sonra top sesleri arasında Paşa Hamidiye’den ayrıldı… Fotoğrafçılarda telaş başlamıştı… Alaturka saat tam iki buçukta iskeleye hareket edildi... İskeleye adım atar atmaz bir kurban kesildi… Feridunzâde İsmail Bey, Paşa’ya mahsus kayıkla çıktılar. İskeledeki heyet takdim edildi… Paşa çok iltifatlarda bulundu… Piyade ve jandarma subayları ve askerler iskelede yerlerini almışlardı. “Nasılsınız askerler” diye hatır sordu… Mithat Paşa Oteli’nin köşesini takiben yerlerini tutmuş olan halk Paşa’yı görür görmez bir alkış tufanı koptu ve “yaşa büyük halaskâr nidâları” göklere yükselmeye başladı… Bilgi Yurdu’nun yılmaz gençleri bütün meydanı çınlatıyorlardı… Giresun tüccarları, Görele, Tirebolu Heyetleri[5] , Yolağzı, Bulancak belediyesi reisleri, memurlar, mektepler, Bilgi Yurdu, Hilâl-i Ahmer, Muallimin Cemiyeti, İhtiyat Zabıtan Cemiyeti, manifaturacılar esnafı ve bütün sanat erbabı, belediyenin bir başına kadar bayraklarıyla saf teşkil etmişlerdi… Paşa herkese derin bakışlarıyla iltifatlarda bulundu… Ellerini sıktı… Orta Mektep Müdürü Necati Bey’e mektebin mevcudunu sordu. Ve “yaşa yüz binlerce yaşa, büyük Paşa” nidaları ve alkış tufanları arasında belediyeye girdiler. Belediyeden Sonra Halk Fırkasına Bir süre belediye dairesinde istirahat buyuruldu… Osman Ağa’nın küçük oğlu Mustafa’yı yanına kabul ederek “maşallah büyümüşsün” dediler. Belediyede fotoğraflar alındı… Vali Rıfat Bey’i yanına çağırarak kendilerini hükümet konağında kabul edeceklerini söylediler ve sonra da Halk Fırkası ziyaret edildi. Burada kahveler içildikten sonra hükümet konağına doğru hareket edildi… Hükümet Dairesinde Muazzam marokenli loş salonda Gazi Paşa beş-on dakika kadar istirahat ettiler… Salonun penceresinden denizin ve karşı sahillerin manzarasını seyrettiler… Paşa’nın hükümet salonunda öyle bir oturuşu vardır ki görülecek şeydi. Ne tesirli bakışlar ve ne büyüleyici sima… Memurlar kabul edilmeye başlandı. Sıra ile adliye, maliye, nafıa, jandarma subayları tanıştırıldı. Jandarma kumandanının adliyeden şikâyet etmesi üzerine Cinayet Müddeiumumîsi çağrıldı. Valiye jandarma ile adliye arasındaki yanlış anlatılmadan doğan meselenin kaldırılmasını emretti. Bundan sonra jandarma mektebi subayları, sonra muhasebe-i hususîye memurları, polis komiserliği kabul edildi. Dilekçeler alındı. Bilgi Yurdu Önünde Merasim programı hazırlanırken Bilgi Yurdu Heyeti hiç bu işlere karıştırılmamıştı. Fakat Paşa Hazretlerinin kalbinde en büyük izi yine Bilgi Yurdu bırakmıştır. Hükümet Konağından dönerken Hazine Vekili Hasan Fikret Bey, yazıhanesi balkonundan Paşa’ya hitaben bazı sözler söylemiştir. Hükümet kapısında kendisine birkaç dilekçe daha sunulmuş ve bunlar gereğinin yapılması için Valiye verilmiştir. Gazi Paşa Yurd binasının önünden geçerken gençler adına Doktor Necdet [Otaman] Bey[6] “Göz Yaşlarıyla Dinlenen” çok heyecan verici nutuk söylemişlerdir[7] . Nutuk başlarken yurdun formasını giymiş iki genç Süreyya ve Sırrı Beyler Bilgi Yurdu ismini taşıyan merasim bayraklarıyla Paşa’nın önünü kesmişlerdi… Bu sırada Yurt binasından Paşa’nın üstüne konfetiler yağıyordu… Mustafa Kemal Paşa, “… Hakikatin ifâdesi olan Giresun gençliğini tebrik ederim. Afyon Karahisar, Dumlupınar’da sizin uşaklardan da vardı” sözünü Dr. Necdet Bey’e verdiği cevap sırasında söylemiştir. Bilgi Yurdu kapısında bekleyen Heyet Mustafa Kemal Paşa’ya “buyurunuz” demişler ve bütün heyet yurda girmişlerdir. Bu sırada Yurdun piyanosu çalmaktadır… Paşa, piyanonun yanında yeşil kanepeye oturmuşlar ve Yurd Heyeti kendisine takdim edilmiştir. Yurd binasını beğenmeyen Paşa “yalnız bir salonunuz mu var?” demesi üzerine kendilerine izahat verilmiş ve bu binaya ne için gelindiği ayrıntılarıyla anlatılmıştır. “Emvâl-i metrûke binâlarından müsâid bir binâ var mıdır?” diye sormuşlar ve Valiye işaretle yanlarına çağırmış “ne için gençlere istedikleri binâyı vermediniz” demiştir… Soru üzerine birçok mazeretler söyleyen Vali, kendisini haklı çıkarmak istemiş, birçok derelerden su getirmiş ise de Paşa’nın kesin emirlerine karşı para etmemiştir. “Ben Maliye ile anlaşırım siz bu binâyı