Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Cts09202014

Son GüncellemePaz, 24 Ağu 2014 1pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Röportajlar Kemençe Sanatçılarımızdan Tahsin TERZİ ile Söyleşi

Kemençe Sanatçılarımızdan Tahsin TERZİ ile Söyleşi

Tahsin Terzi

Karadeniz'in sevilen Kemençe Sanatçılarından Tahsin TERZİ ile yaptığımız söyleşiyi siz değerli Karadeniz sevdalılarına sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Kendisini ile neler mi konuştuk? Buyrun hep birlikte okuyalım...

Meftun Şengün: Sevgili Tahsin ağabey; öncelikle Tahsin TERZİ kimdir? Bizlere biraz kendinden bahsedebilir misin?

Tahsin Terzi: 1972 yılında Trabzon'un Of ilçesine bağlı Cumapazarı beldesinin Serindere köyünde dünyaya geldim. Tabiri caizse Çaykara ile Of'un tam sınırında yer alan bir köydür. İlk ve ortaokula memleketimde devam ettim. Ortaokul yıllarım esnasında uzun sürmeyen bir Almanya maceram oldu. Almanya dönüşünde ise İstanbul'a yerleştik. Halen İstanbul'da yaşamaktayım.

Meftun Şengün: Müzik yaşamın nasıl başladı? Daha doğrusu kemençe ile tanışman nasıl oldu?

Tahsin Terzi: Çocukluk yıllarımda, tam olarak 12 yaşında iken tanıştım diyebilirim. Büyüklerimiz geçmişte kemençe çalmışlar. Dedem çalardı, amcalarım çalardı. Hani ırsi derler ya, herhalde bende de bu kemençe sevdası sülaleden gelen bir ırsiyetle geçti. Ben kendimi bildim bileli ağzım kaydeler yapardı. Aslında daha erken de başlayabilirdim ama kemençem olmadığı için bir kemençe sahibi olana kadar beklemek durumundaydım. Ağabey'im sağ olsun eski bir kemençe almıştı bana, o kemençe ile başlamışımdır çalmaya.

Tahsin Terzi

Meftun Şengün: Kemençeye başladığın ilk zamanlarda sana yardımcı olan, hocalık yapan isimler oldu mu?

Tahsin Terzi: Kemençeye başladığım ilk zamanlarda ders alma gibi bir imkânım olmadı. Amcam ara ara köye geldiğinde bana biraz biraz yardımcı olurdu. Amcamın ismi Nizam TERZİ; Kendisi bizim yöre tarzını çalan bir kemençeciydi. Hep kapalı ortamlarda yetiştik. Hiç bir yere bakamadık, ciddi manada bir ustadan eğitim alma şansım olmadı. Memlekette zaten böyle bir imkân da yoktu. İstanbul'a geldikten ve burada Mehmet BAYKA ile tanıştıktan sonra iş ciddiye bindi, o dönemlerde profesyonel olarak çalmaya başladım.

Meftun Şengün: İstanbul'a ilk yerleştiğiniz senelerden bahsedebilir misin?

Tahsin Terzi: 1987 yılında İstanbul'a yerleştik. 90' lı senelerde (Yanlış hatırlamıyorsam 1994) burada ilk tanıştığım isimlerden birisi Mehmet BAYKA olmuştur. Hatta biraz da o yılları Mehmet' ten dinleyebiliriz;

