| Hayrettin GÜNAY'ın Kaleminden: Hartama Türküsü |
| Karadeniz Türküleri |
| Yazar Hayrettin GÜNAY |
| Salı, 12 Temmuz 2011 21:15 |
|
Yerel bir sözcük olan hartama Görele, Eynesil, Tirebolu, Giresun, Bulancak, Piraziz, Şebinkarahisar, Fatsa, Gölköy; Beşikdüzü, Vakfıkebir; Akyazı; Göynük; Zile; Koyulhisar; Boğazlıyan... yörelerinde kullanıldığını-
Derleme Sözlüğü tanıklığıyla biliyoruz. Aynı kaynaktan sözcüğün Trabzon'da, Rize'de hartoma; Çarşamba, Samsun, Terme'de hartuma biçiminde söylendiğini öğreniyoruz. Sözcük anılan yörelerde iki anlamda kullanılıyor. Samsun'da çıta, öteki yörelerde genelde bildiğimiz işlevinde, "kiremit yerine kullanılan ya da kiremit altına kullanılan ince tahta." Genelde 1950 öncesinde yaygın olarak vardı hartama. Ev, tam, samanlık, ayakyolu gibi yöre insanının barınma, yaşama gereksinimlerinin üstünü örtmek için kullanılırdı. Günümüzün çinkosu neyse o yılların hartaması da oydu. Hartamacılık bir işti. Genelde budaksız ladinlerden yapılırdı hartama. Özel araçları vardı düzgün kütükleri ince hartamaya-dönüştürmek için. Görele'nin sırtını yaylalara vermiş köylüleri üretirdi hartamayı. Kıyı kesiminde yaşayanlar onlarla pazarlık ede ede anlaşırdı. Hartama üretilen köye giderek üretimi gözlemek, satın almak bir yoldu. Başka bir yol da Görele'de hartama pazarlığında hartamacıyla anlaşılır, hartamacı işini bitirdikten sonra atlarla, katırlarla malı eve getirirdi. Kaçak yapılırdı hartama.Yasal değildi.Orman yıkımına neden oluyordu. Bu yüzden de köylerde kaçak olarak satılırdı.İki yüz hartama düzgünce bağlanır, buna bir bağ hartama denirdi. Kimilerde hartamacı düzgün olmayan, çalık hartamaları da bağın arasına katardı. Çalık, bozuk, düzgün olmayan araya sıkıştırılmış hartamalara gama diyenler vardı. Yayla evlerinin üstü de hartamayla örtülürdü. Sonbaharda yayladan dönmeden önce hartamalar sökülür, pürlerin altlarına saklanırdı, gelecek yazda kullanılmak üzere. Üretilen tüm ürünlerde olduğu gibi üreticiden alarak hartama satan aracılar da vardı. Zorunluluktan doğan bir gereksinmeyi gideren hartamacılar, hartama almak zorunda olanlar olağan yaşam biçiminin sonucu olarak halkbilim ürünleri de üretirlerdi. Hartamayla ilgili maniler, türküler böyle oluşurdu. Türkü dosyamızda yer alan, ezgisi kasetle saptanmış, hartama üretilen yerlerin adının da geçtiği bir türkü: Yükledim gır atıma Böğürtlen'den görülen Atım atım gır atım Hayrettin GÜNAY Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Geri dönüş(0)
Yorum (1)
![]() Yorum
|
Ardanuç köylerinden birisin yaylasına sis basar, göz gözü görmez. Akşamüstü sağın hayvanlar çobanlar tarafından getirilir. Ancak bazı hayvanlar gelmez, komşular ararlar, tararlar sis ortamında bulamazlar, gece olunca da yabani hayvanların hışmına uğramalarından korkarlar. Sis kalkmayınca sisi kovmalarından başka çareleri kalmaz. Her biri ellerine birer bedevra alarak sinek kovar gibi sisi kovmaya başlarlar. Uzun süre çalışmalarına rağmen sis yerli yerinde kalır. Herkesin sinirleri ayyuka çıkar, üstelik gece olmakta, kurdun dumanlı havayı sevdiğini de bilirler. Bu telaş ve endişe içinde birisi, yanındaki kişinin delik bedevra ile çalıştığını görünce kafası atar:
-Senin yuzundan boşuna uğraşıyoruh der ve elindeki bedevrayı kafasına indirir.”Sen misin delik bedevra ile sis kovan” diyen adamın üstüne çullanır.
1-Bederva: Yarılarak elde edilmiş ince tahta