gençlere verin” diye Giresun gençlerini mutluluklar içinde bırakmıştır. Paşa Hazretleri bu konuşma sırasında gençlere “Ne için tek bir isim altında çalışıyorsunuz. Yeni binâya taşındıktan sonra isminizi Türk Ocağı’na çevirin” demişlerdir. Daha bazı özel sohbetlerde bulunduktan sonra Paşa, Bilgi Yurdu’ndan “bu kadar kuvvetli ve zinde bir gençlik içinde kendimi gördüğümden dolayı bahtiyârım” sözleriyle ayrılmışlardır. Paşalarına doymayan gençlik, “senelerin hasreti bir iki saatle tükenir mi Paşam… Niçin bizi çabuk terk ediyorsunuz” sözleri arasında alkış tufanlarıyla Bilgi Yurdu’ndan ayrılmıştır[8] . Konağa Hareket Valinin oturduğu muazzam bina Reisicumhur Hazretlerine ayrılmıştı. Bu bina günlerden beri düzenlenmiş ve gerekli eşyalar yerleştirilmişti. Bilgi Yurdu’ndan sonra yaya olarak konaklarına teşrif ettiler. Yol boyunda Tacağlızâde Temel ve Hacı Ahmedzâde Hafız Ömer Efendiler’in evleri halılarla donatılmış ve pencerelerden Paşa’nın başına konfetiler saçılmıştır. Paşa, konağında kaldığı sürede kazalardan gelen heyetleri, memleket tüccarlarını kabul etmiştir. Jandarma Mektebinde Paşa, konağından çıktıktan sonra yolunda bulunan Jandarma Mektebini ziyaret etmiş, memleketin intizamından duyduğu memnuniyetini ifade etmişlerdir. Mektebin kapısında otomobile binilmiş ve Pehlivan İsmail Ağa’nın “Paşa” sedaları arasında otomobil hareket etmiştir. Askerlik Şubesinde Jandarma Mektebi’nin önünden otomobille hareket edildikten sonra Sinema Caddesi takip edilmiş, çok yavaş yürüyen otomobilin peşinden yüzlerce halk topluluğu Askerlik Şube Dairesi’nde toplanmıştır. Şubeye çıkılmış, orada da birçok müracaatlar kabul edilmiştir. Tekrar otomobile binilerek hareket edilmiştir. Belediye Önünde Bekleme Paşa Hazretleri belediye önünde otomobilinden inmişler ve iskeleye kadar olan mesafeyi yaya olarak yürümüşlerdir. İskeleye gelmezden evvel Yıldız Lokantası’nın Fransızca yazılı levhası dikkatini çekmiş, derhal indirilmesi için emir vermişlerdir. İskeleden sonra birinci zafer takının önünde yerlere kapanarak Paşa’nın yanına birisi yaklaşmıştır. Paşa derhal durmuştur… Titreyen elleriyle Paşa’ya bir kâğıt uzatan bir adam aynı zamanda söyleniyordu… “Üç günden beri çoluk çocuk aç yatıyoruz. Mavnalarımızı işe karıştırmıyorlar Paşam” diyor ve devamlı ağlıyordu… Paşa, Validen meselenin açıklanmasını istedi. Sonra mavnaların suya inmesini ve iş görmelerine emir verdi. Kayıkçı tekrar Paşa’nın ayaklarına kapandı. İskelede Bütün memleket halkının alkışları arasında iskeleye ulaşan Paşa Hazretleri, iki taraflı duran halkın ellerini sıkmış ve istimbotlarına binerek yine “yaşa sedâları” arasında iskeleden uzaklaşmışlardır. Giresun Limanından Ayrılma İstimbot ilerlerken limanda bulunan Millet vapuru devamlı düdüğünü öttürerek selâmlıyordu… Hamidiye’ye yanaşırken karadan torpidolardan toplar atılmaya başlamış ve vapurlar alaturka saat altı da hareket etmiştir. Mûsîka Çalarken Bando ve mızıka vapura kadar giden heyeti selâmlamaya başlamış ve Paşa’yı uğurlamaya giden heyet vapurlar kalktıktan sonra kayıklarıyla iyice uzaklaşmışlar, mendiller sallamak suretiyle Paşa’yı selâmlamışlardır. Paşa Hazretleri karşılık vermiştir. Bu sırada Lâtîfe Hanım güvertede görünmüşlerdir.
Giresunlular, Lâtîfe Hanım’ı görmek şerefine erişememişlerdir. Lâtîfe Hanım, vapurda bir parça üşütmüş olmasından dolayı Giresun’a çıkamamıştır. Sıtmadan da rahatsızmış. Kadınlardan oluşan bir heyet Lâtîfe Hanım’ı vapurda ziyaret etmişlerdir… Heyetle çok samimi sohbet etmişler, Mayıs ayında Giresun’a geleceğini dair söz vermişlerdir.
Giresun, Paşa’sına doymadı… Dört saat, gürültüler, heyecanlarla geçen dört saat yeterli değildi… Bütün yapılan hazırlıklar boşuna gitti… Giresun; Paşa’yı birkaç gün sinesinde taşımak şerefine erişemedi. Bununla birlikte Giresunluları bir şey teselli ediyordu… “İlk fırsatta tekrar Giresun’a geleceğim” diye Paşa Hazretlerinin vaat etmesi… Dipnotlar: [1] Devrimler ve Tepkileri (1924-1930), İstanbul 2006, s. 64-65. Ayhan YÜKSEL Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 1071 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|