Mehmet Bayka: Tahsin TERZİ' nin ilk ciddi manada dinleyicilerinden birisi bendim. Ben de o zamanlar memleketten yeni gelmişim, yüreğim memleket aşkıyla yanıp tutuşuyor. Tamamen kulağım bizim oranın orijinal kaydeleriyle dolu. Benim de birçok Karadenizli gibi bir yurtdışı maceram oldu, bir süre Hollanda'da yaşadım. Orada bizi bir kemençe sevdası aldı. İki tane kemençe alıp getirdim oradan ve dedim ki; Ben bu kemençeyi öğreneceğim! Derken işte bizim bir Metin arkadaşımız vardı kulakları çınlasın, “Bizim köylü bir uşak var adı Tahsin, o uşak güzel kemençe çalıyor” dedi. O zamanlar Yusuf Cemal KESKİN ve İsmail TÜRÜT' ün en popüler zamanları. Tahsin TERZİ ile daha tanışmamışım ama yatıyorum kalkıyorum Tahsin TERZİ diyorum. Arkadaşlara sürekli “Tahsin TERZİ' nin yanına gidelim tanışalım” gibi sözlerle kendisi ile tanışmak için baskı yapıyorum. Neyse bir gün tuttuk bir arkadaşımızın kolundan beraber gittik Tahsin TERZİ' nin evine. Tahsin TERZİ' yi ilk gördüğümde ondan aldığım pozitif elektrik beni çok etkilemişti. O kadar sıcakkanlı ve dostane tavırları vardı ki size anlatamam. Derken oturduk başladık sohbete “Sen de kemençe çalar mısın?” dedi. Ben de “Yok ağabey, dün bir bugün iki olmuştur saytayı elimize alalı” dedim. Sonra üstâd kemençe çalmaya başladı. Benim tabii aklımda bazı parçalar vardı kendisinden dinlemek istediğim. “Düğün öncesi Kına, Gel Yakına Yakına” bizim oranın çok sağlam bir horon havasıdır. “Tahsin ağabey bu havayı çalar mısın?”dedim. Sonra o havaydı bu türküydü derken baktım ki her havayı çok rahatlıkla çalıyor, ama öyle güzel çalıyor ki insan mest oluyor. Ben o günü hiç unutamam. Tahsin TERZİ' de öyle bir yetenek var ki yanından hangi melodiyi mırıldanırsanız mırıldanın onu kemençesi ile çok rahatlıkla icra edebiliyor. Türkiye' de böyle güçlü kulağa sahip sanatçı herhalde çok azdır. Sonraları ona hep profesyonel olarak bu işe girmesini ve bu camiada yer almasını söylüyorduk. Ama ne var ki o bizi dinlemiyor, ben yapamam ben edemem gibi laflarla bizleri geçiştiriyordu. Ne var ki sonunda Tahsin TERZİ' yi ikna etmeyi başardık ve o da bu camiada yerini aldı. Ama onun bu girişi hani bir girdi, pir girdi tarzı oldu.

Tahsin Terzi: Bazı nedenlerden ötürü kemençeye ara vermek durumunda kaldım. Bir süre Çınarcık’ta kaldım. Bu durum 97 98'e kadar sürdü. O yıllarda Yusuf Cemal KESKİN ağabeyimiz ile tanıştık.

Mehmet Bayka: TGRT'de o dönemlerde Reis'in Takası isimli bir program yapılıyordu. Yusuf Cemal KESKİN ağabeyimiz de o programın sunuculuğunu yapanlardan birisiydi. Onun yanına gidip Tahsin TERZİ isminden bahsettik. Hatta onun kaydelerini bile kendisinden daha iyi çalabildiği gibi methedici sözler söyledik. Tabii Yusuf Cemal ağabeyimiz bu sözler üzerine “Onu yanıma getirin kendisi ile bir tanışalım” dedi. Biz de bu buluşma için zemini hazırlamıştık.

Tahsin Terzi: Yakup ÖZDEMİR isimli bir arkadaşımızın ablasının düğünü vardı. Katılmak için düğünün yapıldığı yere gidecektik.

Mehmet Bayka: Düğün başladı, Yusuf Cemal KESKİN ve Kerim AYDIN o akşam düğünde sahne almışlardı. Ben Tahsin TERZİ' yi bekliyorum tabii. Vakit ilerliyor fakat Tahsin TERZİ ortalıklarda yok. Sonra baktım olacak gibi değil dışarıya onu aramaya çıktım. Nerelerde olabileceğini tahmin ettiğim için bulmam kolay oldu. Fakat o gelme niyetinde değildi. Biraz da çekingenlik vardı üzerinde. Zoraki de olsa yanımda götürmeyi başardım. Tahsin TERZİ o düğün salonunda Yusuf Cemal KESKİN ile ilk defa tanışmış oldu. Kendi kullandığı kemençeyi vererek çalmasını istedi. Tabii Tahsin ağabey de fevkalade çalınca Yusuf Cemal KESKİN onu çok beğendi. O haftanın cuma günü için Tahsin ağabeyi programa davet etti. O günün ertesinde Tahsin ağabey tekrar Çınarcık'a gitmişti. Cuma günü gelip çatmış ama Tahsin ağabey o gün programa gelmemişti. Tabii bu durum üzerine hemen Çınarcık'la irtibat kurup Zeki ağabey ile görüştük. Tahsin ağabeyin programa çıkmaktan ötürü çekindiğini hatta biraz da utangaçlığının tuttuğunu söyledi. Neyse efendim uzatmayayım, ertesi hafta için Tahsin ağabeyi ikna edip İstanbul'a getirdik. Program günü TGRT' ye gidip Yusuf Cemal KESKİN' in yanına vardık. Tabii hemen Tahsin ağabeyi program için içeri aldılar, böylelikle Tahsin ağabey bu camia içerisine ilk girişini yapmış oldu. Tahsin ağabey şu an öyle bir konuma geldi ki bu camiada bir marka oldu. Eğer bir albüm yapılacaksa o albümde Tahsin TERZİ isminin geçmesi çok önemli.

