| Bulutlar Ülkesinde İlk Doğum Günü |
| Nezahat DEĞİRMENCİ |
| Yazar Nezahat DEĞİRMENCİ |
| Pazartesi, 16 Şubat 2009 15:47 |
|
Seninle bir amaç uğruna tanışmıştık. İkimiz de ölümün adının kanser olduğu yörenin çocuklarıydık. Yöremizde kanser konulu bir panel yapılacaktı, internette araştırma yapıyordum. Bir ara gözüme Çernobil'in Kızı diye bir başlık ilişti… Seninle yapılmış bir röportajdı. Hemen röportajı yapan gazeteci arkadaşına yazdım. Sana nasıl ulaşacağımı sordum, sağ olsun bana sana ulaşacağım telefonu verdi. Seni ilk aradığımda sıcacık bir ses açtı telefonu. Gülümsüyordu sesin, çok hoşuma gitti. Derdimi anlattığımda hiç ikiletmeden İstanbul'da olursam gelirim dedin, tekrar görüşmek için sözleştik.Günler geçip gitti, panel günü geldi çattı. İlk yüz yüze görüşmemiz orada oldu. Hoş geldiniz dediğimde utangaç ama sevimli bir edayla hoş buldum demiştin. Sonra masadaki yerini aldın, konuşmanı yaptın. Panel boyunca senden gözlerimi ayıramadım. İnsanı sarıp, sarmalayan bir enerji yayıyordun ortama… Halbuki çok değil iki gün önce kemoterapini alıp gelmiştin, verdiğin sözü tutabilmek adına. Konuşmalar bitti, otelden ayrılırken bir arkadaşımızın önerisi ile Tophane'ye gittik. Senin sevdiğin gibi su bardağında çay içtik. Aynı yöreyi ve belki de aynı acıları paylaşıyor olmamız, daha yeni tanışmış olmanın verdiği çekingenliği aldı götürdü. Kırk yıldır tanışan dostlar gibi muhabbet ettik. Sen çok ağır bir dönemi atlattığından bahsettin. Ağzımız açık dinledik hayata tutunuşunu. Sohbet sonrası evlere dağılırken, tekrar görüşmek dileğiyle telefonlar alınıp verilmişti bile. Görüşmeye devam ettik. Artık samimi iki dost olmuştuk. İstanbul, Trabzon hangi şehirde denk gelirsek, mutlak dostluk tadında çayların içildiği sohbetlerimiz oldu. Bir keresinde kemoterapi ertesi buluştuk seninle. Ayağın acıyordu yan etkiden dolayı ve yürürken canın çok yanıyordu. Ona rağmen koluma girip, İstiklal'de yürüdün benimle... İstersen dolaşmayalım lafımı dinlemedin bile. Aslında çok sağlam bir nedenin varken, rahatsızım buluşmayalım demedin. Her geldiğimde, her aradığımda buluşmanın bir yolunu buldun. Salt bu yüzden bile çok kıymetlisin benim için. Değer verir, bunu karşındakine de hissettirirsin. Güzel saatler paylaştık velhasıl seninle. Yüreklerimizi bıraktık dostluğun avuçlarına, iyi ki de yapmışız değil mi? Bu gün 17 Şubat, doğduğun gün güneşim. Doğum günü hediyeni aldığım günden bir gün sonra seni, bulutlar ülkesine uğurladım. Oysa kafamda seni mutlu edecek planlar yapıyordum. Hatta öldüğün gece daha haberini almadan aldığım hediyenin esprisini anlatan bir not tasarlıyordum. Not şöyleydi: “Güneşim bilirsin kaplumbağalar çok yaşar. Sen de onlar gibi uzun ömürlü ol diye sana gönderiyorum. Eminim sen de kaplumbağa gibi uzun ömürlü olacaksın… Ha bu arada sakın bir daha bulutların ardına saklanma” diyecektim… Diyemedim... Nezahat DEĞİRMENCİ Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Geri dönüş(0)
Yorum (2)
![]()
Güzel bir dostun ardından.. Yazar selver, Şubat 16, 2010
Böylesine sevgi ,özlem dolu bir yazıya nasıl cevap verilir bilmiyorum Sevgili Nezahat sen güneşinle tanışıp görüşmek şerefine bende yazıylada olsa onunla tanışmak arkadaş olmak şerefine nail oldum hiç kimseyi kırmadı Çernobil'in Kızı hiç üşenmeden yazdıklarıma cevap yazardı kanser oluşumun yıkıklığını atlatmamda çok büyük payı vardı...Onu kaybettikten sonra aylarca yazılarını tekrar tekrar okudum onun hayata bağlılığı bana ışık oldu...
Bulutlar ülkesinde ilk doğum günü yüce Rabbim Sibel hanımı cennetinde ağırlasın....Melekler arkadaşı olsun... Yorum
|
O hakikaten yapabileceğinin üst sınırlarını zorladı kanser hastalığını ve mücadelesini anlatmak için. Bu yüzdendir ki ona ulaşan hiç kimse yanıtsız kalmamıştır. Bu gün geüneşimin doğumgünü...Elim gitmiyor, dilim söylemiyor...Oysa beraberken kuşlar gibi şakırdık. Sevgili dostum dünyada insanlar isimleri anıldıkça yaşarlar derler, bu açıdan sen ölümsüz oldun. Doğumgünün kutlu olsun güneşim, sevginle , hatıralarınla yüreğimizi ısıtmaya devam edeceğiz.