| Küçük Ayın Büyük Hediyesi: Volkan KONAK |
| Nezahat DEĞİRMENCİ |
| Yazar Nezahat DEĞİRMENCİ |
| Perşembe, 26 Şubat 2009 15:52 |
|
Epey zamandır sana yazmak istiyordum. Elime her kalemi aldığımda denedim , tamamlamak nasip olmadı yazdıklarımı, kısmet bugüneymiş. İnsanın yıllardır sevdiği birine bir şeyler yazmak istemesi doğaldır, fakat bu noktada yalnız o en sevilenlere duyulan hissiyatta devreye giriyor ve sözcükleri seçmek zorlaşıyor…O yüzden kimi zaman coşan, kimi zaman durulan bir anlatımla karşılaşırsan bağışlarsın beni umuyorum. Sana bendeki senden bahsetmek istiyorum şimalin efendisi... Lise yıllarında duyduğum şarkınla başladı her şey… Bir Efulim rüzgarı esiyordu Trabzon'dan Türkiye'ye... Hemen anama sordum Efulim ne demektir diye? Sevgilim demekmiş, öğrenince kaç kişi sevdiğini böyle farklı bir isimle çağırır diye düşündüm… Halbuki ilerleyen yıllarda feriğim deyip, sevecekmişsin ondan daha çok etkilenecekmişim, bilemedim... Yüreğimin rüzgarına kapılışı böyle oldu, açıkçası pek de direnmedim... İnsanı alıp götüren bir büyüydü tınıların. Gün geçtikçe çok sevdim ve bir gün mutlak bu güzel müziğin desahibinin de değeri bilinecek diye not düştüm gönül defterine. Sevdasına kurban olduğum memleketimin de benim vazgeçilmezim olmandaki katkısı yadsınamaz. Yıllar önce kaybettiğim çok sevgili bir varlığa kavuşmuş olduğumu hissettim dinledikçe. Efuli'den Sonra sevgilinin gözlerini cam kırıklı yollarda aradın sevdanın ama bulamadın. Bir ara gelir misin benimle dedin, Kaf dağının ardına..E çağıran sen olduktan sonra gelinmez miydi, sultanım... Yolda Maçka'nın soğuk akan derelerinde dinlenir, halamın kızının kader arkadaşı, Ayişe'yi ziyaret ederdik. O Ayişe ki yayla çiçeklerinin açışı sırf onun yüzündendir. Bahar onunla gelir yaylalara. Gurbetçileri yiyen İstanbul'a da uğrardık. Bütün Pedalizalar gibi Kız Kulesinin ışığına uçardık karanlıkta… Konuşurken söz Çernobil'e gelir, kaybettiklerimize susmamacasına ağlardık. Sen gardaşını, babanı ve dahi ben nicelerini anlatırdım. Sahi ne kardeşlikti öyle sizinkisi... Hiç bir zaman gardaşınla olduğun zamanlardaki gibi olamayacağını biliyorum, seni anlıyorum. Bilirim, hiçbir insan başka bir insanın yerini dolduramaz. Göğsünde koca bir boşluk, kala kalırsın gidenin ardında. Canın tenindedir, doğru ama yüreciğin ne haldedir, ancak yaşayan bilir... Cerrahpaşa'da bıraktığının yüreğinin yarısının sesi hep kulağımızda. Öyle ne yarım kalmalar yaşadık değil mi? Eskiler kalp kırmayın, tamiri olmaz derler ama kalbin yarım kalması kırılmaktan çok öte bir şey. Bir tarafın hesap sormak ister ama kime olduğunu anlayamazsın. Yalnız bir şeyi itiraf etmekte lazım, bu yarıda kalmalar besler duygularımızı… Hiç aşık olmayan aşkın, ayrılık görmeyen ayrılığın derinliğini anlayamaz. Yani belki de yaşananlar yüreğinin aynasını bu kadar parlatıyor, kısacası aşk ağlatıyor, dert söyletiyor. Her şarkıda aşanmışlığın izlerini görmek mümkün. Bu da seni daha kalıcı yapıyor, yürekten gelen coşkunun ifadesi dinleyenlerini müptela ediyor. Sana bu kadar kısacık değil daha uzun yazmak isterdim ki, bunu fazlasıyla hak etmektesin. Fakat yazmak istedikçe dilim dolaşıyor, yüreğimdeki coşkuyu tarif etmekte zorlanıyorum… Bu yazdıklarım belki derme, çatma ama kalpten sözcükler… Efuli ile dünyama giren, kalbimin atışlarını şarkılarında bulduğum Karadeniz yürekli adam dünyayı yaşanır hale getirdiğin için sağol… Senin ve sesinin farkındalığındaki yüreklerimizin pasını silmeye devam et. Yüreklerce sevgiyle, nice yıllara... Nezahat DEĞİRMENCİ Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Favorilerinize ekleyin
Bu yazıyı e-posta ile gönder
Hit: 679 Geri dönüş(0)
Yorum (0)
![]() Yorum
|