Tahsin Terzi: O günden sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi.

Meftun Şengün: Sanat hayatına ilk adım attığın günlerden bu yana yıllar geçti. Şu an kendi dalında çok iyi bir yerdesin. Hatta günümüzün Bahattin Çamurali' si olarak seni gösteriyorlar. Tahsin ağabey biraz da şu ana kadar yaptığın çalışmalardan bahsedebilir misin?

Tahsin Terzi: Sahne çalışmalarımın yanında programlara katılıyorum, bunların yanında sürekli albüm çalışmalarının içerisindeyim. Birçok sanatçı ile birlikte çalıştım. Şu an Hülya POLAT' la birlikteyim, bugüne kadar da en çok Hülya POLAT ile birlikte çalışmışımdır.

Mehmet Bayka, Tahsin Terzi ve Birol Bahadır

Meftun Şengün: Peki ağabey kemençe senin için ne anlam taşıyor, Tahsin TERZİ'nin gözüyle kemençe nedir?

Tahsin Terzi: Bizleri ifade eden bir araçtır kemençe, bizim söyleyemediklerimizi dile getirdiğimiz bir çalgıdır. Yüreğimizden kopup gelenleri kemençe ile ortaya koyabiliyoruz. Dedim ya bizleri en iyi anlatan araç herhalde kemençedir. Bana göre de kemençenin ana yurdu Görele'dir. O taraftan bizim bu taraflara doğru harmanlaşa harmanlaşa Trabzon'a, Rize'ye kadar gelmiştir tabii şimdi artık sınırlarını bile aşmıştır. Kısacası diyebileceğim Karadeniz insanını ifade eden enstrümandır.

Meftun Şengün: Tahsin TERZİ' nin günümüzdeki Karadeniz Müziğinin gidişatı hakkında görüşleri nelerdir?

Tahsin Terzi: Hem iyi hem kötü diyebilirim. İyi olan şeyler de var kötü olan şeyler de var. İyi işler yapan arkadaşlar var. Şu an iki kola ayrılmış gibi gözüküyor. Biraz etnik çalışanlar, yöresel çalışanlar var kendi müziğimize Batı soundlarından ekleyenler var. O taraftan olanlar bu işi biraz yozlaştırdılar. Bilmeyenler bu işe girdi, bilenler her zaman iyi işler yapıyorlar. İsim vermeye gerek yok. Ama hala çok eksik var, tam anlamıyla bir şeyler yapılamıyor.

Meftun Şengün: İyi çalışmaların yapılması için neler gerekiyor?

Tahsin Terzi: Eğitimli arkadaşların olması gerekiyor. Bu büyük bir eksiklik.

Meftun Şengün: Bugüne kadar ne kemençe ne de tulum akademik ortamlara taşınamadı. Daha önce Selim BÖLÜKBAŞI ile yaptığımız röportajda da bu konuya değinmiştik. Maalesef kendi kültürümüzün simgesi olan çalgılar bu gün konservatuarlara giremedi.

Tahsin Terzi: Yani şimdi benim kafamda yapılması gerekenler adına çok şeyler var ama kendi düşüncelerim bile beni aşıyor maalesef. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Ama dediğim gibi beni de aşan şeyler maalesef. Toplum olarak bir şeyler yapmalıyız. Tabana inilerek bir şeyler yapılmadı. Bugüne kadar hep eski otantik parçaların üzerlerine yazarak devam ettiler. Başkalarına ait olanların üzerine yazarak bu iş yapılır mı? Oysa şu an günümüzde yapılanlar bunlar. Başkalarının emeğinin üzerine yazıyorlar, bu olmamalı.

Meftun Şengün: Bizim önümüze çıkan sonuç şu o zaman; artık yeni işlerin ortaya konması lazım. Yeni çalışmalar yapılması lazım. Bu işe gönül verenlerin kendi yüreklerini bu işe koymaları lazım.

Tahsin Terzi: Sonuçta olay bir yerde maddiyata da dayanıyor. Maddiyat olmadan da bir şey olmuyor. Bu yolda yapılması gerekenler adına büyük bir proje başlatılmalı. Ciddi anlamda bu işe kafa patlatan, çaba sarf eden arkadaşların bir araya gelmesi gerekiyor. Artık Karadeniz Müziği yaparak bu işten kazancını sağlayanların tescil edilmesi lazım. Bir eser gerçekte kime ait ise o kişi adına tescillenmeli, daha sonra bu eserleri alarak kendi adına kullananlara dava açılmalıdır. Eski türküler aslına uygun olarak tekrar derlenmelidir.

Birol Bahadır: Bir de Halkoyunları ekiplerine çalınan kemençeler hakkında neler düşünüyorsun ağabey, bu konudaki görüşlerini de alabiliriz miyiz?

Tahsin Terzi: Folklor ekiplerinde çalınan kemençeler’de de bazı problemler var. Mesela biz kemençecilerin de hataları oluyor. Bir horon havasını tam orijinal halini öğrenerek oyundaki ayağa göre çalmıyoruz. Bu işi en iyi yapanlar da çok azdır. Onlar da zaten eski üstâdlar oluyor. Yeniler ise genelde hep kulaktan dolma çalarak işin kolayına kaçıyorlar.

Meftun Şengün: Yenilerden kemençeci olarak umut gördüğün senin gözünle başarılı bulduğun genç arkadaşlar var mı?

Tahsin Terzi: Yeni nesilden olsun, bizim yaşıtlarımızdan olsun bu işe gönül verip azimle çalışan arkadaşlar mevcut. Bu nedenle de geleceğe yönelik olarak umutlarım var. Aklıma gelmeyen arkadaşlar da olabilir ama bunların içinden birkaç isim verecek olursam Mehmet GÜNDOĞDU, Cemal BERBER ve Umut AYVAZ bu işe gerçekten ciddi manada eğilim gösterip çalışan arkadaşlarımızdandır. Mehmet GÜNDOĞDU ve Umut AYVAZ Görele ve Ağasar Havalarını güzel icra etmekteler.

Meftun Şengün: Of Sürmene bölgesinde kemençe denilince akla ilk gelen isim olarak sen varsın sanırım?

Tahsin Terzi: Başka arkadaşlarımız da var. Yakup SARAL olsun, Mehmet TAK olsun bu arkadaşlarımız da var, hakeza Onay ŞAHİN' de bu işe gönül vermiş arkadaşlarımızdan birisidir. Onay'ın ayrıca yöresel anlamda bir takım araştırma çalışmaları da vardır.

Meftun Şengün: Kemençenin dinleyici kitlesi hakkında düşüncelerin nelerdir?

Tahsin Terzi: Özellikle Görele-Ağasar bölgesinin dinleyicisi çok iyi. Hatta onların Folklorcuları bile kemençeden anlarlar. Eğer bir havayı yanlış ya da hatalı çalışıyorsanız hemen müdahale ederler.

Mehmet Bayka: Bizim yörede ise bu durum biraz daha değişiklik gösteriyor. Doğuya doğru ilerledikçe (Sürmene Of Çaykara Rize) eğer bir kemençeci yeni başlamış ve kendisinden önce bu işe başlayanlara göre daha hatalı çalıyor olsa bile insanımız genel olarak “o da aynısını çalıyor, bu da aynısını çalıyor” gibi değerlendirmeler yaparak bu işi kaliteli yapanların sıyrılmasını güçleştiriyor.

Tahsin Terzi: Yani bu gibi durumlar dinleyici açısından batı bölgelerinde de oluyor ama özellikle bizim yörelere göre daha az olmaktadır. Dinleyici genel olarak o taraflarda kendi yörelerine ait ezgileri biliyorlar. Bu da işini hakkı ile yapamayan insanların ayrıştırılmasını kolaylaştırıyor.

Meftun Şengün: Ağabey sana bir sorum da sanatını icra ederken karşılaştığın sıkıntılar hakkında olacak, bu konuda neler söyleyebilirsin?

Tahsin Terzi: Şimdi bizim zorluğumuz en çok istekli olmadığımız halde mecburiyetten ötürü çalıyor olmamızdır. Nereye gidersek gidelim, düğünlerde olsun programlarda olsun yerleşik bir ritim problemi var. Klavye ile ritimden hala kurtulamadık. Bu klavyeye karşı olduğum anlamına gelmesin, burada üzerinde durmak istediğim konu klavyenin kullanımıyla alakalıdır. Genel olarak kullanımda sesler pop arabesk tarzı kullanılmakta. Bu ise bir uyumsuzluğa neden oluyor. Halbuki otantik Karadeniz müziğinde yine yöre çalgılarımızdan davul kullanılsa bu gibi problemler ortadan kalkacak. Çünkü özellikle davul ritim olarak kemençe ile en uyumlu ses veren çalgıdır. Tabii bu konuda biraz da solistlerimize iş düşüyor.

Meftun Şengün: Kemençeci olmak isteyen, bu işe gönül vermiş genç kardeşlerimizle birlikte bu alanda çalışma yapanlara tavsiyelerin nelerdir?

Tahsin Terzi: Öncelikle bizler de dahil olmak üzere eski üstâdlarımızı çokça dinlemeliyiz. Bir havanın orijinal halini eksiksiz bilmek gerekir. Bir yerde bir Hasbal havası veya Tuzcuoğlu havası çalıyorsa kişi o havayı tanıyabilmelidir. Bizler de profesyonel olarak bu işi yapıyor olsak bile hala daha eski üstâdlarımızın seviyesine gelemedik. Bu iş çok çalışmayı gerektiriyor. Azmedecek ve yılmayacaksınız. Şunu açıklıkla ifade edebilirim ki bu iş tembelliği asla götürmez. Her zaman en iyisini ortaya koymak için çalışmak gerekiyor.

Meftun Şengün: Sohbete başladığımız andan bu yana ara ara hep eski üstadlarımızdan bahsedip, bu işi yapan insanların onları örnek alması gerektiği üzerine tavsiyelerin oldu. Eski üstadlarımız ile günümüz sanatçıları için neler söyleyebilirsin?

Tahsin Terzi: Günümüz kemençecilerinde her yöreyi çalabilme gayreti var. Eski kemençecilere dikkat ederseniz onlar genelde hep kendi yörelerini çalarlardı. Mesela; Piçoğlu kendi yöresini çalardı, bizim bu taraflarda Bahattin Çamurali kendi yöresini çalardı. Belki ara ara başka yöreleri çaldığı da oluyordu ama dediğim gibi eski üstâdlarımız her yöreyi çalabiliyor olsalar bile daha çok kendi yörelerinin ezgilerini çalarlardı. Bana göre yeni kemençeciler her yöreyi çalabilmeliler. Ama şöyle bir durumda var ki o eskinin orijinalliğini yenilerde göremiyoruz. Bu bizlerde de böyle ama niye böyle hala bir sebep bulabilmiş değilim.

Tahsin Terzi

Meftun Şengün: Hazır bu konudan devam ederken senin en çok sevdiğin sanatçılar ve tarzlar hakkında bilgi istesek?

Tahsin Terzi: Çok var, hangisini sayayım ki, ben eski üstadların hepsini çok seviyorum. Her birinin ayrı bir güzelliği var. Ama illa da isim dersen Görele'den M.Sırrı ÖZTÜRK, Katip ŞADİ, bizim taraflardan Bahattin ÇAMURALİ ve Yusuf CEMAL KESKİN'i isim olarak verebilirim. Eskilerin birer birer isimlerini vermeye zaten gerek yok. Onlar baştan da söylediğim gibi apayrı güzellikler. Belki bilmediğimiz başka başka kemençeciler de vardır, imkânımız olsa da hepsini tanıyabilsek…

Meftun Şengün: Karadeniz müziğinin otantizminin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için dikkat edilmesi gerekenler nelerdir sence?

Tahsin Terzi: Teknolojinin bize bir faydası bu işte. Geçmişten günümüze bir çoğu plaklarla olsun kasetlerle olsun özel çekimlerle olsun kayıtlar ulaşmış. Öncelikle eski kayıtları toparlayıp arşivlememiz gerekiyor. Ama bu konu’da da her şey yine bizlerde bitiyor.

Meftun Şengün: Peki Tahsin TERZİ'nin ileriye yönelik projeleri var mı? Varsa bunlar nelerdir?

Tahsin Terzi: Ne zaman ki gerçekten iyi bir kemençeci olduğuma kanaat getirirsem o zaman birkaç projeye başlayabilirim.

Meftun Şengün: Kendine ait besteler yapmak gibi mi?

Tahsin Terzi: Yani o da bir etken zaten. Ama ne var ki şu ana kadar yaptıklarım beni tatmin etmiyor. Beste yapmak da bir Allah vergisi sonuçta, bir insan belki çok iyi bir kemençeci olamayabilir ama bir bakmışsınız ki o insan çok iyi bir besteci olmuştur.

Meftun Şengün: Son olarak eklemek istediğin şeyler var mı ağabey?

Tahsin Terzi: Öncelikle herkes iyi bir dinleyici olsun. Karadeniz müziği dinleyen herkes iyiyi ve kötüyü bir şekilde ayırt etmeli. İnsanımız en azından normal bir düz horonu bile öğrensin, oynasın. Biliyorsun o da ayrı bir sorun zaten. Bir bakıyorsun 10 15 kişi horon oynuyor, biri başka diğeri başka hareket ediyor, bu da hiç hoş olmuyor. Hepimiz birlik olacağız, başka yol yok.

Meftun Şengün: Seni hazır yakalamışken çok da yormak istemiyorum, son olarak Karadeniz bölgesinin genel sorunları hakkında söylemek istediklerin var mı ağabey?

Tahsin Terzi: Bana göre yapılaşmaya önemle eğilmek gerekiyor. En büyük sorun bu bana göre. Ulaşım da var ama yapılaşma olayı önem olarak bence daha önde geliyor. Bu zamana kadar olan çirkin yapılaşma olayı nasıl düzelecek bilemiyorum. Bundan sonrası için birtakım tedbirlerin alınması gerekiyor, bir dizi yasaklar koymak lazım. En azından kendimizden başlayarak ailemizden ve akrabalarımızdan bu konuda titiz davranmalarını isteyerek bireysel olarak bir şeyler de yapmış olabiliriz. Bu konuda ben çok hassas davranırım mesela.

Meftun Şengün: Otoyol hakkında neler düşünüyorsun peki?

Tahsin Terzi: Yapılış tarzı nedir ne değildir bilemem ama o yol Karadeniz'e yakıştı gibime geliyor. Ama yol için denizden aldığınız şeridi deniz bir gün geri alır. Doğa olayları ne getirir tabii onu bilemeyiz. Tabii bu yol yapımı ile de tarihi bir güzellik kayboldu. Eskiden denize girdiğimiz birçok yerde şu an denize bile giremeyecek bir duruma geldik. Kısaca özetlemek gerekirse yola bir ihtiyaç vardı; çok iyi yapılmış olmasa da durumu biraz toparladı gibimi geliyor.

Meftun Şengün: Bu güzel ve sıcak söyleşi için sana çok teşekkür ederiz, ilerleyen zamanlarda seni tekrar aramızda görmek isteriz.

Tahsin Terzi: Ne demek ben teşekkür ederim, özellikle sen ve senin gibi arkadaşlarımızın bu işe aşkla sarılarak bir şey yapma çabasını görmek bizleri mutlu ediyor. Asıl ben teşekkür ediyor, başarılarınızın daimi olmasını diliyorum. Elimizden geleni her zaman yaparız bundan emin olabilirsiniz.

Röportaj ve Fotoğraflar: Meftun ŞENGÜN (İstanbul-2007).

Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Yemekleri

Gezi & İnceleme

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...